Abdulkadir İlgeylani Tövbe hakkında Abdülkadir Geylani Hazretlerinin çok müstesna bir sözü var. O da tövbe buyuruyor imanın neşesidir. İmanın böyle düğün gecesi ifadesi var da neşe günü diyoruz biz. Neşe günüdür tövbe hiyemiyahul Hak Celle Celalühü Allah'ın akıtmış olduğu bir sudur diyor Tövbeyi anlatırken. Böyle yağmur yağdıktan sonra arz o yağmur suyuyla böyle canlanmaya başlar. Buyuruyor ki, kalplerde, ölü olan kalplerde, almış olduğumuz evrakta, istiğfarımızla ama candan okumak suretiyle çünkü Rabiatül Adeviye annemiz Rahmetullah Aliha bizim istiğfarımızla bir istiğfara muhtaçtırdır. Demek istiyor ki candan okumak lazım. Böyle içten nedamet duyarak, gözden de yaşlar akıtarak okumak. Tövbeyi buyuruyor. Ölü olan kalpler tövbe ile artık canlanmaya başlar ve gaflet halinden kurtularak uyanır buyuruyor.
Tarif ederken Abdülkadir Geylani hazretleri, Kaddesallahu sırra, yek, aslu, külli hayrım, her hayrın temeli tövbedir buyuruyor. Hazreti Ali Keremallahu ve şey benim diyor ömrümden şöyle çok dakika bile değil saniyeler kalsa yine tövbe eder istiğfarla meşgul olurum buyuruyor Evet. Salihler hiçbir zaman, hiçbir zaman, bütün hallerinde tövbe ile meşgul olurlardı. Ibadetlerinden boşaldıkları zaman demek ki dilleri istiğfarla daha sonra salatü selamlar Kuran-ı azimüş, şantilaveti bunlarla meşgul olurlar. Zaten biz bunları okumasak gerçeği de bulamıyoruz. Mesela biz ne diyoruz? Bundan başka da daha ne yapılacak? Ama bu gibi Allah'ın sevgili kullarının sözlerini işittiğimiz zaman diyoruz ki çok yanlış yapıyoruz. Çok gaflete düşüyoruz. Tövbenin ilahi bir nimet olarak ezelde kula takdir edildiğini ifade buyuruyor. Tövbe diyor.
Öyle gelişi güzel elimize tespih alıp da yapmak değil, ezelde bir takdir var ki diyor kişi tövbe ediyor. Hani ezelde böyle bir takdirin oluşuna da hamd edilir. Aynı zamanda kalbe Cenabı Hak'kın bir inayetidir. Allah'ımızın bir ikramıdır. Sonra Allah'ımızın Celle Celalü kendisine kulu bağlamasıdır. Aynı zamanda kalbin bütün fasit düşüncelerden, yanlış düşüncelerden kurtulmasıdır demiş. Aynı zamanda buna ruh da tabidir ve aklın iştirakidir tövbenin sahih olması ve bütün işte Allah için bu vazifeyi yerine getirmektir buyurmuş Çok uzun olduğu için sadece Abdülkadir Geylani Gaddi Sallallahü Sırrı Hazretlerinin sözlerinden nakletmek istiyorum Allah'ımızın izniyle. Tövbenin kabulünün dört şartını anlatıyor.
Böyle tövbe ederiz de acaba yaptığımız tövbe indi ilahi de kabul mü kabul değil mi bu dört şey de bilinir buyuruyor dört şey de birincisi en yenkate an ashabil füsugi bir kere fısk dendiği zaman bunun itikadi olan yönü var. İbadette olan yönü var. Masiyet içerisinde olmak. Günahkar olmak, isyan işleyen kimselere bu tabir kullanılır. Onlardan diyor uzak olmaktır. Mesela bir kimse doksan dokuz kişiyi öldürmüş. Bir rahibe sormuş. Cehennem deyince onu da öldürmüş. Gerçek bir alime Abdülkadir Geylani efendimiz gibi bir Allah'ın sevgili kulunun evladına sorunca buyurmuş ki çevreni değiş. Sana bu kötü fiilleri işleten hep çevrendir buyurmuş. Bundan dolayı bir kere diyor çevreniz güzel olsun. İkincisi en yekune münkati an an külli zembin, bütün kötülüklerden de kaçının. Mukbiren ala cemi at taat. Ibadet ve taate de bütün varlığınızla yönelin.
