Tövbe ve Mağfiret Yolu Nefis Terbiyesi ve Ruh Arınması
Tövbe ve Mağfiret Yolu Nefis Terbiyesi ve Ruh Arınması kaydında Bir insanın dibi Allah'tır, kalbi de Allah derse, Dünyada ahirette buna ilgi yardım etsin benim diyor ve ben onu okuyorum. Manasını da anlatayım. Demek dili bir türlü, kalbi bir türlü insanlar fena. Olduğun gibi görün, göründüğün gibi ol. Allah münafık guruuhundan etmesin bizden. Demek göründüğümüz gibi olacağız, olduğumuz gibi…
Tövbe ve Mağfiret Yolu Nefis Terbiyesi ve Ruh Arınması ne anlatıyor?
Tövbe ve Mağfiret Yolu Nefis Terbiyesi ve Ruh Arınması kaydında Bir insanın dibi Allah'tır, kalbi de Allah derse, Dünyada ahirette buna ilgi yardım etsin benim diyor ve ben onu okuyorum. Manasını da anlatayım. Demek dili bir türlü, kalbi bir türlü insanlar fena. Olduğun gibi görün, göründüğün gibi ol. Allah münafık guruuhundan etmesin bizden. Demek göründüğümüz gibi olacağız, olduğumuz gibi…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 18 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bir insanın dibi Allah'tır, kalbi de Allah derse, Dünyada ahirette buna ilgi yardım etsin benim diyor ve ben onu okuyorum. Manasını da anlatayım. Demek dili bir türlü, kalbi bir türlü insanlar fena. Olduğun gibi görün, göründüğün gibi ol. Allah münafık guruuhundan etmesin bizden. Demek göründüğümüz gibi olacağız, olduğumuz gibi görüleceğiz. Menemme hakaret gözüyle bakıyor. Peygamberimizin yay-ı saadetini elimize almam için elimiz layık değil, dışımız olsun düzeltelim. Allah'a elimizin ayağımızın cemi azalarımızın günahını affetsin inşallah. Böyleler kalsın, gayet I celile uzun can olacak. Buraya başlayalım. Açılır, başkala. Kelimesi ile cümlemize düşmüş Ben tarafımdan diyor ki, ben seni vekil ediyorum diye ki, ey nefislerine karşı, içindeki nefsine karşı, hattan aşırı hareket edenler, çok günah edenler.
Bunun müjde günlere tabi otuz sekiz, yedi, yirmi sekiz, yirmi dokuz gündür millete azap ettik. Şimdi affı mağfiret kapıları açıldı, hareket ederler, Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Kim Allah'ın rahmetinden ümidini keserse küfre vardır. Büyük günahkar olur. Günahın büyüğü korkutucu ümidim kesiliyor. Allah iki gelir mi? Diyor. Günahın çok devamlı söyleyeceğim. Bunlar için düşünmem diyor Allah. Bunlar için düşünmeyin. Ben Allah'ım. Artık mağfiret sahibiyim. Günahtan tevbe ile kulbunayı riske etmiş gibi olur, yalnız hak olur varsa kadar ulaşmayı ister. Çünkü Allah şirkten tövbe ve iman edip itaata devam suratıyla bütün günahları yarlıyorlar. Evvelde küfrü halindeymiş, altmış kere kızını kesmiş eliyle. Yengeye geldi, Peygamberimizin hırka-i saadetinin üstüne yattığı gün bir gündür ağlıyor. Ne an diyor ya diyor ya! İman ettiğine pişman mı oldun yoksa?
Haşa haşa yüz binlerce haşa yıl kapısında kızım görünmesin diye altmış tane kızımı yedi bile kestim Ya Muhammed. Ve makbul olur muyum bilmiyorum deyince, Allahü Zülcelal ve Tebatdes Hazretleri bu ayet-i celile ile Cebrail'i gönderdi. Küfrü halinden ne kadar hareket ettiyse onu kıl diyen atfettim, birden başladı şimdi bundan sonra günah etmesin. Şüphesiz ki 000 Allah, o çok yalın ayicidır, çok esirgeyicidir, çok yarlıklar kulum, çok esirgye. Geçen Faruk'nun hikayesinde demiştim ya, kafası dışarıda kaldı da aman amca oğlu batıyor yere deyince, yine Musa aleyhisselam mevkelenmişti. Ya arz Huzeyy deyip yut, yut gelsin aşağıya dediğinde ey dediğine Allah'ım, ya Rahman, ya Rahim, yesem eyle ben Karun'u yutturmazdım diyor Allah. Allah'ımız çok merhabatı bildiğimiz gibi değil.
