Kalemdar'dan sohbetler. Hacı Hasan efendinin kendi sesinden gönle şifa sohbetleri. Tövbe estağfurullah. Çok muhterem Hacı Mehmet Naciye. Eline selam aldım. Şahit aldım. Baktım müsait olmadım. Üzerim rahatsizlik var. Aynı zamanda gözlerim de mütemadiyen yandıkça yaşıyor. Bir türlü mektup yazmayı beceremedim. Size münafık sözleri de bulamadım. Mevla rızası için noksanlarımı affet. Buraya kadar keşif buyurduğun ustam hem çok memnun oldum hem de çok üzüldün. Efendimizin Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem, Efendimiz'in Hanefi saadetine gelip, cismin anasına emrine bir ayet ettiğinden, görüşmeden cince gelip, Resulullah'a gelince ya Aişe, dilde yiyişin kokusunu hissediyorum. Evet, yiyince birisi geldi Hele çok selam etti. Ellerini, ayaklarını hafiften. Mahsun boynuzu tüttü, el de geriye gitti. Allah Allah. Ah gel ya Ayşe. Gözlerimin şimdi sileyim.
Benim o çok sevgili bir dostum onu dizlerini ziyaret etti. Vehbilipse adete gitti. Menbere çıktı. Ey Ashab-ı Kiram. Bunun mahzun geriye dinmesi o kadar meyniyet belli ki kendini, bir inen tarafına yine şey burnunu çeker, Sana inen tarafından Rahman, Rahman olan Allah'ın kokusu geliyordu. Develerin ardında Allah Allah diyor murakabayla işiten ve üf, prim ve kokusu tagemen'den medenelere gelir. Ahri Kainat Muhammed Aleyhissalatü Vesselam size bunları söylemek hacet yok ki. Haccınunuz teselli olsun diye konuşuyorum. Bizden daha iyi bilirsiniz. Dünyadan ahirete intikhali zamanında, zamanında hırkayı saadetinle taciz kerekimi Karani'ye mübarek parmakları ile yazdıklarından okuyoruz. Şimdi lakin ezberimle konuşuyorum bunları. Bu sunmakta kısaltıyorum. Vevi İslam'ın da bir kimse var mı? Karançayın Aramayın o gibi bir beis yok. Kapası kapak. Ayağı yalın ayak. Diller mamur yerde oturur.
O verenelerde oturur. Güller ağlayınca o güler, güller gidince o ağlayan, üyelerimize giden bir çoban var. Başladığın arığının gibi. Forsluğu, rengin isim almış hiçbir şey yok. Biz onu ara görürüz. Ne tarafa gittik? Siveleri bu tarafa getirdi. Karmışlar ki mübarek, elbiseleri yırtıp, yırtıp. Kendini seçmediği için yeri kazmış da onun içinde ibadet ediyor. Şehre işe başladın mı? Siveleri etrafını kemiriyor. Koynunu bükuyor. Şienin gözlerinden yas geldi. Onlar da Allah'a iftirakim yollar ve ben gördüm diyor o marul farık kazıyakları. Civeleri sihralar çiviyordu. Hazreti Ömer ümmetine şefaat getirmedim diye. Bu bir kayık saadet o tanesi kırmasına, Fırkası Muhammed'in ümmetine affet ya Rabbi. Artık sen müdahale gelir. Dedi ki, gel bir seni sana başladık. Bırak artık yeter. Hayır ya Rab. Ben kendim hepsini istemem. Ben yanırsam yanayım. Yalnız ümmetim o himmet yanmasın diye kakama.
Ve ümmetimi red de diline affettik. Web de diline affettik. Kalk ya diyor. Kalkmam diyor. Ümmetini imamı aff bulunmayın diye kalkmam. Çünkü hak sen müdahale gelir. Ümmetinin yarısını affettik. Kalkacağız. Hayır ya Rabbi. Külliyen affetmezsen Rabbim ya Rabbi. Tacik herifin hürmetine, hırkayıfsa Aceetin hürmetine bunların üstüne de kapanmış böyle şöyle yatıyor. Minnetinin lükste gücünü arttırtı. Biri kalsın. Kalk gayri. Kalkman karası deyince ormanın tarif nerede kaldın? Gayris şey geldi buldu. Tayyarla sen gelmeseydin ne olurdu? Hikmet söyledim. Allah'ın hikmeti böyle kalktılar. Berkay saadeti verdiler. Tarih sepeti verdiler. Mendiler de öğüt istediler. Hazreti Ömer deli bize biraz öğüt mü? Biz taptığımızı bilmez mi? Tahmin edebiliriz. Kapınacağın bahset. Allah'ım Ta ki Allah'ımız bilir midir? Allah'tan gayrı ki iseniz sizin iyi iznesine muhabbet etmek. Allah razı olsun tabiri etsin.
Muhammed Mustafa Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin hırkayı saadetini ve taciziyetini getirmiş. Bütün Kara memleketi, bilmem memleketi Hazreti Ceyrüsün, Hazreti Ceyrüsün ziyaretine koştular. Kayboldu şehvet olmamak olmaz. İnsan şöhret bulursa onu azap olmamak olmaz. Belki bir dünya sınama ederim diye kayıp oldu. Surat kenarlarına gitti. Zatın birisi ulemadan onu araıyordu. Buldu. Kardeşi abdest almış namaza durmuş. Namazı kıldı, evlat kesiyor. Evladı bitirdi, ikinci namaz başladı. İkinci namazı kıldı, Kuran-ı Kerim'e başladı. Bir gece girişte götürdiniz. Bir gece de ikinci gecede gözü göğü yastıktan sonra da ırkınkandı. İmam gibi uyku geldi. Ya Rabbi, çöp uyuyan karından çok uyuyan uyuyacağım. Sana sığınırım ya gaf getir. Kardeşim, biz de sizi bununla beraber sizi teselli ediyorum. Bizde sizi İstanbul'a varınca kazancaya kardeşimiz var. Kahnet Tacabet Efendi.
Mustafa Fas'ta birden bir yerin orada evi var. Gerirseniz memnun olurum bu Osman Efendi, ben çocuk, Yahyalı. Sarınca o bilir onların yerini. Onlar size, siz de onlara ziyarete giderseniz Hacı, EFADI, Erbili, Efendimiz, full ahtap bu da. Kalsül Ağıza mıdır? Onun oğlu mescit bir yerde oralarda. Onu da ziyaret ettilersen hoş çok memnun olurum. Biz oralardaydık. Çok çeşitli tüylere başvurduk. Yani telefonları ettik. Alanları gönderdik. Bizi bir türlü bulamadık. Yazık sözü. Hacım cevap vermeye ne olduğu belli olmadı Bir daha ne güzel telefon etmiş. Bu da Tayfur işini çok seviyor. Hafız Tayfur Efendi oğlumuz. İstanbul'da telefon aldık. Buraya Muhammed Naci Bey'le Naciye Hanım annemiz geldi. Bir türlü acı baba hürmet edemedim. Nereye döndüler, gittiler seni ve Kayseri'ye. Sizi Ankara'nın yeni başında takipçisi oraya dönecekler gelir. Biz de çek çek geldik oraya. Sizi de gelince bulamadık.
Hattanız geçmiş olsun. Allah'a afiyet versin. İnşallah yakınırsa hasara kavuşur. Cuma Mustafa da aynı hastalandı. Lakin üç erken sene, içer sene hastaneye yatırdı. Ondan sonra on gün sonra. İyi oldu. Fevzi çok da riayet etsin. İyi olacak inşallah. Selam ederim. Hatırlarını kırarım. Allah cümlesinden razı olsun. Sonra ki biz doktordan doktora geçelim. Ve millet olacak ya illet olacak. Milletinin özü diyor. Anlayamadım efendim. Yani millet hıfzında darlık. Bu bol olursa zillet. Yani kimse onu hesaba koyup da, sıyırıp da başa oturtmazlar. Sen bir pislik vaziyette bundan da. Yok öyle demiyor. Zühretiyse millettir hastalığa müptela ederim o kolunu. Hastalığın yüzünden düşünür düşünür daha muhasebete. Yani cici bir öğüt kesildim şimdi. Sen de otururum. İbadet ettiğin halen boynunu düştüm. Allah'a dua ediyorum. Allah, bilmem de hasbunla, tevkulla, muhakkullah muhakkatı Resulullah ihsan duysun.
Çünkü, efendimizden bu günahkarı gelene kadar bütün unvanlarınızı kazalardan, belalardan hiç yetmez ve takas getirilip getirilmez, Sıkıntılardan muhafaza buyursun. İstağızımızdan bu günahkara ilene kadar yine böyle diyor. Yani haskasların su kaskası ben olduğundan, hepsinin ayaklarının kurabı olduğundan efendimizden bu günahkara kadar dediğinde bütün yapan bizden yukarıda da onu düşünüyorum. Allah cümlemizi imanı kamil ile indirsin. Uzay-ı ilahiyyesini buldursun. Cennetiyle cemaliyle züldülse de nasıl Topbaş, Muta Topbaş Efendi'nin düğünde kısma alıp da sizi gezdirdiğim gibi ve Neslie A'ya gülerken, biz bir sırtima salak süzmeye Allah bizi muhatap etsin Habibi esemi hürmetine. Biraz ve üstlerimden kirayı doldurmanın için üstlerimden biraz öğütleri konuşacağım. Sanki bu selamları, selamları bilmeyen gardaşımız olur.
Başka davranışlarımız da büyük yeri ve binler de istifade derler diye onu da ayrı gayrı düşündüm. İnşallah, bismillah. Evet efendim, Mevlana Halid, Mevlana Halid rüyalisin-i Bafadi Hucsesinde olacak. Çok uzun mankübalara var. Ey ki hele cüz'yü kendine vermezsem evladına, damadına, ailesine onlara bir rahmet gelir, onunla acımışa bir süzdüm eğer razı olacağısam. Vesi mali yahut da malına bir zarar verirsin. Onu huzuruma düşüp de hep dua sormam. Allah'ın öğretti diyor. Allah'ınızdan gelen deliye razı olanın. Gazaya razı olanın. Allah'ım bizi yetiştireceğiz inşallah böyle böyle. Terk etmez. Ne derlerse, küfrün ibadetine devam eder. Allahuani Kerim'in de malunuz o gurbetile. Allah ram Muhammed seni railler leyni derler. Onlar da maharet etme iman misil ve cevan-ı sünneti. Onlar tayin de diyenler. Kahin de dinler. Kahir de değiller. Onların üst sözlerine bakma buyuruyor.
Onun için bu zat da diyor ki Allah yolunda la ilahe leyminden hıf etmez ki. Hazimetle de ameli verdi. Ruhsatla amel biliyorsunuz fetva ile olan amel. Hazimetle amel takva ile olan amel. Bir işaret birini üstüne efendim o hususa dair. İmamı Azam efendimizin öte ender, yola kadar bir necufullah. Yılla kadar. Bunu yıkarız. Ya imam, fetva verdiniz. Birhen miktarı olmayınca namaza bir zarar gelmez. Bu fetvadır. Bu takvadır. Diyor adamlar takva yaparlar. Tüm yaptığımız gibi inşallah. Her sene kürsüler de anlıyorsunuz sen. Yahya'yı saadeti canilere götürür. Bir kat baksın konuşurum. Ondan sonra onu ziyaret ettirir. Yetişlerine götürme koştururum. Allah, annen, baban, antremidin de rizik ettiğiniz, etnik ettiğiniz Yillardır kalkansın inşallah. Büyüteler de öyle olsun. Bütün günlerin geçmişleri de öyle olsun. Ya böyle Süleyman konuşuyorum. Karşı karşıya karış durma orada.
Mektup olsaydı okursa oraya sokardım. Ama bant olursa burasın oğlu dünya, dinlersin aynı ben karşında var gibi gözümüz yum ben sana gömülürüm gözünü yumarsa inşallah. Çok muanele öyle terbiyeyi de arsayı. Biz deriz damarınızdan daha yakınız. Yani kalbinizin yanından geçen damardan daha yakınız duyuyor. Onları düşünürdü. Cenabı Hak ruhani nimetini yücinizden etsiz gitmesin. Amin. Hemen şimdi vasiyetime geldik. Tutabilir miyiz? Malum. Kardeşlerimiz da dinlesinler var. Tacımız da dinlesin. Hepimiz dinleyin vasiyetlerinden. Allah'tan kork olsun. Bir yerde olsun, akciğer yerde yapamaz. İnsandan utanamaz ya, hasbi ciddi yerde Allah'tan korkarsan o insanı kurtaracak Vantımız baktım Titanic geliyor. Tövbeyi ikiye dökince de başka bir şeyler alalım diyor çalışıyorum. Allah rızasına muvaffak etsin inşallah. Oruç ve namaza devam edin. Lafız giderin ahirete.
Hep inşallah orada cennette Allah beraber Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz için şibeci ala cennetinde gelirsin. Rahmet'i daima terk edin. Gayret'i daima terk edin. Bütün davetlarıma üç gündür dört gündür bayramda ayak üç gündür yok. İnan oturduğumuz az oluyor. Daima konuşuyoruz. Allah cümlesinden razı olsun. Yani baş gelemedik desek kitap olur. Günün birinde iki kardeş sizlerle beraber kestirmiyorlardı. Şimdi Allah'ım lüt çıktı ne olduysa. Arkadaşlarım da babamın gelini dedim. Allah Mustafa Efendi pederime itaatimi uğruna uğruyorsun. Şöyle buyururdu. Oğlum, Allah'ın yırtılı yolda gelirdiler. Etrafında çadırlar olur. Çadırların küpeğinin girişimcisi gider. Köpek köpeklerde arıtır. Onlar da gider. Bu adamı partalarlar eğer verseler Nasıl köpekler birbirine hasım olduklarından birbirini yutmaya, boğuşmaya başlar yolcu horvarın vergi diyerekten. Kurtuldum bir.
Oğlum bütün düşmanlar dünyada asrın siryasında hatun olanlar, cüce birine düşer, parçalanamaz düşer ya, birbirine bıktururuz biz onları. Girdiğine çalışıyorum. Baktım ki, bak Osman oluyor ben bire. Duymakla yarım belli, kız gayrisım var. Annemin yerini çalışıyor ben Allah bizi buralarda birleştir ya Rabbi. Daha gardaşım. Dudak öğüt geri döner daha ne diyor gardaşım? Az böyle, az iyi, Kalemdar'dan sohbetler. Hacı Hasan efendinin kendi sesinden gönle şifa sohbetleri.