Kıymetli dinleyiciler, Ali Ramazan Dinç Efendinin sesinden Hacı Hasan Efendi ile hatıraları dinliyorsunuz. Madden çok yakın olduğum için biliyorum. Manevi yakınlığı da Cenab-ı Hak dualarınızla ihsan buyursun. Bir kere onda, vücud-u alilerinde ter çoktu. Fakat bir ter kokusunu inanın Rabbimiz şahittir, biz ondan duymadık. O kirih kokuyu çirkin kokuyu katiyen duymadık. Böyle pırıl pırıldı. Mesela gömleğini çokça yine diyorum terlemelerinden dolayı çıkartılıyor, yıkanmış gibi olurdu kurutulurken. Yıkanmış gibi. Bir doktor kendisini muayene eder, muayene ederken işte o muayeneye ait aletle işte kalp kısmına kur, diğer kalp kaparçlıklarının üzerine ve dinler. Böyle göğsünü açtığı zaman karın kısmını doktor için de bir mahzuru yok. Açtığı zaman doktor bağırmaya başlar. Tahammül edemez Allah diye bağırır. Ne görmüşse artık. Kendileri tertemizdi bilhassa ağız temizliğine çok önem verirdin.
Çünkü meleklerin azı dişleri üzerinde oturduğunu, çirkin bir koku olursa rahatsız olduklarını, temiz olacak olursa misveklenecek olursa bunu çok tavsiye ederdi. Temiz olacak olursa onların da rahatsız olmayacağını beyan buyuruyorlardı. Bilhassa cuma günleri usul abdestte alınmasını, kasık ve koltuk tüylerinin giderilmesini, uzayan tırnaklar üzerinde ey Ebu Hüreyre şeytan oturur uzayan tırnaklarını kes hadis-i şerifi ile bunlara dikkat edilmesini, elbisenin ve vücudun pırıl pırıl olmasını isterlerdir. Bu hakka dair bir hususu ifade etmek istiyorum. Çok eski zamanda yani bugünkü gibi mutfaklar neler yok. O zaman mutfağa hazın evi deniyor. Ekmek de orada, turşu küpü de orada, pekmez küpü de orada, bulguru da orada, yarması da orada, her türlü ihtiyacı patatesi diyelim nohudu, fasulyesi her şeyi orada. Birbirine karışmış gibi bir vaziyet arz ediyor. Bugünkü gibi kavanoz var bilmem falan yok.
Buraların temiz olmadığından da haberdar oluyor. Buyuruyor ki ben hazın damlarınızı gezeceğim. Aslında gezeceğinden değil. Böyle bir sözle temizlik yapsınlar diye. İşte gezecek bizim evlerimizi görecek temizliğini muayene edecek diye biz sele deriz o hayvan gübrelerini, nelerini onları bir yere atarlar belirlenen mahalle. Onunla o kadar zikik, o kadar uygunsuz maddeler çıkar ki olduğu gibi derelere dökerler. O dereler bir sergenmek suretiyle o pisliği yok edip giriyor. Bu kadar önem vermişlerdir temizliğe. Kıymetli dinleyiciler, Ali Ramazan Dinç Efendinin sesinden Hacı Hasan Efendi ile hatıraları dinlediniz.