Tarikat Yolunda Manevi Terbiye ve RuhANI… | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Tarikat Yolunda Manevi Terbiye ve RuhANI Yetişme
Tarikat Yolunda Manevi Terbiye ve RuhANI Yetişme kaydında Onunla konuşmamız Mevla rızası için, sahillerin soğanlarına cevap vermek olacak. Yalnız Buyurun sualımız sorun, hüznünü getir. Efendim müsaade ailelerimiz olursa kafamıza takılan şu soruların cevaplarını öğrenmek istiyoruz. Hadi Esat El-Bilekuddise Sevruh Efendimiz'in işte halinden sonra bedeniniz Şeyh Mustafa Efendi bu suallere nasıl…
Onunla konuşmamız Mevla rızası için, sahillerin soğanlarına cevap vermek olacak. Yalnız Buyurun sualımız sorun, hüznünü getir. Efendim müsaade ailelerimiz olursa kafamıza takılan şu soruların cevaplarını öğrenmek istiyoruz. Hadi Esat El-Bilekuddise Sevruh Efendimiz'in işte halinden sonra bedeniniz Şeyh Mustafa Efendi bu suallere nasıl cevap verdiler? Bir- Tarikatı Aliyyeye girmek ne için vacip oldu? Delili hangi ayet-i celileler? Ayet-i celilesi ile vacip olmuştur. Burada minhac münevver bir yol demektir. Ayet-i kerimenin manayı-i münifi Ey kullarım sizin her birimize ilk şeyi vacip ettim. Evvela şeriat saniyan tarikatı vacip ettim buyuruyor. Onu Tefsir-i Kebir, Fahrit-i Razi Hazretleri'nın kitabından, tefsirinden evlenebilirsiniz. Evet efendim. İki, en evvel tarikat-ı Nakş-ı bendiyeye delalet eden kimdir?
Her evvel tarikat-ı aliyye-i Nakşîbendiyyeye delalet eden, Allah Celle Celalühu Hazretleri Muhammed Mustafa'sına, dar-i şerifte, hicret senesi Dar-i Şerif'te maasaballahu şeyen hadisi kudus sesiyle Ben senin kalbine ne sabrettinse, ne girdirdinse Ebu Bekir'in kalbine girdir Ya Muhammed buyurdu. Buradan başlıyor ki bir riyazattan sonra mağaraya girdikleri zamanında bütün delik, gevşek yılanıyla, akrepla doluydu. Mübarek Hürkayiz şeriflerini yırttılar, sıktıydı Azam. Diğer birer delikleri bastılar, bir büyük delik kaldı oraya da mübarek gökçesini koydu. Yeniden gökçesine böyle bir hurlular çekmeni, bir daha ordular çekmeni üçüncüde çok acı şekilde soktu mermi büyük bir yılan varmış orada. Yine de ayağını Hazreti Muhammed Mustafa'ya zararı oldu diye çekmiyor da gözlerinin yaşları uyuşmuş vücutte Peygamberimiz dizinde uyuyordu. Yüzlerine damlamaya başladı açtı gözünü.
Ne oldu yansıttık benim zimmetim geçmiş dedi. Ya Rasulallah şu ökcemin olduğu yerden bir yılan ökcemi soktu. Çık ayağını çek. Bana yalnız kendi cinsinden kafirler hakaret eder. Bütün hayvan et benim aşılığım dedi. Çepseri yılan çıktı, özek Güngör. Ya Resulullah yalın insanlar mı sana aşık Buraya geleceğini ilk üç sene evvelden duydum da burada seni zevkliyordum. Taadet ayı, taadet güneşe katılan girdiler. O amel olan mübarek aya gerektirenler bütün ayaklarını yerleştirmeye başladım. Nasıl o? Vardım Ne diye sıktıydın ayağını soktun ya! Bir dakika bab ettim kapıyı açtı açmandır, bir daha dakika bab ettim yani kapıyı vurdum manasına. Üçüncüde senin yüzünü görmek için soktun beni attı. Getir yastık ayağını dedim mübarek ağzının yarını yani, tükürüğünü aldı bu yarıya sürünce acı acı kaybolmuş etti. Hakkının halının ittiya sıktı sever.
Bu zaman Haçlı tarikatının mayası Muhammed Mustafa'nın kalbine gelindi. Oradan dedi ki ya Sıddık. Hadisiyle hafi zikri ashabı kirama birer birer tarif et ve onlar da hafi zikir nakşı tarikinin zikrini yapsınlar buyurdu. Oradan başladı evladım yani nakşıt tarikının müteselsilen günümüze kadar oradayım dendi. Ondan sonra sualımız var mı? Var efendim. Üç- Harikatı Kadiriyye kimden başladı? Ula Havzatı Ali Efendimiz Muhammed Mustafa'ımızı Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz'i Mekke'ye, Mekke'de rahat bırakmadılar. Ne yaptılar? Çok çeşitli şeyler var dineğiyle tükenmez. En sonundaki kararları dedi ki on iki kabile iri, ısara alalım, Hazreti Muhammed'i öldürelim hepimize diyet lazım gelir, taksim edelim de diyiyetini verelim dedi ama biz hicret edeceğiz. Sıddıyda ağızdanla hicret edeceğiz inşallah yatağımda kim kalır, dedi. Hazreti Ali Efendimiz'den kalırım ya Resulullah, dedi.
