Çok fazla. Ben de varım hikayeler yaparlar. Mesela muallimlerden birisi der ki benim sürekli bir Abdullah diye rengi var. Çok kabiliyetli edepliler. Kim odur orada diyelim bir matematik hocası. İşte şu isim ya bende de öyle. Bakıyorum onun notlarına. Notları çok güzel, çok yüksek. Ondan sonra bir diğeri kulak kesilir. Diğerin hadis hocası biz. Koy düğünden alalım. O da diyor ki bende de ürüne. Tefsir hocası der ki bende de verdim. Hepsi bunu takdirle karşılar. Şimdi Rabbi Zülcelal'imizin Celle Celali sevdiği kimseler okur. Rabbi Zülcelal'imizin sevdiği kimseler okur. Mesela kimi sever Cenabı hak Kuran-ı Azimüşşan'da tevekkül ehillerini sever. Böyle tevekkül dendiği zaman yüzeysel geçirmez. Bunlar çok önemli. Tevekkül bir peygamberin makamıdır.
Bir İbrahim Aleyhisselam'ın, bir İsmail Aleyhisselam'ın, ne demek sekiz yaşında bir rivayette, on üç yaşında bir yavru boğazını bıçağı teslim edecek. Sonra babasına da diyecek ki Sakın. Ey babacığım, emrolunduğun vazifeyi yap. Sen beni sabredenlerden bulursun. Yani sapık çok önemli. Allah'ımı seviyor. Sabredenleri seviyor. Tevekkül ehli olanları seviyor. Vesair Halide diye bir eser var. Burada Allah'ımızın Celle Celalü Celalü tavsiyelerinden diğer peygamberlerin tavsiyelerine geçer. Sonra ulemai kiram, neşayihı nizam ve diğer eserlerde de hep gördüğümüz şu. Vasiyetlerinin başında Allah'tan kork. Şimdi insan düşünüyor. Hani Rabbi Zülcelal'imiz birçok ayeti ilahiyede takva esasına uygun yaşayanlarla beraber olduğunu, onlara yardımcı olduğunu, onlara yol açtığını, çoğu ifade buyuruyor. Sonra Peygamberimizle mesela Sallallahu Aleyhi ve Sellem, İyi nasihatleri Allah'tan. Dört halife buyursun.
Ebubekir, Ömer, Osman, Ali ve diğer Ashabı böceğim O zaman diyeceğiz ki bunda bir sebep var, bir mana var boşuna bu zikredilmiyor. Böyle bunlarda yoğunlaştığımız zaman beyin damarlarımız da açılır, gönül damarlarımız da açılır. Şimdi gönül damarlarından çok konuşuyoruz da beyin damarından pek konuşmuyoruz. Mesela kalbin tasfiyesi diyoruz. Nefsin tezkiyesi. Fakat beynin tezkiyesi ve tasfiyesi pek konuşun. Halbuki Mekke döneminde aleyhissalatu vesselam vermiş beyin tezkiyesi ve tasfiyesinden koymuştur. Ayeti indirilen de hep öyleyim. Mübarek sözlerine bakıyoruz. Hep beyinle alakalı çok mübarek sözleri var. Ashabı güzinle biri geliyor. Ya Resulallah tavsiyeler pek çoğaldı, bana öyle bir tavsiyede bulun ki kısa olsun ama hayatımı hep içine alsın. Şimdi Ashabı güzinin sorusu da çok muazzam.
Hazreti Ömer'in buyurduğu gibi radiyallahu anh, beni gör insanın seviyesini akli seviyesini sorusundan bilirim. Konuşmasından belli olur. Neyse. Şimdi o Ashabı Güz'in şokmuş sesine. Demek ki efendimizin aleyhissalatü vesselam, ecebiyle edeplenince onlar da o nura nail oluyorlar. Buyuruyor ki aleyhissalatü vesselam Efendimiz, Allah'a inandırdı. Bu bak beyin bu. Hem kalp hayatın hepsini içine almakla beraber bir inanacak bir kez. O müşrik kafalardan efendimiz kurtarıyor. Hani bir çocuğa dahi dillenecek çocuk ya, ona üretilecek kelimelerde bile tevhitü billah ve tefestüt tau var ve tevhit. Tevhid gönülle alakalı olduğu gibi beyinle çok alakalı. Beyimden Cenabı Hakk'a uzanan yollar tarifi. Esselam. Yani şüpheynin çalışması kadar mühim bir şey yok. Acayip kaçmazsa bir şey söyleyeyim, oldu çünkü bu. Mürşid-i kamilimiz bir tanesinin başına mübarek elini koydu. Buyurdu ki şu kafanı çalıştır.