Mesela biz oruç dendiği zaman yemeden, içmeden cinsi münasebetten uzaklaşmak. Bu şekilde düşünmeyin gözünüz de harama bakmasın. Gözünüz ibretle baksın. Kulağınız da haklı duysun. Onun bunun sözleriyle hareket etmeyin. Elimizde de ayağımızla hele gönlümüzde ve zihnimizle oruç tutabilmek. Zihnin de kötü düşüncelerden uzak olması. Ikincisini bu şekilde üçüncüsünde bir kere diyor kalpte dünyanın sevgisini koymayın kalbinizde dünyaya bir sevgi, Allah'ımızın sevgisinin dışında sevgilere yer vermeyin. Dördüncü olarak tamamen Allah'ımızın Allah'ımızın artık nasıl tarif edelim bunu? Allah'ımızın emrine muti bir şekilde olun anlamlarında biraz zorlanıyoruz. Türkiye'ye geçişi zor oluyor. Yine Abdülkadir Geylani efendimizden Gaddisallahu sırra, galeli elhak, Allahu Zülcelal bana buyurdu. Bir kere ya Abdülkadir tövbe ettiğin zaman sana gereken bir kere yersiz düşünce bu hem kötülük ne yapma değil.
Kötülük yapmıyor ama kötülüğü düşünmüyor bile. Bunun için iyi bir arınma istiyor elbette. Çünkü Cenabı hak temiz kullarından kabul ediyor. Şu ayeti celile elbette düşündürür. Cenabı hak müttaki kullarından kabul ediyor. O zaman düşüneceğiz yaptığımız saatte takva yolunu tutup tutmadığımızı kontrol edeceğiz. Çünkü yete gabbelullahi müttebin. Allah'ımız müttaki kullarından. Nedir? Biz takvayı da bilmek istiyoruz. Bunun dört tane şartı var. Birisi şirk, küfür, nifak. Bundan uzak olacağız. İkincisi büyük günah, küçük günah. Daha sonra Allah'ımızın düşüncesinden dışında, düşüncesinin dışında hiçbir halim gönülde kalmaması. Yani biz burada misal istiyoruz. Bu nasıl olacak? Güneşin tam zevalde olduğu zamanda karanlığı göremiyoruz güneş vurduğu için. Gönle imanda sadakatin güneşi, öyle taklidi olan da değil, tahkiki bir iman. Gerçek bir iman.
Bütün tat ve lezzetini hüceratın duymuş olduğu bir iman. Hayatın her noktasında beliren bir iman. Bu hem insanlara baktığımızda Halid sıfatı, rahat taşa baktığımızda Halid sıfatı, ayağımızı attığımızda da Cenabı hakk'ın ilahi kudretini görebilme halidir. İşte bunun için Bişr-i Hafi yalınayak geziyordu. Neden yalınayak geziyorsun? Allah'ın nurunu görüyorum diyordu. Yoksa bu hayatı böyle geçip gitmek yarın öldüğümüz zaman Allah'ımız mahcup hale düşürmesin. Bir de bir şeyi mutlak hatırlatmak istiyorum. Ramazan-ı Şerif müstesna bir aydır. Değil gecesi, değil gündüzü, değil saati, değil dakikası, değil anı böyle gözümüzün böyle bir an açıp kapamasında her şeyinde de tecelli ilahinin olduğu bir aydayız. Onun için gülerek, alayla, şakalı bir şekilde geçirecek bir zaman değildir.