Tarikat Yolunda Manevi Terbiye ve RuhANI Yetişme ne anlatıyor?
Tarikat Yolunda Manevi Terbiye ve RuhANI Yetişme kaydında Onunla konuşmamız Mevla rızası için, sahillerin soğanlarına cevap vermek olacak. Yalnız Buyurun sualımız sorun, hüznünü getir. Efendim müsaade ailelerimiz olursa kafamıza takılan şu soruların cevaplarını öğrenmek istiyoruz. Hadi Esat El-Bilekuddise Sevruh Efendimiz'in işte halinden sonra bedeniniz Şeyh Mustafa Efendi bu suallere nasıl…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 17 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Hazreti Ali Radıyallahu Anh Efendimiz Muhammed Mustafa'mızın ilk tehlikeli gününde yatağı beklediği için cehri zikirde buna gerildi farzilerle cehri zikir yaparlar. Cehri yapmasalar lezzet alamazlar. Pederim, Derim Şeyh Muslera Hazretleri el ya su buradan hacri Kariydeni aldı ve halife oldu. Ondan sonra da İstanbul'a gitti Hadi Eshadi Ergül'i Muttisasirrahu Azmis Efendimiz'e bağırdı oradan da nahşi hafi talihi'yi aldı. Bizim ki sizce hutbiyet başka bir manaymış. Üstadımız yerine karşısında iki derece kadar bütün letaiflerimi bitirdi dedi. Ha Hüseyin Efendi hocamız beş saatte bütün letaiflerimi bitirdi. Babam beş hücrede bütün letaiflerimi bitirdi ve bana oradan da icazetle gittiler. İki tarıyırdı elhamdülillah. Rabbimiz Teala ve Saffattar hazretlerine çok şükürler olsun ki bizim üstağzımıza da iki tarikın kubbiyyeti nasip oldu.
Hadis-i Es'adiyye Efendimiz'e de iki kubbiyyetin hem münachi hem kadri nasip oldu. Biz eve içmenin bir çadırında kalbe bir halimizde Ora'ya üfarzımız dedi ki asıl sende sizi sadece tarikatından da vazifelendiriyorum dedi. O günden beri kırk dokuz sene olmuş Levelhab ve minne çalışıyoruz bu yolda. Allah emretlerimizi dahi etmesin. Peygamberimiz bu anlat Mustafa çıktı, geldi seccebeli sevdiren indiler, hop gene de yolundan geliyorlardı. Beraka kopuştu arkasından geldi. Geliyor Ya Rasulallah dedi, Yasiroğlu'na gelemez. Ya az! Allah Allah aşağı deyince kadın ayakları değil, buyruklarına kadar. Aman gavun gibi beni yutturma. Yani bağışlaya Muhammed dedi, hadi bağışlarım çık dedi, çok merhametlık dedi haber dedi. İkinci defa fıkhın geçti dedi, yine hücum edince ya diyor, habire dedi. Az yere aldı bir sayı üstüydü. Ay hamur gibi oldu ki bir içine batıp geliyordu.
Anım nankörleler olsun bir daha gelmem dedi dedi geriye. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Bütün Mekke gelse bana yetişebilir miydi? Hepsini yerlere alırdım yalnız en sonra ümmetime siyaset sünnet olsun diye tertiple hareket etsinler diye ben o zaman o vazifeleri yaptım da şimdi evladım, evladım şimdi tehlikeyi mucip hallerden sakınalım. Beş kişiden fazla oturmayalım. Oturmayalım. Ondan sonra devam edelim inşallah. Var mı sualım daha? Öyle buyursan bir su varımız daha var efendim. Buyursun. Rabıta-i Şerife'nin yapılması hangi ayetlerle sabittir? Rabıta-i Şerife'nin yapılması, Ey şerefli imanla şerefyab olan Allah'tan korkan kullarım. Salihlarla beraber olun. Salihlar, saadetlar mürşid-i kamiller. Onlarla olup özünüzü yumun, kalbinizi böyle bir büyüyüp memleketinizin sahası kadar açın. O cihanın kalbine gelen tüyüuzat-ı ilahiyeyi kalbinize dökün.
Dökülmeye başladın mı bütün vücudum bilir. Bütün letaifler anlar, kalp buradan başlar, ruh buradan, kalp soymemenin altından zikre başlar, ruh sağ memenin altından zikre başlar ama bir tarife giden halifesi bulunması lazım. Bir üçüncüyle Taif sır soymemenin tam iki parmak üstünde sır temam oldun mu ondan sonra hafi soymemenin tam iki parmak üstünde ruh iki parmak altındayım ve o da iki parmak üstünde Hatha-hafah-hafah-a tam satırın ortasında ve şu ortasında Muhammed Mustafa'nın yeşil nuru görünür orada hiç şüpheli taam yemeyene. Feli taam bir hangada, faizde yanlış vereseden gelen haramdan bir çay içtirmese o nurları göremeyen, nurlar kapalı olur. İki kişi gördüm ben nurları görünen birisi Ada'nın Kırımut'tan Mustafa Efendiydi. Onun da sahipleri hep nuru görürdü, kimsenin devasına gitmemiş, kimsenin kahve ve çayından içmemiş sade yemiş elinin emrini onu bu görünürdü. Öyle şahidi bu.
Ne diye sual ettin buraya? Ayet-i celileden ikincisi Ya eyyüheellebi'ne emanet taunlaha rebtau ile hicv vesile. Bir vesile ey şerefi imanla şeref yazılan kullarım, Allah'tan korkan kullarım bir vesileye tabi olun vesile, bünyevi tarla sürün ekin ekin, bağ dikin, bahçe dikin, bünyeyi rızıklarımızda nasıl vesileye sebebe teşebbüs ediyorsanız bu yolda da bu yolda da vesileye tabi olun vesileden murat diyor. Onlar nasuhu bilmem efendi hazretlerinin Nasayih Kuraniyesinde de okulun, bizim kitapların hepsinde de var. O da Arifani Billah, o büyük kutlu cihanları vesile ittihazidin sadıklarla da beraber olun, dinlenirken de beraber olun, otururken da beraber olun, yatırana da beraber olun, onu çok yaptınız mı bütün kalp ruh, sır, kafa, ahpa, zitrikü, zikri Sultanı, nefis, bat, burakabalar hep çalışmaya başlar biiznillahi teala. Onun için vesileye ve tabi olun.
Bu iki ayet-i celileden başka ayetler de var ya şimdi mevzumuza sığmayacak uzun gidecek biz bir teciyle amel etsek yine kafi gelir. Üstadımız buna cevap verirken Adikin ta Medine'de, Adikin ta İstanbul'da, Adikin ta Yemen'de nasıl beraber olalım? Handen beraber olun siz o sizinle beraber olun. Der Yemen'i, Der Yemen'i, Küpe beni, Der Yemen'i, Küpe beni, Der Yemen'i. Bütün üstadlar bu farisi okullar. Kuran'da assam gibi dursam da yanımda kalbim benden hoşlanmasa, beni sevmese, benden nefret etse kalbim bizimle alakadar olmasa yemen kadar uzaktasındır. Kurbanha? Eğer kalbiniz benimle olur da yenen gibi uzakta olsanız benim ebedi bize oturmuş gibi olursunuz diyor. Bunu da o Parisiyle ispat ediyorum. Çok daha ispat edeceğiz. Şimdi mevzumuz uzanır, fetihiyyelere temas ilavem de onun için burada bunu bırakıyorum rabıta da böyle fenafillah olanlara olur. Evet efendim.
Beşinci sorumuz, Kimlere rabıta olabilir? İspatı hangi şeylerdir? Kimlere rabıta olacağını edep risalemiz söylüyor. Başka kitaplarımızda yazıyor. Hepinizle bunu okuyorsunuz, dinliyorsunuz. Rızımız onlar Osman Şevket Yardım Edici, Ankara Bağızı Lazuyla konuşurken a bana dedi ki: Sanda olalım duvarın burasından altı metre orasına kadar çıkka çıkka kitabın dolu tefsirler, hadisler, fıkhırlar filan falan diyor. Ama direkt diyor o kitapların hepsi dursun edep risalesi oku, edep risalesi oku. Edeb risalesinden bu yolun edeplerini benlersin. O edep risalesinde diyor ki: Kim fena fillah haline gelirse Mısır Aleyhisselam da iralan ederse ağzımız ahirete irtihal edince büyük üstadımız Hacı Es'ad-i Erbili uhd-i Es'ad-i Erbili ahrete irtihal edince Serh halifesi Adana'nın zatıydı. Böyle bir canlayamaz değil mi sultanımız idi. Birileri sana rabıta edeceğiz seni dünyada kadar vekil etmişti.
Mettubat'tan ayeti okuyabilir miyim? Ehline emaneti verdin diye Mettubat'ta sıra atan yazılı olduğu anda on iki sene, on beş sene kendini rahata ettirmedi. Ben Laifteğim diye ağlardı. Ben Laifteğim diye ağlardı. Günün birinde Adanalı Hacı Hasan Efendi vardı, Nerkadı nur olsun. Efendimiz'e gelmiş efendim bütün o halifelerin kalbi sizden tarafa dönmüş, rağutanızı istiyorlar. Neden? Elin kalbinin bana dönmesiyle benim gibi bir fakir rabıta yaptıramam buyurmuşlar. O. Ondan sonra o gün geçmiş Mahir Hoca dedi Fahri Kainat Efendimiz gelmiş Hasan Efendi'ye demiş ki Sami evladımıza söyle de kendimi rabıta ettirsin. Geldim söylerim diyor. Gerekir diyor gelin rüyasıyla amel edemem lazım ben de naif bir ya öyle mi ben diyorum. Ondan sonra bu değil on iki sene sonra oluyor yavrum. Birdenbire geliveremez insan oraya. O gittikten sonra ikinci ilgine geldim. Ne demedim? Derim de layık değilim diyor.
Layık getirsin. Tek geldi diyelim diyor. Ben ilim rüyasıyla amel edin ama Hasan Efendi ona söylenilsin ve ondan sonra diyor. Üçüncü gün hem üstadımıza söylemiş Muhammed Mustafa hem de Hasan Efendiye söylemiş gelince, tamam Kuran Hasan Efendi, laitte elmiye söyle buyurmuşlar. Ondan sonra başlardı. Böyle bilen bire olmaz bu. Geçen bir hadiseyi haber vereyim, burada varsın keyfimize girsin sohbet ederken böyle evet arkadaşlar tellence bir adam demiş ki: Havrat-ı Müslim'in yerine kimse gelemez daha akmış birisi onun boynuna bir tokat bulunca yine yapıştırmış. Ne memleketimi haber veriyorsun? Ne vuranın kim olduğunu dinle çünkü fitne çoğaldı. Fitne uygulanır, fitneyi uyandıranlara Allah lanet etsin diyor. Bunun için diyemez ismini neye gelemez deyince nasıl gelemez filan gel diye demek istemiş vurunca yere yapıştırmış, adamcağız kaldırmışlar burnuna kadarmış şarap, oturtturmuşlar, yıkamışlar.
O adam bulana adam gömmeye başlamış. Niye dönüyor böyle demiş. Ben aynı tokadı ben de yedim demiş. Ona da manevi fuhat vurdular beni hastahaneye yetiştirir. Kurban olayım demiş. Hemen taksiye attılar diyor. Hastahaneye heldim etrafa kaldırana vefat etti diyor. Yakup kardeşleriniz sorunca dünyada yorulmuş ahirette birisi dinlendi kaldı diyor. Mehmet oğlu kardeşimle görüştük. Kardeşin Fühadaların arasındaymış, şeyhiy dolmuş, ağabeyime selam söyle yetmiş tane akrabama şefaat edeceğim ben ahiretteyim, üstadım dedi diyor, kardeşim şehit olmuş ve ahirette. Öyle onlar dünyayı ahireti görüyorlar. Yavrum daha var mı sualın? Efendim, rahatsızsınız ama sizi rahatsız ediyoruz, bir sorumuz daha var müsaade buyursanız. Peki vefat eden zatın ruhaniyetine rabıta nasıl olabilir? Bunu Almanya'dan Hasan hocamızla dua ediyor. Orada kardeşlerimiz şey etmişler, burada anlamadan geçmiş.
Biz on iki sene bazı Azam Efendimiz Hacı Es'ad-i Erbil'imiz ahirete irtihal edince on iki sene ruhaniyete ettik. Onu biz babacağızın bilemedi nasıl edeceğiz olan nasıl olsa olur falan diye kitaplarına yordu o zaman ortada Atasayan var ya Medine-i Münevvere'de Medine Halifesi'ye, can kardeşim o. Peki biz işiyle şirket yaptık dünyada ve ahirette gayrır Medine-i Münevvere'de, Mekke'de kardeşim şahit işte Hac Abdullah. Bünyevi bir ihtiyacımız varsa da görür, uhrevi de bize dua eder. Çünkü şirkettik biz. Dedik ki bir ihtiyacımız var mı? Allah rızası için söyle. Bizim ihtiyacımız yok ya Hacabullah Efendi kardeşimiz kurban kesmeye girerken parasını çaldırmış parasını çaldırmış kendi birisinden para almış kurbanı kesmiş. Parası yok. Okudum parası olan beş yüz lira verdi. Getirdim Hacatullah müjdemivir falan beş yüz lira ata sayar verdi dedim.
O Hacı Ahmet atasayar, annesi de itham müdürü Hacı Abdullah Efendi, babası Hacı Fatma annene annesi vefat-ı ilahet verilince Hacı Abdullah Efendi aman haset etme dediği haset olur mu da böyle büyük halife neden? Yani güleyim de araya gitmesin diye gülüyorum. Hasedlik var. Ömer demiş Efendimiz, buyur efendim, bir velinin cini kötü ahlakları çıkar hasetlik ayağını dayanır durur. O hasetlikten oluyor sizin oradaki vakalar neler? Hasetlik sana bir vazife gelirken bir amel orada bir hasetlik başladı. Ondan hasetlik ilk sonra çıkan ahlak-ı zemîmeden Haseplik eder yer tükerir. Cevabını koymaz hasetlik. Şeytanı şeytan eden hasetlik değil miydi? Medine'de siz biriniz cevap verin Peygamberimiz gelince Abdullah ibn-i Selim mü onun adı? O münapbaşı.
O hasetliğinden ilki kendine hükümdar diyorlar Muhammed Mustafa gelince o ziya-yı külliyen söndürdü, Peygamberimiz olunca iman ettiği halde irtidat etti münafıklardan oldu en diri derin yerinde yanacaklar münafıklar buyuruyor. Yani böyle yani münafık olduk gitti, sizin huzurumuzdan dışarı ne olduk gitti helhasıl demeyin şuraya yakışıksız kelimeye girmesin de bunu belki çok dostlarımız dinleyecek inşallah. Şimdi geliyorlar bizden soruyorlar. Diyorlar ki ruh babam dedi ki itham müdürü ve Hacabullah Efendi'ye yazı yazdı, oradan cevap geldi. Mustafa Efendi üstadımız vefat ettiyse kılıç kınından çıktı. Esmesi daha kuvvetli, ruhaniyete rabıta vereceğiz. Yerine bizzat gelecek olursa Hızır, İlyas, Sıvıklar, Yediler, Üçler ilan ederler. Peygamberimiz de gelir ona rabıta irilecek, yedirir o zaman gidilir. Şimdi ruhaniyete rabıta edelim. Sualin bitti mi yine?
Efendim, müşküllerimizi gayet güzel açıklığa kavuşturduk. Nasıl rahatsız olduğunu söyledi. Cenab-ı Hak ömrümüzün yüzde açık veya acirler tut. Amin. Ondan sonra geliyorlar, soruyorlar bizden. Buraya geldi, gayrimeşeri biz adam suya oturdu üstüme söylüyor kimse oturmaz buraya. Oturdu, kabadayinin birisi sen bilin canım, ismini ne bileyim. O dedi ki Ömer Bey gelince dedi yirmi altı tafsile'ya karışmamaya gitmişsiniz, dedi. Tam Medine'de duyuldu, dedi. Geldim burada tahkikat etti mi de İbecip kardeşim Hac Abdullah, Doğulu Tayfur falan bunlar gelmiş hoş geldin, gitmişler. Ondan sonra dedi birlikte iftira. Senin çoğu sizden çıkıyor. Efendim? Biz Ömer Bey'i Mürşid-i Kamil diyerekten karşılamadık. Bu cihanımızın beş sene hizmetini gördük ve onun için onu karşıladık. Evimizde en büyük ikram yapıldı. Orada haşrudum biri demiş ki hiç kimse Mehmet merhaba, hoş geldin, yanına niye gelmeyecek.
Bütün Türkiye'de böyle yaptılar. Sonra mübarek zat dedi ki, affedin dedi, ben layıkıyla Üstadıma zimmetmemişim dedi. Ben onun, Mutlu cihanın torunu Mahmut Sami Bey, o da yüksek mimar, mühendis olarak, Lakin okuduğu Kuran'ı baştan dinlediniz. Bu Kuran'ı okuyan cevap şuraya oturdu karşıma mütemadiyen ağladı ah, ajansın efendi titriyorlaşmış aslında kuş tüyünden minder verin, ondan daha iyi katın, o gezmeden evvel, diğerinde olduyuz o yerlere oturur oturur onun için onlar geldi. Onun ruhuna da bir misal vereyim. Onu da Allah'a Bir halife hani Ramazan gibi kürsünün üzerinde vaaz veriyor, Heyecanlı, işte de sokmuş manevi, Hz. Muhammed'in ruhaniyetine bağırıyor, millet ağlaşıyor. Ondan sonra araba bir bakıyor, dine diyor, kendini böyle tutuyor, yine oturuyor. Araba bir bakıyor, kendini göğsüne tutuyor, yine oturuyor.
Üç, dört defa ölünce efendim ne oluyorsunuz kürsüden nereye öyle bakıp bakıp da dineliyor, oturuyor musunuz? Şeyhi bir çocuğu orada çelik oynuyor, mutluluk oynuyor da kapıdan şu yanına geçiyor. Bu yanına beni oturduğum yerden görür de terbiyesizlik yapmış olurum diye kürsüde ayağa kalkıyorum diyor. Biz bunları hep yaşadık. Bizim bir ipsiz rahmet derler, amcanız vardı, ilki ipsiz rahmet dedin mi annen onu. Ondan sonra o gönlü babama Allah'ı zikrede ede ricalılardan olmuş Adana'dan neden şeyi gelirdi, gelir, tasuriye otururdu. Birimizin üstüne oturmazdı, efendim onun oğlunun üstüne oturulmaz diye. Böyle samimi dostların gününde gerçek de şimdi sizlere hep terbiyeım görüyor kanaatimiz olsun. Ne bu? Nasıl didişef bu? Nasıl terbiye almıştık böyle? Tamam sonra ağzımızın çoğunu hatma benden ayrılmış bir muzla ev parçası.
Hasan Hüseyin arşın bölgeleri cennetin şebapları hadisleriyle ağzımızın torunun için ayak üstün değil, tepen üstün dinlenmek istedim hep de ağlaşıyorduk böyle. Hep ağlar yillardı oradan girince evvel hep bir hıçkırık bindi bize. Üstadımız gelin beni amma Elhamdulillah damadı geldi, torunu geldi diye onu benden soruyorlar. Bir Bak baş efendimizi bizden soruyorlar. Nasıl efendim o geldi mi? Geldiğini bilemem. Kendi ne derse öyle lakin ocağı da güçlü düşürmek doğru değil demiş. Yirmi mi? Yedi sene üstadımızı hacca götürdü. Oğlunu, boğumu atletini ver birini çıkardın mı onu fukaraya verir, yenisini girdi giydirir. Böyle hizmetini gördü. Ben gördüm içmede, hazır Ramazan'ımız da gördü. İnkar etmek üstadımız başka bir test geliyor tabii içme içtiği için. Ev götürmede yeni hasadan bez götürüyor silinmenin için. İkinci defa hiçbir şey bulaşmıyor bakıyorum hiçbir şey yok.
Onu yıkattırmadan başkasını götürüyor, o koruyor böyle kırk kadar var. Hepsini de Bilecik Hacı Ramazan yıkadı. Çok zamanda Topbaş amca fabrika doğru efendim. Yani kanaatin olsun İstanbul'un yarısı adam zenginlikte. Bir man makinesi, yedin mi neyse şuralarda zencele oldu oraya götürdü. Milyonlarca para o şeyleri oralara dağıttı. Şu tarzımıza da çok şey etti. Ben kendini takdir eder eline hayvan yok dedim öyle çatlarım. Dedik ki Tahir Hoca nasıl efendim bu da havaslanıyormuş. Öteki de havaslanıyormuş. O nasıl bize bir de onu anladın mı? Tahir Hoca yani makarri ulema o. Baktın feridi o. Kıl gibi. Kırk defa yasan tılın kırkta biri kadar başkası olamaz, öyle alim olamaz. Ben o her geldi kıyafetçe ayaklar mü öper ayağının altına yüzünü sürerim, o da belki de öyle yapar. Telefonda konuşuyorlar da, aha, selam ederim, önlerimle öperim ne demiyor? Ellerinden, ayaklarımla öperim diyor.
Böyle tevazu bizzat o kadar da alim, o kadar da fasık, onu ben nasıl küçük iyi gösterebilirim ona çok kötüyüm benim. Efendim Bandırmalı Ali Efendi de konuşuyormuş, diyormuş ki üstadımızın yerine Rabbim beni nasip edecek diyormuş. O nasıl adam? O Ali Haydar Efendi kutlu cihad, Şam'da tekkesinin şeyhi, Ali Haydar Efendi'nin halifiydi. Ali Haydar Efendi ben vefat edersem cenazemi hani Ramazan Uhud, cenazemi hasımı o kıldırsın diyor. O olmazsa yerine vekil ettiği kim olursa o yapsın diyor. Hızılatımız hurdaymış. Bizim bahtun Hafız Mustafa da hurda jandarma Oradaki Üsküdar'de jandarmaydı. Allah nasip ediyor da Ali Haydar Efendi vefat için dünya birbirine karışıyor.
Fatih'te üstadımıza vasiyet ettiği için inkılalam zamanı da, inkılalam zamanı da öyle olduğu halde cübayı, tersi giymiş üstadımız Açılın Risale-ı Ramazanoğlu geliyor cenaze kıldıracak diye o cenazede bulunanlar o affı mağfiret olmaz mı hiç? Ondan sonra cenazesini ona kıldırdık. Onun halifesiydi bu Ali Efendi şeyden Bandırmadan. Bu cevap demiş ki ben ahirete irtihal ettim ve bütün evladımı sağ kana verdim kabul ettiremedim. Vefat etti. Şimdi tüm bu evladımı ona veriyorum demiş. Bu Bandırmalı Ali Efendi üstadımıza hemen geldi ve dersini oradan yeniledi, meraklıklarını oradan geçti. Şurada bizim muhtar ve alelade bir buçuk böyle sakallı bir aramız var. Biz Yahyalı çok aktif. O, ben şeyhimden ayrılmam. Hazmındaysa şeyhin vefat ederse onun gibi kamil bir zah vurursan hiç tereddüt etmeden ona intisabiyet ve rabıtasını yap diye Üstadımız Sedef-i Risalesi'nde birer birer yazıyor bunu.
Hadi efendinin evine gittim orada konuşma yaptın ya birçok da kerametler ruhu etmiş. Orada bizim konuşmalarımızın içinde sırların sırrını konuşmuşsun. Ali Pendik bizim için bayılır, geçen telefon etti utanım. O, bu, bu, bu, bu, bu, bu, bu, bu, bu, bu, bu, bu, bu, bu, bu, bu, bu, bu, Esselamü aleyküm dedim. Kapattım, açmışmış. Böyle ağlıyormuş baktım diyor. Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, Allah, selam söyledi, O öyle büyük adam. Ya diyorlar: Efendim sen nasılsın? Bir de nasılız? Dünyanın en günahkar insanı bütün bunların ayaklarının turabı ve iki yerden haber geldi. Birisi İstanbul'dan Dedeoğlu Abdullah Efendi mutlaka benim Yahyalıya gitmem lazım. Ağzımız şeyler değilmiş, ulan ben günahkarım, ben hakirim diye anlıyormuş. Onun için ben diyeceğim ona evvel almam, almam diyorlar. Ne diyor?