Benim günahtan canım bir adımlık iş, evvelki boyuna ve kumarı bırak, isteyin bırak, isteyin bırak, üç yüz altmış üç, var hakikaten içinde o canınız gelmiş. Nereden alıyor da bunları söyle diyor. Hasan barasından mı atlıyor yoksa böyle anasına gelmesin, hepsi ayet-i kerimiyle, hepsi Kuran-ı Kerim, Ruhu'l Beyan, Bin Fahri vesair kitaplardan alınmış sözden. Ne buyuruyor sen onu söyle gezeceksin çünkü ben biliyorum. Rivayet olunduğuna göre Peygamber Efendimiz, Allah şefaatlerine nail, şöyle buyurmuştur: Bu ayetin ne dünyaya ve ne de dünyada bulunan hiçbir şeye değişme koyuldu. Şu ayetinin ne dünyaya ne dünyada bulunan bütün eşyaya ait, gümüş mücevşerek güpeliler, devletlerin bütün büyük devletlerin parmağını bana girseler bu ayetin gelişmem dedim bu ayet. Bu ayet ümmetini kurtarıyor Elhamdulillah. Yine dinliyoruz. Rivayete göre bu ayetin sebebi nüzulü şöyle dinleyeceğiz.
Sebebi nüzulü biz onu da anlayalım, yabancı kelime geliyor. Bu ayetin Allah'tan Cebrail vasıtasıyla inmesinin sebebi şudur. Anlayabildiniz mi bu arşidediğinde? Eller hocam, hayata çok dinle verdiğimiz için bize yabancı geliyordur. Demek ki her bir sebep için bir ayet geldi Kuran-ı Kerim oldu. Onun için bunun da sebebi nüzulü şöyle, Rivayete göre bu ayetin nüzul sebebi şudur. Hazreti Hamza, Allah şefaatine nail edin. Muhammed Mustafa'nın cihan damarı, sireri iki gözlerinden divanlığını amuz yesin. Menafına geçsek tüketmez. Biz mevzumuzu takla yaparız o zaman. İnşallah bir zaman gelir konuşur falan onu mevzuyudır konuşuruz. Hazreti Hamza Radıyallahu olan katli'den Uhud Dağı'nda, gerisine bakmayan bir pehlivanıdır. Eline kılıcı aldın mı kafirler gömünde düşürür gider. Dallara düştüler Hamza geliyor deyince, Allah'ın şefaatine nail etsin.
Allah'a yanına başka bir kabri daha daha batıp datanlar. Allah var, Allah bu kadar da diyor. Bir Allah daha var diyor. Bu ayet yazdı, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yerlerde yalvar. Ben diyor Allah'ın gayri puta da baktım. Allah'ın canı rimaya rimayın gereği koca hazırladı Hamza'yı da öldürdü. Yetmiş parçaydı. Peygamberimiz bundan acı bir acı olmadı daha değil, dümdüz hüngür ağırladılar. Peygamberimiz kılıcın kendisini döndürme doğrusunu döndür, şöyle çal bütün gavuruduracağım diye Cebrail'i gönderdi Anna. Ya ben bunları kahretmeye gelmedim, bunlara rahmet için geldim. Belki nesillerinden, gavud geldilerinden bir Müslüman gelir, hakkım helal olsun dedi. Kafir ahlakçıları Taif'te yediği doladığı kadar kanı, kan, izine vuran ve bu hız dalında, kendi amcasına yetmiş parça yedim. Sizi seadeti de şehit olduğu anda bunları ben affediyorum, bilmediklerimden yapıyorlar bana diyordu.
İyi dinleyelim. Zina bilmezler, kim bunlardan birini yaparsa, adam öldürürse, Allah'ı gayrı putan yaparsa, zinay ederse, yaparsa cezaya çarpılır. Ben gücünü de yaptım bunun dedi. Mal inkar edeyim. Hazreti Hamza'yı da öldürdüm, zina da ettim, zina da ettim, haksız yere cana haklıydın. Evet. Allah'ın haram kıldığı kötülüklerin her çeşidini yaptım, Ne yapayım, ne yüzüm kaldı bu ayeti yazdı gönderdi. Diyanet gününde Tövbe edip kelimesinde sebat edenlerden gitti ya. Bizim günahlarımız çok arkadaş. Ama hoca vahşi tutturmak günah olacak mı? Bunun üzerinde nazil olan şu Ayet-i Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem cevaplar yapmış göndermiş. Vahşi amcasını öldüren, onu kayılıyor da imana gelsin diye, Allah da kayılıyor ayet nazil oluyor, o ayeti yazıp gönderiyor. Ya vahşi senin için kolaylıklar geliyor, gel iman et diye şu ayeti yazıyor.