Ellerimizi dizlerimizin üzerine koyup boynumuzu bükerek günahlarımızı hatırlayıp gözlerimizden bağıran gibi yaş akıtacağımız bir aydayız. Öyle eğlenecek bir ay değil bu ay. Ve sonra siz de hatırlarsınız geçtiğimiz senede beraber teravih kıldığımız kimseleri bir kısmını bu ayda göremiyoruz. Bu senede yok. Acaba bir daha bize bu ay nasip olacak mı olmayacak mı diye düşüneceğiz. Huzurlu geçireceğiz. Bizim hayatımızda model Resulullah'tır sanılacak. Bizim hayatımızda örnek Allah'ın kitabıdır. Ona göre hareket edeceğiz. Sonra Abdülkadir Geylani efendimiz çok güzel izah etmiş. Aman ha diyor. Kalbinizden yersiz bir düşünce de geçirmeyin efendim. Bu nasıl olacak? Biz yapmıyoruz ama kalplerden geçiyor. Bu Muhyiddin Arabi Hazretleri'nin kalpte Sallallahu Aleyhi ve Sellem muhasebesidir. Böyle yatmadan önce mübarek sultan kalbinden geçen yersiz düşünce olmuşsa istiğfar okuyor.
Allah'ım gönlüme bu fikir ve düşünceleri getirme diye ve sonra tashili ileyye ve illa te ente minel müstahziin. Evet inşallah. Yersiz duygu, düşünce, çocuksu hareketlerden tamamen uzak çünkü biz öleceğiz. Eğer bize bir yanlış hareket gösteriliyorsa, uygun olmayan sözler konuşturulacak olursa diyeceğiz ki biz öleceğiz. Sen ölmeyeceksen bunları konuş diyeceğiz. Ben öleceğim kardeşim, huzur-u ilahiye duracağım diyeceğiz. Çünkü bizim gözümüz görmüyor ki kabirdeki insanlar ne haldedir bilmiyoruz. Bunu Efendimiz ashabı güzini anlatıyordu Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Ey ashabım bugün için hazır olun diye buyur buyuruyordu. Öyle Allah'ıyla öyle biçimsiz hareketlerle nelerle aman ha buyuruyor Abdülkadir Geylani efendimiz geçirmeyin. Yine Abdülkadir Geylani efendimiz Allahu Zülcelal, eğer tam tövbe eder Allah'a yönelirsek Celle Celalü, Rabbimizin ikramını haber veriyor.
Ölmeden evvel diyor siz kurtuluşun müjdesini alırsınız. Kuran Azimüşşan'da geçiyor zaten. Allah'ımız daha onlar ölmeden önce, ölmeden önce nimeti ilahiye mazhar oluşunun müjdesini alıyor. Böyle olmasaydı Hacasın Efendi üst ağzına kabir bana kavurma gibi kokuyor der miydi? Çünkü zihni nur zihninde Cenabı hakk'ın kudretini düşünüyor. Zihninde insanlar nasıl kurtulacak diye onun derdine düşmüş. Nasıl ıslah olur. Bu insanlık nasıl kurtulur diye. Gönlü Cenabı Hakk'ın muhabbetiyle dolu. Nesi kalmış ki dünya ile olan alakası her hep imanla tasarruf etmek suretiyle? Efendim o acasın efendi biz ayrıyız diyemez. Çünkü Allah'ın emri sırf ona gelmiyor. Hepimize geliyor. Buna göre. Onlar daha ölmeden önce hakiki tövbe yapanlar bu dünyada iken ilahi müjdeye erişenlerdir. İkinci olarak şeytanın tasallutundan onlar muhafaza olurlar. Şeytan yaklaşamaz. Ebu Said El Harraz diye büyük bir veli var.
Böyle şeytanı görünce asasını kaldırmış. Demiş ki mel'un, ey Said Ebu Said el-Harraz ben senin asandan korkmuyorum. Kalbindeki şu imanın nuru var ya ibadet ve taatin nuru var ya. Çünkü imanımızı muhafaza edecek olan ibadettir. Ama samimi bir şekilde yapmak suretiyle Yaptım da olduğuyla olmuyor bu iş. Şeytanın tasallutundan kurtulur. Sonra Cenabı Hak o kimseleri sever. Günahtan lem yednap gattu günah işlememek suretiyle günah işlememek suretiyle Cenabı Hak onu isyandan korur. Herhalde dört madde halindeydi. Bunu haber verdim. Konunun uzunluğundan dolayı sadece Abdülkadir Geylani Hadisallahu Sırr-ı Hazretlerinin sözlerini nakletmiş oldum Cenabı Hak uyanma nasip etsin Derler ya dökme suyla değirmen dönmez bizde iş olmadıktan sonra bizde gayret olmadıktan sonra olmuyor İyi bir gayret istiyor İyi tutmak gerekiyor