Benim her günahım bir dağa benzer bir dağa benzer bir el-ci has dağı gibi oluyor efendim. Aman çıkığı kadar bir günah ettirirse o günahın bana elçi hastalığı görünüyor. Efendimiz'in Elhamdulillah, Elhamdulillah dedi. Sonra ben halaya kat bir halim kalmadı benden. Elhamdulillah, Ömerbade fena andır, fenadır dedi. Fena andır fena haline. Yemin ettim ki ben duyuyorum dervişliğe de layık yarabbim. Bunu duyan duysun yahu. Bu keyfim içinden duyulsun Fena andır, fena alemi buluyor. O öyle diyor ama Nasrettin hocanın bir hikayesini çekeyim babam daima çekerdi bunu. Evvelken o hoca kendinin ırkına gittikleri her sene ziyaretine giderim akçeir de onun ziyaretini yatarım. Hocata demişler ailesi vefat etmiş. O hatun kişiyi nasıl bilirsiniz? Hakkınızı helal edin cenaze kıldıran, öyle demiş daima. Ona iyi diyecek zaman insanlar Allah'ını 7 olsun onu ben bilirim, kaldırın sizi.
Ne bileceğiz, bana neler yaptığını ne bileceğiz demiş. Ben beni bilirim oğlum. Birisi vasfediyor midede, sizin develide şube reisi sakalı böyle eyle. O sonra emekliliğinde de gittim babama bir mektup yazıyor. Fazilet, maat, üstadım, şirk Mustafa Efendi, fena andı fena vaka andı vaka alemlerini geçerek ah hale geldim bu hale geldim Niye yazmış bir gece çıplak ufbaydı? Hayret, inerdin adamın mektubunu, sureceleneden selam kelamını. Allah'ım, Allah'ım dedim bu mektubu nasıl dayanılır dedim. Kulasadız'da biz Yani insan mahrum olmaz mı böyle şeyi duyunca yok yavrum ben mahrum olamam. Çünkü İstanbul'da lağımcılar var. Affedersiniz tavırıp ayıplarlar. Üsleri başları hep pislik olur. Onlara nebuafetli efendim, tevzi efendim, münevver efendim, Muazzez efendim, sen üstüne bakar bile bunlar göremiyorlarsa ondan diyorlar. Yani sen üstün başın pislik.
Oğlum ben mağcıyım, kalbimden hırsı, tamama, tokadı, adavatı, kini, buğzu, riyayı, şumayi, haşedili, kibili, atladın bu adam beni bu kadar vasfediyor? Ben kendimi o varımcılarla bir fark veremiyorum. Bizi böyle yetiştirdiler de. Biz de soranlara biliyoruz ki biz, ben rahip değilim buna alem duysun, uzaktan yakından haber gönderen kardeşlerim, kardeşlerim buraya geldi en büyüğüm bir yandan ellerini ayaklarını konuştum, kendi dinledi hayretlerde kaldı. Dedim hiç şüphelenme kabul ederek biz sen bizim efendimizsin. Sanki zabıta müstesna yat tabiri. Ondan sonra Ömer Bey geldi defdimiz üstündür diyecektik yani ben Sudan, yoldan mektup yazıyor, o evdeki aldığım letreti bin yedi yüz yirmi almadım ne kadar sıcak kabul ettiniz bizi. Anneniz, büyük annemiz soruyor özbazımızın kerimesi, acınız ve yavrularımız çok saygılarla size selam edip dualar ediyorlar.
Biz de selam gönderdik abi Ne diyor bu da okurum ya şimdi bakmıyoruz. Ondan sonra nereden kim anılırsa onu vasfederek bilsin. Çünkü ağzımızın yanına varan zaman ha bu olur mu, olmadı mı ola deyince efendim diyor ki Rihlat-i Evliyamız şehri safar'da oldu. Safarayı bu ay işte, sapar ayında oldu. Müstahımız demiş ki Mustafa Efendi sen kırk yaşındasın ama seni bize bildireli manevi dertlerimizde ismini elli sene evvel gördüm ismini bekliyordum seni. Şehvet-i Evliyamus şehri safhada oldu. Elli senelik sırlı şeyhim hem haber verdi. Memur halbaşına ama derdine büyük çare dua ile pederak ayrı peder bilmeden. Benim manevi pederim, bu pederim ile bu anam beni alayıyılinden ayağımdan zorla çektiler yere indirdiler. Çiftlerinin uçun ama benim bir üstadımım var. O beni alaya ehline çıkardı. Yukarıya çıkaranın mı hakkı çok olur. Yavrum aşağıya indirenin mi hakkı çok olur.
Elbette hallundaysa Allah Kur'an-ı Kerim'in böyle birçok ayet var ana üstadımız diyor ki babamız benim hakiki babam kutlu cihanın beni ala indiğine çıkardı. Onun için her farz namazının sonunda üç İhlas-ı şerif ile bir Fatiha'yı her evvel şu anımı bitirdikten sonra üst ağzımıza göndermeyince ondan sonra ötekilere okurum onlara gönderirim. Allah şefaatlarını nail etsin. Kardeşim demiş ki adam olmanı istiyor mu demiş. Ali Dede babama evet bir ham bağında ey insan nedir makbul-u insülcin? Ne sen ben kimse incinsin ne sen de kimseden incin. Allah rızası için ben sözvıyetim ve sözümün içinde bile indirecek kelime yok. Ne benden kimse incinsin ne sen bir kimseden incin ne senden bir kimse incinsin ancak böyle efe yuh adam olabilirim demiş. Bir hapishane yaptı babam kırk beş gün bir vakadan dolayı. Orada büyük üstad o Medine'deki atasayarın babası itham müdürü o da hapis.
Efendim son evi din bir çıkıyor demiş kadar. Senden ayrılmak hapishane olmadı, bize cennet oldu hapishane mi? Mustafa Efendi, azabız, lavuz avız, ben yemeğim seneye, ben kötüyüm sen iyi dersen tamir olursun olsun. Sen yeme ben yiyeyim, sen kötüsün ben iyiyim dersen bu hayvan sıfatı. İyice kafama koy bunu. Gel de bakayım. Ben yemeyeyim sen ye, ben kötüyüm sen ye, doğru mu bunlar? Sen yemeden ben yiyeyim, en kötüsün ben yiyeyim o hayvansı var. Ama buraya geldi ezberine almış, eller yaşlı, ben yaman, eller buğday, ben samangerdik ya diyor. Bunu diyor daha açık. Abdullah ne yani? Kitab müdürü Hacı Abdullah Efendimiz bize böyle Eyüp yedi. Ben yemeyeyim seneye, ben kötüyüm seneye. Böyle geçti gitti dünyayı. Human'a dediler sana rabıta olur. Ömer ben o bana reklam yapıyorum diye bana çok neler yaptım. Hüngır hüngür, zırıl zırıl alalım geldim çok zaman.
Ama o kapının küpeli dahi nebisi dahi o kapıdan atlayanların ayaklarını küperim. Üst adımın içinde her sıkıntıya katlanırım. Katlanırım, katlandım ve Elhamdülillah böyle oldu. Kılavuz hafız bize korona meczup yazarken eş yüzünüzden atlayan merkemin ayaklarını öderim şeyler tutuyor. Biz de hiç bilir miyim biliyor musun büyüğümüzü, gücüğümüzü, Şeylerimize, bantlarınıza bakın yaklaşmış mı? Ha? Az kaldıysa sözlerime nihayet vermek istiyorum. Bütün bunu dinleyen kardeşlerimizin ellerini ayaklarını göterimiz o. Bir Allah'ım rica ederim. Bu günahkarın iki muradı var bu dünyada. Ben başta ne kutlu otul olmak, ne mürşit olmak, ne irşad memuru olmak istemiyorum diyor. Bak şunun yalnızlığa, yo istemiyorum işte. Normal derler efendim ya sıddıkyı da ağlama, lahiyetten okudum dinle gözüme bak. Sıdddrive-ı Azam Efendimiz'den ne dedi Peygamberimiz?
Hemen yerine kim geçecek deyince kim kendini oraya layık görmezse o geçer buyurdular. Hazreti Ömer'le Ubeyid Rey'e konuldular. Sen niye kendini koymadın sen layık yarattın diyor. Allah İnci hemen Ubeyid kendine kapandı biat ediyor. Okumuyor musun bunları? Hz. Ömer hiçreye atılmadan çıktı ve Azam geçti. İ'afete bunu unutuldu. Yani bunu diyor rahat altından, kalem altından olsun da yağsız. Ağzımıza vardı mı da Kayserinin halifesi öldü efendim yerine mütein edeceksiniz deyince ki kendini oraya layık görmezsensın efendi bunu oraya layık görürüz Allah izin verirse buyurdular. Dilinden de duydum bunu. Onun için Rabbaşım, kendini layık gören, layık değil, layık görmeyen layık. Ben kendimi layık vermiyorum, layık değil mi? Mescit sen istersen yemin edeyim birisine. Benim gibi günahtuca, uslu, günahlı, üstadına karşı müstahlı bir insan nasıl oraya gelir?
Dümerbe'ye dedi ki efendim Hasan Efendi babasından çok konuşuyor. O nasıldı dedi. O da buyurdular ki bütün halifeye, halifeye kesimleriyle hilafet verildi. Hasan Efendi'nin babasına Şeyh Mustafa Efendi diye hilafet verildi diyor. Şeyh Mustafa Efendi o Şeyhı da diyor ben gittim deve köyde onu ziyaret ettim diyor. Çok büyük atamadı diyor. Üneyse diyor ruhları için üç İhlas bir Fatiha okuyalım efendim nefis çok. Yesir oldu. İhaten ahta tuttuğu için. Ahirete itikadi eden müntezi bir tarikatını da hepsinin analarımızın, babalarımızın, müritlerimizi, peygamberimizin ehli beytinin, cemi peygamberin ruh için üç iflası şereftir Fatiha.