Aman ya Rabbi, Allah'ım Bismillahirrahmanirrahim, ne kadar erhamerrahimi inşallah bizi dinyana boymayacak, cennete atmayacak. Size hafızımız var, hocamız var, müftüler geliyor, hep ayet ile bir için diyor ispat ediyor, yine pinçler vurmuyor, ille vaazla indirelim çaresini arayalım. İndiremediler. Allah ettiremezse hiç kimse ettiremez. Takdiri Hüvei var mı ile dönmez. Allah'ın takdiri kuvvetli bilenlerle dönmez. Bir şema ki bir çırak ki Allah yaka, bir net ile sökmez. Kimse söndüremez. Yaraselerin beyanı olmadığından güneşin iyi küfürlermiş. Güneşin ziyası suyun üstünde vücudumuz yapmasın, kanalımız yok deyin, geliplere sokulurlarmış. Ey geliplere sokulanlar, niye camiye gelemiyoruz? Yarasa çünkü, yarasa tüy yok. Yeter ki o güneşe yüzünü sövdürmek istiyor. Allah'tan güneşimi sövdürttirmem yaraselener diyor.
Kuran-ı Kerim bu, kul, Kuran-ı Kerim ey din desen, eğer ki şirkten tövbe ilim, Allah'ın ayeti böyle geliyor. İyi amel ve harekette bulunan kimselere, kimseler olan, işte Allah kullanan kötülüklerdir, iyiliklere çevirir gibi. Ya vahşi, Allah çok yargı gıda için şu eşsizdir. Bu defa vahşi korkarak Hazreti Ali radiyallahu anh Efendimizle şu haberi yollamış, mektup sarmış. Ben yarın çıkacağıma derleyip bilemiyorum, iyi amel yaparsa, iman eder iyi ameller yaparsa Allah'a girer diyor. Haydi ben yarime çıkarmadım, ne yapayım o zaman ben de. Bilmem, sağ kalıp amel yapamazsam akıl olunmayacağım mı demiş. Bundan sonra haktaala Hazretleri şu ayet-i kirve-i kutza koymuş. Yeniden yine ayet, habibim'e götürün der, vahşi imana getirsin. Nasıl Allah'ımız var bizim? Nasıl Allah'ımız var? Nasıl Peygamberimiz var bizim?
Dedim amnı gemi döndürdün, yetmiş parçaya indim, kaynı herif Allah'tan emir gemiye yazmak yemiyor da yine yazık şu ayeti gönderiyor bu an işte. Nisa Suresi bu da. Sure, ayet-i celile. Şüphesiz ki Allah kendine iş boşmayan, kendine iş tanımasının günahını yargılamaz. Bir Allah var, bir daha Allah var derse, bunun günahı affolun diye imkan yok. Bu müşrik bu. Bunu affetmem diyor. Ondan başkasını dileyeceği kimseler için yardımlarım. Bileyeceğim kimseler için Allah'ın yanına iş koşmayıp da yalnız Allah'a, eşe dönerler ile illallah ve eşe diyenleri yargıları, eş tanımasının günahını yargılamaz, ondan başkasını bileceği kimse için yargılar. Kim Allah'a eş tanırsa bu hafta o doğru yoldan uzak bir sapıklıkla sapmıştır. Allah'ın gayrıya boyun erdirmiş bir kula tapmış, bir saneme takmış, bir puta takmış, o bir yargı ama ondan gayrısına yargı karım.
Yine vahşi, ben Allah'ın dileyeceği kimselerden miyim, değil miyim, çok korkuyorum dilediğimi diyor, yaralı karım. Allah beni biliyor mu dilemiyor mu, bunu bilemiyorum şimdi diyor. Yine yaz diyor, duruyor mu vahşi? Çok korkuyorum, ben Allah'ın dileyeceği kimselerden miyim, yemin miyim çok korkuyorum. Haftar-ı hazretleri Cibril-i Emin'i gönderdi. Şu ayeti de yettir bak şuraya. Görüyor mu kardeşim? Allah'ınızı görüyor mu? Şu ayeti celileydi, Nasıl Allah'a ısmarla, türbanını inzal ederek tükenmez bitmez, tükenmez bitmez olan rahmetimi bir önem buyurdum diye lanettim, Vahşi de affettim. Allah Allah inşallah bizi affetmesin, belli oldu de. Yok, Yusuf'tür, kazlarda hapzail yetmiş parti ayırma. Kaç tane ayet nazil olsun? Allah kulunu gayrmanın için kaç ayet nazil olsun? İyi bununla beraber desen daha fazla korkarsan kolay günah. Allah rahmetinden ümit kesmiş olun.
Ne var rahmetin de ki beni akdine vezlime bulun, tüne tüne tüne tüne. Onun için buna küfre sebep olur. İşte sebebi nüzul budur bu ayetin gelmesinin. Vahşi koşarak geldi, İslam'ı kabul etti. Ya Muhammed, bir de ben ne dersem onu söyleyeyim. Gusül ettim, guslettim, hazırlandım. Öyleyse Hazra'yı, Hazra'da Hafza'yı gönderdüğümde, zinayı da bütün günahlarını da puta taktığını da, bir gecem kalemi koyacak kadar bir şey kalmadı, bembeyaz oldun aydı dedi. Küfürü halinde büyüyor olursun. Küfürden döndüm mü hiçbir günah koymaz Allah baştan siler orayı süpürür. Çünkü o yıl tüm yıkılmış, Allah yeniden bu İslam'ın beş şartını yaptın mı yeni İslam binası yapmışsın, içine girmişsin ne şeytanın gücü yeter, ne düşmanın gücü yeter, ne gevrur ne de yapmamın. Hiç kimsenin gücü yetmez o kimseye. Anladınız değil mi? Acılı öyle zevrası kadar. Hocam yeniden dinliyoruz.
Bu Nefsle Turnuzzam'da Ruhul Beyan tefsirinin cilt üçünde, sahife bir cilt domuzunda bu olmaz hocam muaf olunmaz diyen, Ruhul Diyal Tersinin üçüncü cildinin dört yüz doksanıncı sahifesini okusun. Beni zora koşmayın Allah aşkına. İlahiril hadis diyelim tükenmeyecek. Rabıhu'l Müslim. İki kitaptan alıntın mı Buhari'den Müslim'den bu hadisler çok sahih yani arasına mevzu hadis girmemiş sırf Muhammed buyurmuş. Anladınız mı? Evet, Ebu Hüreyre radıyallahu anh'dan rivayete göre Resul-i Ekrem şöyle buyurmuştur. Hayatın elinde olan, şu diyor hayatım diyor elinde olan, Allahu Teala hazretlarına yemin ederim ki, vallahi ki, ki Peygamberimiz yemin ediyor şimdi. Cenabı Hak, buradan can-ı anayı kaldır oğlum, bir zamanda bak kağıtlara bak senin yüzünden sulara kayboldu, onları usul usul çıkar diyorum, okuyorum. Siz günah işlememiş olsaydınız, ben sizi halt ettim diyor Allah. Hadisi kudsi bula.
Sizi halt ettim, eğer hiç günah gitmemiş olsaydınız, Cenabı Hak sizi mahvedecek. Niye günah etmediniz siz diye? Bütünümüzü bütün geçirecek, yerimize günahkar bir kavim getireceğiydi, yerimize günah eden bir kavim getireceğiydi, bunları Allah'tan af isteyecekler, istemeleri üzerine Allah'tan mağfiret duyuracak da mesrur olacak. Eğer siz günah etmemiş olsaydınız, günah sizi hep görüleceğini, yerinize günah giden vur sarf edeceğim, o da günahkar deyip boynunu götürüp huzuruma geleceğini. Allah'ı yüreğin kuran da, çalgılarda ta kiuanni, yani bunu böyle yalvaracaksın Allah'a, dinallaha diye başlayacaksın. Allah'ım sen affı 7 beni affettin. Türkçesi bu, Arapçasını becer edemedim. Yani Türkçe olarak söylesem Allah affı seversin, beni affet ya Rabbi diye affederim. Kaftederim. Anneniz radiyallahu anh şeyi suyla ıslattılar hadisi, örtülü. İla ahiril hadis. Peygamberimiz Türkçesinde ne buyuruyor?
Ey dinle. Enes ibn-i Malik radıyallahu anh'dan rivayete göre Resulü Ekrem şöyle buyurmuştur. Ey dinle, şöyle buyurmuştur Allah buyuruyor ki, Hadis-i uhsiler, ey Adem oğullu, ey Adem aleyhisselamdan köleye insanlığa, İyi ki düşüneceksin. Sen bana dua edip de ricada bulunduğu müddetçe, sende bulunan günahları mağfiret giderim, hiç de düşünme Ya sen bana karşı şöyle bir günah ettiğini şimdi dua ediyorum, tövbe ediyorum ama affedemem diyemem diyor. Haya İrem, veren bir kulsun İbrahim'in Eden çıkmış kürsüye, bu kadar adam gelmiş benden bir şey istiyoruz. Aman padişahım ne olur evlerimize sığ getir. Padişahım ah hepimiz bir ağızdan ben sizin yerinize sığıyı getirir miyim, getirmem miyim? Gücüm yetiyor çünkü. Ne zannediyorsunuz dedi. Getir mi zannediyor? Hepimiz bilinmiş de Allah'a tövbe ediyor, İstiğfar ediyor, Allah affeder mi bilmez mi? Sizden soruyorum ben diyor.
