Üç Ayların Manevi Zevki ve Ruhun Arınması kaydında Üç ayların içerisindeyiz. Üç ayların içinde de mübarek gecelik var. Aynen bu ikramiye verilen aylar değil. Gibi. Mesela on iki ay, on iki ay içerisinde bir de ikramiye veriliyor. Aynı bunun gibi. Bu da Rabbimizin ikramiyesi. Üç ayları zaten büyük bir ikram. Recep Allah'ın ayıbı Şerif ümmetimin ayıb, benim ayıbı, Ramazan-ı Şerif ümmetimin…
Üç ayların içerisindeyiz. Üç ayların içinde de mübarek gecelik var. Aynen bu ikramiye verilen aylar değil. Gibi. Mesela on iki ay, on iki ay içerisinde bir de ikramiye veriliyor. Aynı bunun gibi. Bu da Rabbimizin ikramiyesi. Üç ayları zaten büyük bir ikram. Recep Allah'ın ayıbı Şerif ümmetimin ayıb, benim ayıbı, Ramazan-ı Şerif ümmetimin ayırt ettiği, kıraat kıymetim. Hem de bu ikramın içerisinde ayrıyeten Rabbimizin ikramları var. Üç aydan çok kıymetli. Aynen mevsimler içerisinde bahar gibi. Mesela ilkbahar ne kadar kıymetli? İnsan gördü ki keşke şu ilkbahar geçmese, Suların coştuğu, her tarafın çayın biçmen bulduğu, bambaşka tabiat bir güzelliğe bürünüyor. İnsan seviniyor. Aynen bunun gibi, Receb-i Şerif, Şaban-ı Muazzam, Ramazan-ı Şerif bunlar çok kıymetli ahlaklardır. Çünkü bizim yaşantımıza göre değişir bu ay kıymetin yaşantımıza göre değişir.
Mesela ilmel yakin olan, belki zor anlaşılacak ama ilmel yakin olan insanlara göre bir aydır. Aymel yakin, ilmin esrarına vakıf olmaya başlayan kişiler için bir daha farklı. Haktan yakin bizzat şerhi esasın gözünden istifade ile delillerle yürümeden, bizzat görelen, hareket eden kimselerin bu üç aylarından istifadesi daha bir başka olacaktır. Mesela şer'i emirlere elimizden geldiği kadar dikkat ediyoruz. Bunların bir istifadesi var. Bunun yanında Allah'ımızın emirlerini yaşarken onu görür gibi yapmaya gayret ediyor. Bakın değişiyor işte. Onu görür gibi ibadet etmek, Rabbamızı görür gibi ibadet etmek. Bunların üç aylarındaki manevi zevke ilişişleri daha iyi başka olacaktır. Eğer mahlukata verilmişse, tamamen Cenabı Hakk'a yönelmişse o da bir ayet.
Hakikat Mevla'yı bulmuşsa, onun da üç aylarından da bu üç aylarındaki mübarek gecelerden de regia, miraç, beraat gecelerinden istifadesiyle daha başka olacaktır. Hani demek ki herkes aynı düzeyde değil. Mesela ilkokul mezunu, ortaokul mezunuyla, lise mezunu, üniversiteden mezun olanın, daha üst sınıflara geçen eğitimcilerin yüksek lisanstır, sonra yardımcı doçenttir, doçent, profesör bunların alacakları maaş da değişiktir. Imkanları da farklıdır. Yani senin aldığın maaşla bir milletvekilinin maaşı aynı değildir. Bir bakanın da aynı değil, başbakanın da bir sinsi cumhurun da. Aynen bunun gibi. Mesela mukaddime evradındayız biz. Yüz on bir istiğfar, yüz on bir tevhit, yüz on bir selaüsselam, aradaki dualarıyla birlikte yapıyoruz.
Bunu yapanlarla, bunu yapanlarla ölüm tefekkürü ve rabıtaya geçmiş, kalbini mürşid-i Kamil'in arş-ı Azam olan kalbinin altına koymuş bizzat direkt istifade ediyor. Hakikaten faydalanıyor. Gönlüne bir nur damlıyor. Gözünde bir yaş deliriyor. İbretle bakmaya başlıyor. Eşyanı artık sikini de duyar gibi bir hal. Velhasıl bütün durumlarında farklılıklar meydana gelir. İlahi güzellikler meydana gelir. Bunların istifadesı daha büyük başlamış. Hele murahede olmuş ama bizzat onu yaşayan, gönlünü arşı azama açmış, kimselerin istifadesi de daha farklı olacaktır. Hep bu bizim yaşantımıza göre olur, cebimizdeki harçlığımıza göre, kesedeki durumumuza göre alışveriş yaparız. Olmazsa yapsın. Eğer varlığımız yerindeyse, maddi olan varlığımız diyorum, ona göre alışıverişi olacaktır.
Üç Ayların Manevi Zevki ve Ruhun Arınması ne anlatıyor?
Üç Ayların Manevi Zevki ve Ruhun Arınması kaydında Üç ayların içerisindeyiz. Üç ayların içinde de mübarek gecelik var. Aynen bu ikramiye verilen aylar değil. Gibi. Mesela on iki ay, on iki ay içerisinde bir de ikramiye veriliyor. Aynı bunun gibi. Bu da Rabbimizin ikramiyesi. Üç ayları zaten büyük bir ikram. Recep Allah'ın ayıbı Şerif ümmetimin ayıb, benim ayıbı, Ramazan-ı Şerif ümmetimin…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bizim kalbimizde eğer Allah'ın emirlerini yerine getirirken, Ebrar sınıfından olursak, kötülüklerden tamamen kaçan bir sınıftan olursa, bunların üç aylarında ve vesair günlerde de cuma gecelerinde de istifadesi başka olur. Bütün taatlerde ailem öyle. Namazda da istifadesi öyle olur. Tebliğ ve davette de öyle olur. İnsanlar arası münasebetinde de bütün hayatına yansır. Diyelim ki müttaki Allah'ım Zülcellardan son derece korkuyor. Onların da ona göre bir istifade sunacaktır. Allah'ımız bunları kendisine yaklaştırmış. Mukalrebun bir kul. Rabbimiz yaklaştırmış onu. Onun istifadesi de bizim tarif edemeyeceğimiz şekilde olur Ama biz hep aynı kimseleriz, farklı bir halimiz yok. Ama gönüldeki durumumuza göre değişir. Nefsin mertebelerine göre değişir istifadeemiz. Edin. Mesela bir kısım insanımız, müpte rahat gecesi mi? Bilmiyor bile.
Bir kısım insanlarımızla aman ha dikkat edelim, riayet edelim. O gün de şafdin olan, ateş ehli olan, sa'yit cennet ehli olan, veli olacağı olan vesair hallerde bulunacak kimseler. Rızıkların taksimi, kaza, bela, musibetler, Allah'ım muhafaza buyursun, rızıkların dediğim gibi taksimi, iman-ı kamille mi döşeceğiz yoksa aksini mi, Cenabı Hak aksiyle muhafaza buyursun. İşte Kabe-i Muazzama'yı tavaf edecekler, hac yapacaklar. Hep bunların tepeden tırnağa tespit edildiği bir gecedir. Şimdi bu geceye girerken işte yarın diyelim beraat gecesi. Beraat gecesinde aman dikkat edelim üç Yasin-i Şerif okunacak arasında dua var. Bu şekilde değil. Şöyle idrak edilir bu gece. Diyelim ki siz bir iş yerine müracaat ediyorsunuz. Diyorsunuz ki bu iş kurumu bizi artsın biz burada çap çat. O da bir çalışma yapıyor. Diyor ki bunun diğer işyerlerindeki çalışması nasıldır? Bunu tespit eden bir yazı hazırlıyor.
İşte yüz kızartıcı bir hali var mı? Kötü alışkanlıkları var mı? Bunları tek tek tek tek sorduk. Eğer bunlardan iyi bir netice alınacak olursa, hayatın çalıştığı yerde bu sıkıntı açmamıştır, kötü alışkanlıkları da yok, dürüst bir kimsedir, becerisi de var, başarılı bir kimse diye o formu dolduracak olursa başlığa değildir. Yok eksiklerimiz, kusurlarımız olacak olursa, o da ona göre muamele görür. Mesela biz lise döneminde diyelim, not ortalamasına bakın diyoruz. Bunun not ortalaması nasıldır diye bakıyor. Not ortalamasına bakıyor. Eğer düzelse, o üniversitede yüksek okullarda neden de tercihi o şekilde oluyor. Çünkü not ortalaması güzel. Ta ilkokuldan birini alırlar. İlkokulu, lisesi, bakar nakli çok güzel, ona göre tercih yapılır. Şimdi beraat gecesi bir gecede olacak iş değil mi? Mi?
