Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici. Elhamdülillahi Rabbil alemin, Resulullahü vesselamu ala resulüne Muhammedin ve ala ehli ve ashabihi ecmain. Sevgili dinleyicilerimiz, İhsan Mektebi'nin yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz tekrar. İnşallah bu bölümümüzde Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddisallahu Sirrahü'l Azies'in Musahabe isimli eserinin altıncı celdinden Tevbe konulu bir sohbeti sizlerle paylaşmaya, sizlere aktarmaya çalışacağım inşallah. Rabbiniz kendi üzerine şu rahmeti yazdı.
İçinizden kim bilmeyerek bir fenalık yapıp da sonra arkasından tövbe etmiş ve düzelmiş ise şüphesiz ki o Allah Gafur ve Rahim'dir. İnsan cehaleti sebebiyle günah işlemiştir. Sonra fenalıktan tövbe ve muamelatını ıslah etmiştir ve bu gibiler için affını farz kılmıştır. Hadis-i şerifte de günahlarından halis olarak tövbe eden kişi hiç günah işlememiş gibidir buyrulmuştur. Bir insan halis tevbe ederse hiç günah işlememiş gibi temizlenir. Gerek itaat ve gerekse isyanının zerresi gaip olmaz. İtaat eden mükafat bulur, isyan eden mücazat görür. Şu halde daire-i itaatte bulunarak kendini Cenabı Hakk'a sevdirmeli. Nejat bundadır. Hak Teala Hazretleri şirkten tövbe edip iyi amel ve harekette bulunan kimselerin kötülüklerini Allah iyiliklere çevirir. Allah çok yarlı kayıcı, çok esirgeyicidir ayet-i celilesinde önce tevbeyi beyan buyurmuştur.
İman ve amelin makbul ve tam olması için evvela tevbe lazım geliyor. Seyyiatın hasenata tebeddül etmesi hakkında bu ayet-i celile tefsirinde beyan buyrulmuştur ki, mesela yüz seyyie işleyen bir kimse sıdk ve ihlas ile tevbe eder, ameli salih işlerse yüz hasene verilir. Hatta bir kimse rüyasında alemi ahirette günahlarından hesaba çekildiğini görmüş. Günahı sahirelerini söylemiş, kebiresini inkar etmiş. Sahirelerine mukabil hasene verildiğini görünce kebirelerinin de olduğunu söyleyerek onun da mukabilinde ecrini istemiş. Hak yolcularının Cenab-ı Allah'a yaklaşabilmeleri için gözyaşı için tahassür ifadesi ve gözün niyasıdır. Gözyaşı nedamet manasını taşır, Allah'a bir nevi tevbedir. Gözyaşı aşkın deruni hislerini oluşturan kelimesiz ve sedasız lisanıdır. Gözyaşı arifin kalbinin tercümanıdır. Gözyaşı mağfiret için Allah'ın kullarından istediği istirhamıdır.
Gözyaşı Hakk'ın rahmetini tahrik ve merhametini celb eder. Gözyaşı, günahkarın sıdk ve ihlas ile Rablerine eyledikleri ubudiyet incesinin danileridir. Gözyaşı Allah için öyle bir sermayeyi sadeftir ki rahmet, merhamet ve mağfiret habbelerini içinde taşıyan seyyidü'l-istiğfar ve tevbe-i nasuhtur. Gözyaşı günahların gufranıdır. Gözyaşı Muhlisin habbeyi ihlasıdır, ihlas danesidir. Gözyaşı, asinin kurtuluş ipidir. Hulasa gözyaşı vuslata erenlerin yegane istinatgahıdır. Siz zanneder misiniz ki, şahitsiz davanızı yani mümin olduğunuzu ispat edebilirsiniz. Cenabı Hak şahit talep edecektir buyurulmuştur. Bir davacı var bir de davalı. Davacı olanın mahkeme huzurunda davasını ispat için iki şahit lazımdır. Şu halde cümlemiz, müminiz, imanımız vardır diyoruz. Bunun ispatı lazımdır. İki şahit ise amel ve ibadettir. Amel ve ibadet olmayınca dava sabit olmaz. Bakara suresi iki yüz on sekiz.
Ayet I kerimede şöyle buyruluyor mealen: Şunlar ki iman ettiler ve günahlarına tevbe ederek Cenabı Hak tarafına hicret ve teveccüh ettiler. Nefs ve şeytan ile mücahede ederek daire-i isyandan, daire-i itaata hicret ve evamir-i ilahiyeyi ifa ve yasaklardan kaçınmaya dikkat ve nefislerine icbar ettiler. Cenab-ı Hakk'ın rızasına talip oldular. Onlar için Allah'ın rahmeti vardır. Yalnız bir dua ile sözde kalmak fayda vermeyip herhalde rahmet-i ilahiyeye nail olmak için amel ve ibadet şarttır. Bu suretle talipleri Cenab-ı Hak mağfiret eder. Cihat ikidir. Biri küffar ile diğeri nefs ile harp etmek demektir. Bir insan bir kula hizmet ediyor, mukabilinde ücretini mükafatını alıyor. Şu halde mahlukattan mükafat alınırsa Cenabı Hak için çalışan acaba mükafatsız mı kalır? Bir kimse bir kuldan müteaddit defalar ihsan görürse ona daima minnettar kalır ve hatırından çıkarmaz.