Yeter inşallah Yahya İbrahim dediler. Ne kadar kız affedecek inşallah. Ey güne tesadüf ettiniz, büyücü gelenler. Acıları iller acı acı inmeyi gelir. Siz kurtuluş şifa inmesi, sıhhat inmesi, vitamin nesidir Yavuz, elhamdülillah. Ey alem oğlu Allah'ım geldi buyurdu mu böyle alay etmeye cemaat burası. Bu gençler altı yedi senedir raz veririm böyle doldururlar cani, bir insan var ise baldan o sanır. Benden o sanmamışlar da yine inadına hocam vaaz verecek diye, yani bir kişi de diyen üç dört kartının adamın Hilmi milletliğini alarak Allah'ımıza, ey çocuklar dinleyenler, Allah imanlarına cap kuvvetlisin, iman fışkırsın. Bir de dayanamıyorlar çok insan biriktiriyor. Mu? Bak görüyor musunuz? Hiç parti cerganı var mı bunun için? Yok. Onun için herhalde hocanın izle yaptıkları hatanın var. Daha rahat edeceksin. Genç canımı da feda ettikten sonra daha ne yapacak?
Gönüme de razı olduktan sonra, keşke şehit kanını yakanda götürsem yedikten sonra ne ister benden daha kimin gücü yenecek? Hak Teala Hazretleri Hadis-i Kurcisin der yine. Hele Hadis-i Nebevi'den hep Hadis-i Kudsi buyurdu ki, emret de günahların, günahkarların, bizim gibi günahkarların ah ü genimini gizli yerindeki bitettiği günahlar hatırına geldikleri gözümden yaşlıların gelişi, camilere toplanıp da buyurun Tövbe ettik Ya Rabbi sen razı et Ya Rabbi. Daha Burcu ikiniz de inanın beni affetmez mi oluyor geliyor. Bunu da Allah aşkına inşallah affeder. Hem korkmak hem ummak. Korkmak da iyi ummak da iyi. Bir taraf tutulursa çok kötü. Geliyorum yine. Hatteane Hazretleri hadisi batısında buyururdu ki elbette günahkarların ahu emini şapalar bakıp da ahu emin etmesi ama Allah'ı kesbiye giden semadaki meleklerin sesinden daha sevgili diyor.
Allah buyuruyor ki günahkarların günahına edişip de dün ilkinden akşama kadar hiç söyleyemedim. Bu kürsünün üstünde size konuşan kardeşiniz dün ilkinden akşama kadar hep söyleyemedim çocuklar geldi. Acaba doğuştan mı ağırlaştın, bir şey mi var, günahlarım hatırımla geldiler. Allah'ın huzuruna nasıl bulacağım diye düşünürken hep yerleşti. Buraya yıkılan abim dedim böyle inan kanaatınız olsun. Bu yüzden yani size söylüyorum tertemiz yummuş, yıkanmış da keleb kalmış insan değil mi? Sizlere konuşurum da acaba bulunur muyum diye geliyorum buraya. Allah sizin boykot dürtüsü de haklısın. Meleklerin sesinden daha sevgili yeryüzünde kullarım var. Zur okudum, amma okudum. Hadisi şerif, Hadis-i Hutsi.
Bu defa melekler, semadaki tüm yelekler, iyi dinliyoruz Salda, yeryüzüne gidelim de bizim sesimizden güzel ve Allah'ım da makbul olan günahkarların, günahkarların ilim birisini dinleyelim diye içimize melekler konuluyor. Hatta hatta hatta ruh-ul emri, cibri ve emir de geliyor, bütün devletler bizim aramıza giriyor, günahına girdiği gibi kitabında yatların İngilizcesi meleklerin tesbihinden bahataklı geliyor, değil melekler geliyor. Şimdi aramıza Allah melekler cemaatine baksın bizi. Çok muhterem kardeşlerim ezemin farklı bir yolluyorlar, kıyamam ezemin kondu gitti mi ol acaba? Olmamış da elhamdülillah ve ne kadar seviniyorum, yoruluyorum, hep terliyorum, bir an evvel kurtulayım diyor, bir buçuk saat sonra kurtuluyorum. Cihanı esirdeleni mi Allah bilmiyor. Hep Allah bilmiyor.
Ha iyi bir kereden okumuş Ali Kemal Bey denen doktor, hırsızsız, yüksek doktor, kırk beş dakika rahat da bunlar hocam ondan sonra düğün gelir, kalbin Mardin arkadaşlarıma muhabbetlerimden gelimdeki cevapları koruyemiyorum. Bir saat, bir kere, bir saat, bir buçuk saat devam ediyorum. O gün daha ispat oluyorum ben ama. Allah'ımız Müslümanlara bana şu son yaşında, burada olmazsa evime toplanıyorlar, hizmeti nasip ettin, dün de nasip ettin devam etsin. Ben sizin hizmetçinizim. Hizmetçinizim, hocamız değil hizmetçinizim. Ancak eczanede, Recep'e bakıp ile gelen sıddık yayında, ile Allah'ın, ile Muhammed Mustafa'nın, ile Evliyaullah'ın kelamının bende diremem, yalnız şifa Allah'tan ben karışamıyorum.