O şerefli melekler var ya, bu Hafaza melekleri solumuzda sağımızda bulan melekler, ne yaparsak onu kaydediyorlar. Şimdi o kayıtlara atılıyor. Bu akıl baliğ olduğu zamandan beri nasıl yaşamışsun? İmanda bunun nutu nasıl? İmanda taklidi mi, tahkiki mi? İbadetlerinde notu, bunun riya var, kibir var mı, vücut var mı, benlik var mı? Bu nakit kontrolden geçiyor. Ahlaki durumudur, böyle çok ifadeinde de değiliz. Ahlakın da güzelliğinden. Çünkü malımızı çok halkeli olarak satmamız gerekir. Malın çok kıymetli olması gerekiyor çünkü bize müşteriler var. Şeytan da müşteri oluyor. Halid'in Nemyesyen de bize müşteri. Biz kendimizi kime satacağız ki şubesi Rabbimize. Ama kaliteli olacak. Bunu Caferi Sadık Hazretleri, imam, Caber-i Sadık, Kadri Sallallahü ve Sıffra Hazretleri buyuruyor ki kendimizi ucuza sapmayıp, hazret ettiğim gibi ilmel yakinden aynel yakinen geçin, Hakk'a yakinen ulaşın.
Ne diğer hususları bir bir geçeyim. Nefsim mertebelerini aşın. Ruhen olgun bir hale gelin. Ehlullah'ta şunu görürsünüz. Bunların hepsi mertebelerinden pek konuşmazlar. Çünkü onu halletmişlermiyorlar. Bunlar için bunda hiçbir sıkıntı yok. Yani nefsin mertebeleriymiş. Bir bir sıralaması bu yok. Onlarda ruhun kemali çok konuşuluyor. Ruhun olgunluğu konuşur. Yetmiş bin zulmetten olan perde değil de nurdan perdeleri konuşurlar bunlar. İşte bizim tür kaldığımız bu. Dış gözlerle bu görülmez. O kıyaslamalarla bu olmaz. Bu alana girmemiz gerekir. Şimdi diğer saatlerde de melaike I kiram hep kontrol ediyor yedi kat semada melaike-i kiram kontrol ediyor amellerimizi. Ve yer feu amelus salih. Salih amel yükseliyor ya, dikkat verilirse salih amel Kuran ve Azimüşşan'a muvafık amel.
Salih amel hiçbir şirkin, nifakın, gösterişin, benliğin olmadığı, ne melaike I kiramın, ne de bir başkasının görmediği, Cenabı hakk'ın bizzat haydettiği amellerdir onlar. Hiç kimse dahi bulamıyor buna. Bizzat Cenabı hak kendi kabul ediyor bunu. Zat-ı ilahisi kabul ediyor. Öyle olan amel saadetlerinin yapmış olduğu taat, kabul katına görüyor. Mesela bunun kıymeti ve derecesi oruçta nedir? Oruç taati yaklaştığı için diyorum takvadır. Sadece yemekten ve içmekten uzak olmak değil de, azalarımızı da kötülüklerden muhafaza etmek, isyana gitmemesi için onlara da oruç tutturmak. Sonra zekat diyelim, Ramazan-ı Şerif'te daha ziyade veriliyor. Nedir? Zekat taati, bunda da ruhun arınmasıdır, temizliktir. Gönülden birisi habektümetliktir. Diğer taatleri buna kıyas edersiniz. Mesela ilim, ilmin değeri nedir? Niçin yapmadıklarınızı söylüyorsunuz? İlmin harita size nedir?
Allah'ımızın azamet-i ilahiyyesinden titreme, çekinme, gayretle çabalmektir. Bütün taatler yok. Şimdi o kadar bizim işlerimiz var ki, bazen görürsünüz, böyle iş sahibidir. Sokakta onunla sohbet etmeye çalışsanız, deseniz ki, işte askerliği beraber yapmıştık, oturalım da şurada bir konuşalım, nasıl geçmişti askerliğimiz? Başımızdan şöyle de olaylar geçti. Biz okulda da beraber bulunuyorduk. Okulda da işte öğretmenlerimize olan muamelelerimiz, okulda meydana gelen hadiseler. Işte biz çocukluğumuzla beraber geçirdik. Çocuklukta neler oldu derseniz aydın ederdik. Evet geçirdik ama şık değil. Şirk zamanı değil. Benim işim başımdan açıldı. Bunu ben mutlaka yerli gelince zamanına göre, tespit ettim ve yetiştirmem gerekir. Yoksa her şey kalırdır. Hem şu dünya içimizde öyle. Diyoruz ki benim bu yaratıcı kılınacak zamanım yok zaten ısrar edin. Dinleneceğim, o münafık işe başlayacak derim.