Şu halde Cenab-ı Hakk'ın binlerce nimetini gördük, şükretmek lazımdır. Tefekkür edilmezse küfranı nimet edilmiş olur. Eğer yasak edildiğiniz büyük günahlardan kaçınırsanız sizin öbür kabahatlerinizi örteriz. Bir mümin Cenab-ı Hakk'ın korkusuyla büyük günah işlemezse ona çok sevap yazılır. Niyeti halis olmak lazımdır. Hak Teala Hazretleri Kim Allah'a bir iyilikle güzellikle gelirse, işte ona on katı var. Kim de bir kötülükle gelirse bu o miktardan başkasıyla cezalanmaz buyuruyor. Bir mümin yüz sene ibadet etmiş olsa on misli bin sene eder. Bir kafirde yüz sene yaşamış olsa o miktardan başkasıyla cezalanmayacağı için yüz sene cehennemde kalması lazım geliyor. Halbuki mümin ebedi mümin olarak yaşamak niyetindeydi. Kafirde keza yaşamış olsaydı ebedi küfür ile yaşamak niyetindeydi. Binaenaleyh niyetleri sebebiyle ahirette ebedi mükafat veyahut ebedi azaba duçar olurlar.
Bütün bunlar niyetleri sebebiyle olur. Niyet zahmetsiz büyük bir sermayedir. Nitekim hadis-i şerifte müminin niyeti amelinden hayırlıdır buyurulmuştur. Mesela bir mümin ben Cenab-ı Hakk'a karşı hiç günah işlemeyeceğim şeklindeki niyetiyle meccur oluyor, ecirleniyor. Niyet beni adebe mahsus bir lütuftur, melekler için yoktur. Şu kadar var ki niyeti halisaya daima muvaffak olabilmek için kalbin tasfiyesi ve ihlas ile ıslahına dikkat ve gayret edilmesi lazımdır. Her hükumetin kanunu olduğu gibi Cenab-ı Allah'ın emri kanunu ilahisi de şeribattır. Ahkamına riayet edenler saadete nail olur. Rivayet etmeyenler itaba müstahak olur. Üç kişi bir sofrada yemek yiyorlar. Üçten birine sevap yazılıyor, diğerine günah yazılıyor. Diğer birine de ne sevap ne de günah yazılıyor. Eğer ibadet yapayım diye kuvvet kastıyla yerse sevap yazılır.
Eğer fısk için veya eşkıyalık yapayım diye yerse günah yazılır ve eğer ne ibadet ne de fısk kast etmezse ne sevap ne de günah. Mesela bir insan para kazanarak zekat vereyim, hayır yapayım diye çalışırsa sevap ve eğer paraya aşık olmuş, haram ve helal ne olursa olsun para toplamak için çalışırsa şekavettir, hiçbir niyetsiz olursa hayvan gibidir. Amelin hükmü niyete tabidir. Amel niyet ile iyi olur, niyet ile fena olur. Enbiya-ı kiram hazeratı yemek yemişler, elbise giymişler, alışverişte bulunmuşlar fakat bunların cümlesi onlar için ibadettir. Çünkü onların niyeti hak rızasına merbuttur, bağlıdır. Alemin uykusu cahilin ibadetinden hayırlıdır buyruluyor. Namazı huşu ve hudu ile kılanlar felah bulurlar buyurulmuştur. Namazı huşu ile kılmak da tarikat ile mümkün olur.
Namazı ehven tutanlar hakkında Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem şu mazarratlara müptela olacaklarını haber vermişlerdir. Rızkından bereket kalkar, hanesinden bereket kalkar, Cenabı hak yüzünden iman nurunu kaldırır, mümini halis indinde zelil ve hakir olur. Ölüm anındaki zararları şunlardır: Susuz olarak vefat eder, su içinde olsa dahi fayda vermez, aç olarak vefat eder, ruhunun alınması gayet müşkil olur, imanından ekseriyetle korkulur. Kıyametteki zararları kabirden kalkınca yüzü siyah olarak kalkar. Hesabı gayet güç olur. Cenab-ı Hakk'ın rahmetinden uzak olduğu alnında yazılı olur. Cehenneme dahil olanlarla cehenneme dahil olur. Çünkü namaz edepsizlikten, akıl ve şeriata uymayan her şeyden alıkor. Namazı huşu ve huzur ile kılanlar fuhşiyatın hepsinden kaçar. Namazı itina ile kılanların namazı ona kabirde yoldaş olur. Ana babalar çocuklarını çok severler.