Ey bilmem bir daha, hasta ve Hamza Efendimiz şehidi verince Muhammed Usta'nın ve yüzünü kıyınca alt dişlerinden saniye dişi, fizik dişlerde gelen ağzı da gelen ikisinin arasındandır vurunca kafir kayayı dişi çıktı attı, attı. Şu rüyada iki halka baktı yüzüne. Hazreti halkaları işiyle çekti, iki üç dişi koptu attı. Buradan halka bakan yeri söylemeye başladı dedi. İçki kupanı kanın kanına karıştı mı ya? Kanım kanına karıştı dedi. Allah şahit sen ehli cennet ol dedi. Kanım kanına karıştığı için Aşere-i Mübeşcereden birisi de Talha. On kişi cennette müjdelenir zengin geliyor, sohbetin zengin geliyor belli ahir. İçlerinden de kan böyle gereğince, sonra bu Süleyman dışkiler gelirse ondan boş verin. Hiç sen semadan indiğinden meşakkat çektin mi ya Cebrail, Sana hiçbir eziyet oldu mu?
Ya Muhammed, müdür-ü Hamdi, Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Cebrail aleyhisselamdan sual edince, sahih zorluk oldu mu deyince sordu, Allah'ın emriyle gökten gelişinde, sana hiçbir şefkat verildi mi oldu mu? Yedi yedi gün, gün geride oldu. Cebrail Aleyhisselam evet gün geride bakan ve şahsat oldu. Kanatlarım çökülmeye geldi. Yani Allah bizden yetiş, dedi. Ben yedi bin senelik yoldaydım o zaman, yetiştim dedi. Nerede yetiştin dedi. Dedi. Gibi dün iki bin yirmi iki büyük meşakkat çektim. Birincisi gelir, İbrahim aleyhisselam'ı Ataş'a attı diye vurdu. Mancınık kurdu, ateş alevinin yükseldiğinden kuşlar bu çakana buraya tesadüf ederse, ateşın içine düştü, yankı bundan. Kırk gün vurdum çektiler, odun çektiler. İbrahim'i yapacaksın dediler. Urfa'ya gitsenize ben çok üzerimle gördüm onu, Urfa'ya direk parmağını kaldırsın. Bak çok geçmişlerdir.
Urfa'da o direkler duruyor, o direğin arasına mancınıp durduran, İbrahim'i içine koyduran ateş içine düşmem için mancınığa sokanlar mancınıp boşanmadı. Sokanlar boşanmadı. Ne olacak dediler. Şeytan yeni verdi dedi ki, kadınları getirin, kafasına açıversinler, kadınlar kafasını açtın mı velekler dağını verir, şehrimizde neden dağıldı da her şeyin bağlantısı dönme yoktu? Kadınlar urya buldu da, Bakü açtı da, memlekette telef kalmadı da, şeytan dolaşıyor çarşılarda da, o yüzden değil bir bereketsizlik, pahalılık, yağmurun kesilmesi, her türlü sıkıntıya mahrum kalır, ağzından gerip de kafasına açıver diyen mahçılık boşaldı. Melekler baştı, dokuz yaşındaki ırk çocuğunun başı aç olduğunda, melek koyup bu evden çıkar gidelim. Rahmet melaikesi, bereket melaikesi o evden çıkar gider. Gitti. Ben arşın tahtında streetil müttehada buraya yedi bin senelik yoldayım.
Tam şöyle yükseldi Ataş'a, Güneceği zaman yetis İbrahim'e dedi Allah. Ben haksız indiğimi bilmiyorum, kanatlarım şaşırtmeye geldi, İbrahim'i kanadının üzerine avra yedin. Yedim ki ya İbrahim hakim var mı, Herkes mi dedi ben hayret mi ya cibim? Evet nedir hınhırı yapacağım? Allah beni gösterdi. Senden mi dedi? Hacet, evet, sen çekil aramızdan, Allah bana yeter dedi. Allah'mız Yer derdi Selametle İbrahim buyurdu. Dedi, biz de dedik ki Allah diyor. Biz de dedik ki ey ATAK, İbrahim'e karşı serin ve selamet ol. Kürttü ol, Kürttü derken sol ol. Derken yemeğimde dursaydın ateş buz donacağını buz dolabında olduğunu, yerden ve selamen selamet soru ol yani İbrahim'in ve müciç'e ateş birden derdi selam oluverdi. İbrahim'e selamet oldu denir. İbrahim'e selamet oldu, sularız kainatı, düştüğü yerden şifa sularıyla içki elekabdülillah, Allah size ve içmek faslın eylesin.
Hususu Hicaz'daneye giderken eder, hususu baktı murttu, taburfa'yı buldu. O sularda içtim, İbrahim aleyhisselam'ın kurtları eğiple şifa durduğu suyu yuttu. Elhamdülillah deyip şifa var hastaları kızları oraya götürün. Ondan sonra birincisi bu oldu, yani meşakkat çektiğim, ikincisi hangisi oldu? İkincisi midir? Okuyabildim gözüm almaları. Yani Cebrail aleyhisselam dengine arşı arzamın taktığında siddetil müntehadaydı. İbrahim aleyhisselam bıçağı aldı, İsmail'i kesmenin için boğazına bıçağı koyuyordu. Küllerinden bıçak boğazına gelene kadar, yetiş İsmail'i kestirmez dedi. Ben bıçak donasa gelmeden üstelik kanadımı gel geldi paraya. Her ne kadar bıçağı süt büysene kesmiyordum. Ey asıl bıçak, neden Allah'ın emrinden beni durduruyor? Ben İsmail'i kurban itmeyin için emrolundum. Bir daha çaldı kesmeyince, bahşür taşa vurdu, taş karpuz gibi yaralı bir etti.
Bahşiş kesen bıçak, niçin sen İsmail'in bağlarını kesmeye yiyorsun deyince İsmail'in boğazına koyduğu zaman arşı arsamın altındaydın. Allahu Teala'ya yedi sevgili kuluma buyurdu bende, hüz açıp yummaya, kömürü açıverirse yummaya, ona yetiştim, bıçağın ağzını gönderdim yahut kanadımı altına verdim, bir de o zaman sıkışmıştım, kanatlarım sökülmeye geldi ama İsmail'i kurtardım dedi. Yani İsmail'i kurtardım. Bu bizim ismi ve entahasıyız. Kuran-ı Kerim'de ona büyük bir o kurbanlık pikniğe gönderdik. Saffet suresi yüz yedinci sahifesinde. Size yellenmeyi göster göster inşallah, bitirdim oldum saati iki gitti ikisi kaldı. Daha bunları çoğalsam yüzlere varıyor ama ne yapayım, karım bulunmayın. Görmüyor musun Kurban Bayramı'nda sırf İsmail'in kesilmesine bir buçuk sıhhatlik vaaz veriliyor. Burada bir buçuk sıhhatlik vaaz izlanma, ahdım geçtiği için geçiyorum. Çok okuyacağım. Cebrail Aleyhisselam.
Ya Muhammed, üçüncü, üçüncü sıkıştığım yerde şu oldu. Buyur, Uhud günü Uhud Dağı'nda kafirler sana hücum ettiler. Hücum ettiler ve tüm dişin ile bazı dişin arasındaki rubaiye dişini kırdılar, şehit ettiler. Rubaiye dişi su diş. Ağzı dişleri de değil, siber suyu dişlerin birini söktüler, taşı vurunca kırdılar. O diş şehit olunca, ilkleri vardır Allahu Teala bana buyurdu ki ya Cebrail habibim mübalem namına, dişinin kanına derhal yetiş, derhal yetiş. Zira eğer onun kanından, Muhammed'in dişinin kanından yeryüzüne bir damla düşecek olursa orada yeryüzünde hiçbir ne vaadet de ağaç bitirmez. Ona kafirler vah bile mübarek dişini kırdılar da onun kanı yere düşküyse hiçbir zevse, hiçbir meyman ondan sonra daha hal etmem. Yeşildenden grandi, geldi sakalından ayrıldı, Allah emretti. Ya Muhammed, Allah emretti, Habibim kanını yere düşürme.
Ben o zaman streetim müpahadan gidip bir senelikten boşandım. Boşandım, ne ettim ondan sonra? Yetiştim, yetiştim, anladın mı Müsned alıverdim. Alıverdim, işin kanunu oraya alıyım. Keşke Hem dişi kırılıyor, hem hem hazır ve manzarası ölüyor, hem bütün musibet oluyor, hem hakkımı helal ediyor. Anlaşıldı efendim zira, zira eğer onun kanından yeryüzüne bir damla düşecek olursa, orada hiçbir nebadet ve ağaç bitirmem. Ben de mübarek kanını avculuğa avuç ben murakkanı aldım açıp elime aldım. Sonra onu hevaya ilettim. O zaman da çok sıkışmıştım. Ya Rabbi Habibinin dişinin karnını gezdirdim, ne yapayım? Ne mi yapacaksın? Evet ne yapayım? O karnı ne yapayım? Cennet kahfur var, kafir demiyorum. Bak kahfur denilen isimde ayet kıymetli bir şey var ki, o kerpici altından bir kerpici, müjten toprakları sevk edecekte, kafir'dan döşenmiş şeyler var.
O kafur'dan içine karttan, ümmetimin gözünün içine koy da Muhammed anınınca dayanamazlar da ağlasınlar dedi. Muhabbetimiz gibi biz sultanın bizim yolumuzda dişi kırıldı da, dişleri şehit oldu da, kanları yere düşerse bitmez diye tuttun. Hazratı, misal Karani Kudsesi Rahul Aziz. Bak, bence ben zengin sözler geliyor, gelemem ki imtihanım yok. Peygamberimiz dedi ki, böyle yemek tarafar burnunu tutan, niye burnunu çekiyor ya Resulallah? Yemin tarafarından Allah'ın nefesinin kokusu geliyor. Allah'ın nefesinin kokusu olur mu? Gevsel kararını Allah'ı silfiye diyor, onun nefesi geliyor bana dedi. Ya Resulallah Veysel Karani'si gördü mü? Yetmiş ama anasına imdat ettiği için devir ziyaret etmiş, yetmiş onun gözünü ben ziyaret ettim, ben de benim gözümü de sahabeler ziyaret etti. Hırka-i saadetim, Taciş şerifimi ona basın yedirttim. Götürün gelsin, ümmetime şefaat etsin, dedim.
Hasratı Obalü'l-farit da Hasratı ayı götürdüler, birebir panayırda, yenenler insan var mı içinizde de ayağa baksın dedi, hep ayağa baktılar. Çünkü halife-i üluzeyinler, çariyari müzinler, içinde paran köyü'nden adam var mı? Bir kişi var, gel yalnız otursun, o bir kişi ya yanımıza geldi, sizin köyde bir meclis sizin de bir kimse var mı? Ya Rasulallah deyisi bulursak nasıl bilelim? Sav orucun içinde böyle deli var. Bir lira kadar genişlikte bir mezideye kadar. Vel gövdesi geçi kıllı kımıllı demir. Allah'ın en makbul kulu demir. Benim hırkamı o giysin ve tacımı giysin, ümmetime şefaat edecek dedi. Diyelim ki bir beis var mı? Yusuf son sorduğumuz gibi bir beis yok, yalnız bir, bizim develeri bilen bir çoban beis var. Nasıl öyle dedim? Bir diğeri divanla girdim. Ayağı ayağımın başı tabak. Yerler güzel hanelerde oturur, o divan hanelerde oturur. Öyle bir hali var ki o divan hanelerde oturur.
Yerleri iller dış akciğer bile, o iki akciğer bile iki keçi akciğer bir geveyin, onun da yarısını sadaka gelir zavallı. Geldi anchibe ile çaldığımdaysa, bir geldi divane de o bildiğimiz, işte bildiğimiz o işte misin dediler, geldiler. Niyene geldi? Bu yana gitti. Gittiler ki geldi bir Yeskiye yetmiş, burnunun her yeri, yabanıklı da bazı yeri yırtıp, sefir alibem kem olmaz diye korkusundan Yeskiye yetmiş orada namaz veriyor açıktan da buyurun. Muhammed'de ulaştırdullah. Böyle zikrediyor, geveler de etrafını çevrilmiş, geveler de odunla para var. Geveler de beraber zikrediyor, baktılar ki geveyle melekler yüzüyor. Melekler çeviriyor. Vlad dediler, ismin neydi Abdullah dedi. Hepimiz Allah'a vuruyor dedi. Abdullah demek, Allah'ın kulu demek. Hepimiz Abdullah dedi. Yalınız dedi, anayın vurduğu isimler dedi, üveyist dedi, deist dedi ismim dedi.
Aç evin ortasını açtı, bir mescide büyüklüğünde ben var. Şeyi öpmeye başladılar, aman dedi, aman dedi. Yedi, geri gövdeni unutan bir aç dedi. Diyor şunu aç değil mi, keçi kılıyı kıvrılır diye. Tam peygamberin haber verdiği deist sensin. Şu Tac-i Şerif'in hırkayı, saadetini sana vasiyet etti. Şimdi hırtası İstanbul'da ziyaret oluyor. Gaza kadar yazdı görmüyor musun? Bunu alacaksın, ümmetine şefaat edeceksin. Ben Yok vallahi Veysel sensin dedim. Velekin Tayile dedi, Tac-i şerifin yetki bir yere üstüne kapanmış şu Tac-i şerifin şu hırka hürmetine Muhammed ümmetini hepsini affedeceksin dedi, affedeceksin. Bırak ya Deniz, seni sana barışlar.
Kaynak: Genel
Tövbe ve Mağfiret Yolu Nefis Terbiyesi ve Ruh… | Mihmandar