Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici. İhsan Mektebi program mısın? Yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz değerli dinleyişler misin? İnşallah bu bölümle birlikte Musahabe serimizin sonuna gelmiş oluyoruz. Mahmut Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahu Sallallah Sirrahul Aziz'in eserlerini ve sohbetlerini seslendirmeye çalıştığımız bu programımızda inşallah bugün Tevbe bahsinde benlikten geçmek kısmıyla devam edeceğiz. Bağdat'ta Seyyid Musa Cebburi isminde bir zat on beş sene müddetle uzlet ve riyazat ederek, yirmi dört saatte bir parça arpa ekmeği yiyerek vakit geçirirmiş.
O sırada Halid I Bağdadi Kuddise sirruh irşad ile şöhret bulmuştu. Seyyid Musa sohbetinde bulunmak üzere Hazreti Halid Kuddise sirruhun huzuruna gelmiş, ahvalinde hiçbir istifade-i maneviyeye nail olmadığını arz etmiş. Hazreti Halid bu işin gayet kolay olduğunu ve on gün teslim olarak emirlerinin harfiyen icrasını emretmişler. Seyyid Musa kendisine daha ziyade riyazat emrolunacağını zannetmişse de on gün için her müşkilata katlanmayı göze alarak teslim olmuş. Hazreti Halid emir buyurmuşlar ki daha önceki evrad ve ezkarını kamilen terk et, tamamını terk et. Güzel yemekler ye, güzel güzel uykuyu, gündüz akşama kadar çarşıda gez. Bu emir karşısında Seyyid Musa fukaralıktan bahsederek dert yanmıştı. Hazreti Halid para vereceğini söyleyerek burada otur yemek ye buyurmuşlar.
Adam ailesinin zarurati karşısında yalnız kendisinin nefis yemek yemesini tecviz etmeyerek, uygun görmeyerek müdafaada bulunmuş. Sonra erzak vesairesinin evine gönderilerek ailesiyle yemesini emretmişler. On gün bu suretle hareket ederek kendisindeki varlığın gittiğini hissetmiş, Hazreti Halid'in huzuruna gelerek halini arz etmiş. Hazreti Halid de sizin on beş senelik seyyidliğinizden, ibadetinizden ve riyazatınızdan dolayı sizi bir varlık istila etmişti. Şimdi bu hal geçti demiş ve teveccüh buyurarak keşfi açılmış. İşte insan böyle kendisinde bir şey olmadığını düşünmelidir. Her makamda söylenecek söz vardır. Enbiya-ı izam ve evliya-ı kiramın makamları başka başka olduğundan kelamları da ayrıdır. Evliyada meşrep ve makamlarına göre söz söylerler. Yani bazı veliler muhabbetullahtan ve bazıları marifetullahtan bahseder.
Bazı veli riyazattan bahseder, bazısı da güzel yemekten söz eder İmam Rabbani gibi. Bir de söylenecek söz meclis bulunan muhatabın haline göre olmalıdır. Nitekim Hadis-i Şerif'te halka anlayabilecekleri derecede söz söyleyiniz. İnkarlarını mucip olacak sözlerden sarf-ı nazar ediniz, kaçınınız buyrulmuştur. Ubeydullah Ahrar Hazretlerine bir kimse gelip zengin olmak için dua talep etmiş. O da bir dua vermiş. Sonra o kimse duanın saf kaidesi üzerine failini mefulünü değiştirmiş, bir zaman sonra gelmiş ve faydası olmadığını söylemiş. Ubeydullah Hazretleri cevaben sana verdiğim duanın tesiri olacaktı, belki sen yanlış okuyorsun, getir bakalım, o duayı doğru okuyor musun demiş. Harekeyi değiştirerek okuduğunu görünce buyurmuş kimsenin bana itikadın yok, yanlış diye değiştirmişsin. Onun için tesirini görmemişsin. Şahı Nakşibend Hazretleri'nin huzuruna bir kimse gelmiş.
