Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Bizleri yoktan var eden, varlığından haberdar eden, İslam ve iman nimeti ile müşerref kılan yüce Halık'ımıza sonsuz ham ve şükür, sena nihayetsiz saygı sevgi efendimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem'e sonsuz salat vesselam olsun. Kıymetli kardeşlerim, üzerinde pek durulmayan şu konuları ele almak istiyorum. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, def-i hacette ihtiyaç mahallinde, korunmamız hususunda bize tavsiyelerde bulunuyor. İslam deyince sadece kıldığımız namaz, tuttuğumuz oruç hac ve zekattan ibaret değildir. İslam hayatımızın başından sonuna kadar ne yaparsak onunla alakalı esas ve düsturlar getirmiştir. Hayatımızın her anı için ticaretten tutun, evlilik, ev hayatı, insanlar arası münasebetimiz, devletler arası ilişkiler ne olursa olsun her bakımdan bize yön tayin etmiştir.
Her konuda esaslar getirmiştir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in hadisleri, Tefi Hacette, idrar sıkıntılarından sakınmamız konusunda bize ikazlarda bulunmuşlardır. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem iki kabrin yanından geçerken şöyle buyurdular. Bu kabirde bulunan kişiler aslında çok mühim olduğu halde önemsemedikleri hallerden dolayı azap içerisindedirler. Biri koğuculuk yapardı. Yani insanlar arasında laf taşır, laf götürürdü. İşte birileri şunların tesiri altında derdi. Şöyle bir baktığımız zaman, Efendimiz aleyhissalatu vesselamın sünneti semiyyesidir. Bu iki ölçüye vururlar bütün tavır ve hareketlerimizi, yaşantılarımızı. Eğer bu kalıba uyarsak kabul ederler, aksi halde kabul etmezler. Mesela bir söz duyuldu. Duyulan söz hakkında geri şu güzel konuşmazlar. Şahitsiz ve ispatsız bir ifadede bulunmazlar.
Mesela göz, göz ancak Allah'ın kitabına bakar, Resulünün sünnetlerine bakar, Rabbimizin bakmamızı emrettiği yerlere bakar, başkasının namusuna katiyen katiyen yanlış bir düşünceyle bakamaz, hasetle bakamaz, ancak ibretle bakar, gördüğü eşya da Allah'ın nurunu celle celalü seyretmek için bakarlar. Ayakların önüne bir başkasının ayağını kaydırmak, iki kişinin arasını bozmak, bu gibi hallerde katiyen adım atmazlar, adımlarını sırf insanların arasını düzeltmek, israf ve irşad için atarlar. Ehlullah'ın tesir altında kaldığı yoktur. Onu şu veya bu etki altında koyamaz. Onların etkilendiği Allah'ın kitabıdır. Resulünün sünnetidir. Efendimiz buyurdular bu iki kabirde bulunan kişiler aslında çok mühim olduğu halde önemsemedikleri hallerden dolayı azab içerisindedirler. Biri koğuculuk yapardı. Yani insanlar arasında laf taşırdı. Diğeri ise idrar sıçrantılarından sakınmazdı.
Hiç şüphesiz kabir bizim ilk durağımızdır. Nasıl ki trenlerde istasyon varsa bizim ilk istasyonumuz kabirdir. Hazreti Osman radiyallahu anh'ın biliyorsunuz kabirde çok ağladığını. Diyorlar başka ahvalde bu kadar gözyaşı dökmüyorsunuz ama kabir ahvalinde gözleriniz adeta ırmak oluyor deyince kabir halini güzel geçirenin diğer istasyonlarda, safhalarda hali güç değildir. Buradaki azap sonra devam edecek olan azabın belirtisi olabilir Allah korusun. Şu halde, kabirle azaba sebep olabilecek şeylerden sakınmamız gerekir. Diğer hadis-i şeriflerde Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem iki kabrin yanından geçerlerken mübarek yüzlerinin rengi attı. Hatta öyle tesirlendi ki, vücudu alilerinin titremesinden gömleğinin kolunun yeninin titrediği görülmüştü. Ne olduğu sorulduğunda benim duyduklarımı siz duyuyor musunuz? Buyurarak. İşin önemine işaret etmişlerdir.
Kabirlerinde azap gören o iki kişinin aynı günahlar sebebiyle idrardaki sıçrantılardan korunmaması ve söz taşıması azap içerisinde olduklarını ifade etmişlerdi. Yine Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kabir azabını çoğu idrardandır. Hal böyle olunca idrar sisrantısından sakınmalı, ihtiyacımızı giderdikten sonra temizliğimizi en güzel şekilde yapmalı, tedbir alarak çamaşırımızın idrar kanalında kalan sızıntı ile kirlenmesini engellemeliyiz. Necasetten taharet, namazın farzlarından biri olunca, buna gereken dönemin verilmesi icap eder. İhtiyacını gidermek üzere tef-i hacete girecek olan mümin kendisine lazım olacak su, korunacağı taharet mendili şeyleri önceden temin ettikten sonra, Tef-i Hacettepe birkaç adım kadar bismillah euzu billahi minel hubdi ve lhababe if diyerek istiazede bulunur.
Yani Rabb'ımızın adıyla bütün kötü şeylerden Allah'a sığınırım diyerek su ayağı ile girer veya Bismillah diyerek de girebilir. Bunlar aynı anlama gelir. Efendimiz def-i acete girerken çekilen besmelenin yani Bismillah demenin cinlerle bizim aramızdaki perde olduğunu ifade etmişlerdir. Sadece Bismillah. Sonra ön ve arkanın kıbleye gelmeyecek şekilde oturarak ihtiyacın giderilmesi icap eder ve sonra vücut ağırlığı sol tarafa verilir. Çünkü boşalımın daha rahat olabilmesi için ihtiyaç giderilirken sıçrantılarda mutlaka korunmamız icap eder. Sadece idari yaparken bile oturarak yapılmalı. Şimdi tuvalet taşının durumuna göre dikkatli olmamız gerekir. Efendimiz sahabenin anlattıklarına göre ihtiyaç giderecekleri zaman çok uzaklara giderler. Mutlaka bir engel arkasına çekilirler bir duvarın, bir taşın, bir ağacın. Yere oturmadan görülmeyecek yerlerini açmazlar.
Yere oturmadan, görülmeyecek yerlerini katiyen açmazlar. İhtiyaç giderildikleri yer, şeyh ise sıçrtıyı engellemek için bir çubukla buna benzer adetlerle toprağı kabartırlar, açıklıktan ihtiyaç giderdikleri için edeven başlarını da örterlerdi. Böyle mekanlar meleklerin olmadığı bir gaflet mahallidir. İhtiyaçtan fazla orada oturmak doğru değildir. Mesela bir kısım Gayri Müslimler bir kitabı dahi orada okurlar. Bir gazeteyi dahi orada okurlar. Ancak aceleyle tahareti noksan yapmak asla doğru değildir. Gereğinin dışında kalınmaz. Önce katı necasetten temizliklik yapılır. Eğer açık yerlerde bal gibi bahçe gibi ihtiyaçlarını giderenler ellerini daha az kirletmek temizlenirler. Buna fıkhımızda istismar denir. Bu arada gübredir, kemiktir, gıda maddeleri asla kullanılmamalı. Vücuda zarar verecek keskin cisimlerden de korunmalıdır.
Şimdi evlerde ise taş ve benzeri şeyler kullanılmayacağı için uygun bir madde ile necasetin fazlası alınabilir. Mutlaka sol el kullanılır ve su ile temizlik yapılmalıdır. Malum fıkhımızda üç parmaktan fazla parmağı kirletmemeli diye öneride bulunurlar. Parmakların uç kısımlarının kullanılmasını basura neden olacağı da söylenmiştir. Taharetlenirken, taharetlenirken, sol elin şehadet, sol edin şehadet ve orta ve yüzük parmakları birleştirilir. Sol edin şehadet, orta ve yüzük parmakları birleştirilir ve orta parmak biraz üste alınır. Kirli mahal önce arkadan öne doğru elle silinir ve eller yıkanır. Sonra önden arkaya, sonra arkadan öne veya alışılan bir şekilde temizliğin tamamen hasıl olduğuna gönlü inanıncaya kadar su ile temizliğe devam etmezler. Fıkıh kitaplarımızda dinde utanma olmadığı için söylüyorum. Hanımların iki parmaklarını öne çıkararak ve önerilmektedir.
Tabii bütün bunlar tavsiye niteliğindedir. Herkes istediği gibi kendine kolay gelen bir yolla temizlenebilir. Mim olan burada önemli olan temizliğin taharetin, tavuk bir şekilde yapılmış olması, çıkış mahallinde necasetin kalmamış olmasıdır. Taharetlenmek için su bulamayanlar taş veya temiz bir mendille temizlenmendirler. Eğer kalan necaset dört gramı bulur veya geçerse namaz olmaz. Çok nadir de olsa böyle bir durumda dikkat olunmalıdır. Temizlenirken kendimizi serbest bırakmalı, vücudumuzu aşağıya doğru sanmalı, oluşluyken kendimizi biraz sıkı tutmalıyız ki makattan içeriye su kaçmasın. Zira makattan içeriye kaçan su orucu bozabilir denmiştir. Yıkanmasında biraz mübalağa etmek yani fazlaca yıkamak gerekir. Su ile makata su er ile götürülmektedir. Makatta çok az bir necaset eseri bile elimizdeki suyu kirletecek ve şer'an kullanılmaz hale getirecektir.
Mümkün olursa yukarıdan su dökerek veya şayet tuvalette hortum kullanılıyorsa üzerimize sıçratmadan suyu o mahalle kadar götürecek. Ya da kolayımıza gelen başka bir yolla bu mahalle güzelce ikiye en güzel temizliği elde etmek gereklidir. Sadece evde temizlik yapılır. Ancak yeteri kadar bu mahal güzelce yıkanmazsa daha Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi serin sohbetini dinlediniz.