Tövbe ve İstiğfarın Gücü ve Allah'ın affı kaydında Bütün misaldır yani bu yeri ve göğün arası dolacak kadar günahlarla gelsem dolduracak günahlarla huzuruma gelsem şirk koşmadığın halde, Allah iki yemediğin halde bana kavuşsan, yeryüzünü dolduracak kadar bir mahiyetle mukabele eder, seni af dilerim. Ne diyorsun sen? Seni af ederim, merem içinde şirk yok, yani Allah iki yemek yok, öyle…
Bütün misaldır yani bu yeri ve göğün arası dolacak kadar günahlarla gelsem dolduracak günahlarla huzuruma gelsem şirk koşmadığın halde, Allah iki yemediğin halde bana kavuşsan, yeryüzünü dolduracak kadar bir mahiyetle mukabele eder, seni af dilerim. Ne diyorsun sen? Seni af ederim, merem içinde şirk yok, yani Allah iki yemek yok, öyle günahlarla gelince ona da tövbe ediyorsun, bir daha yapmamaya da az gezmeyi kastediyor, işte ben vazgeçtim senin günahlarından diyor Allah. Hocam Hadis-i Tirmizi rivayet eder Hadis-i Ha sen'dir, güzel hadiste. Hadis-i Kudsisinde Mevla yine buyuruyor. Hak Teala Hazrakları Allah'ımız Hadis-i Kudsisinde buyurdu ki elbette günahların ahu emmininini günahkarlar bakmış sabahaına da Şafan atarken ha hacet kapıları acırken Allah'a da muhtaç olduğunu demiş. Bağız da kalbi kam yumuşatmış. Tövbe ağlıyor çünkü çok büyük hatası var. Benim gibi çok günah etmiş.
İnileriyor. Ahu enimi Bana Allah'ı tesbih eden meleklerin sesinden daha sevgilidir o günahkar kulumun Ahu emmi hiç günah gitmemiş meleklerin zikrinden, zikrinden, sehinden daha güzeldir daha o, günahkar kullarının iniltisi. Daha müjde istiyor mu? Hoca inan çok eziyet ettin ama doyuruyorum yani, bize doyuruyorum. Ben de Peygamberimiz doyuruyor, saklıyorduk bunları sizin gözünüze göstermiyorduk. Böyle azıcık acısını çeksinler günahların deyin. İladilli hadis okuyamadım da bu defa bu defa melekler, Allah'ın melekleri, cemi melekler gelin yeryüzüne gidelim gelin. Ne olacak diyorlar. Gelin yeryüzüne gidelim de bizim sesimizden güzel ve Allah'ımıza makbul olan günahkarların imilkisini dinleyelim de biz de lezzet alalım.
O Kadir gecelerinde iğneleliklerimiz, o sahurdan sonra yapmayıp sabahı denkleyip öğle namazını kılıp ve öğle ecir istirahat edenlerimiz, günahların çok değil tespihi eline alıp da Peygamberimiz bile hiç günahı yok ana, yüz defa günde istiğfar ederim Allah'a diyor. Allah'a yüz defa istiğfar ederim. Hiç de günahı yok. Sen istiğfar ettin mi Müslüman? Günde yetmiş defa istiğfardan hiç aşağı çekmedim diyor Peygamberimiz. Sizin amel bir densin içinde Allah'a istiğfarınız kadar güzellik ibadetiniz yok diyor Peygamberimiz. En parlak şey istiğfar. Gelmiş Bir Hadis-i Şerif daha elime aldım, onu da müjde olarak size konuşuyorum. İmamı Ahmet Vagaid'i And İbn-i Abbas rivayet ediyorlar Hadis-i Şerif'i on kere kırk hadisin yüz seksen dördüncü sahi. Ne buyuruyor efendim? Kalaşılan yok. Onun müjdeli zaman. Altı şeyin hakkında öz yürekten bana teminat verin, söz verin Peygamberimiz diyor.
Altı şey hakkında tecelli edeceğiz altı kısımda Özyürekten teminat verin ben de sizi teminata delalet edin ben de cennete gireceğimizi müjdelelerim. Eğer şu altı şeyi yapın ben de sizi cennete müjdeleyim, teminat veririm size, zamir olayım ki cennete gireceksiniz. Bu altı şey ne hocam, tez, tez de yine? Peki kardeşim, ben de o sizi hep üzmeyeceğim. Söz söylediğiniz zaman sadık olun aman yalan söylemeyin. Yalanla iman bir arada kalmadığı için sizi kurtaramam yalanı terk edin geçsin. Yalan söylemeyeceğinize söz verin baştan bir. Hep zora koşmuş. Biz akşama kadar yalansız durmaya imkanımız yok ki böğürtlenler öleceğim, yüz karaları yapacağız etrafınıza. Yok, yetmem de, beni çekiyor ama yetmem, göz dersine yalan söyleme. Söz söylediğiniz zaman sadık olun yalan söylemeyin değil. İki, vaat ettiğiniz vakit onu yerine getirin muhakkak vaadinizi yerine getirin.
Tövbe ve İstiğfarın Gücü ve Allah'ın affı ne anlatıyor?
Tövbe ve İstiğfarın Gücü ve Allah'ın affı kaydında Bütün misaldır yani bu yeri ve göğün arası dolacak kadar günahlarla gelsem dolduracak günahlarla huzuruma gelsem şirk koşmadığın halde, Allah iki yemediğin halde bana kavuşsan, yeryüzünü dolduracak kadar bir mahiyetle mukabele eder, seni af dilerim. Ne diyorsun sen? Seni af ederim, merem içinde şirk yok, yani Allah iki yemek yok, öyle…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 10 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Biz Allah'ımıza bak Alem-i ervahta bela raharah mısınız? Deriz, badirimizi yerine getirdik. O bütün emirlerini tutacağız dedik. Bütün dağların ve yerin semanın götürmediği emaneti aldık. Bak götürüyoruz, namazını kıldığını kıldık, Ori imotu beni tuttu. Bu vaat, kullara da vaat etsene be. Şunu gel de vereyim, gelin, yevmiyece vurursan eldağı bir gideyim. Boş vur gitsin buna, ahife hakkını alacağım. Vaad etme, Vaad etme gördün mü seni? E, vaat ettim, vereceksin öyleyse. Canım mı olsa da gidecek? Yani vaat ettin mi? Peygamberimizi vaadinden kimse gönderemez. Yeter da şimdi uzun, hep uzun gider. Birine vaat etmiş filan yerle birleşelim sen gelene kadar ben yerim, senden durayım, sen geri kan sen dur. Üç gün orada kalmış Peygamberimiz, üç gün. Ya Resulullah burada niye gezelim, niye bugün o üç gündür birine vaat ettim gelsin diye ile hemen da unutmanın ki gelmedi.
Vadimden kul pelerim diye korkuyorum, burada yiyin, burada içeyim, bu da namazın bir çadır kurduruverdim o gelsinle beraber gelelim diye, bekle diyorum o da gelmedi üç gün oldu diyor. Daha bekler mi? Gelmeyecek olursa bir kere beklerim çünkü vaat ettim, hurtalamam diyor Peygamberimiz. Ben nasıl vaadimize bu kursa? Kurdunuz? Bana bunun şeyleri, Kudemiye musalahasını neyi anlatmak ister ama imkanınız yok zaten. Gittik efendim. İki, siz öz yürekten söz verin altı şey hakkında, ben de cennete girmeme söz veriyorum. Söz söylediğiniz zaman yalan söylemeyin doğru söyleyin. Bir, vaat ettiğiniz vakit onu yerine getirin. İki, size bir şey emanet ve emniyet edilince onu Eda ile hainlik yapmayın. Size bir şey emanet verildiyse Allah'ın emaneti, kulun emaneti ona hainlik gitmeyin. Nerem göz vermiş harama bakmayın, nerem ağız vermiş ağız vermiş, kav, gıybet, iftiranı gitmeyin.
Nerem kulak vermiş emanettir bunlar. Kulağımınla kav, gıybet, iftira, istat çaldığı bilmem sinema, televizyonunu dinlemeyin aman rica ederim böyle hayır olan şeyi dinleyin. Yüz desen, hiç bizi döndüremem ama ben Allah'ın huzurunda derim de yüreklerimle bütün insanı şahit gösterirsem yakayı kurtarırım. Sen ne olursan gör, ben ona karışmam. Demet buna, emanete hainlik eden münafık sıfatında olur. Yetme böyle zararlı yere canım hocam, önümüzde yeri. Peki, haini etmeyin. Dört, haram fiilden namusumuzu, iffetinizi koruyun. Gelin hanımına, yerin ırzuna, namusuna tasarlit etmeyin. Gelin hakkı, kocamın hakkı olan namusunu başkasına teslim etmeyin. Teslim etmeyin, teslim eder de boyası da onu bilirse, o kadınla geçilirse ona varın müjdeleyin, milletin kapısının üstündeki ilk yazı bu. Yeğüs olanlar bana giremezler diye Allah onu bu dilek elinde yazmış. Ey Tahit okur.
Onun için böyle emanete hıyanetlik etmeyin, Harem Tey'den namusunuzu koruyun. Bu da bitti, buna da iyi söz verin. Peki gözlerinizi kötü bakışlardan menetmeye söz verin. Gözümüzle ilim ırzına namusuna gözümüz akmasın ha. Allah gözünüze perdeyi onun için hazzettim, böyle çekiverin üstüne perdeyi diye. Buna dayanamazsanız, gözünüz açık kalıyorsa boynunuzu menteşede aldırttım, görsün diye bu yanma, şu yanma böyle ilim namus oldu mu boynumuzu gönderin sizi kolaylık emanetimi yüklendiğin için kolaylık halt ettim size. Meryem emanetimi kabul ettiniz, ağzınızdan çıkacak sözlü muhafaza için dilinizi boğazınıza çekin kıpırdamayınca konuşmaz. Buna dayanamaz, konuşacaklar dil kıtaya yarda çatal kapı halt ettim dişlerini bir binaya getirir bölüm. Konuşman o zaman, iraden yok ki. Olan zor olursa dişleri, dolaplarım daha yumuşat onu girereye. Üç kapının içinde halk ettim.
Neden günah söylem, hemen yalan söylem, neden küfür söylem. Onun için Allah'ta böyle kolaylık halk ettim. Onda da söz verin bakayım bir gözlerimizi kötü bakıştan men edin. Ellerimizi şer'an caiz olmayan şeylere değirmeyin. Dün de söylemiştim Elifıyla Mahmutıyla musabaka yapmayın, tokalaşmayın. Bayram geldi, önüne bağırıyor. Yap lan Öyle yapın. On altıncı kırk hadisin birinci cildinin yüz seksen dokuzuncu sahifesinde Hadis-i Şerif Bu da size müjdem olsun diye konuştum. Açılın bir daha aşkla. Şu keyfin acaba şeyi var mı ona atacak? Bitti de öyle kalıyor mu? Ne dediler onun ismine? Yok. Yok, ben pide. Otomatik. Var mı, şey, Hamza Efendi var mı bunda? Yok. Yok. Duyuyor mu? Bismillah. Ali Ramazan. Ali Ramazan. Peygamberimiz Muhammed Mustafa buyuruyor Ben çok şey aktarmak istiyorum. Bir vechilde bir sadaka sahibinin elinden çıktığı vakit Allah rızası için zekatını kabul ettin mi?
Allah rızası için sadakamı aldın mı? Allah rızası için camiye şu parayı aldın mı? Bir sadaka elinden ciddiyetine şu sahide, şu ihtiyara, şu muhteje şu sadakamı aldın mı? Allah rızası için derin verdin. Sail eline almadan Allahü Teala hazretleri kudret eline alır. O Sail'in eli ile kendi arasında bir el var o da Allah'ın eli. Allah'ın kudret eli, alıp bir kabul ediyor onu. Neden? Fitre verdiniz, zekat verdiniz, hayır verdiniz, hasenat verdiniz bir de onu konuşayım da size mükafat olarak onu da dinleyin inşallah. Alırı kabul eder Allah Sen duymayı diyorsun, senin kulağın yok ki duyacaksın. Var hoca kulağın, bu dış kulağı, basiret kulağı ister, hiç duyacak bunu. O da yok. Onun için duymaya hacet yok bak diyorum inan. Bir, Kıymatça ben güççüydüm, Kıymatça ben küçüktüm anca yüz lira yedim bin lira yedim, on bin lira yedim, küççüydüm feyiz bereketçe beni büyüttükçe büyüttüm.
Bana feyiz ve bereket geldi, büyüttükçe büyüttüm. Bütün rızıklarım batmaya başlar evde. Ver baba, çok kardeşimize sınattım ben, yendim sınadım, çok sınadım. Lakin baktım dünya için oluyor, dünyanın için sınamadım, Allah var ki, çocukluğunda sınaardım çünkü. Bir yerdin mi aşur emsal ya Allah on verir. Kayseri'deydim. Ben askere gitmedim, genciydim, uyardım hocaları. Bir de haşlığım yok. Hiç imkanım yok gelmenin. Bir tekik lira vardı. O bir lirayı cami kedinin yanında bir sayının avucuna duydum. Hiç param anlayınca ileriye vardınız ve dostumun, Allah sevgilimin birisi haşlığın derdi olmaz şunu on liraya al Allah'ınızı razı olsun. Yapma der mi? Allah'ınızı versin Hep böyle kaş defa rast geldi ama dinleyen için yapmam ben. Allah bizi alsın yaparım, o çocukluğumda mı yaptım? Daha bu hakka dair bir şey desem, hem güle güle ölürüz hem de haydarin kızı mucip olur.
Hoca güldürecek şey ise onu da söyle, biz seninle çok hoşlanıyorum. Çünkü o da bir tatlı kelime oluyor. Hocanın giysi böyle manası giriş gene, giriş gene, Adamın birisi hocanın vaazına in gelmiş, inlemiş dinlemiş boynunda on TL lirası varmış. O on lirayı bir kimseye gelirse yüz lira da gelinin boynunu almış. Allah yüz lira gelecek olursa gel demiş borcumdan kurtulurum. Sahibi eline o on lirayı şunu kardeşim ihtiyacına sarf et, harçlık et diye vermiş. Bir gün bekleniyoruz, iki gün bekleniyoruz, üç gün ben. Hoca varmış da Selamu Aleyküm Hoca Efendimiz. Vali ibni Selamoğlu geçen bir vaaz verdiniz diğerlerini bir ihanet ettim. On küçücük liram vardı boynumda, bir sahile getirdim yüz lira borcum var on gündür beklerim, para geldiği yok demiş. Böyle de vaaz verdim sen beni ikna ettin çünkü demiş. Bizim cemaat de ikna oldu Firavun.
Oğlum işte, dahilerine ilave eder Allah, meyvalarına ilave eder, başta geçinine ilave eder, hastalık ne verip de doktor doktor kopuşturmaz, salaka muhakkak pay verip böyle dememiş. Baktı ya adam çok tembel, çok tembel demiş ki, caddeyi bıkmuşsun oğlum. Tabii oğlum, maşallah, caddeyi bıkmuşsun, ha bu captadan girilecek öyleyse parayı bulacağım demiş. Aklı bu kadar. Hele gene bir pınar başına varmış, pınar'ın başında bir Seyit ağacı var onun başına çıkmış etrafı seyrediyor. Bir atlı geldi ile atını ağaca bağlamış görmüyor yukarda kadardır. Ne yaparsın, ihtiyaç ne? Oraya oturduğun ile acıkmış suyun başında bir böcek ekmeği var bir vermiş sen Allah mıdır? Haşa ve kella o Alevi imiş mermi. İkinci vermiş demiş sen Muhammedsin. Üçüncü vermiş sen demiş Hazratı Ali'sin. Dördüncü vermiş sen Cebrail Aleyhisselamsın. Sen dün de haksızlık ettin demiş.
Yoksa o büyük diyerekten baktın kırmadım, o hani yedin demiş. Dur seni yeyin de demiş bir daha yenip çıkma demiş yemiş. O Cebrail için yerim zannediyormuş. Şimdi ikincisine gelmiş. Ya hani sen ne bir gözünü açmadın, sana gelen peygamberliği amcam benden büyük Muhammedliği ona derdin, sen babanın yeri Ebu Talib'in oğluydun. O bir yeti midir niye kaptırdın Peygamberliği ona demiş. Seni de yiyeyim de demiş. Övkemi çıksın demiş. Neredeyse at olmadım gözünü açmadım demiş. Onu da yemiş. Ondan sonra Levent Peygamberimize gelmiş. Bunu kendine gelmediğini iyi biliyorum demiş. İyice bilmiyorum. Lafım demiş. Amimüm çıksın dedim. Elimden artık Peygamber olduk, ortada gızım golf senin oldu. Şimdi İranlılarına aynı itikattalar bak.
İran'da İran'da hiç orada ezanı dinlen de bakın bazı orayı açın Eşhedü enne Muhammeden Resulullah yerine Ali Yü'l-Veli Yullah diye çığır Hicaz'da yanımızda apartmanda oturuyorlardı. O hiç diyor o Ravza-i Mudakara'da namaz kılmazlar oraya gelirler Ali Yü'l-Veli Yullah diyerek Ezel okunlar her Allah'a şikayet edilmiş, içinden okumaya başladılar, taciz oldu İbrahim. Ben de hastaydım orada, böyle dinsizler onlar. Peygamber'e ihanet ederler. Demiş dur seni de yiyeyim de Hazreti Ali'nin elinden demiş Peygamberliği almayı nasıl olduğunu bir bir demiş. Kork ekmeğin parçasında giymiş. Daha takip eden gülünecek yeri verirler. Kardeşlerim şöyle bir yerleşelim. Biraz daha ileriye, bakın yerine, ne yorum yani bakın yerine geldiniz bizi ortada koydunuz, çünkü evvel gelin.
Arkadaşlarım, Sevgili Cemaatım hiç hayattan unutulmayan lağazı bu sene derdim ben, yendim de zevk duyuyorum ve lezzetde kalıyorum bu sene. İnşallah size ikram mı oldu? Sözlerimi başkaları gibi kürsüsüne çekerek başka muameleleri mi düşünüyor musunuz bilemiyorum onu. Allah bizden ve sizden ve cümlemizden cümle ehli imandan Allah razı olsun. Bak sizden izin istiyorum, öyle konuşuyorum güldürecek de vereyim mi diye. Seyyid'in başında duran borçlu yani yüz liralık borçlu on lirasını gelince o da bekliyor, ütü de yendikten sonra eline haşa ve kella yüz binlerce gününe de haşa Allah diye verdiği ekmeğe de alıyor. Sen ne bileyim iyice kendi etmedin Cebrail'e bunu Ali'ye doğru götür verdin mi? O da diş bıraktın, götürdü oraya verdi. Ali'yeceğiz, Peygamber olamadı, Muhammed Ordu seni de giyin deyince yukarıdaki adam demiş ki olma benim yüz bir alacağım var!
Bağırınca Allah geldi zannetmiş, hırkadan kalbi durmuş oraya gitılırvermiş. Gebersin böyle ne diyeceğim? Gebersin da hani. Gelmişmiş boynunda düz deli çekmiş tam bir lira var. Hey kurban olduğum Allah demiş. Bana boynuna olun, borcunu ye. Yani sadakayı siz zannetmeyin ki zayi onu gider miyim? Mutlaka, mutlaka bire Allah on yedi yüz daha ziyade verir, ama okuyorum. Ama vakti geçirmeyin diye saat çok erken çıktın düğün her günkinden, beni bitirmeme imkan yok. Sakın senin günümde de imkan kalmadı, yarın da dinlen sizden vurdururum. Sayıca azdı beni Allah'ın fazlıyla çoğalttın sadaka diyor kendine bunu. Evvelce sana üçüncüsü, sana düşmanıdır evvelce şimdi beni kendine dost et. Evvelce zekatı neyi vermediğin için ateşten çiğ olup vücuduna çakılacak olmam. Şimdi kendine dost ettim seni kurtaracağım diyor, verdiğin ceketine. Bakırın'e, dünyaya fark olmakla talim olup ölüp geleceği ölüm.
Allah'a gelmezse gençli dedi malın kılsın ve dedi baki ettin, senin kabirde de yoldaşım oldum şimdi ben. Kabirde de malım oldun. Üç tane şeyin sevabı kabre devam ediyor. Dünyada ölenlerin Hekuhu ameletleri kapanıyor lakin bir o çocuk yetiştirmiş evlat, amin etmiş, kamil etmiş kimseye tek zararı gelmeyen salih bir evlat onun vaazını neyi dinleyince Allah babana rahmet olsun anana yedirdiğinden hiç amel defteri kapanmaz yazılır. Bakacağız benim çocuğum ana şık oldu, bıraktım çocuğunu bak. Yedi yaşında aklına girdirmedi. Uzanda vaaz verdim, bir beyefendi, bir giyim değer iki tane çocuk elinde yattığı, teravihe gelir. Çocuklar teravih kılacak kadar değil inan. Birisi yedi, birisi beş yaşında ancak. Onunla pek de hoşuma gider babası onunla da yeşil dakika giydirmiş. Onlara yeşil dakika giydirmiş, imrendiğimden sordum.
Yani şu adama çok imreniyorum, bazısı da şöyle candan dinliyor kim bu yahu çocuklarını getiremez. Efendim, baş komiserim bu. Komiser Bey bugün. Çocuklarım sonra azmasın diye, elinde yakıp milleti İslami benim içerisinde namazı gevileniyor, orucu gevileniyor diye gülümseli kadar düşünüyorsunuz görüyor musun? Çocuklardan hiç kimse şimdi oruç için geliyor yavrular, sonra getirmez ve mani olmaya çalışırlar çocuklar zehirleniyor diye. Allah aşkına yapmayın. Çocuksuz millet duymaz, onlar, onlar mukaddes sertçi, onlar imancı, onlar din ki olursa bu cami yumurta boş kalır geçer gider bütün çocukların azalsa onu için dünyaya sark olmakla fani olacaksın Allah'a vermekle beni baki ettin. Bir de sabahı-i cariye kırgı yaptırıyor, fukar giriyor, yol yaptırıyor, Kuran bursu yaptırıyor, İmam-ı Hak'a geliyor vesaire.
Onlar doğan gittiğini müddetçe o kırgıda geçen insanı adebince sevap yazdırıyoruz, kendilerine daha kime oluyor hocam? Daha mı? Daha mı? Hallede'yi oyun yetiştiren yani çocukları okuma ile yetiştiren hocayı onun okuttuğunu, onun okuttuğu, onun okuttuğu kıyametleri koşsana kadar onun amel defterine yazılıyor, Halece'ye kitap alırsan çok bakalandı. Yazın çalışıyor da yedi, kışın İmam Hatiplerini okuyor, kitabını alıp kendini utandırmayacak şekilde hangi kitaplara ihtiyacın var oğlum? O kitap ona okursa, ötekine okursa, bu laboratuvare kadar okursa yine bunu amellerine yazılıyor. Anlatabildim mi? Benim de çocuğum okuyor, ona da alın diye geliyorsa bilim dursun diyor lan. Kendisinden istiyorum bir şey. Çünkü vakıfım tercih etsin, benim ona göre fakir yavrularım var. Daha elinde oldukça seni sen beni muhafaza edeceksin bundan sonra gel seni muhafaza ederim diyecek.
Elinde olduğu müddetçe gene kasalara, keselere, sandıklara saklayacak muhafaza edeceksin ama salaka gelmekle ben seni şimdiden sonra muhafaza edeceğim diyor. Müsaade ne istemeyeceğimizi getiriyorum. Abdullah bin Ömer Radıyallahu Anh. Öyle dinle. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir. Hemen bir amel gitkalezeratin hayla yaradır. Nadir olunca dedi ki Ya Rabbi ümmetim hakkında bu çok azdır. Yani, yetmez bir tadaka desem hurmanın yarısı değilim, mercimek genesi desem, cazip etmeyeceğim, arşılığını göreceğim diyor Allah. Çok az Ya Rabbi. Bir üzüm geneti olursa da bu hem çok büyük oldu, siz büyük bu mu yok biz diyor. Ne diyorsun sen dedi. Allah Azze ve Celle meratin yani sabırları sebebiyle ecirleri gitti kat bulacaktır. İki misli veriyorum. Sevabını iki misli veriyorum.
Kuldu Ya Rabbi hedakalin fi hakk'ın ümmetiyi, artık oku oku istersen, okumayın, vaat geçiyor. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem yine dedi ki Ya Rabbi, ümmetimin bu da ümmetine bu da azdır, iki misli ne var dedi ya. Pek büyük sınıfta var, Rabbim buyurdu ki her kim bir iyilikle gelirse ona on misli karşılıkla vardır. On misli gördüm Habibim yeter mi dedi. Peygamberimiz, bu hamdul Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem öyle ki Ya Rabbi ha
Kaynak: Genel
Tövbe ve İstiğfarın Gücü ve Allah'ın affı | Mihmandar