Biraz sonra herkes gözlerini kapamış. Bu kapamamış. Bilahere gözler açılınca Şah-ı Nakşibend Hazretleri ona iltifat edip niçin geldiğini sormuş. O da sizden feyz ve bir nasip almak için geldim demiş. Cevaben madem ki öyle biz gözlerimizi kapadığımız zaman sen niçin kapamadın? Bizden nasip olmak ve istifade etmeye geldinse en büyük istifade bizim sükutumuzdur. Eğer yalnız bizim kelamımızdan istifade edilir zannettinse hatadır buyurmuştu. Ulema huzurunda lisanınla, evliya huzurunda kalbinle istifadeye çalış. Çünkü veliler başka bir dinin teklifinde bulunmadıkları gibi dini mübini İslam'ın takviyesine hadim, noksanlarını ikmal et çalışan ve şahitlere de ayet I kerime ve hadis I şerifler olduğundan söylediklerini ispat için keş ve keramet ihtiyacından uzaktırlar.
Şu kadar var ki bazı velilerden keramet izharının sebebi ise nail oldukları varidat-ı supaniye ve cezebat-ı Rahmaniyenin tazyikine mukavemet göstermeleri veyahut irşad için dine ait mühim bir fayda sağlayacak meşru bir sebebin icabatındandır, gereklerindendir. Ölüm mümini korkutmaz. Cenabı hakk'ın cennetiyle cemaliyle müşerref olmak arzu edenler ameli salih işlesinler. Amel ve ibadeti ancak Cenabı Hak görsün diye yaparak Cenabı hakk'ın gayrıya teşmil etmeyerek şirk ve riyadan içtinap etsinler. Ölüm dört kısımdır. Mevt-i Ahmer, kırmızı ölüm, mevt-i esved, siyah ölüm, mevt-i Ahtar, yeşil ölüm, mevt-i Ebyaz, beyaz ölüm. Mevt-i Ahmer yani kırmızı ölüm, nefis ve şeytan ile mücadele ederek, menhiyattan içtinab ile yasaklardan kaçınarak ibadet ve taat için nefsi iksirdır, kırmaktır.
Mevt-i Esved siyah ölüm, münkir ve muhaliflerin zem ve kötülemesine, seb ve şetmine sövmelerine hakaret etmelerine, eza ve cefasına sabır ve tahammülden ibarettir. Mevt-i ahtar yeşil ölüm, bela ve musibetlere rıza göstermektir. Mevti ebyaz, beyaz ölüm açlığa dayanıp şikayet etmemektir. Müminler ölmezler, belki bir evden diğer eve, diğer memlekete intikal ederler hadis-i şerifi mümin-i kamil olanlar ölmezler. Ancak bir mahalleden diğer mahalle naklolunurlar şeklinde de tercüme olunur. Bu konuda bir misal verelim. İmam Gazali Hazretleri hasta yatmakta iken birkaç kişi gelerek evinin yakınında bir bahçeye kendisini götüreceklerini ve orada biraz hava almasını teklif etmişler. Evinden çıkarak bahçeye götürmüşler. İmam Gazali evinin yakınında böyle bir güzel bahçe olduğu halde kendisine meçhul kalmasını, yani bilmemesini tefekkür ederek teessüf etmiş, üzülmüş.
Hanesinden de bir vaveyla, feryat koparak cenaze çıktığını görmüşler. Biraz sonra yanındakiler gitmeye kalkmışlar. İmam Gazali de beraber gitmek istemiş fakat kendisine orada kalacağını ve öldüğünü söylemişler. İşte aşıkların ölümü böyle bir evden bir bahçeye nakimdir. Şeytan ve nefse kulluğa dair de şöyle diyor Mahmut Sami Ramazanoğlu hazretleri. Ey Ademoğulları şeytana tapmayın diye size emretmedim mi? Ayet-i kerimesi ile Cenab-ı Hak buyurmuştur ki: Ben size demedim mi şeytana kul olmayınız? Herkes Cenab-ı Hakk'ın kulu değildir, mahlukudur. Kul olan Cenab-ı Hakk'ın evamir-i ilahiyesini kamilen ifa ve nevahisinden külliyen içtinab eder. İşte kul budur. Yoksa gafletle imrarı vaktedeek vaktini geçirerek ibadet ve taata ehemmiyet vermeyen kimseler kul olamaz. Bazıları da süs ve ziynete, paraya, emvale muhabbet eder. Paranın kuludur.
Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz buyurmuştur ki altın ve gümüşe tapanların Allah üstü hakkını versin. Cenabı Hak da buyurur ki evlatlarınızı fakirlik korkusuyla öldürmeyin. Onları da sizi de biz rızıklandırırız. Evladınız çok olursa rızkını nasıl tedarik edeyim diye korkarsınız. Halbuki onların rızkını sizden daha evvel ben düşünmüşüm. Siz Cenabı hakk'ın evamir-i ilahiyesine itaat ederseniz Cenabı hak size muzafferiyet ve nusret ihsan eder. Onlar sizin ağırlıklarınızı yüklenirler. Sizi yarı canınız tükenmeden varamayacağınız memleketlere kadar götürürler. Siz Mekke-i Mükerreme'ye meşakkat siz gidemezsiniz. Onun sevabı çoktur. Camiler kamilen Cenabı Hakk'ın evidir. Beytullah'a Cenabı Hakk'ın tecellisi daha çoktur. Uzak olduğu ve yollarda meşakkat olduğu için sevabı çoktur.
İşte rızayı Bari için meşakkatli günlerde de ibadete koşmak sair günlerden daha ziyade sevaptır. Ashab-ı Kiram'ın bazılarının haneleri Mescid-i Saadet'ten uzak olup Peygamberimize ya Rasulallah, müsaade buyurursanız hanelerimizi yakına getirelim diye izin istediklerinde Aleyhissalatu Vesselam Efendimiz cevaben Cenabı hak emir buyuruyor ki her adım başına bir sevap yazılır. Bu sevaba nail olmak büyük lütuf olduğunu takdir ederek şükretmelisiniz. İslamiyet'i iyi muhafaza edersen daire-i selamette olursun. Müşfik bir pedere, babaya isyan eden evlada mecnun derler. Cenab-ı Hakk'ın emrine muhalefet edene ne söylense azdır. Ashab-ı Kiram'dan bir zatın haremi zevcine kendisini tatlılık etmesi boşaması için rica etmiş. Sahabe Hazretleri bu halden müteessir olarak aklı başından gitmiş. Merdivenlerden inerken düşmüş, ayağı zedelenmiş. Zevcesi derhal kucaklayarak kaldırmış.
Yaralarının tedavisi için adam çağırmış ve harekatından nedamet ettiğini, pişman olduğunu söylemiş. Sebebi ise sahabi Hazretlerinin uzun müddet hasta olmadığından Cenabı Hakk'ın gazap ettiğini ve böyle olduğu halde dünyada eşinden ayrılmak muvafık olduğunu ve bu iptilada, bu imtihanda Cenabı hakk'ın lütfunu gördüğünden pişman olduğunu söylemiştir. Teslimiyet güzel bir haslettir. Evliyaullah'tan zuhur eden halleri hüsn-ü zan ile kabul etmeli fakat keyfiyeti hakkında ne surette olduğunu çok ince düşünmelidir. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz Hazretleri bazı Ashab-ı Kiram ile yolda giderken, bir köpeğin laaşesine tesadüfle yanından geçerlerken sahabeler fena kokudan burunlarını kapamaya başlamışlar. Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz de hiçbir hal-i kerahet göstermedikleri gibi, yani tiksinti göstermedikleri gibi ne beyaz dişleri var buyurmuşlardır.
İşte bir mümin de böyle olmalıdır. Hiçbir şeyi fena görmemelidir. Eğer böyle olursa dünyada cennette gibidir. Hazreti Ömer radıyallahu anhtan sormuşlar ki sizin İslamiyet'ten evvel bazı iyi halleriniz vardı. Mesela işret etmezdiniz, yalan söylemezdiniz, bir kimsenin hanesine gitseniz ailesiyle görüşmezdiniz. Bu nedendi demişler. Cevaben buyurmuş ki yalan söyleyen kimseler pek rezil ve itibarsız olurlar. Onun için ben tenezzül etmezdim. Sarhoş olanların da rezaletlerinden dolayı sarhoşluğu kabul etmezdim. Sonra bir kimse benim evimde ailemle görüşse kabul etmezdim. Onun için ben de bunları yapmazdım. İnsanın hayatında lazım olan şeylerden hepsini Cenabı Hak Azze ve Celle helal etmiş yemek içmek gibi fakat mülevves olan şeyleri, pis olan şeyleri de haram kılmıştır. Şeriatımız gibi mukaddes bir nizama tesadüf edilmez. Şeriat dairesinde hareket edenler için azap da yoktur.
Mucibiyle amel edenleri doğru cennette götürür. Şu kimseler ki muhakkak Rabbimiz Allah'tır dediler ve Allah'ın rububiyetini itiraf ile muamelatında istikamet ettiler. Onlar üzerine melekler nazil olur ve derler ki ey müminler, siz korkmayın ve mahzun olmayın ve size vaad olunan cennetle müjdeler olsun. Zira imanınızın muktezası istikamet ettiğiniz için size vaad olunan cennet sizin için hazırdır. Evet yüce Rabbimiz böyle ferman buyuruyor. Fiilin delaleti sözün delaletinden daha kuvvetlidir. Binaenaleyh bir kimse ezan sesi işitiyor, namaza davet olunuyor, Cenabı Hak namazı farz kılmıştır. Eğer namazı kılmıyorsa o kimsenin lisanı her ne kadar kılmayacağım diye söylemiyorsa da fiilen kılmıyorum demiş oluyor. Yani Cenabı Hak'ın emrini kabul etmemiş oluyor. Allah Zülcelal Hazretleri ayet-i celilede mealen benim kullarım üzerinde senin hiçbir tahakkümün olamaz.
Meğer ki azıp sapıtanlardan senin izindeki gidenler olsun. Onun zoru ancak onu yar edinmekte olanlara ve onu kendisine Allah'a eş koşanlara karşıdır buyuruyor. İsim halimiz padişahı bırakıp uşağı izaz etmeye, yüceltmeye benzer. Halbuki uşak bugün var, yarın ve hatta biraz sonra yok olur. Padişah ise Cenabı Allah'tır. Biz malikiyeti maduundan bekliyoruz. Aşağı derecede olandan bekliyoruz. Köleyi mal sahibi biliyoruz. Bu hata üstüne hatadır. Zira hiçbir şey yok ancak Cenabı Allah vardır. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem diğer peygamberler için şehadet edecektir. Musa ve İsa aleyhisselamın kavmi kendilerine evamir-i ilahiyenin adem I tebliğini iddia ederler. Cenabı hak Azze ve Celle Musa aleyhisselama sual eder. Ya Musa bunlar inkar üzeredirler diyorsun. Şahidin var mıdır? Evet, şahidim vardır. O da Hazreti Muhammed aleyhisselamdır der.
Cenab-ı Hak Musa aleyhisselamın kavmine buna ne diyeceksiniz buyurur, onlar da Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem bizden bin üç yüz sene sonra gelmiştir. Bu vakayı nasıl bilir derler. Cenabı Hak da Peygamberimize sual buyurur, Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz de Ya Rabbi, Kuran-ı Kerim'in de bunları hikaye buyurdun der. Bu şehadet üzerine tabii susmak zorunda kalırlar. Cenabı Hak Aleyhisselam efendimize yevm-i ahirette o kadar ihsan buyuracaktır ki artık yeter ya Rabbi diyecektir. Ayet-i kerimeden anlaşıldığına göre Peygamberimiz bütün ümmete şefaat edecektir fakat bundan bütün ümmeti halas oldu manası anlaşılmasın. Çünkü azaba müstahak olanları Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz'e haber vermeden cehenneme sevk edecektir. Bir zaman sonra cehennemde ümmetin feryatlarını işleyecek ve Cenabı Hakk'a secde ederek onlara da şefaat edecektir.
Ashab hakkındaki bu teşbih onlarla kafirleri öfkelendirmek içindir. Ashab-ı Kiram'a buğz edenler kafir olur. Bu ayeti kerimeyi İmam-ı Azam efendimiz tefsir buyurmuştur. Bazıları Hazreti Muaviye'ye taarruz ediyor, büyük bir cehil ve hatadır, Hazreti Muaviye'ye buğzedenden velet trenden de kaçmalıdır diyor Mahmud Sami Ramazanoğlu Gadde Sallallahü Sirrahü'l aziz Musahabe adlı eserinde sevgili dinle işler. Bir İhsan Mektebi programımızın daha sonuna geldik. Bugün sizlere Musahabe serisinin altıncı kitabının tövbe bahsini aktarmaya çalıştım sevgilimle işler bizim. Bu bölümle birlikte Musahabe serimizi de bitirmiş oluyoruz.
İnşallah bir sonraki programımızda Mahmut Sami Ramazanoğlu Gadde Sallallahü Sirrahü'l-Aziz'in başka eserlerinde buluşmak umut ve arzusuyla Sultanü'l arif'in, Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahü's- Sırrahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mikttibi. Seslendiren Aladdin Biçici.