Öyle ki bir dervişin yalan gibi gıybet gibi iftira gibi bir halleri olmaz. Zaten bunlardan tevbe etmiş. Günahı cezası bildirilen hatalardan tamamen uzak ama buradaki tevbe hakikatini ifade ederken Öyle ki boş kelamlar söylemiyor. Ondan tövbe ediyor. Boş kelamlardan. Hazreti efendimiz aleyhissalatü vesselamın hayatında bir sahabe-i bizim efendilerimizden vefat eden olunca, işte onun cennet ehli olduğu gibi bir ifadede bulununca buyurdu ki acaba konuşmaları nasıldı diye buyuruluyor. O konuşmalarından görüşmelerinden bunu da şunu ifade etmiş oluyor. Boş konuşmalarından dolayı, sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz, boş konuşmalarından dolayı eza çeker mi diye endişe buyuruluyor. Günah ne yok böyle bildiğimiz, böyle yersiz ifadeleri. Bir de mayanisi var bunun. Mayani gerekli sözü uzatmak. Mesela bir söz konuşuyor ama onu uzattıkça uzatıyor. Buna muayyen diye ifade ederler.
Buyuruyor ki en önemli zaman, başta tevbe. Tevbenin malum istihkar var. İnanımızdan dolayı Cenabı Hak'tan özür talep ediyoruz ama canlı. Cebeyse Cenabı Hak'a yönelme olarak ifade ediliyor. Artık Rabbimize bu yöneliyor. Bir şeyimize. Muamelatında da, mesela eliyle geçimimde de, ticaretinde de, insanlar arası muamelesinde de her şeyinde dönüyor, beyinde dönüyor mesela tefekkürü Rabbimizin yüce kudreti oluyor. Şimdi biz yüce kudreti diyoruz da zerrede bile Allah'ın Celle Celalüü azameti kibryası var. Zerre zerre. Bak gördük şu mikrobu gördük. Bir virüs Allah'ın onda azamet dünyasını nasıl gösterdi? Özle görünmeyen bir mikrop. Hasta havurdu. Bunlar ibret almamız için hiç şüphesiz ders, öğüt almamız için. Yoksa bu hastalık şöyle başladı, şöyle ürker. İşte tesirleri şudur, net inek değil bu. Bununla birlikte asıl Rabbül Celalimiz bizi imtihan ediyor.
Acaba bu imtihanda başarılı olabilecek miyiz, olmayacak mıyız? Ne geçti başımızdan? Bak içsel felaketi geçti dünyada nisne betıklore. Sonra yangın zuhur etti. Daha sonra bu gibi hastalıklar vesaire. Yani bir gün içerisinde insanın hayatı aynı şekilde devam etmiyor. Bazen eksi bazen arttı. Artsında nimete nail olduğumuzda Rabbi zülcelalimize şükür. Musibet anında da sabredebilmek. Yalnız bunu inşallah biz ehlullah'ın dilinden öğrenirsek hakikate o zaman konuşuruz. Mesela sabır ne demek onların dilinden? Ve bir tanesini deyim dahi kolmayarak, o da şu. Onlar musibete uğradıkça Allah'a hamdediyor. Musibete uğradıkça artık rıza hali onların delillerinde değil. Gönüllerinde rıza hali var. Rabbim beni acaba anlıyor mu diyorlar. Çok hassas. Çünkü şeriatta şeriatta mübah olan mesela uyumak günah değildir. Altı saat yatırılıyor, sekiz saat yatırılıyor.
Fazlası diyelim israftır Ama tarikatta bu günahı sevair olur, küçük günah gibi olur. Hakikatte günahı sevaip, günahı kebaip büyük günah gibi olur. Marifette günahı kebair küfür gibi olur. Bunu nasıl izah edeceğiz küfür gibi olmak? İtikadi olarak değil bu. İtikadi olsa zaten ebedi ateştir o. Rabbimizin ahirette vereceği nimetten mahrumiyetten dolayı bu ifade ediyor. Bu kadar hasrıs. Efendim, mana yaniden söz olarak çok güzel ifade etmiyor ki, maddesinin dahi dışına zor çıkılıyor. O kadar güzel izah buyurmuş ki. Söz olarak yani sözün özlü olmaz. Yeleğinden fazla olmaması. Olsun. Hareket olarak döndü, yaşantı olarak döndü. Ev irade, irade olarak döndü. Enayi duydum. Fakat dünyaya muhabbetle birlikte bunu ifade ederse, bu iddiasında doğru değildir. Yıkanma olunca her şeyiyle bir yıkanma gerekiyor. Tövbe bunu bir Mevlana'mızın ifadesiyle ele alacak olursak günahların gushlü diye ifade eder.
Günahların rushlü diye ifade buyurur. Bu her şeyiyle yıkanmak. Bedenen temiz olmak elbette önemlidir. Günümüzde çok mühimdir. İslam'da çok önemli. Tırnak kesimi önemli. Artık bunu saymakla bitiremeyi siz anlarsınız. Saçı olur, huni olur, sakalı olur. Ondan sonra diğer temizlikleri olur, bedenin temizliği. Biz böyle bir temizlik yaparken tarik ehlinin temizliği nedir? Onlar da derler ki ya Rabbi, ben dışını temizliyorum, içimi de sen hak eyle ya Rabbi diye bir yalvarış yakarış içerisinde olurlar. İkinci olarak, bu evrakle eşkiyemizi okurken usul abdesti almak eğer diyor bunu yapamazsa güzelce abdest alır. Yani azalarımızı bir yıkama şekli var gelişmeden. Bir de her azamızı yıkarken tabii dualarında, o azalarımızı günahından tevberek istiğfar etmek var. O zaman son damlasına kadar küçük günahlar dökülür buyruluyor.
Ne zaman gör zikir yapmak isterse, ayetin İslami hacetleri ağzını gül suyu ile yıkardı diyor. Çünkü Rabb'ımı zikrediyorum diye. Burada sükunet ifade ediyor. Zaten iyice yapmanın anlamı da bu. Çünkü Rabbimiz Yine insanın gözü dinleniyor, beyni dinleniyor, kulak dinleniyor, azada bütün dinlediği için bütün gücünü Zippullah'a veriyor. Gündüz ise göz battığıyla meşgul, kulak duyduğuyla. Bundan dolayı darmadağınlık bir hac arz edeceği için geceyi önemli bölmüşler, hatta Zahmet Efendi Hazretleri Kaddesallahu sırra buyuruyor ki gece yapılan evrak ile gündüz yapılan evrak hazaya halan oruç gibi buyuruyor eğer gündüz yapınca bulursan. Gece şevki aşkı muhabbeti kavrayış ve anlayış olarak müstesnadır. Bunu Hazreti Ömer Radıyallahu Anh Efendimiz'le bildirir. Başka hakkın dostları da ifade eder. Biz diyor dünyada yaşamayı istemezdik diyor.
Mesela Hazreti Ömer radiyallahu anh Efendimiz, birisi diyor gece namaz. Gece diyor ibadet ve taat olmasaydı tehdit namaz, ben diyor dünyada kalmayı istemezdim diyor. Yaratıcıcımızla Halık ve Zül Celal ile nasıl bir hal ve nasıl bir ünsiyet nasıl bir kurbiyet hasıl oluyorsun? İkincisi Allah'ın Celle Celalüh'in sevgili dostlarıyla bir araya gelmek. İkincisi cemaatle namaz kılmak. Dördüncüsü öyle diyor hurma tabağında hurmanın güzelliklerini aldığımız biri Ehlullah'ın hak olan sözlerini almak. Beşinci olarak da cihad etmektir. Bunlar olmasa biz yaşamayı istemezdik. Bu neden söylüyor bunu ve emsali olanlar? Hayvani ruha sultani ruh zalim olduğu için. Artık şöyle icra edelim. Nefis ruha yoldaş olmuş. Nefis mutmainme haline gelince, huzura kavuşunca ruha arkadaş olmuş tamamıyla eslaibi billah nurun alenen nur, nur üstüne nur olur. Nasıldır bu? Ne demek?
Mesela Sami Efendi hazretleri, Haddesallahu sırra bunu diğerlerine de kıyas ederiz. Yine, tilerini binmek için bilet alacak. Parayı veriyor, bir diğerleri üstünü o gişe memurundan alıyor. Fakat efendi hazretleri, efendi hazretleri neyse onu veriyor. Neyse onu veriyor. Bu zat kimdir demiş herkes parasının üstünü istiyor. Bunda demiş ki, zorluk çekmiyoruz verip hemen biletini almıyorum. Haydarpaşa sınavına gelince oradan Sirkeci'ye geçiyor. Sirkeci'de Tahtakacı'ye, minibüsler var. Bazen minibüse dinliyor. Zorun alarmı olur ya hareketlerinde de, muamedat çok önemli. Şimdi o minibüse dinlediği zaman minibüsin ücretini sadaka olarak bir fakire veriyor. İşte nur üstüne nur olursa böyle olur. Her halimiz o yansımış oluyor. Surete bir gösteriş değil o. Hakiki yolunda. Artık sadakat hasıl oluyor. Zikrullah ile meşgul. Yani dili Allah derken Celle Celalü, merkuru buluyor.
Yani Allah derken zikrettin mevlayı buluyor. Artık misal edersin. Daiyi anlaşılır. Bir kere Evrad ve Ezkarını okurken şeyhi Kamil'in himmetini talep eder. Tabii tam gönülle, böyle istiğfarını, şeyle okunur, selam getirir ama gönülle, bütün hadle. Bu yol zihnidir. Ondan dolayı şakaya niye gelmez? Aslında diyor şey kamilden himmet beklerken o himmeti Resulullah'tandır. Elhamdülillah Allahüteala Aleyhisselam şeyhi bir vasıtadır roldür. Vasıta da çok önemli. O vasıta olmak bizzat Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın müsaadeyi Muhammedileri Oturduğu yer temiz olur. Elbiseste park temiz. Sonra oturduğu mekanda seccadeste temiz olur. Aynı namazda oturuyormuş gibi oturur. Daha sonra neymiş? Şu ayak kısmını diye ben haya ediyorum diyemiyorum. Hani uydu kısmının üzerine bırakıyorum. Böyle demiş artık. Meclisi dikir bir raye hatit tayyibe.
O bulunduğu meclisi kendisi zaten ül esansını çok tercih ederler. Bu sol ellinin iç kısmını ayasını sürer. Sonra sağ şahadet parmağı ile sağ kaş sol kaş sağ bıyık sol sonra sakalını. Bu güzel rayih hani sürer. Demiş. Diyelim ki elbisemiz eski. Eski. Eski de olsa diyor giymiş olduğu elbise temiz ve helalından oluyor. Yani çok hassas bir yol. Öyle yani. Şakaya gelecek bir yol değil zaten. Bunları kabul bile etmiyor zaten. Bunun içi bilir. Eğer mürşidi kamilimiz kalben tutmazsa bilir zaten. İbadetinde, taatinde zevk diye bir şey kalmaz Allah korusun. Zif duyamaz. Böyle kurulmuş bir ağaç gibi oluruz Allah korusun. Eğer onlar gönlünden çıkaracak olursa esas diyor. Diyor zahiren belli etmezler diyor eserlerde. Zahiren diyor belli etmez ama gönül olarak eğer çıkaracak olursa çıkarmaz kendisi. Ya Natürel Kattesoğlu Sırrı hazretleri biz diyor çıkarmayız ama kişi kendisini çıkarır diyor. Diyor.
Çünkü razı olunmayan ameller. İşte günlerdir maksatlarla değişik işler Allah muhafaza etsin onları konuşmaya gerek yok, sizin düşüncesi huzurunuzda. Böyle bir hal olursa diyor kendi kendini bu yoldan tart etmiş olur. Eğer bulursa diyor çok böyle karanlık bir yeri seçer. Karanlık bir yeri seçer. Çünkü öz baktıklarıyla meşgullanacağı için tamamen içine dönmeye çalışır. Çünkü bakacak. Burada bir kuşakta yazılar var. Ondan sonra döşemeye gözü takılacak, pencereye gözü takılacak. O gibi hadlerden uzak olur. Eğer karanlık bir mekan olacak olursa kendisini tamamen vermiş oluyor. İbadet fetaate. Diyor ki buyuruyor ki bir kere gözünü kapayacak. Gözünü kapadığı zaman bu alem tamamen kapanmış oluyor. İşte Necip Fazıl'nin rahmeti dini gibi dünyaya kapalı olduğu için diye bir anı var. Allah'ımız rahmetlerini için. Onun gibi diyor gözünü kapar, bütün azaları şükrün eder.
Gözünü kapadığı zaman diyor gönlündeki ilahi temdiler açılır. Edebin diyor en önemli olan noktası şu, kamili diyor iki kaşı arasında hayal eder. Zikrini yaparken diyor, iki ile dışı birbirine muvafık olarak. Bir de bir hocayı bu anlattı. Ben diyor nasıl olduysa hoş mu bulundum bilmiyorum diyor. Mürşidi Kamil'imizi bilin ki diyor, efendim sizi çok seviyoruz. İçine bir ses geldi diyor, kimse duymaz diyoruz etsin. Çünkü gönlüme gelen bir ses, riya dedi diyor. Açıkça duydum efendim şimdi çok seviyorum. Buyurmuş ki, gidip söylüyor ama kalbinde bir şey yok mu desin? Allah'ım muhafaza etsin. Amin. Onlara bunlar hiç gizli değil. Şimdi bir yere gelmiş Mürşid-i Kamil'miz. Kapının göre ağzında iki kişi vardı, buyurmuş ki gönlümüzün şu geçirdiğimiz kötü düşünceleri kaldırdım tezi. Sonra diyor sofra vardır diyor, böyle. O mahallinde seçkin insanlarından da gelmişler.
Bana diyor, bunu anlatan elde ettiği işaret etti diyor, şu tabağı kaldır. Sonra buyurmuşlar ki, Cenabı hak bize şüpheli bir talan edinmesin. Yanında diyor, böyle varlıklı, böyle seçkin görünen ikinci varlık. Öyle bir ağladı diyor. Efendim, ben bu mu var? Bunlar. Öyle bir ifade dönmüş ki inandım ki inandım demiş. Bir de üstadımızın o tavrı hoş değil. Allah'ımızın sevgili konuları. Mesela bir tanesi mürşid kamilimizi şeye götürecek. Ankara'ya götürelim. Geldim diyor ama Sohbete oturdular, aç olduğum için diyor, mutfaktan diyor, yemeklerin kokusu geliyor. Elhamdülillah yeriz içeriz dedim diyor. Sonra sohbet bitti, halkı gürültüler diyor. Arabaya, buyurmuşlar ki evladımızın halini aç, biraz arkada hastalığı, börekler verin, yalnız diyor, ben onunla doymam diyor. Mücail diyor. Derim gibi içerim diyor, doymam ondan sonra Durdum durdum tahammül edemedim diyor.
Efendim bak ne güzel yemekler hazırlamışlar. Niye himmetimiz? Kesin diyor. Oğlum kerametimi ortaya