Uhud Gazvesi ve İslam Tarihi kaydında Kıymetli izleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızda tekrar sizlerle birlikteyiz. Mahmut Sami Ramazanoğlu eserlerini, sohbetlerini inşallah sizlerle paylaşmaya, sizlere aktarmaya gayret ediyoruz. Bu bölümümüzle birlikte inşallah Uhud Gazvesi isimli esere başlayacağız. Küffar'ın Uhud Harbi'ne hazırlığı ile biiznillahi teala programımıza…
Kıymetli izleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızda tekrar sizlerle birlikteyiz. Mahmut Sami Ramazanoğlu eserlerini, sohbetlerini inşallah sizlerle paylaşmaya, sizlere aktarmaya gayret ediyoruz. Bu bölümümüzle birlikte inşallah Uhud Gazvesi isimli esere başlayacağız. Küffar'ın Uhud Harbi'ne hazırlığı ile biiznillahi teala programımıza başlıyoruz. Gazve-i Bedir'de Kureyş ordusu fena ve perişan bir halde bozularak perakende olarak Mekke'ye vardıklarında Safvan Bin Umeyr ve İkrime Bin Ebi Cehil ve Abdullah İbn-i Rebia gibi babaları ve kardeşleri ölenler Ebu Süfyan'ın yanında toplandılar ve Muhammed bizim büyüklerimizi öldürdü, bizleri kimsesiz bıraktı, şu kervanın kar ve temattuu ile bize iane ediniz de ondan intikamımızı alalım dediler. Ebu Süfyan derhal muvafakat edip sair sermaye sahiplerini de ikna ettiler. Kervandaki malları sattılar. Birebir kar oldu.
Sermayesi olan elli bin altını sahiplerine verdiler. Elli bin altın kar kaldı. İşte bu kardan yirmi beş bin altın ayırıp onunla Arap'tan asker toplamak üzere karar verildi. Fakat Bedir'de katledilen Eşrefı Kureyş'i yad eyleyerek ve onlar için mersiyeler söyleyerek nas'ı insanları harbe teşvik ve tahrik etmek üzere natıkalı yani konuşması düzgün güzel hitap edebilen birkaç kimseyi vazifelendirerek bu işe ehemmiyet vermek istediler. Bunun için Amr Bin As ve Hubeyretübnü Ebi Vehb ve İbnur Ribei ve Ebu Uzzetü'l Cümmeyyi intihab olunarak seçilerek kabail içine gönderildi. Yani kabilelere gönderildi.
Her ne kadar Ebu Uzze Bedir vakasında esir edilip Fima Bade ehli İslam aleyhinde bulunmamak şartıyla yani daha sonra ehli İslam aleyhinde bulunmamak şartıyla meccanen herhangi bir bedel alınmaksızın affedilerek serbest bırakılmış olduğundan bu vazifeyi kabulde tereddüt eylemiş ise de Safvan'ın ısrarı üzerine dayanamayıp ehli İslam aleyhine halkı tahrik etmeye başladı ve bu suretle Kureyş taifesi Beni Mustalık, Beni Havn İbn-i Huzeyme ve Beni Haris İbn-i Mustalık, Beni Havn İbn-i Huzeyme ve Beni Haris İbn-i Abdi Menaf kabilelerinden iki bin kadar asker topladılar ve üç bin neferden mürekkep bir ordu ile Mekke'den çıktılar ki yedi yüz zırhlı ve iki yüzü atlı ve üç bin develeri vardı. Ordunun reisi Ebu Süfyan olup karısı Hint'te beraberindeydi ki babası Utbe ile kardeşi Velid ve amcası Şeybe'nin intikamını almak için askerleri teşvik ve tahrik ederdi.
İkrime Bin Ebi Cehil'in karısı Haris Bin Hişam'ın kızı olan Ümmü Hakim ve Haris Bin Hişam'ın karısı Velid bin Muğire'nin kızı Fatıma, Safvan Bin Ümeyye'nin karısı ve mes udi Sakafi'nin kızı Rabi Ta'da kocalarıyla birlikte oldukları gibi Mus'ab Bin Umeyr'in kardeşi Ebu Üzeyr İbn Umeyr'de anası Hannnas ile beraberdi. Bunlardan başka karılar da var idi ki hepsi on beş karı oldukları halde def çalarlar ve askeri gayrete getirecek şiirler okurlardı. Abbas İbn-i Abdil Muttalip de Bedir'de felakete uğradığından bahisle özür beyan ederek geri kaldıktan başka Kureyş'in bu hazırlık hareketine dair bir mektup yazdı ve üç günde Medine'ye ulaştırmak üzere Beni Gıfar'dan ücretle bir sa'y tutup gönderdi. Sa'y gelip Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemi Kuba Karyesi'nde bularak mektubu verdi.
Uhud Gazvesi ve İslam Tarihi kaydında Kıymetli izleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızda tekrar sizlerle birlikteyiz. Mahmut Sami Ramazanoğlu eserlerini, sohbetlerini inşallah sizlerle paylaşmaya, sizlere aktarmaya gayret ediyoruz. Bu bölümümüzle birlikte inşallah Uhud Gazvesi isimli esere başlayacağız. Küffar'ın Uhud Harbi'ne hazırlığı ile biiznillahi teala programımıza…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 6 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem o mektubu Übey Bin Ka'b Radıyallahu Anh hazretlerini okuttu ve gizli tutulmasını emretti. Sonra Kuba Karyesi Eşrefından ve Kibar-ı Ensar'dan Sa'd Bin Rebi Radıyallahu Anh'ın hanesine gitti. Onunla mahremane olarak bu keyfiyeti müzakere eyledi. Sonra Medine-i Münevvere'ye teşrif buyurdu ve Kureyş ordusunun ahvalini tecessüs ve tahkik için Ubab ibn-il Münzir radiyallahu anh Hazretlerini gönderdi. O da çıkıp Medine'ye bir konak mesafesi olan Uraz denilen yerde Kureyş ordusunu gördü ve ahvalini tahkik ederek Medine'ye gelip keyfiyeti Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve selleme haber verdi. Hubab İbn-il Münzir radiyallahu anh hazretlerinin tahkikatı Abbas İbni Abdülmuttalib'in tahriratına tamamıyla muvafık geldi. Hicret-i Muhammediye'nin üçüncü senesi Şevval ayının iptidalarında çarşamba günüydü.
Kureyş ordusu Medine-i Münevvere hizasına geldi ve Cebeli Uhud yanında Aynen denilen tepenin yanına kondu. Perşembe ve cuma günleri orada kaldı. Cuma gecesi Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem rüyasında görmüş ki birtakım sığırlar boğazlanıyor. Zülfikar nam kılıcın ucu kırılıp bir gedik peyda olmuş ve arkalarına bir muhkem zırh giyip mübarek elini o zırhın yakasına sokmuş. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ferdası günü bu rüyasını ashabı Kiram'ına söyledi ve boğazlanan sığırlar ashabından katlolunacak zevata ve kılıcımın ucundaki gedik de ehli beytimden birinin katlolunmasına işarettir ve muhkem zırh da Medine demektir diye tabir eyledi. Şu hale nazaran Medine içinde durunuz, düşman içeri hücum ederse tedafüi yani savunma ve teaffuzu korumaya dair cenk ediniz diye buyurdu. Ashab-ı kiramdan bazıları da bu sureti münasip gördü.
Reisül Münafikin olan Abdullah bin Übey bin Selül de bu reyde bulundu ve ya Resulallah zamanı cahiliyette düşman zuhurunda biz ne vakit çıkarsak mağlup olurduk ve ne vakit Medine'de kalıp da müdafaa edersek galip gelirdik dedi. Filvaki öyle tedafü iyi hareket, muhafıkı hal ve maslahat idi. Yani savunma savaşı, savunma pozisyonunda bulunması menfaatlere de uygun görünüyordu. Zira Medine'nin her tarafı binalar ve duvarlarla çevrilmiş ve geçit yerleri istihkamlarla seddedilmiş olduğundan bir kal'a hükmünde olup Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin rüyasında gördüğü gibi bir kavi zırh mesabesindeydi.
Binaenaleyh bir müddetçik Medine-i Münevvere'de sabr-u sebat olunsa, urbana fütur gelerek bir kısmı savuşup giderdi ve Medine üzerine hücum ettikleri takdirde içeriden o katılarak birçoğu telef edilebilirdi ve Kureyş ordusuna zaaf gelip icabı hale göre üzerlerine hücum ile muharebeyi kazanmak kolay olurdu. Fakat Bedir Gazasında bulunmayan yeniler Şuheda-i Bedir'in nail olduğu dereceatı Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemden işitmekle o gazada bulunmadıklarına son derece müteessif olmalarıyla ya Resulallah biz Allah'tan bugünü isterdik. Bizleri dışarı çıkar. Düşmanlarımızla göğüs göğüse cenk edelim dediler. Ashab-ı Kiram'dan bazıları da eğer çıkmaz isek düşman bizim zaafımıza ve korkaklığımıza hamlederek şımarır diye çıkıp da meydanda cenk zaruretini tercih ettiler.
Hazreti Hamza radiyallahu anh da gayet şeciği ve Bahadır bir zat olduğundan Medine'de kapanıp durmaya havsalası mütehammil olamadığı cihetle düşman üzerine çıkıp da hücum etmek istedi. Onun üzerine Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem dahi çaresiz dışarı çıkıp meydan cenge etmek üzere karar verdi ve sabrı sebat ederseniz bu kere de Cenabı Hak bize nusrat ihsan eder diye buyurdu. Cuma hutbesinde fezaili cihadı cihadın faziletlerini beyan buyurdu ve ikindi namazını cemaatle eda ettikten sonra Ebu Bekir Sıddık ve Ömer'ül Faruk Radıyallahu Anhma Hazretleri ile beraber hücre-i mutahharesine gitti. İkisi birlikte Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin imamamesini düzelttiler ve elbise-i seferiyesini giydirdiler. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem birbiri üzerine iki zırh giydi ve kılıncını kuşanıp yine onlarla beraber hücre-i mutahharesinden dışarı çıktı.
Sair Ashab-ı Kiram'da hep hazır olup ve avali kariyeleri ahalisi gelip kafeten tamamıyla Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin çıkmasını beklemeye başladılar. Değerli nicerim askerlikte en mühim vazife sen askerin emrine itaattir. Yani başkomutanın emrine itaattir. Halbuki askerliğin en mühim vazifesi Harekatı Harbiye'de seraskerin emrine tamamıyla itaat ederek onun reyü tedbirine, yani görüşüne asla karışmamaktır. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Tahaffuzi Ceng'i, yani korumaya yönelik, savunmaya yönelik cengi savaşı tensip buyurmuşken bazı ashabın onu dışarı çıkmaya mecbur etmeleri büyük bir hataydı. Evs kabilesinin reisi ve Ensar-ı kiramın en ulusu olan Sa'd Bin Muaz radiyallahu anh ile Üseyyid Bin Huday radiyallahu anh siz Resulullah'ı istemeyerek çıkmaya mecbur ettiniz. İşi ona bırakmalıydınız.
Ona vahiy gelir ve işin iktizasını o sizden ala bilir diye onları tevbih ettiler. Onlar da bu istediklerine nail oldular. Pişman oldular ve Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz yüce saadetlerinden çıktığı zaman ya Resulallah biz senin emrine muhalefet etmeyiz. Dilediğini işle dediler. Fakat Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz onların ısrarı üzerine silahlanıp atına binmek üzere olduğundan bir peygambere silahlandıktan sonra cenk etmeden dönmek yakışmaz buyurdular ve hemen atına binip orduyu saadetle Medine haricine çıktılar. İbni Ümm-i Mektum radıyallahu anh'ı Medine'de Kaimi Makam olarak bıraktılar. Sa'd Bin Muaz ve Sa'd Bin Ubade radıyallahu anhuma zırhlı oldukları halde Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin önünde yürürlerdi. Uhud Dağı'na doğru azimet eylediler, yöneldiler. Medine ile Uhud arasındaki mesafe bir saatten azdır.
Ancak o gün oraya kadar varmayıp yarı yolda Şeyayn denilen mevki de gecelediler. Usame Bin Zeyd ve Abdullah Bin Ömer ve Zeyd Bin Sabit ve Ebu Said El Hudri gibi küçük çocukları buradan Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem geri çevirdi. O gece Muhammed İbni Mes'lemetü'l Ensari elli nefer asakir-i İslamiye ile Orduyu Saadetin etrafını dolaşmak üzere karakol vazifesine çıktı. Zekvan İbni Abdil Kays Hazretleri de gece ordu içinde dolaşıp Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin çadırını muhafaza etmekteydi. Seher vakti Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem orduyu saadetle o mevkiden kalkıp Uhud Dağı'na doğru hareket buyurdu. Yanında mevcut asakir-i İslamiye'nin adedi bin kadar idi. Münafıkların reisi olan Abdullah bin Übey bin Selül o nazik zamanda nifakını izhar edip kendine tabi olan üç yüz kadar münafıkla Orduyu İslam'dan ayrılarak geri döndüler.
Onların böylece dönüp gitmesi Hazreç kabilesinden Beni Harise taifesini ve Evs kabilesinden Beni Seleme taifesini de tereddüde düşürdü. Her ne kadar bu tereddüt vesvesei şeytaniyeden idiyse de Hadii Mutlak celle ve ala hazretlerinin hidayeti erişti de bu iki taife münafıklara uymayıp Orduyu Saadetle Uhud Dağı eteğine vardılar. Orduyu Hümayun'un mecmuu tamamı yedi yüz neferden ibaret kaldı. Onların da yalnız yüz neferi zırhlıydı. Yalnız Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemle Ebu Bürde radiyallahu anh hazretlerinin birer atı olup asakir-i İslamiyenin cümlesi piyadeydi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemle asakir-i İslamiye Uhud Dağı'na arka verdi ve Medinei Münevvere'ye karşı saf olup durdu. Müşrikler de İslam ordusunun karşısındaki çorak yerde saf oldular.
Kureyş sancağı öteden beri Abduddar İbni Kusay oğullarında olduğu gibi bu kere de Abduddar oğullarından Talha bin Ebi Talha Kureyş ordusunun sancaktarıydı. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Hazretleri de Muhacirin sancağını yine Abduddar oğullarından Mus'ab bin Umeyr radiyallahu anh hazretlerine verdi. Evs kabilesinin sancağı Üseyd bin Hudayr radiyallahu anh Hazretleri'nin elinde ve Hazrec kabilesinin sancağı da Bubab İbn-il Münzir radiyallahu anh hazretlerinin elindeydi. Safvan bin Umeyye ile Amr bin As da birer fırka kumandanıydılar. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz de Ordu-i Hümayun'un ortasında Ebu Ubeydetübnül Cerrah ve Sa'd Bin Ebi Vakkas Pişdar ve Mikdad Bin Amir Demdar ve Ukaşe Bin Musa Esed'i sağ kol ve Ebu Mesleme İbni Abdil Esed sol kola memur idiler. Radıyallahu Anhüm ecmain.
Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Abdullah bin Cübeyr radiyallahu anh'ı Ordu-i Hümayun'un sol tarafındaki Aynen denilen tepeden düşman süvarisinin hücum etmesi melhuz olduğundan elli nefer kemankeş ile süvari hücumunu men için bu vadinin ağzına memur eyledi ve buyurdu ki, düşman gerek galip gelsin ve gerek mağlup olsun. Benden haber gelmedikçe siz buradan ayrılmayınız diye kati emir verdi. Bera bin Azip radiyallahu anhuma der ki Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri Uhud gazasında piyadelerin üzerine Abdullah bin Cübeyr'i kumandan tayin etmişti. Elli neferden mürekkep olan müfrezeye hitaben sakın siz bu mevkiden ayrılmayıp burada devam ediniz.
Hatta siz bizim cümlemizi kat ve mahvedilmiş, vücudumuzun etini kuşlar gelip kaptığını gözlerinizle görmüş olsanız bile size haber gönderinceye kadar sakın bu mevkinizden ayrılmayınız ve şayet düşman ordusunu hezimete düçar ederek cümlesini katledip onların cesetlerine ayaklarımızı basıp gezdiğimizi görmüş olsanız bile yine ben size haber gönderinceye kadar bu mevkinizden sakın mufarakat etmeyiniz, ayrılmayınız diye tembih buyurmuştu. Evet değerli dinleyicilerimiz. Uhud Savaşı birazdan başlayacak. Bakalım neler olacak? Uhud Savaşı'nda neler gelişecek? İnşallah bunları da bir sonraki programımızda ele almaya devam edeceğiz. Mahmut Sami Ramazanoğlu Uhud Gazvesi isimli eserinde.