Hatta çocukları çirkin de olsa sevdikleri için onlara hoş görünür. Cenabı Hak sevilirse her emri de hoş gelir ve sevilir. Herkesin dünyadaki amel ve hareketini kendi boynuna doladık. Kıyamet günü onun için bir kitap çıkaracağız ki neşredilmiş olarak kendisine kavuşup çatacak. Yavr-ı kıyamette herkesin defteri amali boynundadır. Bir tarafında hasenat, diğer tarafında seyyiat yazılıdır. Şüphesiz ki Allah hak yolunda muharebe ederek düşmanları öldürmekte, öldürülmekte olan müminlerin canlarını ve mallarını kendilerine cennet vermek mukabilinde satın almıştır. Uhrevi saadet ve ebedi selametin şeriat-ı garra-yı Ahmediye ve tarikatı mualla-yı Mustafa viyeye itina ile nefis ve mallara müteallik bilcümle ilahi emir ve tekliflere kulak vererek mümkün olabileceği bu ayet I kerimeden anlaşıldığından ahkam-ı celilesine ittiba etmeyi düşünmek lazımdır.
Değerli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımıza Mahmud Sami Ramazanoğlu Gaddisallahu Sirrahü'l-Asis'in Musahabe isimli eserinden, altıncı cildinden devam ediyoruz inşallah. Dünya mümine zindandır. Hadis-i şerifte dünya müminin cehennemi ve kafirin cennetidir buyuruluyor. Yani bir mümin dünyada ne kadar sayısız nimetlere gark olsa yine cennete nispetle cehennemde gibidir. Bir kafirde dünyada ne kadar bela ve musibetle muazzep olsa yine cehennemde göreceği şiddetli azaba nispetle cennette gibidir. Bu hadis-i şerifin manasında şöyle bir tevil vardır. Dünya mümin için cehennemdir. Zira mümin dünyada bir kusur yapmışsa cezasını Cenab-ı Hak dünyada verir. Eğer kafir dünyada bir iyilik yapmışsa mükafatını dünyada verir. Onun için dünya müminin cehennemi kafirin cennetidir. Hak Teala Hazretleri bir mümin kulunu ahirette cehenneme sokmamayı murat ederse ona dünyada cezasını verir.
Sallallahu Teala aleyhi ve sellem efendimiz hiç ölmeyecekmiş gibi dünyan için, yarın ölecekmiş gibi ahiretin için çalış buyurmuşlardır ki hem dünya ve hem de ukba için çalışmamızı emirdir. Şu kadar var ki emanet bir hayattan ibaret olan fani dünyadan ziyade hayat-ı ebediye için, ehem mühim olana tercih edilir kaidesine uyarak gayret etmemiz lazımdır. Vücudu dünya işine, kalbi de Cenab-ı Allah'a sarf etmekle dünya ve ahiret saadeti hasıl olur. Şu hadis-i şerifte de dünya malını dünya ehline terk ediniz. Zira bir kimse malı dünyadan kifayet miktarından fazla alırsa şuursuz olarak kendisini helak etmiş olur buyurulmuştur. Nitekim bir başka hadis-i şerifte rızkın hayırlısı, yeteri miktarda olanıdır. Keza kanaat tükenmez bir hazinedir buyurulmuştur. Yine Peygamberimiz Ya Rabbi, Muhammed'in ve onun elinin rızkını miktarı kafi kıl buyurmuştur.
Rızık kifayet miktarı olursa Allah Zülcelal hazretlerine ibadet huzurla olur. Kalp, hıllu hijdan ve düşünceden salim olur. Muhammed Paris'a kuddisesi Ruh talibi tarikat olanlara ne işle meşgulsün diye sorarmış. Eğer bir sanatı yoksa sanat öğren buyururmuş. Hadis-i Nebevi de dünyada rahat yoktur. Olsa bile muvakkat bir zaman içindir fakat rahatsızlığı rahattan çok demektir. Bu hadis-i şerifte şöyle de bir mana vardır. Muhabbet-i dünyada rahat yoktur çünkü sahibi rahat etmiyor. Evliyaullah ise kalben daima rahatta ferah ve sürur içindedir. Hesap vermek için huzur-u ilahiye varmaktan korkan kimseler için iki cennet vardır buyruluyor Rahman Suresi kırk altı. Ayeti kerimede meali. Cennetin biri ehlullahın dünyada rahatıdır, diğeri de ahirette. Haberiniz olsun ki Allah'ın veli kulları için hiçbir korku yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir. Onlar iman edip takvaya ermiş olanlardır.
Dünya hayatında da ahirette de onlar için müjdeler vardır buyurulmuştur. Sevgili dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünün sonuna geldik. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gadde Sallallahü Sirrabü'l-Aziz'in Musahabe isimli eserinin altıncı cildinden sizlere tövbeye dair sohbetin bir kısmını aktarmaya çalıştım. İnşallah bir sonraki programımızda kaldığımız yerden aynı konuya devam edeceğiz. Sultanü'l-Arif'in, Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahü's-Sırra'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici.