Tövbe ve İslah Yolu ile Manevi Arınmaya Giriş kaydında Peygamberimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin ruhu tayyibelerine ehline ashabına, peygamberan-ı zan ve piran-ı zan-ı bütün geçmişlerimizin mümin ve müminatın ervahına bir Fatiha, üç ihlas. Bu sıhhata kavuşmak, afiyete kavuşmak, manevi olarak isyandan kurtulmak, tövbe edip Hakk'a yönelmek. Tevbenin çok sağlam olması. Öyle bir…
Tövbe ve İslah Yolu ile Manevi Arınmaya Giriş ne anlatıyor?
Tövbe ve İslah Yolu ile Manevi Arınmaya Giriş kaydında Peygamberimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin ruhu tayyibelerine ehline ashabına, peygamberan-ı zan ve piran-ı zan-ı bütün geçmişlerimizin mümin ve müminatın ervahına bir Fatiha, üç ihlas. Bu sıhhata kavuşmak, afiyete kavuşmak, manevi olarak isyandan kurtulmak, tövbe edip Hakk'a yönelmek. Tevbenin çok sağlam olması. Öyle bir…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 18 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Peygamberimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin ruhu tayyibelerine ehline ashabına, peygamberan-ı zan ve piran-ı zan-ı bütün geçmişlerimizin mümin ve müminatın ervahına bir Fatiha, üç ihlas. Bu sıhhata kavuşmak, afiyete kavuşmak, manevi olarak isyandan kurtulmak, tövbe edip Hakk'a yönelmek. Tevbenin çok sağlam olması. Öyle bir tevbe ki, bir daha günaha işlememek üzere tevbe. Bir daha isyana gitmemek. İsyana veda şeklinde bir tövbe. Zaten tövbenin şartları içerisinde geçer. Bir daha kötülüğe dönmemektir. Tamamen isyanı bırakmak manalarına gelir. Aslında dönüştür. Burada İbni Acibe şeyh Ahmet bin Acibe rahmetullah Ali müfessirini izamdan buyuruyor ki şu azalarımızın, aza dediğimiz zaman elimiz, ayağımız, gözümüz, kulağımız. Bunların ıslahı üç şeyledir. Üç. Esastadır. Birincisi mesela biz burada neyi ele alalım? Gözü ele alalım.
Gözümüzün bir kere bir tövbe harama bakmak suretiyle gözümüzü ne yapıyoruz? Kirletiyoruz. Bununla tövbe edeceğiz. Allah'ımıza yöneleceğiz ve takva ve Allah'ımızın korkusu içimize yerleşecek. O korku bizi harama bakmaktan koruyacak. Vel istikamet, Düzgün hareket edeceğiz çünkü cenabı hak Kuran azimüşşan'da gözlerin hain bakışından buyuruyor. Bundan sığınmamız gerektiği haber veriliyor. Onlar harama bakmaktan gözlerini muhafaza etsinler buyruluyor. Yine mesela azalarımız hususunda Gözümüz, kulağımız, kalbimiz yaptığından mesuldür. Mesela göz hakkında ayeti celileler de var. Hadis-i şeriflerde pek çok. Mesela bir haramdır diyelim. İlk bakış müstesna buyuruluyor ama bilerek bakmıyor. Ani olarak gözüne çarpıyor.
Ondan sonra ikinci defa onun güzelliğinin cazibesinden dolayı hayvani duyguyla bakarsa artık isyan olmuş oluyor ve Beled suresinde de Cenabı hak hem Beled suresi hem de Mülk suresinde göz kula kalp hakkında Cenabı Hak itinalı davranmamızı haber veriyor. Buyuruyor. Size bir din iki de bu da vermedik mi? Bunu aman ha isyanda kullanmayın demek. Ve istikame. Biz istikametimizi neye göre ayarlarız? Allah'ımızın kitabını, resulünün sünnetine göre. Bu şimdi azalarımızın nedir? Islahıdır. Biz sadece gözden misal verdik. Belki dilden de ifade ettik. Elden de diyebiliriz. Ayaktan da diyebiliriz. Mesela elimizi harama uzatmamak ve ben Allah'tan korkarım diyerek elimizi bir başkasının malına haksız bir şekilde uzatmaktan koruruz kendimizi. Ne yaparız? İstikamet üzerine buluruz. Hakkı hukuku koruruz. Bir de kalplerin ıslahı vardır ki bu bedenle alakalı değildir. Bedenle alakalı olan nedir?
Mesela namazda ayakta dururuz. Bu bedenin yaptığı bir görevdir. Rükua varırız. Şehdeye ineriz Ama şu sayacağımız üç hususun vücudumuzla alakası yok. Bütün azalarımızın, azamızdan zuhur eden, tavır ve hareketlerin kaynağı olan kalp ile alakalıdır. Eğer kalbimizde kötülük olmasa göz harama bakmaz. Demek kalbimizde bizim eğrilik var ki ondan dolayı Allah'ımızın emrinin dışına çıkıyor. Kalptir. Kalp ile alakalı olan ihlastır. Samimiyettir. Bunun bedenle bir alakası yok. Gönüldedir. Sonra sıdk doğruluktur. Kalpte bir doğruluk. Ve tumanine bir huzur halidir. O da gönül durur. Bir de daha bir kalp dendiği zaman bir de gönül vardır. Buna füat derler. Kalbin daha bir derinlikleri. Buna füat deniyor. Bu nasıl muhafaza edilip korunacak? Şimdi bunları anlayamayacağımız belli. Fakat İbni Acibe Rahmetullah Ali Hazretleri bunu ifade ediyor. Belki kafamızda, gönlümüzde kalır.
Kaydettiğimizde bir an olur dinleriz. Demek ki insanın içinde bambaşka bir umman var deriz. Şu anda biz dalgayı belki görüyoruz. Denizin dalgasını görüyoruz. Ama deryayı görmemiz gerekir. Bu insanın içindedir. Bil murakabe. Rabbimizin kendisini gözetlediği düşüncesinin içerisinde. Murakebe. Mesela bazı kurumlarda hemen hemen bütün kurumlarda murakebe vardır. İşçilerde bile olur. Mesela diyelim ki tren yollarında vesaire yerlerde işçiler çalışıyor. Bir fabrikada çalışıyor. Bir iş yerindedir. Hangi iş olursa olsun o işçilerin başında onları kontrol eden bir işbaşı gözetleyen kimse vardır. Buna murakıbtır der, özetliyor. Acaba bu çalışmaları saatine uygun mu çalışıyorlar? Saatinde gelip yine saatinde giriyor mu? İşte emek yönünde emek hırsızlığı var mı? Hep bunları gözetiyor. Yani çalıştığında hakkıyla çalışıp, hakkıyla çalışıp emeğinin karşılığını elde edebiliyor mu?
Bu hakkı verebiliyor mu diye? Bu bir insandır. Yerine göre ondan kaçırılabilir ama bu murakabe de Rabbimizdır. Nisa suresindeki birinci ayeti celile de, Rabbi Zülcelal'imiz Ayet Celle'nin son kısmında Allah'ımız sizi her an gözetlemektedir buyuruyor. Bollu Ayet Celil Cenabı Hak sizi gözetlemektedir Bu rasathane deriz ya Rasathane gözetleme demek. Rabbiniz sizi her an gözetlemektedir diye buyruluyor. Nisa suresinin birinci ayeti celilenin son bölümünde Cenabı Hak esanı, inallahe kanaekum rabiba buyuruyor. Şüphesiz Allah Celle Celalühü üzerinizde bir gözetleyicidir. Öyle bir gözetleyici ki kalbimizin derinliklerinden geçen düşüncelere de vakıf. Mesela biz zahiri olarak yaptıklarımız görülebilir ama Allah'ımız kalbin daha bir içinden geçen havatır. Düşüncelere de vakıf. İnsanın kendisini tanıması bir noktada bu demektir. Beni gözetleyen her halimi bilen Allah'ım var diyebilmek.
Bu çok müstesna bir duygudur. Böyle olduğu zaman insanı tarif ederler bunu batıl cephenin insanı tarifi insan insanın kuruludur der. Bu düşünceli olan kimse birbirini yirmi, birbirinin hakkını hukukunu ne yapar? Devamlı gözetler. Devamlı korur. Belki din olarak farklıdır ama o bir insandır. Allah'ımız yaratmıştır. Onun da hakkının korunması gerekirdir. Yani insanın renginden dolayı, şeklinde, biçiminden dolayı bir ayrım yapmaz. Bir murakabe ehli Rabbim beni gözetliyor diyen kimse yapamaz. Kızılderilileri fırınlarda yakamaz. Sadece numune için onlardan birkaç tanesini bırakacak kadar zulüm işleyemez. Çünkü Rabbim beni görüyor ve gözetliyordur. Mücahit. Gerçek cihadeni demek ki buymuş. Velmüşahede. Müşahede nedir? Allah ile kendi arasında perdenin kalmaması. Duvarın arkasını görebilmektir. Bu dediğimiz duvarın arkasındaki görme Melekut alemidir. Bunu bildiğimiz yok bizim.
Bu ceberut alemidir. Bu lahut alemi. Nedir melekut alemi ceberut ve lahut alemi? Allah'ımızın isimlerinin tecellisine hürmettir. Sıfatlarının tecellisine hürmettir Ceberurd. Lahut alemi ise zati tecellilere hürmettir. Belki şu anda hiç anlayamadık. Olsun. Biz belki rüzgarın nereden estiğini bilemeyebiliriz ama o rüzgarın esişiyle insanın tabiatında bir rahatlık meydana gelir. Vücudunda bir esenlik hasıl olur ama rüzgar nereden esiyor onu bilmeyebilir. Bu terimleri bilmeyebiliriz ama bunları duymanın bile bizde olumlu neticeleri hasıl olacaktır. Vel'l marifet Cenabı hak'ı tanımaktır. Tanırsa ne olur? İlahi korku gönlüne düşer. Hayatının her anını bu korku ile tanzim eder. Yanlışlık yapamaz. Bizim dışımızın ıslahı ne ile olacak? Çünkü beraat gecesi beraat etmek. Eğer bir hata işlenmişse hakimin vermiş olduğu karar ile beraat denmesi. Diyelim adam idama girecek.
İdama girecek kimseye beraat kararının idamdan kurtuluş kararının verilmesi. Bu maddi olan yönleridir. Bizim Allah korusun, zatına karşı yapmış olduğumuz yanlışlıklardan dolayı eğer iyi bir tövbe edersek, Rabiatü'l Alevi annemizin dediği gibi Rahmetullah Aliha, bizim tövbemiz de bir tövbeye muhtaçtır diyor. Bu ne demek? Canı gönülden tövbe edin demek. Geceyi hasretle çekin. O gecenin karanlığında demek istiyor. Hatalarımızı düşünmek suretiyle gözümüzden inci gibi yaşların akmasıdır. Tövbemizin bir tövbeye muhtaç olması. Yürekten Cenabı Hak'a yalvarmak ve yakarmaktır. Öyle yüzeysel değil. Canı gönülden. İşi çok iyi tutma. Zahirde bedende bizim kurtuluşumuz nefsin ve şeytanın elinden ve şeytan sıfatlı insanlar ve dünyanın aldatmasından emri ilahiye uyup Allah'ımızın yasakladıklarından kaçmaktır. Bunların hepsi gelir, dolaşır Allah'ımızı tanımaya Celle Celalühü.
Bunu da büyüklerimiz bize defalarca söylüyorlar. Zatı hakkında mümkün değil. Ama onun sıfatları hakkında derin derin düşünün buydu. Daha bir iç alemimizin ıslahı, bir envail feduil. Tahliye bunu kullandılar günümüzde de. Mesela bir suyun takviyesi olur. Daha başka işlerde de tahliye denir. Yani oradaki biriken suyun boşaltılması. Buradaki tahliye Allah'ımızın razı olmadığı bütün fiillerden kurtulmak demektir. Efendimizin işaret buyurduğu sallallahu teala aleyhi ve sellem aman ha sakının diye tavsiye buyurduğu kötülüklerden kaçmaktır. Tahliye nedir? Tahliye de güzel sıfatlarla sıfatlanmaktır. Mesela bizde ne var diyelim? Allah korusun. Kibir var. Şirke yakın günahtır. Bunun yerine tahliyesi nedir? O tahliye. O kibir sıfatından tövbe ve istiğfar ediyoruz. Kurtulmaya çalışıyoruz. Tahliye nedir? Tevazu halini elde etmektir. Kendimizde benlik görmemektir.
Daha bir kalbin de derinliklerinde olan ıslah nasıl olacak? Demek ki beraat etmek yine kolay değilmiş. Bunlar üzerinde ince ince düşüneceğiz. Allah'ımıza karşı boynumuzu büküp, ona karşı mahcubiyetimizi, hiçbir şey olmadığımızı, her şeyin onun yardımıyla olacağını, Allah'ım sen bize Nusret et. Yardım et diyerek mesela tövbemizde bize yardım et Ya Rabbi ki biz sana hakiki tövbe edelim. Hakikaten sana dönelim diye gönülden bir yalvarış. Öyle ki nefsimizin yola getirilmesi güzel, edep ile edeplenip ahlak ile, memduh olan güzel ahlak ile ahlaklanmaktır. Halimizin düzelmesi nedir bizim? Biz fiil olarak hareket ve tavır olarak kendimizi düzeltmeye çalışırız. Harama bakmayız diyelim. Dilimizde korunur. Gözümüzde diğer ağzımızda ama bunun gönüldeki güzelliği nasıl olacak? Hal çok önemli. Çünkü herkes haline göre hareketi der. Eğer seçkin bir kimse ise ondan hep güzellikler meydana gelir.
Bozuksa her şeyi bozuktur. Sıvada kullanılan bir mastar gibi. O eğri olursa sıva da eğri çıkar. Cetvel. Cetvel böyle doğru olursa düzgün olursa çizbisle doğru çıkar. Kalp cetvelimiz doğru olursa gözümüzün bakışı da doğru olur. İbretle bakar. Elimizde cömert olur. Islahul hal, halimizin ıslahı nedir? Allah'ımız ile Celle Celalü genel bir ifade olsun, dostluğu kurmaktır. Allah'ın veli kullarından olmaktır esamle. Cenabı hak salihleri kendisine dost edinir. Her şeyiyle düzgün. Kimseleri kendisine dost kılar. Sala hali. Böyle bütün olumsuzluklardan nefsani, şeytani kurtulup güzel hale ermek nasıl olacaktır? Onda hiçbir çılgınlığın bulunmamasıdır. Rabbimizin razı olmadığı halleri tamamen bitmesidir. Acaba biz bu salah hali, bu düzgünlüğü nasıl elde edeceğiz? Bunun yolu nedir? Nasıl kurtulacağız? Her alıp verdiğimiz nefeste Rabbimize dönüştür. Öyle sadece sohbet var. Zikir var.
Güzel bir andır. Mübarek gecelerdir. O zamanlarda değil sadece, her an, her nefesimizde Allah'ımıza dönüştür. Öyle nefsimlik bir ibadet, taat değil. Her anımızda kul olduğumuzu bilmektir. Bunun için Cenabı Hak habibine kul ifadesini kullanıyor. Her an kulluğumuzu gözetlemek. İşte düğünde oynanır. Cenaze evin de ağlanır. Bu batılların sözüdür. Şimdi zamanı deyin. Şu anda bir bizim keyifli zamanımızdır deyip Allah'ımızın emrinin haricine çıkmak değildir. Kulluk düğününde de onu dinimizin ölçüleri içerisinde yapıp bizler de düğün yaptık. Kuran-ı Kerimlerle, ilahilerle, hasidelerle. Bundan biz ne zarar gördük? Eğer bu hareketimizle Rabbımızı razı edebilmişsek bu bizim için en büyük düğündür. Şu kınar bu kınar oğlum nedir kızım nedir akrabam nedir diyerek yaptığımızda kimi memnun etmiş oluruz? Şeytanı memnun etmiş oluruz. Salah nedir kurtuluş? Nefesin. Her nefes Allah'a dönüştür.
Biliptihali ve tadarrol. Tam bir canı gönülden yalvarıp yakarmak sureti. Öyle oyuncak değil. Allah'ımızın hakikatleri çok ciddidir. O bir esastır. Öyle oyuna neye gelecek bir husus değildir o. Allah'ımız kimseyi hakikatiyle oynatmaz. Merhametin ne kadar çoksa, azabı da o kadar şiddetlidir Mevla'mızın. Ve bunu da şu dünya aleminde, dünya hayatında gösteriyor. Sıddıki Azam buyuruyor ki ateşe ne kadar dayanacaksanız o kadar isyan isteyin. Ne var? Yaparım şimdi. Bir de omre olur. Bir de hac olur. Bu hangi eserde geçiyor hac yaparım, omre yaparım da affolur diye? Bu nerede? Kaynağı ne bunun? Kaynağımız, Allah'ımızın kitabı. Dilerse bağışlar. O da Nasuh tevbesi bir daha işlememek üzere. Tövbe ettiğimizde dahi dilerse Cenabı Hak. Yoksa nebiler öyle gözyaşı dökmüş ki gözyaşlarından oklar bitmiş. Neydi onların yapmış olduğu? Zelle. Mesela bize göre hata değil. Ama onlara göre bir hata.
Allah'ın dostları yapmış olduğu bir hatadan dolayı o da belki akıl baliğ bile olmamış. Her ne zaman geçsek o hata işlediğim yerde terilerim demesinin sebebi nedir? İşte murakabe Rabbımızın her an kendisini gözetlediği duygu ve düşüncesi içerisinde olmaktır. Yattık böyle bir şey. Bağışlasın Rabbim demek değildir. Ama korkuyla ümit arasında oluruz. Yalnız her şeyi böyle basitleştirmek doğru oluruz. Sala hali nedir? İbadet ve taati işte üç ayları geldi. Oruç tutacağım. İşte içinde mübarek kandiller var. Şöyle dikkat edeceğim değil. Her an Allah'ımızın günüdür. Her saat, her dakika, her saniye ona aittir. Onun haricinde de hiçbir şey yoktur. Öyle ki belki bir nefesinde Kadir gecesini yaşayan Allah'ın tecelliyatı ilahiyesine mazhar kulları da vardır. Daha nasıl ifade edilmiş? Salah hali bizim nefis ve şeytan gibi bir düşmanın ve insan şeytanlarının şerrinden kurtulmamızın üç tane yolu vardır.
Mesela biz çok iyi hareket dileriz de fikri bozuk, beyni bozuk, galibi bozuk Biz hep hidayet dileriz. Allah'ımız yaratmıştır. O da Rabbimizin kulu. Hidayet dileriz. Onların bizi isyana ve kötülüğe teşviklerinden nasıl kurtulacağız? Çünkü öyle bir söz söyler ki beynimizi bizim olgunlaşmadığımız için tarumar eder. Bir ağaç dikeriz. Bir fidan dikeriz. O fidanı böyle yan artık ona mahsus tahtalarını nelerini muhafaza ederiz. Neden? Biz bir çam dikiyoruz. Bu çamı rüzgar devirmesin diye hep korumaya alınır ama kökleştikten sonra kök tutmuşsa bunu korumaya gerek kalmaz. O kendi kendisini idare eder. Bizim daha nefsimiz birinci mertebede, emmarede. Yüzde sekseni ateş. Levvameler, mülhemeler. Mülheme bile hakikate doğru adım atmak. Bunun dört tane esası var. Mutmainne sıfatına ermedikten sonra kök tuttuğumuzu zannetmeyelim. Şöyle tıraşımız gözümüzün önüne insin derler. Yalvaralım. Yakaralım.
Yoksa biz ani değişiriz. Mesela otuz sene devam eder. Diyelim hak yola. Allah'ın yoluna devam ederiz. Ondan sonra da o gözyaşlarımız, o aşkımız, o muhabbetimiz bir anda biter. Neden? Mıkmain ne sıfatı? Onun için her an Cenabıhakk'a muhtaç olacağımızı bileceğiz. Bizim üzüldüğümüz noktalardan birisi şu. Bu hallere ermeden aşktan, şevkten, muhabbetten oturup da Evliyaullah'ın kerametiyle eğlenmenin sırası değil. Hakikatine erişelim. Onların gösterdiği yolu çok kuvvetli bir şekilde tutalım. Sıddıyki azamdan bile kerametler az zuhur etmiştir. Asıl onların öğüt ve nasihat kerametleri bizim için gereklidir. Yoksa allandıra ballandıra bunları anlatıp da nefsimizi boğutmanın bir manası yok. Bunları anlatırken eğer istikamet üzere yürümeye gayret edersek bu bir şevk verir. Aşk verir. Daha bir gayrete getirir. O müstesna. Eşya. Huzura ermek, kurtuluşa ermek. Şu üç şeyine. Helal yemek.
Rıstımızın helal olması. Bakın Evliyaullah'ın hayatında kendilerinin bir meslek sahibi olduğunu görürüz. Hepsi çalışıyor. Hepsinin kendine göre bir mesleği var. Ve rızkını helal yoldan temine gayret gösteriyorlar. Ve ittiba-i sünen. Aleyhisselatu vesselam velimizin adetlerine uyuyor. Mesela mübarek sözleri var peygamberimizin. O sözüne candan kulak veriyor. Onun davranışları. Mesela ne diyelim? İnsanlara tebessümle bakma. Dikkat edin. Sözün böyle yumuşağını sürdürmek. Kardeşlerine ikramda bulunmak. Mesela selam vermek. Onun için ve muhalet-i kirlahe ve nefsin arzularına da karşı çıkmaktır. Sala hal nedir? Nasıl kurtulacağız? Şimdi güzel beraat gecesi gelecek. Oradaki böyle istiğfarlerden, nelerle evet Allah'ımızdan rahmetinden ümitvarız. Bununla geçiştirmek değildir. O günün ilahi nimetine mazhariyet demek rızkımız helal yoldan temin edilecek. Sünneti Muhammediyeye uyacağız.
Nefsimizin arzularına hiç fırsat vermeyeceğiz. Böyle tesbit edilir geceler. Böyle nimetine bereketine ulaşılır. Daha nedir? Ebul Abbasül Müfsi Hadisallahu Sırrı Hazretleri haber veriyor. Salahul abdipi telaseti eşya. Kulun düze çıkması, eğri yollardan kurtulup doğru hak yola erişmesi şunlardır. Marifetullah bunu izah edecek. Böyle söyleyeyim de izahına bakarız. Ve marifetün nefs, nefsimizi tanımak ve marifetü dünya, dünyayı da bilmektir. Femenu araka, Arapallah kim Cenabı Hak'la tanırsa onu tanimanın hangi yollarla olduğu malum biliyorsunuz. Hafemin. Onun ilahi korkusu gönle girer. Aynen Yusuf Aleyhisselam'ın dediği gibi, ben Allah'tan korkarım der. Hayvani duyguya zerre kadar meylet etmez. Bu Yusuf Aleyhisselam demeyelim. Allah'ımız Kuran'ı, Kuran'ı azimüşen canlıdır. Bizim için inmiştir. İşte bu Yusuf peygamber için değil. Hepimize hitap. Hepimize bir dersin. Geçmişlerden sana habibim.
Biz misaller veriyoruz buyuruyor. Cenabı Hak Hud suresindeki son sahifede. Onlardan ibretli bize levhalar bunlar. Ve menarafet dünya. Dünyayı tanırsa, e dünyanın nesini tanıyacağız? Burası bitecek bura. Ne kadar mamur, yani imar edersek gidelim bitecek. Zehide fihha dünyaya gönlünü kaptırmaz. Nefs. Nefsini tanır. Sorumluluklarını bilirse kişi. Tevadaalli ibadillahi teala. Allah'ın kullarına karşı da üstünlük taslamaz. Salah. Bizim güzelliğe, nimete mazhariyetimiz neyle olacaktır? Abdülkerim el Bunlar hakikatin önderleri bunlar. Kuran-ı Azimüşşan'ı hazmetmiş. E hadis-i Muhammediye gönlünde yer etmiş. Tamamen onlarla içselleşmişler. Hakikate adım atmış. Mevlayı bulmuş. Kimse de şu şekilde izah etmişlerdir. İslam iman. Üçüncü olarak da İbadet ve saatte devamlı olmak o da korkuyla ümit arasında. Öyle bir hal ki çok korkarak kendinden geçiyor ümidini yitirecek hal arz ediyor. Bu değil.
Çok da ümit var. Ben affolmayıp da kim affolacak? Mesela duyarız biz. Ben evliya gibi adamım diyor. Bu sözün çok büyük vebali var Allah'ın huzurunda. Ne demek ben veli gibiyim demek? Olmaz mı olur. Şartlar uyuşursa, şartlar uyuşursa kalbinde Ebu Hasan-ı Arakani Hazretlerinin buyurduğu gibi Cenabı Hak kalbime kırk yıldır nazarı de kendinden başka bir sevgi bulamaz. Ne o kin? Ne o buğuz? Ne bu? Düşmana gösterilecek kin insan mümin kardeşine gösterir mi? En son nokta tövbemiz için ölümdür. Gözümüzün önünde ölenler varken, onları kendimiz defnederken hala bu kinin devam etmesi ne demektir? Çoğumuzda böyle. Mesela affı ilahiyi beraat gecesinde buyruluyor. Her tarafı kaplar. Ama dindar insanlara isabet etmez. Kim. Ne bu? Dinimize yoksa namusunuza yoksa bunlar bizim Rabbimizin af ve rahmetinden, mağfiretinden mahrum kalmamıza sebeptir. Çok kötü bir sıfat. Bu ne olacak?
Almış olduğumuz evrad ve ezkar aynen Rabiatü'l Adeviyye annemizin bizim tövbemiz bir tövbeye muhtaç diyor ya. Bunu diğer okuduğumuz tevhitte de, salahü selamda da, vazifelerimizde de cami gönülden dikkat etmek, riayet etmekle elde edilecektir. Demek ki korku ile ümit arasında Bunu ulemayı kiramız tarih buyururken cennete ilk girecek kim dinse kendisini bilecek kadar ümit var. Ateşe kim denecek kadar kendisini, bu ortayı bulabilmek. Kulluğumuzu bu minval üzere yürütmektir. Salaha erenler nefsinin hevasından, arzusundan, şeytanın iva aldatmasından ve şu cemiyetin kirli hallerinden kurtulmanın yolu ve kurtulanlar Ayet-i celile olarak vermiş. Öyle ki Rabbımızın kendisine yüklemiş olduğu sorumluluklara dikkat ediyor. Başta diyor ben kulum. Allah'ıma ruhlar aleminde sen bizim Rabbimizsın diye söz verdim. Ben söz verdim Allah'a. Dönemem diyor. Katiyen.
Ne emrediyorsa o ahitlerimizde de sadık olmaktır. Nedir salih kimseler? Bir kere inancı çok sağlam. Böyle iman noktalarında katiyen yanlışlığa düşmüyor. Bu nasıl olacak derseniz nasıl iman etmemizi, nasıl inanmamızı emretmişse Cenabı Hak o şekilde inanmaktır. Yani bunun işte aklıma uyuyor, uymuyor şekli değildir. Çünkü aklı da yaratan Cenabı Hak'tır. Aklın salahı, düzgünlüğü ancak Kitabı Kerim'e vahye müstenit, vahye Kuran-ı Kerim'e uygun düşmek suretiyle. Bu engi görüşler, akli hesaplar, Mevlana'mızın buyurduğu gibi akıl merkebi çamura çökmüştür diyor. Yani emri ilahi geçer mi bize? Rabbimiz ne buyuruluyorsa o. Bitti. Hiçbir isyana gitmeksizin bütün Rabbimize kulluk görevimizi icra edebilmek, yerine getirmektir. Salihler kimdir? Men, salahat, ama lümul lahira ve istikamet ahvalihumul batını. Bu kadar güzel izah göremedim. Allah'ımız yaşamaya muvaffak kılsın.
Okumadığımız bir şey kalmadı. Cenabı Hak kitap yüklü merkep gibi kılmasın. Daha ne diyecek? Mübarek veli Arifi billah Alimü billah İbni Acibe Rahmetullah Ali Öyle ki amelleri, ben nasıl namaz kılıyorsam öyle namaz kılın buyuruyor. Bütün davranışlarımızda efendimizin yaşantısına uygun bir amel. Nasıl davranmış, nasıl hareket etmiş ona uygun ve hallerimizin de düzgünlüğü bu artık yaşanan bir ne diyeyim? Husturuştur. Yaşamakla alakalı. Dedim ya size. Doğruluktur. Öyle ki her tarafından ilahi nurun akmasıdır. Bu nur ile gözünün önü aydınlanıyor. Habibullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem boşuna buyurmuyor. Allah'ım elime nur, ayağıma nur, gözüme nur, kulağıma nur, alt nur, üst taraf nur, her tarafıma nur ver demesi demek ki zahiri şu gördüğümüz, gördüğümüz eşyanın ötesinde bir alem var. Bu nur ile görünür. Allah'ımızın vermiş olduğu nur ile görülür bu hakikatler. Bu gerçekler.
Yerine göre ilimle de öğrenemeyiz. Allah'ımızın kalbine nur verdiği kimseler bunu bilirler. Zaten Kuran-ı Kerim'de de geçer. Burada elhamdülillah yaşı ne münasip müsait Okuyan kimselerimiz bize daha güzel izah edilen. Gerçek şu. Tevhidin sadece dil ile okunması değil. Kalbin de tasdik edilmek. Tevhidi bir hayat. Allah'ımızın vahdaniyetini yurdum yudum her anında kana kana içebilen kimseler. İzah yok. Böyle bir hali elde edip tamamen Cenab-ı Hak'ta yok olmuş. Beşeriyetin kokusu kalmamış. Hep Rahmaniyet oluşmuş. Böyle bir haliyle biz kulluğumuzda daim olmak. O kulluğumuzda sebat etmektir. Salihlerin ereceği vasıl olacağı nimetlerin yolu nedir? Bu nimete nasıl ereceğiz? Bu güzelliğe nasıl erişeceğiz? Bunu İbrahim bin Ethem, Gatta Sallallahü Sırra şu şekilde izah buyurmuş. Bir kere şunu şöyle yapacağım. Bunu böyle edeceğim diye ileriye yatırım yapıp durmayın. Bu kapıyı kapatın.
Ve siz ölüm için hazırlık kapısını açın. Sonra illa ben şöyle varlık sahibi olacağım deyip durmayın. Bu kapıyı kapatın. Allah'ımıza karşı yokluk kapısını açın. İstediğiniz gibi rahat etmeyi böyle sohbetlerden hele azıcık nedame, onun dışında gülmeler acayip. Konuşmalar acayip. Sanki böyle yılgından çıkmış gibidirler. Yani boyunduruptan ayrılan onu diyemem. Haya ederim. Sizin için katiyen. Nefsim için diyebilirim. Boyunduruptan kurtulmuş bir hayvan gibi hareket edemeyiz. Nefsime diyorum bunu. Size demiyorum. Her an kulusun. Sonra uyku kapısını kapatıp uykusuz kalmak değil bu. İhtiyacımızı giderip daha fazlasına gitmemek. Uykusuzluk kapısını açıp taate yönelmek. Diyor rahatlığı tercih etmemek. Her zaman rahatlık. Bu arzuda olmamak.
İşte yemeğin kalitesini, yediğimizin kalitesini, evimizin kalitesi, telefonumuzun kalitesi, arabamızın kalitesi bununla uğraşmamak, şehit ve gayret kapısını açmak, nasıl Allah'ım ben senin razı olacağın şekilde olurum düşüncesini yitirmemektir. Salih olmanın yolu nedir? Allah ile kendi aramızda Celle Celalü bil ameli salih amel işlemek. Salih ameli çok güzel tahrif etmişler. Kuran azimüşşan'a uygun amel ediyorlar. Çok güzel diyorlar derken esas ol. Çünkü Cenabı Hak Riya yok. Kibir yok. Ucük yok. Benlik yok. Ve ıslahu din. Dinimizin düzelmesi nedir? Malumaç sahibi olacağız. Bileceğiz. Kendimiz için arzu ettiğimizi din kardeşimiz için de arzu etmek. Böyle beğenmemezlik işaretleri yapmamalı. Göz kaş işaretleriyle, el işaretleriyle. Kendimiz için nasıl iyilik istiyorsak karşımızdakine de aynı. Eğer alaya alıyorsak, bizimle alay alınmasını istemiyorsak bir başkası için de istememek.
Efendimize kötü bir fiil işlemek için gelen gence söylemiş olduğu söz, annenle kardeşinle böyle bir fiilin yapılmasını ister misin buyuruyor. Ve mübarek ellerini döşlerine koyarak o fiilin kalkmasına biiznillahi Teala vesile oluyorlar. Karşımıza ne de aynı gözle bakmak. O avamdır. O halk, o hayat takımı biz ise şöyleyiz dememektir. Eğer bu evsafı sayıp durduğumuz bu güzellikleri haiz kimseler olmasaydı alem helaka giderdi. Yalnız şunu da unutmayalım. Kuran-ı Kerim'de Cenabı Hak, belanın umumi geleceğini de ifade buyuruyor. Bunu Fakrettin Raci Hazretleri çok güzel izah eder. Neme lazımcılığın bu felakete sebep olduğu ve bunun da önüne durulmaz. Allah'ın gazabı öyle şiddetli olur ki Cenabı Hak korusun. İşte içimizde şu var, bu var. Yerine göre Rabbimizin seçmediği azabı vardır, gazabı vardır. Çünkü seksen bin kişiyi helak ediyor.
Cebrail Aleyhisselam diyor ki Ya Rabbi içinde gece teheccüd namazı kılanlar var. Kılıyorlar ama kötülüğe mani olmak diye hiçbir şeyleri yok. Neme lazım deyip geçiyor. Dokunma diyor. Başına bela alma diyor. Bunun usulleri var yalnız. Cihadın el ile olanını yapıyor. Yok. Gönül olarak yapıyor. Dil olarak ama el ile cihadları yok. Sevgi dendiği zaman Allah için sevgi diyor ama bu husus
Kaynak: Genel
Tövbe ve İslah Yolu ile Manevi Arınmaya Giriş | Mihmandar