Bu geçecek olan işlerimiz, geçmeyecek olan ahiret işlerimizle hedef için durup dinlenecek zamanınız yok. Öyleyse bir köşeye çekilelim, orada hasılalım, bir de cahilsin. Caiz olan şu dünyanın, şu dünyanın, hayatımızı şu dünyada hayatımızı Allah'ımızın emrine göre geçirmek. Dünyanın şartlarını en güzel şekilde gelmeli. Ama dinimizin ölçüleri içerisinde. Zaten böyle yaşandığı zaman bu fevri hayat demek bu. Ne yaparsak. Mesela adamın evliliği. Evlilikse bu mühim sünnetlerden birisidir. Dinimizin ölçüsü içerisinde, mahusunu koruyacak diye yapın ve bu vesile ile bir verime, düğün yemenin, yetimi toplarım, öksüsü toplarım, fakiri toplarım, eşimi dostumu toplarım, arada bir vahdet, bir sevgi meydana gelir. Hamdi hocayı da getiririm, bir konuşur. Kazım Hocanızı da getiririm bir konuşur.
Bir salih, kıymetli insanları, böylece hem de ayetlerden, hadislerden, o güzel kelamlardan işitiriz dersek ne olur? En güzel şekilde yaşamış oluruz. Diyelim ölüm hadisesi hepimizin başına gelecek. Deriz ki, Azrail aleyhisselam bir günde benim hakkımı yoklayacak deriz. Bu şekilde getirmek için. Ticaretimizse, dinimizin ölçüler içerisinde onun kuralları vardır, riayet etmek. Çünkü bu işte yorulacak olsa kişi, yatağına aksolmuş olarak giren küçük günahları bağışlanır. Bu zorlanacağımız aslında hiçbir şey yok. Ne diyeceğim? Benim işim başımdan kaçtın, ben bu vazifeleri yapacağım, yerine getirmem gerekecek, öldükten sonra da bu iş olmayacağına göre, bu hayat rüzgarı başında eserken yapmam gerekir. Burada alın kaçmaması için size büyüklerimizden duyduğum bir misali arz. Şimdiki usullere göre değil, eski usullere göre, bu harman işleri.
Bunu kaldırılacağı zaman rüzgarın eski bir ay vardır, bu ayda kaldırılır. Eğer rüzgarın estiği günleri geçirecek olursak, siz taneleri sapından ayıramazsınız. Hepsi birbirine karışır. Onun bir mevsimi var. Bir köyün ağası, bu gençlerle eğleniyor, gölgeliklerde bir fare bir safa geçer. Hiç de az günü şekildir. Diğer insanlar ise aman bu mevsimi kaybedersek, şu harman işlerimizi yerine getiremeyiz deyip kalkıp gösteriyorlar, çalışıyorlar. O ise saldırı çekmiyor. Herkes kaldırdıktan sonra o mevsim de bitiyor. Haygın diyor, Kaldıralım ben karnını. Bu işlerimizi hallederim. O yapalarla, nelerle şöyle kaldırıyorlar. Havaya doğru ayrılması için tanenin safında ayrılmıyor. Çünkü esinti yok. O mevsim geçmiş. Diyor ki, bunu üfleyerek siz ayrılacaksınız tanini. Uğraşıyorlar akşama kadar bir tenekeyi artık yapmaları mümkün değil. Zor da temin ediyorlar.
Buyuruluyor ki hayat rüzgarı başınızda eserken, tebliğimizi de davetimizi de yavrularınızın ıslahını eşeyinize dostuna olan görevleriniz, vazifeleriniz, ticari hayatınız vesaire ne ise bunları yerli bir yerince yapın. Öldükten sonra işte hatim okutacak, mevlidi okutacak, şunu yapacağım, bunu edeceğim. Aynı üfleyeyim de benim parmağımı kaldırdım demek gibi bir hal. O günü bırakmayı yolunu. Bera gecesi de aynen öyledir. Sırf o güne hasredilmez. Efendimiz'den söylüyorum sallallahu aleyhi ve sellem, nasıl yaşarseniz öyle ölürsünüz. Nasıl ölürseniz Allah'ın huzuruna öyle varsınız. Değil mi bu yaşantımızla alakalı?
Kaynak: Genel
Üç Ayların Manevi Zevki ve Ruhun Arınması | Mihmandar