Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi. Şrutu la ilahe illallah. Tevhidin şartları biz sıralarken Tevhidin şartlarını dört şekilde ibadet ederdik. Burada daha değişik bir tarzda almış. Mesela kelime-i tevhid de diyorduk. Ancak sana ibadet ederiz. Bunun öyle bir anlamı var ki diye Ali Kerremallahu veche efendimizin buyurduğu gibi bir besmeleye kırk deve yükü eser hazırlarım buyurmuş. Sadece Rabbimize kulluk bitmez. Diyeceksiniz ki bunun aslı nedir? Nasıl kulluk? Bizim imemiz var, içmemiz var, yatmamız var, kalkmamız var, neşeli olduğumuz gün var, kederli olduğumuz gün var, konuştuğumuz görüştüğümüz biz bu halin içerisindeyiz tek başımıza bir varlık değiliz. Konuşup görüşürken iyaka napudu ancak sana ibadet ederiz. Zalim olmayacak, fasık olmayacak, zındık olmayacak, mülhit olmayacak. Ne olacak? Sadıkinden olacak. İşi düzgün, dili düzgün, kalbi düzgün insan.
Bakın bizim neşeli de günlerimiz var. Doğu, zurna, ah buyurun hayvani duygular tahrik edilir. Kadın kız birbirine karışmış vaziyette burada iyyake nabüdü nasıl olabilir? Bizim kederli anımız da olur. Ferihadı figan kopar, bu da mı başıma gelecekti, beni mi buldun gibi sözler iyyake nabudu ancak sana ibadet ederiz İfadesine ne kadar test düşer? Bundan dolayı geçiyorum. Ancak senden yardım bekleriz. Hükmü ancak Allah'a vermek Celle Celalühü. Diyelim ki yerken hükmü Allah'a nasıl veririz Celle Celalühü? Helal kazanır, helal yerlere harcederiz. İşte hükmü. Rabbamıza vermek bu. Helal kazanırız. Helal yerlere harcederiz. Mesela bir devlet dairesinde ise emek hırsızlığı yapmayız. Bir patrona karşı da yapmayız. Ürettiğimiz malı sakat da çıkartmayız. Eğer defolduysa bunu ifade ederiz, Maksat ve gayenin Rabbimiz olması. Buradaki ifade değişik. Şrutul la ilahe illallah. Bu derin manalar içeriyor.
Burada tevhid okumayan kimse yok. Herkes okur. Şu hiç beğenmediğiniz açık, saçık dediğiniz dediğimiz kahve köşelerinde, isyan mahallerinde duran bile bir arabaya binerken dahi Bismillahirrahmanirrahimdir. Bismillah der. La ilahe illallah der. Bismillah der. La ilahe illallahtır. Bu değil. Nasıl diyecek? El-ail. Okuduğu tevhidin anlamını bilecek. Nedir bunun anlamı? Bunun anlamı bileceğimiz tarzda olsun öldüğümüz zaman ne yapıyoruz? Giydiğimiz en güzel elbise, sevdiğimiz en güzel inek, malımız, mülkümüz, çoluk çocuk her şey kalıyor. La ilahe illallah teslim etmektir. Onun dışında her şeyi bırakmak demektir. Öldüğümüz zaman terk ediyoruz her şeyi. Kelime-i Tevhidin bir manası da budur. Onun dışında her şeyi terk etmek. Dünya ve onun içindekileri gönül bağı ile değil sadece elimiz karda, gönlümüz yar olan Mevla'da düşüncesiyle bakmak o şekilde bunu fehhmemiştir.
El yakin, elim dediğimiz zaman diyorum ya size bunlar hep ayrı konulardır. Muhammedur resulullah demeden la ilahe illallah demenin bir anlamı olmaz. Neden olmaz? Biz bunu çocuğumuzu öğretiriz. Şimdi yazı eğitimlerinde gelen yavruları gördük melekler gibi. Onlar bir soru sorulduğu zaman hemen parmağını kaldırıyorlar. Çok güzel öğretilmiş. Onlar bilebilir bu. Şimdi burada Allah'a iman, meleklere iman, kitaplara ve resullerine. O zaman nasıl çağıracaksın Muhammed Resulullah'ın? Kuran-ı Kerim'de baktığımız zaman hemen hemen Fetih suresinde ineceğiz. Muhammedur rasulullah demeden, mümkün her zaman okuyoruz. Bilhassa huzurun meydana gelmesi için dünyada bütün alemden okuyacağımız surelerden biri budur. Okuduğumuz Kuran-ı Kerim kim Allah'a ve rasulüne iman etmezse şüphesiz şüphesiz biz kafirler için çılgın bir ateş hazırlamışızdır. Tamam hiç gerek yok.
Şimdi uzun boylu karıştırmaya hiç gerek yok. Bazı mesela kader hakkında ne yaparlar? Kapıya bir yanlış düşünce sokuverirler. Kader ilimdir ilim. O gerçekleştiği zaman takdir olur. Kader. İki hal bizim düşüncemizin düşünce dışındadır. Elimizde değil bizim iki hal. Mesela gönlümüze sabah kalktığımız zaman diyoruz ki biz bir Kuran kursu olsun, bir kreş olsun, bir diğer insanlığın kurtuluşu için hizmet olsun, ben buraya diyorsun hizmette bulunacağım. Gönlüne doğuyorum ve hizmet edeceğim. Bu elimizde değil. Bu gönle geliyor. Geldi değil. İkinci safhası nedir? Fiil safhası. Buna kesb derler. Karar safhasıdır. Bu gönle düştüm elimizde değil bu gönlümüzde ama bu karar bizim elimizde, bu. Gönlümüzdedir. Ama bu karar bizim elimizde sorumlu olduğumuz nokta bu. Gitmeye karar vereceğiz, gideceğiz. Orada diyeceğiz ki buraya benim nasıl bir katkım olabilir, nasıl bir hizmet edebilirim?
Nasıl bir hizmet edebilirim? Fakat arabamıza binmişiz, tam o hizmet yerine vardığımız zaman hemen cep telefonu çalıyor. Ne diyor? Allah Onun için tevhitte ilim çok önemlidir. Mesela kış günüydü. Bin yaz günü olsun. Bizim harmanlarımız hemen hemen bir ayda kalkardı. Şu kaya pınar dediğimiz mevkiden bir hayvanın üzerine iki tane çuval bırakıyoruz, iyice basmışız. Onu getirene kadar adamın canı çıkar. Tekrar yine geliyor, tekrar yine geliyor. Şimdi üç günde kalkıyor, üç günde hiçbir şey kalıyor. Onun için zamanımız çok, İslam tarihini okuruz, Efendimizin hayatı çok önemli sallallahu aleyhi ve sellem. Dinimizi öğreniriz. Rabbimizin isimlerini, sıfatlarını, fiillerini sonra asıl mühim olan tevhid üzerinde durunca Rabbimizin zati ve sübti sıfatları var ya bunlarda derinleşip bunu bizzat yaşayabilmek ruhumuzda.
İşte murakabe dediğimiz evliyaullah'ın bize öğretmek istediği Allah'ımızın sıfatlarıdır. Selvi sıfatları sübuldi sıfatlarıdır. Bir murakabe ehli, ihlas. İhlas şerifin manasını düşünürken bununla hemhal olur Allah'ımızın esma-i ilahiyyesiyle. O zaman gönüller durulur, o zaman hayatın anlamı nedir biliriz. Yoksa kuru kuruya adet kabilinden geçer. Her şey emdi olmaya başlar. Adet gibi olur. İşte ana böyle yapıyordu, baba böyle yapıyordu, dedem böyle yapar, sıfatını, Allah sıfatını, Allah'ımızın varlığını, her şeyin onun kudretiyle var olduğunu bilse ve bunu yaşayacak olsa tarif edemezsiniz. Muhalefetü lilha veldisi de murakabe bu zaten. Rabbamızın yaratıklarından hiçbir şeye benzememesi. Eğer doğdu diyecek olursanız, doğmamış ve doğrulmamıştır. O zaman onu da doğuran birisinin olması lazım. Şu önümüzdeki rahne kim yapmıştır? Ustası yapmıştır. Hiç ustayla bu rahne bir olur.
Hiç yaratanla yaratılan bir olur. İşte murakabe bu. Bize bunlar çok basit gibi gösterilmemeli. Kuran'da derinleşmek demek murakabe. Hadisi Muhammediye'de derinleşmek Resulullah'ın mübarek dilinden duyar gibi olmak zevkini almaktır. Yoksa binlerce hadisi şerif ve Kuran'ı hafız olmuşuz bu değil mi? Öyle hafız olanlar var ki buyuruyor, okun yaydan çıktığı gibi dinden çıkardı. Amil olmadıkça, ahlakıyla ahlaklanır onunla yoğrulmadıkça ona muhalefet ettikçe mümkün mü? Bizi götürmek istedikleri bu. Bilim artık sıralayacağım. Yakin tereddütsüz. Hiç tereddüt diye bir şey yok. Bak çoğu dermişim diyen insanlardan duyarsınız. İnanamıyorum, inanamıyorum. Böyle inanıyor gibi bir hadim var zahiren söylüyorum ama bir türlü gönlüm yatmıyor. Niye yatmıyor? Gönül niye neden yatmıyor? Diyorlar ki şimdi bedeviler inandık diyorlar. De ki siz iman etmediniz. Velakin ama İslam olduk deyin.
Henüz iman kalplerinize yer eder. Boşuna aleyhissalatu vesselam efendimiz imanının tat ve lezzetini alanlar üç kişi bu, üç zümre. Birisi sevdiğini Allah için sevecek, ikincisi Allah ve taatinde orucun tadı Allah'ımızın ahlakıyla ahlaklanmak değil mi celle celaluhu? Ya bunu nasdar veriyorum ahlakıyla ahlaklanmak esma I ilahiye ile ancak bunu uzun bir zamanda anlatılması icap eder. Eşya ile esma ile müsemma olmak demek. Bunu nasıl anlatacağız, nasıl edeceğiz? Kısaca söyleyeyim Ramazan-ı Şerif'te diyelim soframıza fakirleri doldurmak, Rahman sıfatının tecellisini emretmeyiz. Kesin inanç. Emri ilahiye uymak, kabul, doğruluk, ihlas ve muhabbettir. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi.