Sultanü'l-Arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSallahü's-Sirahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici. Kıymetini ecmain izleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. Kavuşturan Rabbimize hamdüsenalar olsun. İnşallah sizlere bugün yine Mahmut Sami Ramazanoğlu Addesallahu Sirahü'l-Aziz'in Bakara Suresi tefsirinden bazı ayetlerin tefsirini aktarmaya, sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Bugün Talut ve Calut kıssasının anlatıldığı iki yüz kırk üç. Bakara Suresi iki yüz kırk üç. Ayet I kerimeden itibaren inşallah ele almaya devam edeceğiz.
Mahmut Sami Ramazanoğlu Kadı Sallahu Sırrahü'l Asis'in Bakara Suresi Tefsiri isimli eserinden. Her zaman olduğu gibi önce bahsi geçen ayeti kerimeleri metinlerini aktarmak istiyorum. Habibim, sayıları binlerce olduğu halde ölüm korkusuyla yurtlarını bırakıp çıkanları görmedin mi? Allah onlara ölün dedi, sonra da kendilerini diriltti. Muhakkak ki Allah insanlara karşı fazlı inayet sahibidir, fakat insanların pek çoğu şükretmezler. Allah yolunda muharebe edin ve bilin ki şüphesiz Allah hakkıyla işitici, kemaliyle bilicidir. Kimdir o ki Allah'a güzel bir ödünç versin de Allah da onu kat kat artırmasın. Allah hem daraltır hem genişletir. Siz hepiniz ancak ona döndürüleceksiniz. Musa'dan sonra İsrailoğulları'nın ileri gelenlerine bakmadın mı? Hatta onlar peygamberlerine bize bir hükümdar tayin etti Allah yolunda savaşalım demişlerdi.
O peygamber de üzerinize muharebe yazıldıktan sonra ya da savaşı tutmayı verirseniz demişti. Onlar şöyle dediler. Bizim için ne sebep var ki Allah yolunda savaşmayalım, hem yurtlarımızdan çıkarıldık hem evlatlarımızdan mahrum edildik. Neticede üzerlerine savaş yazılınca içlerinden bir azı müstesna olmak üzere muharebeden yüz çevirdiler. Allah zalimleri çok iyi bilir. Peygamberleri onlara hiç şüpheniz olmasın, Allah size hükümdar olarak Talut'u göndermiştir dedi. Dediler ki biz hükümdarlığa ondan daha layık iken ve ona maldan da bir genişlik verilmemişken nasıl olur da bizim başımızda hükümdarlık onun olabilir? Peygamberleri hiç şüpheniz olmasın, Allah onu sizden üstün görerek beğenip seçmiştir. Onun hem ilmini ziyade etmiş, hem vücutça bir üstünlük vermiştir. Allah mülkünü kime dilerse ona verir. Allah'ın fazlı geniştir, her şeyi hakkıyla bilir.
Peygamberleri ilaveten onlara şöyle dedi Onun hükümdarlığının açık alameti size o tabutun gelmesi olacaktır ki içinde Rabbinizden bir sekinet ve Musa hanedanıyla Harun ailesinin metrukatından bir bakiye vardır. Onu yüklenip getirecekler de meleklerdir. Elbette bunda size kati bir alamet vardır. Eğer iman eden kimselerseniz. Talut ordusuyla ayrılıp çıkınca dedi ki muhakkak ki Allah sizi bir ırmakla imtihan edecektir. Kim ondan içerse benden değil, kim de onu tutmazsa bendendir. Eliyle bir avuç alanlar başka. Derken ırmağa varır varmaz içlerinden biraz müstesna, diğerleri ondan içtiler. Nihayet o Talut ve beraberindeki müminler o ırmağı geçtiler. Geçmeyenler dediler ki bugün bizim Calut'a ve ordusuna karşı duracak takatımız yoktur.
Bir gün muhakkak Allah'a kavuşacaklarını bilenler ve hükümdarlarına itaatle ırmağı geçenlerse nice az topluluklar vardır ki adedi çok topluluklara Allah'ın izniyle galip gelmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir dediler. Onlar Calut'a ve askerlerine karşı çıktıkları zaman dediler ki ey Rabbimiz bizlere sabrı verdik cebel, ayaklarımızı sabit kıl, bu kafirler güruhuna karşı bize yardım et derken Allah'ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Müminlerin arasında bulunan Davut da Calut'u öldürdü. Allah da ona saltanat ve hikmeti verdi ve daha diğer bazı şeyleri öğretti. Eğer Allah insanların bir kısmını diğer bir kısmıyla önleyip savmasaydı yeryüzü muhakkak fesada uğrardı. Fakat Allah alemlere karşı büyük fazlı inayet sahibidir. Bunlar Allah'ın ayetleridir ki habibim onları sana hak olarak okuyoruz. Hiç şüphe yok ve muhakkak ki sen gönderilen peygamberlerdensin.
İşte o peygamberlerdir ki biz onların kimine kiminden üstün meziyetler verdik. Allah onlardan kimisiyle söyleşmiş, kimini de nice derecelere yükseltmiştir. Meryem oğlu İsa'ya o açık burhanları verdik ve onu Ruhul Kudüs ile teyit ettik. Eğer Allah dileseydi onlardan sonra gelenler kendilerine o apaçık burhanlar geldikten sonra birbirleriyle öldüresiye dövüşmezlerdi. Fakat ihtilafa düştüler. Netice olarak onlardan kimi iman etti, kimi küfre saptı. Evet, eğer Allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi. Şu var ki Allah dilediğini yapar. Ey iman edenler ne bir alışveriş ne de bir dostluk ne de bir şefaat imkanı bulunmayan bir gün gelmezden evvel size verdiklerimizden infak edin. Kafirler zulmedenlerin ta kendileridir. Cenabı Allah şöyle buyurmuştur aziz dinleyicilerim. Allah kiminin rızkını daraltır, kiminin genişletir.
İmam Gazali Esma-i Hüsna şerhinde demiştir ki El Kabıt ölüm anında cesetlerden ruhları çekip alan, kabz eden Allah demektir. El-Basit ise insanları tekrar dirilteceği zaman ruhları cesetlere koyan Allah demektir. Sadakaları, zekatları zenginlerden alır, fakirlere verir. Zenginlere o kadar bol verir ki hiçbir ihtiyaçları kalmaz, Fakirlerden de o kadar esirgger ki hiç takatları kalmaz kalpleri tutar. O kadar daraldır ki onlara aldırmadığını, yüceliğini ve celalini gösterir. Bazen de kalplere iyilik lütuf ve cemaliyle yaklaşarak onları ferahlatır. Kullardan kabız ve bahsıt olana gelince bunlar hikmet sanatları kendilerine ilham edilen kimselerle cevamiul kelim olma vasfı kendilerine ihsan edilenlerdir. Yani güzel konuşma, hikmetli konuşma kendisine ilham edilenlerdir. Allah'ın bu tip kulları bazen Allah'ın nimetlerini insanlara hatırlatarak onların gönüllerini ferahlatırlar.
Bazen de Allah'ın Celal ve kibriyasını, çeşitli azap ve belalarını ve düşmanlardan intikamını hatırlatıp korkutarak onların kalplerini daraltır. Nitekim Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz bir defasında ashabına kıyamet gününde Allah'ın Hazreti Adem'e şöyle diyeceğini hatırlattı. Ben cehenneme göndermek üzere insanları dirilteceğim. Bunun üzerine Hazreti Adem kaç diyecek Allah Celle Celalühü de her binde dokuz yüz doksan dokuz diyecek. Bunu duyunca ashabın kalpleri kırıldı ve ibadete karşı bir gevşeklik duydular. Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz sabahleyin onları sıkılmış ve gevşemiş görünce diğer kavimlere nispeten onların beyaz bir öküzün derisinde siyah bir nokta gibi olduklarını hatırlatarak kalplerini ferahlattı ve rahata kavuşturdu.
Kuşeyri risalesinde şöyle demektedir Kabz ve bast iki haldir ki kulun havf ve raca halinden, korku ve ümit halinden terakki etme ölçüsündedir. Arifi billah için yani Allah Azze ve Celle'yi bilen için, tanıyan için kabz, mübtedi yeni başlayan için havf korku makamındadır. Arifi billah için bast ferahlık müptedi için yeni başlayan için raca ümit makamındadır. Cenabı Allah kullarına lütuf ve kereminin kemalinden dolayı onların canlarını yarattı. Onları servetü's-saman sahibi yaptı. Sonra da onlardan cennet karşılığında canlarını ve mallarını satın aldı. Sonra ahireten bu malları onlara geri verdi. Yani emanet olarak, ödünç olarak. Sonra onlardan karz-ı ha sen isteyip buna mukabilde kendilerine kat kat karşılık vereceğini müjdeleyerek onlara ikramda bulundu. Sadık ve samimi bir kul ancak gayreti ölçüsünde talepte bulunur. Verdiklerine karşılık olarak da ancak Allah'tan ister.
Allah da ona himmeti ölçüsünde istediğini verdiği gibi buna ilaveten kendi keremi ölçüsünde onlar için sakladığı, gözlerini aydın edecek nice nimetleri kat kat verecektir. Bir kimse ki bütün dünya metaı nimeti kendisi için az kabul edilirse artık sen kendisi için çok olana bak. Allah'ım bizi evliyanın kalplerine ilham ettiğin şeyle faydalandır ve bizi o kimselerden kıl ki gözlerini yalnız sana kavuşmaya dikmiş, oradan ayırmayanlardan eyle. İns ve cin yalnız Allah'a kulluk etmek için yaratılmış olmalarına rağmen hak ehli batıl ehlinden şüphesiz daha azdır. Nitekim Allah Celle Celalühu şöyle buyurmuştur Ben cinleri de insanları da başka bir hikmete mebni değil ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. Zira en büyük hedef ancak insanı kamildir ki bu da hasıl olmuştur veya hidayete ulaşanlar sayıca az olsalar bile fazilet ve şeref bakımından çokturlar.
Nitekim bu hususla ilgili olarak şöyle denilmiştir, İnsan-ı kamiller sayıldıkları zaman az fakat şiddet gösterdikleri zaman da çokturlar. Yani onlar kemmiyet bakımından az olsalar da keyfiyet itibariyle çokturlar. İlahi hikmet bütün kulların ihlas üzere ittifakını ve külliyen Allah'a yönelmelerini gerektirmez. Zira bu hal umumi dünya nizamını alt üst eder. Bu yüzden şöyle denilmiştir Allah'ın ahmak kulları olmasaydı dünya harap olurdu. Bilakis hikmet iki elden her birinin mazhar oldukları tecellinin ayrı ayrı zuhurunu gerektirir. Bir tanesinde bütün bahtiyarlar için rahmet ve cennetler, diğerinde de kahır ve gazap ve bunların icabı olan azap vardır. O halde sol elin mülkünde bulunan şeylerin derecesini tamamlamak için mutlaka gazap gerekir. Gerçi Cenabı Allah'ın her iki kudret eli de mübarek ise de her birinin hükmü diğerine muhaliftir.
O halde akıllı insan gazap sebeplerinden sakınmalı ve Rabbin keremine nail olmak için çalışmalıdır. Hazreti Ali Kerremallahu vecheh şöyle buyurmuştur Kim cehdetmeden vasıl illallah olacağını, Allah'a ulaşacağını zannederse o boşuna temennilerde bulunmuştur. Kim de cehdini tam sarf ettiğini zannederse o da kendini meşakkate sokmuş demektir. Kıymetli dinleyicimiz İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünü burada bitirmek istiyorum. İnşallah bir sonraki bölümümüzde Talut Kıssası'na devam edeceğiz. İnşallah-u Teala Talut ve Calut arasında geçen olayın ayrıntılarını ve alınacak dersleri inşallah Mahmut Sami Ramazanoğlu KaddeSallahü Serracü'l Azizz'in Bakara Suresi tefsirinden sizlere aktarmaya devam edecek. Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahü's-Sırrahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi.
İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici.