Çok mühim bir yer çıktı yalnız, Allah'ımızı, yaşatmaya bizleri muhakkak kız, çok önemli ve bunun. Tabii ki Rabbimiz İsa buyursun. Belki birinci de anlamayabiliriz, ikinci, üçüncü derken, yirmincisinde, otuzuncusunda belki inşallah temsil eder bizlere. Çok önemli bir vera konusu, hemen söyleyin bu vera, takva var bir de vera, vera helalde bile dikkatli olmak. Mesela, haram değil. Yediğimiz içtiğimiz, umda bile çok dikkatli olmak. Ya Rabbi, bu nimeti ibadet ve taate malzeme ile isyanın malzeme gitme diye. Mesela, nedir diyelim? Gözümüzün bakması haram değil ki bu. Tabii, şehir edeceğiz ama bu, şehirde bile vera. Bera neden? Allah'ım, sen bu kainatı boşa yaratmadın, bir hikmeti var, bir gayesi var. O da bizim kulluk görevimizi yerine getirmek için lütfettin diyebilmek. İşte buralardan, kazanç buralardan.
Mesela deniyor ki duyardın eskiden, ne olacak, şu kimse, bu kimse böyle hayırlı insanlardır, ne olacak, derlerdi. Ne olacağı orada işte. Bakarken de, duyarken de aklı başında olarak bakıyor. Yok, uzun gider. Şimdi, İlmel yakin olarak bakar, A'n el yakin olarak bakar, Hakk'a yakin olarak bakar, Bu uzun ama buna da gelişmemiz lazım. Ebu, El-Vera, bura mı acaba başlangıcı ona bakıyorum da. Lügatinden bakalım. Takva yolunda çok güzel, tarifi çok güzel oluyor. Takva yolunda, takva yolunda isyanda şüpheli olan işlerden ve günahtan uzaklaşmaktır, tarih cümlesi. Şimdi, büyüklerimizin dilinde o da Necmettin Şimdi en sonuna alayım. İçimizde, kalbimizde, gönlümüzde, bir de dışımızda, yaşantımızda, düşüncelerimizde, bakışımızda, konuşmamızda, giyimimizde, yememizde, içmemizde bu korkuyu taşımalıyız. Şimdi, elbisede nasıl? Övülmemek için. Bununla bir üstünlük taslamamak.
Giymiş olduğumuz vekil bilse ile bir başkasına karşı benimki daha güzel bilmem filan gibi düşüncelere dalmamak. Şimdi dış tavırları, yaşantıları de hep Allah için diyor. Yok, Allah için, Allah için. Her şey, işi. İç aleminde de kastı, niyeti Allah'tır. Yani sen bunu ne için yapıyorsun? Allah için diyebilmeli. Cenabı hakk'ın dışında ne varsa bundan sıyrılıp çıkmaktır. Öyle bir korku ki kamil bir korku. Böyle tam esası. Diyor ki maalesef, bu diyor mübah yani şurada adam yemek yese bu haram değil. Ondan sonra uyusa bu haram da değil. Şimdi, gidip gelmiyor. Bunlar haram değil. Diyelim ki ayağını uzatmış oturuyor. Günah değil bu bunları. Böyle haram olmayan. Bunlar için diyor, asır bunlar için azalarını, kulağını, özünü, dilini, kalbini günahtan tamamıyla korumak, tamamıyla. Diyor ki, şimdi yemeden bir haramlık yok, onu demek istedim. Ama diyor, fazlaya gitmeyecek.
Mesela, daha yeme arzu bir iken elini çekecek. Konuşmada günah, yok konuşuyor, halleje ama zahiren miktarı. Ötee gittiği zaman, şimdi bu vera'a erişen bir kimsedir zaten, bundan son derece dikkat ederler. Onlar da böyle sinyaller olur ki o sinyaller derhal harekete geçer. Midesinde de harekete geçer, tamamdır. Gözünde de harekete geçer, ne yapıyorsun? Ya buna gerek kalmaz, dur diyeyim size. O gaybi diyoruz ya, vagonlu raylarının üzerine koymuş, o Allah'a gidiyorum. Celle Celaluhu, nefsini bir çocuksun, nefsini hiçbir arzusu. Hep ruhun kemalinde. Yolutturüş Elhamdülillahi ya. Velil müteverriye, bu halde olan kimseler için derece tün okuma. Büyük dereceler var. Bu derece, yer ile gök arası kadar olan bir derece. Daha biz bunu izah edemeyiz. Daha sonra, Derece etün, Derece etü odeme, diyelim mi? Büyük derece, şimdi oldu. Büyük bir kurtuluştur O, 0, Hafize de kurtulur.
Mizanda da, sıratta da, mahşerte de enlemize uzaktır. O işi Elhamdülillah yoluna koymuş Allah'ın ona olan yardımı ölçülemez. Çünkü Allah'ın dinine esas, intas olduğuna yansır, buna kitap bir daha aktarmadı. O, bu yönde Allah'ımızın dinine hizmet ettiği için emirleri dikkati yaptığı için Allah'ımız da ona yardımı sonsuzdur. Mesela bir dönecek değil mi? Arka cephem, cephem kıbleye gelmesin diye şöyle dönüyor diyelim. Çok. O Nuh'ya gelmeyince bu izahlar bize, size kolay gelir de bize zor. İnşallah bize de kolay olur. Bu korkunun temeli nedir? Bu üç şeye muhtaçtır. Keşke şeyi Musa da yazdı söyleyeyim hemen. Hah, yoldur, çünkü çok güzel sohbet ediyorsunuz. Şunu etti bunu idi dinliyor. Ondan vazgeçiyor. O fiili güzel bölme değil bu. Onlarda görülmüş olduğu o hataları kendisi işlem eder. İşte, öyle. Ve istila hürmet hevelden bile değil. İster övsünler, isterse yesinler, de bu onun yanında bir.
Öldükleri zaman ona sevgisi artırma diye bir şey yok. Kötüledikleri zaman da kızma yok. Çünkü o teheccüceye gelmiş. La Fa ile bir milyon makamı var oraya gelmiş. Şüpheli olan hepsiyle kaçıyor. Ve telkü mala yahni Boş sözlerinden de kaçıyor. Yapmaz. Şimdi bunu nasıl izah edeyim? Şuraya edeyim de ve telkü'l fudalet bu fazlalıklardan kaçıyor. Dedik ya mesela, göz bakarken boşa bakmıyor gözü. Her şeyi de dul, ibret dua. Ulağa duyarken Hak sözleri duyuyor, o sözleri dinlemiyor. Diyeceğim şuydu. Ve telbi ma la yani bu hale gelince o Allah'ın izniyle Rabbimiz tarafından uyarılır mı? Çünkü Allah bir kimseye Celle Celalühu hayır murad ederse kendisini kendisine vaiz kılar. Kendi kendini ikaz eder o. Dedim ya sinyaller var. Bütün onun manevi sinyalleri var. Damarı var, Allah'ımıza kurbiyet yönü var. Üs yönü var. Müşahede yönü var. O korunmuşu yapamaz zaten mümkün değil. Sadece boynu bükükel.
Mesela bir hoşnutsuzlukta şöyle dedim, üzüntüsü yüzünden az bir belli olur deyip durmayalım, yaşayamadıktan sonra zor bizim Öyle ki bunlar buyruluyor, öz açık yoluncaya kadar bir zaman. Bu zamanda bile kendisini hizada çekmekten uzak değildir. Her an kendisini hizaba çıkar. Allah'ınızı hoşgörmediklerinden hep uzaklaşır. Zaten şeyle gitmez o hoşuna gitmez o. 0 Allah'ımız biz yeri ona. Şimdi bunlar Allah'ımızın razı olmadığı hareketten azaları uzak durur zaten, yapamaz. Kalbi de öyle bir kötülüğü düşünemez. Sonra Allah'ımızın farz kıldıklarından hiçbir şeyi zayi edemez. Yaşantı olarak, kalbi olarak, azalar olarak, söz olarak hep uzaktırlar. Bunu söyleyen, Buhari'deki El-Haris bin Nesedil Muhasibi diye bu hata hikmetse beş tane büyük bir veliler var. Onlardan biri var. Bir şeyi birbirine benzetme, ondan sonra yorum yapma hep bunlardan uzak.
Allah'ımızın ilmen, belirlenen ayetler veya Hadis-i Şerif'lerle orada artık durur. Onlara saygı içerisindedir. İbrahimü'l Hallas Hazretleri. Yani bunları söyleyen okursunuz siz, düşük velilerde İbrahimü'l Hallas Hazretleri. Okuyayacağız nihayet. İlme Kitaplarında okuyacağız. Dini, dini onlar önce öğrenince, Evliyaullah'ın hayatı da çok önemli, çok mühim bir vezîğini söyleyen. Ancak konuşursa hak konuşur, başka konuşursunuz. Evet, vallahi budur, emrrada gerek öfkelendiğinde, gerek razı olduğunda, hep haklı söylüyor. Allah'ımızın razı olduğu hususlardan çok gayreti, ihtimal, özen gösterir. Eşi Ebu Bekir'miş Şibri Gatesalla sülü El Vera, Kalbi öz açık yumuncaya kadar bir zaman da olsa, hubyen bir karışıklık yok kalbinde. Her zaman huzur içerisinde. Allah'ımız da her zaman, zerre kadar ondan uzaklık diye bir şey yok.
Dinimizin ancak izin verdiği yönüler, yönülerde onlar duracağı yerde durur, yürüyeceği yerde görür. Özetim Bu da şey, kalbini tırmalayan hallerini terk eder ve mefhüme, yani ayıplanacak şeyi terk eder diyor. Kalbini tırmalayanlar bırakır. Şüphelerden kaçıyor ve içindeki düşünceleri böyle gözden geçiriyor. Bir de el vera. O nasıl geçiriliyor? Bizim okuduk geçtik hepsinde. Mesela kalbinin taşıdığı düşünceleri gözetliyor. Acaba kalbin Allah'ımızın değer verdiklerine mi değer veriyor yoksa değer vermediklerine mi diye düşünüyorum. Şüphe için dolmuyor. Şimdi, biraz hizmet var, bir de ruhsat, öyle kolay kolay ruhsatlara dinimizdeki ne diyeyim nasıl anlatayım bir şey, ruhsat tarih terk ediyor, okumazsa, ummazsa, umması için bu büyük bir. Şayet istiyorum. Güzel amelleri yerine getiriyor. Göz açıp yumuşcaya kadar zaman da olsa kalbini hep özetleme içerisinde.
Her yemekten yemiyor, her şeyi giymiyor, herkeste oturmuyor, halk ile sohbeti istiyor. Allah'ımıza kulluğun dışına çıkmıyor. Allah'ımızdan