Bu Vera, Takva vardı, bu Vera, vera, helalde bile dikkatli olmak, Mesela haram değil, Yediğimiz, içtiğimiz, onda bile çok dikkatli olma. Ya Rabbi, bu nimet, ibadet ve taate malzeme ile isyana malzeme gitme diye. Mesela nedir diyelim, gözümüzün bakması haram değil ki bu? Tabii, seyredeceğiz ama bu, şehirde bile Vera Beranede Allah'ım, sen bu kainatı boşa yaratmadın. Bir hikmeti var, bir gayesi var. O da bizim kulluk görevimizi yerine getirmek için lütfettin diyebilmek. Bilmek işte buralardan, kazanç buralardan sana deniyor ki, duyardım biz güne ne olacak şu kimse, bu kimse böyle hayırlı insanlardır ne olacak dillerdi Ne olacağı? Burada işte. Bakarken de, duyarken de aklı başında olarak bakıyor. Yok, uzun gider şimdi, İlme Lakin olarak, Heraynel Lakin olarak bakar, Hakk'a Lakin olarak bakar, olsun ama bunlara da gelişmemiz lazım.
Gavur, El Vera, bura cevap başlangıcına bakıyorum da el luga lügatından bakalım veria ibte ade ali ismi o teffaani şu bu her felmasi aley sebilli takva Takva yolunda çok güzel, tarifi çok güzel oluyor. Takva yolunda, takva yolunda, isyandan, şüpheli olan işlerden ve günahtan uzaklaşmaktır, tarih çünkü bu aslında. Fil istilahi sufi, şimdi, büyüklerimizin dilinde olan Necmettin Dayak, Şimdi, en sondan alayım, İçimizde, kalbimizde, gönlümüzde, bir de dışımızda, yaşantımızda, düşüncelerimizde, bakışımızda, konuşmamızda, giyimimizde, yememizde, içmemizde bu problemi taşımak. Şimdi, elbisede nasıl görülmemek için. Bununla, bir üstünlük taslamamak giymiş olduğumuz bir el bilse ile, bir başkasına karşı, benimki daha güzel, bilmem filan gibi düşüncelere dalmamak. Şimdi, dış tavırları, yaşantıları de hep Allah için diyor.
Yok, illa illa Allah için, Allah için, her şey, ve la yaksudu filbatın illallah. İç aleminde de kastı niyeti Allah'tır. Yani sen onu ne için yapıyorsun? Allah için diyebilmeli. Ve yetenra, amma sümallah, Öyle bir korku ki kamil bir korku. Böyle tap esası. Diyor ki, Musa aleyhisselam, bu diyor, mübah, yani şurada adam yemek yese, bu haram değil. Ondan sonra uyusa, bu haram da değil. Şimdi, gidip geliyor, bunlar haram değil. Diyelim ki, ayağını uzatmış oturuyor. Günah değil bu bunlar. Böyle haram olmayan. Bunlar için diyor, asıl bunlar için azalarını, kulağını, gözünü, dilini, kalbini, günahtan tamamıyla korumak. Tamamıyla. İla fi kadri ed-taruret-kas. Diyor ki, şimdi yemeden bir haramlık da onu demek istedi. Yemekte ama diyor, fazlaya gitmeyecek. Mesela, daha yeme arzulu iken elini çekecek.
Konuşmada günah yok konuşuyor, hallecör ama zahiren müptela öteye gittiği zaman, şimdi bu vera gelişen bir kimseler zaten ona son derece dikkat ederler. Onlarda öyle sinyaller olur ki, o sinyaller derhal harekete geçer. Midesinde de harekete geçer, tamamdır. Gözünde de harekete geçer, ne yapıyorsun? Diye. Yani buna gerek kalmaz, onu diyeyim size. O gayrı diyoruz ya vagonun rayları üzerine koymuş o Allah'a gidiyor Celle Celalühü nefsini bir çocuksun, nefsinin iki ve arzsün Hep ruhun kemalinde büyük dereceler var. Bu derece, yer ile yurt arası kadar olan bir derece. Daha biz bunu hesap edemeyiz. Daha sonra, derece etü o değil mi? Diyelim ha? Büyük derece, şimdi odur. Ve saadetü kübraa. Büyük bir kurtuluş dolu. O, Ganiğde de kurtulur. Mizanda da sıratta da mahşerde de emremizde bulunur.