Şu beynini çalıştır. Mı? Bakın, Caferi Sa'd'ı, Hazreti Allah'ın sırrı Hazretleri beş kişiden sakının. Birisi de ahmak. Ya bir düşün. Yolumuzu düşünelim ve bu yolumuzda konan esaslara bakalım, çalışmalara bakalım. Nedir acaba? Bu yapıya her zaman beynimizi çalıştıralım, taş koyalım. Bakın bu cemaat müstesna bir cemaat. Çünkü bir fasıla yok. Biz fitneye sebebiyet veririz diye çok şeylerde dilimizi tutuyoruz. Aman ha ümmetim Muhammed yaralanmasın, hep güzel yerlerini körelim, bir şey demeyelim diyoruz ama şu kadarını söyleyeyim. Sıddıy-ı Azam'dan diyor Allah'ın bu zamana kadar gelen yolda fasıla yok. Hep birbirini takip edelim. İyi yaklaşalım diyor. Sonra bu vebali de gerektirir ama. Kıymetini bilir de yolumuza iyi sarılırsak göreceksiniz kalbimizden de yollar açılır. Elimizden de açılır. Ayağımızdan da açılır. Şu beyin tezkiyesi ve tasfiyesi anlatmakla bitmez olun.
Çünkü yedi yüze yakın ayeti celile var beyinle alakalı. Yıkılmayın. Şimdi büyüklerimizin hayatına bakıyoruz. Hep böyle bir. Size bildiğiniz bir misal değil, bil. İşte Cumali-i Bağdadi Hazretleri yolda yürüyormuş. Yolda giderken bir kediyi görmüş. Kedi bu başka bir şey değil. Kedi ayağını bir yere uzatmış, gözünde bir kediye gitmiş. Küyü bile hareket etmiyor kedinin. Bundan ders almış, bundan ders almış. Demiş ki kedi zaten Cenabı Hak gönlüne ilham ediyor, herkesin gönlüne de ilham olmaz. Demek ki nurlu bir kimse bunda bir şüphe yok zaten. Bir kedi o delikten çıkacak fareyi ne kadar dikkatle bekliyor. Sen iyi güneyi, benim feyzimi, tecellimi ibadet ve taahhütteki gayret ve çabayı bu kadar gösteremiyordun, bundan ders alıyor. Üye bir ders anlıyor ki, Aleyhissalatu Vesselam efendimiz Hazreti Abdullah'a nasihatte bulunuyor.
Efendimiz devamlı devamlı Aleyhissalatu Vesselam sallallahu teala aleyhi ve sellem devamlı tohum atıyor. Devamlı tohum atıyor. Nübüvvetinden, risaletinden devamlı tohum atıyor. O attığı tohumlar da Al-i Kerimallahu veche gelişiyor. O tohumlar da ashabı güzün, Ashabım yıldızlar gibidir. Hangisine koyarsanız hidayete inersiniz o atmış olduğu tohumlar. İmam Gazali Rahmetullahi İlberiye buyuruyor ki, tarikatı adiye hususunda ifadede bulunuyor. Buyuruyor ki, tarikatı adiye inişkatı mübüzetten bir nurdur diyor. Peygamberimizin mübüzetinden bir nurdur diyor. Çok kıymetli. Şimdi beynimiz inşallah çalışır. Bu aklın maaş, bir de aklın naat var. O dünyevi akıl. Bunun yanında aklın naat var. Uhrevi bir akıl, ilahi bir akıl, vahiy ile desteklenen bir akıl. O zaman çözülemeyecek hiçbir şey yok. Bir inşaat. Bakın çok basit bir misal olacak. Karadenizli birisiyle hacda bulunduk. Ne yaptı bakın.
Orada bir firmanın çayı. Rize çayıymış. Rize, Rize çayı. Çayıyla unattı. Dedi ki bizim memleket kazansın dedi. Ben dedi vizeliyim dedi. Rize'liyim, Rize'nin çayı dedi. O daha çok gelişsin dedi. Dedi. Ya biz bir tarikatı aliyedeyiz. Mürşid-i kamilimize müntesi biz. Onun yoluna onun Resulullah'ın açmış olduğu yolda kurulmuş olduğu düzen ve intizama ne kadar yardımcı olabiliriz buna gayret edeceğiz. Şimdi bir baraj düşünelim. Baraj ne yapıyor? Sula bakıyorsunuz. Bir o dağdan geliyor, bir diğerinden geliyor, derelerden geliyor, oradan buradan geliyor, o sular barajda toplanıyor, çok büyük bir yekun azim. Şimdi biz Nakşi ve Fadime Barajındayız. Bu baraja, verilen el derneği olarak, dergimiz olarak, vesair, lider olarak ne olursa olsun hepsinde elimiz olacak ve bu baraja Rabbımızın lütfuyla beyin sularımızı akıtacağız. Elimizden cömertlik sularını akıtacağız. Ayağımızdan akıtacağız.
Biz bu mübarek yolun en güçlü bir şekilde devamını dinimizin İslam'a hizmet için bu gayret ve bu çabanın içerisine gireceğiz ve bunu yaygınlaştıracağız. İslam öyle bin kişiyle yayılmadı, bir kişiyle yayıldı. O zaman bilemem indireceğiz, Hepimiz bir olacak şekli ortaya koyacağız, bir olmaya gayret edeceğiz. İşte misal verdik ya, öğretmenler toplanmışlar. O öğrencinin başarısını biri deyince bir diğeri de hep söylüyor. Bende de diyor Çul derslerine dikkatli başarılı çok riayet ediyor. Ededetti, erkanlı bir kimse diyor. Diyoruz ki pazartesi ve perşembe günleri ehlullah toplanır. Sadece o güne hassedilmez bu. Onlar için bir zorluk yok. Anında toplanır. Toplanır. O anda ne konuşurlar? Bakın Cenabı hak, Cenabı hak tevekkülde, sabırda takvada ve diğer emri ilahide riayetkar olanları Kuran-ı Azimüşşan'da vasfediyor. Mesela gece kalkıyor. Kaza namazlarını da kılıyor. Evret ve ezkarında çekiyor.
Cenabı hak vasfediyor. Dolu ayet cepheler. Gecelerini kıyam ve secdelere de geçirirler. Şu efendimiz aleyhisselatu vesselam böyle, Meşayiye Uzan böyle efendilerimiz bir araya geldiklerinde bunu demekten çok icap ediyorum. Sanki bir meclis toplantısı gibi. Onlar da böyle bir toplantı olarak bunu ifade etmek için zorlanılıyor bunlar. Yoksa onlar şuradan gelecek buradan gelecek o şekilde değil o. Görmediğimiz için bize çok zor geliyor. Anında ve orada görüşüyordu. Bu kimse imanda yakine inmiş diyor. Ondan sonra bir diğeri diyor ki ibadet ve taatte ihlası ve ihsanı takvayı elde etmiş. Bir diğeri o da ahlaken ahlak-ı Muhammediye ve ahlaki ilahiye ile ahlaklanmış diyor. Bu ne oluyor? Burada notlar tabii hep yüksek puan alındığı için Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'a arz ediyor. O da Cenabıhakk'a arz ediyor diyoruz ama bunlar iç.
İnşallah dua buyurun bu kardeşimize de Cenabı Hak anlayış lütf etsin, ihsan etsin. Çünkü biz Rabbımıza şu beyin damarlarını çalıştırıp Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın huzuruna bilali Habeşi radıyallahu anh geldiğinde onu ağlar vaziyette görür. Haline bu taaccüb kelimesi Arapçada imrenme manasına da gelir. Şaşkınlık, ifade etmek biraz zor oluyor. Şimdi aleyhissalatü vesselam efendimiz hakkında bir söz söylemek kadar zor bir şey yok. Türkçedeki kelimeler bunu anlatamaz. Abdullah bin Revaha radıyallahu anh buyuruyor ki, ne kadar senden anlatırsa ya Resulallah eksik kalır. Eksik kalır. Allah bizi affetsin. Amin. Efendimiz aleyhissalatü vesselam kabul buyuruyor. Onun kabul ettiği Allah'ımızın kabul ettiği. Bir meşayi izamın kabul etmesi Allah'ımız Celle Celalühü onları sevdiği için, Rabbımıza sevildikleri için seviyoruz. Böyle kendi başına bir sevgi olmaz. O Rabbimize sevgili oluyor.
O zaman seviyorlar. Yoksa biz şu kadar bir yardımda bulunsak şöyle diyeceksiniz böyle diyeceksiniz bu değil. O gönülden, harpten Allah'ımıza aşık olunca onu bilirler diyor. Anında bilirler. Kardeşimiz, ben diyor ders okuyorum. Dersi okurken, Tevhid'de diyor bir defa dedim ikinciyi diyemedim diyor. Demek ki okuyamamışız dedim diyor. Oğlayacağım diye gözüm çıkacaktır dedi. Bir La İlahe İllallah dedi. Olmuyor. Sonra ağladım daralıyor. Bu kadar teyit okuyorum. Demek ki okumamışım. Biz işte siz de görüyorsunuz velilerin hayatına bakılınca işte bunca yıldır kıldığımız namazı diyor kazaya kılamamışız diyor. Kazası olur mu burada bir hakikati ortaya koymuyorlar. Düşünüyorum da bazı hususları büyüklerimiz anlatırken şöyle anlattı ama eli buraya koymak ne derse kimin karşısında elinin kafana koydu? O Resulullah'ın en sevgilisi o. Ona kalbimizi vereceğiz, canımızı vereceğiz.
Onun konuşmaları şunların kalplerini nasıl nur ile dondururuz diye o çalışıyor. İşte Şer'an Bey, yahu o şeriatın gözünde gözünde. Efendimiz onu kabul etmiş. Allah'ımız kabul etmiş Celle Celalühü. Onları biz kendi böyle indi mütalaalarımızla ifade edemeyiz. Onu Allah kabul etmiş bunlar. Allah'ımız kabul etmiş. Söylediği sözler demek zor anlaşıyor. Şimdi biz elimizden geldiği kadar, elimizden geldiği kadar Rabbimize muhabbet etmeye, onun sevgisini kazanmaya gayret ediyoruz. Son büyüklerimizin eğer tavsiyelerinden bulabilirsek bir dakika bir şey söyleyeyim. Bir allemül uzvum esamde. Alimül gaybi ve şerherde. Öyle bir Rabbimiz ki Celle Celalühu açıkta olan da gizli de olan da her şeyi de bilen Rabbimiz yukarıdan almamız gerekiyor.
Hakikati sapar gerçekten ruhani kalbi temizlik Allah'ımızın bu nimetleriyle, saygı nasip ettiler, nimetlerine kendisini teslim etmek ve yani Rabbi Zülcelal'imizle kitlelerle gönül alemini hak yol üzere kılmak, Sıdkul iftikar, sıdkul iftikar Allah'ımıza karşı acziyetimizi bilmek. Ma devamül ızdırar, yanıyor, yakılıyor. Allah'ım diyor böyle ama candan tutuyor işi ve kendi arzu ve isteğinden de tamamen çıkıyor, Rabbimize odaklanıyor. Ma'fı siniri intide. En güzel şekilde hareket etmek, davranmak suretiyle ve çok uzun devam eder, hemen bitireyim fazla sürdürsün. Allah'ımızın kudret-i kemal nasıl tercih ederim? O kudret kendisinin artık gücüdür, kudretidir, nimetidir, ihsanıdır, halk etmesi, yaratması, onun karşısında tamamen yok olmak, bitmek. Zaten gördüğü zaman, onu hissettiği zaman öyle oluyor zaten. İzle naklem diyecek. Şimdi ne yapıyor?
Bir kere dedik ya bu alimler burasında o öğrenciyi hep anlıyorlar, şöyle diyorlar kabiliyetli. Dindiği gibi Sıddıki Azamını kabul ediyor, Güneyli Bağdadi'yi kabul ediyor, Sami sultanımız onu dillendiriyor. Eğer böyle himmet-i alilerine gelişecek olursa aşk ve şevk kanadıyla Allah'ımızın Kabe'sini tavaf eder. Elhamdülillahi rabbil alemin. Aleyhissalatü vesselam efendimizin ruh sahiplerine ehline ashabına peygamberan-ı zan ve piran-ı zan bütün geçmişlerimizin ruhları için El Fatiha.