Tabiatın Dirilişi ve İlahi Lütuf kaydında Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca efendi baharın gelişiyle yağmurun yağışı güneşin değmesi suretiyle tabiat yemyeşil olmaya, güller çiçekler açmaya, kuşlar cıvıl cıvıl ötmeye, sular şırıl şırıl akmaya başladı. Mevla yüzül celalimiz Furkan Suresi kırk sekizinci ayeti celile de bu hakikati şu şekilde ifade buyurur. Rüzgarları rahmetinin…
Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca efendi baharın gelişiyle yağmurun yağışı güneşin değmesi suretiyle tabiat yemyeşil olmaya, güller çiçekler açmaya, kuşlar cıvıl cıvıl ötmeye, sular şırıl şırıl akmaya başladı. Mevla yüzül celalimiz Furkan Suresi kırk sekizinci ayeti celile de bu hakikati şu şekilde ifade buyurur. Rüzgarları rahmetinin önünde müjdecisi olarak gönderen O'dur. Ve gökten tertemiz bir su indirmekteyiz. Ki Biz, o suyla ölü toprağa can verelim, yarattığımız nice hayvanları ve insanları sulayalım diye. Mevla'yı zülcelal'imiz, dileseydik elbette her köye bir uyarıcı gönderirdik. Bir önceki ayet I celilede de ihsanir. Yemin olsun bunu yağmuru, bulutu, rüzgarı insanların öğüt almaları için aralarında çeşitli şekillerde evirip, çevirmekteyiz. Yine de insanların çoğu dayatmakta, nankörlükten başkasına yanaşmamaktadır.
Bu kadar nimet ihsaniden Rabbimize karşı kulluğu yerine getirmemek suretiyle nankörlük etmektedirler. Dileseydik elbette her köye bir uyarıcı gönderirdik buyuruyor Mevla'yı zülcelalimiz. Halik Ala'myezel bir baharın gelişini haber verirken, Rabbi zülcelal'imizin yüce kudretini nimetini görmemizi, onu hakkıyla takdir edemeyiz ama ilahi lütuf ve ihsanları hız ardı etmememizi ifade buyurmaktadır. Öyle bir bahar ki Halıkı Lemyezel gaf suresinde de bize şu bereketli bir su indirip de, Bir de gökten mübarek, bereketli bir su indirip de, onunla bağlar, bahçeler ve biçilecek taneler bitirmekteyiz. Ve tomurcukları birbiri üstüne dizilmiş, göğe doğru uzatmış hurma ağaçları, rızgan li gıybet, bunlar kullara rızık içindir Ve ahyeyle bihi beldetenmeyde, o suyla ölü bir beldeye hayat vermekteyiz. İşte öldükten sonra hayata çıkışta böyledir.
Rabbi zülcelalimiz yağmurla nasıl ölü toprağa hayat veriyorsa arştan inen Kuran rahmetiyle Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin mübarek gönlünden taşan ve gül goncası gibi açılan mübarek dudaklarından dökülen ehadisi Muhammediye sularıyla gönüllerimizin çorağını, gönüllerimizin katılığını giderip orada irfan çiçekleri açtırmaktadır. Halıkımız bize yine Abese suresinde bakın baharı nasıl haber veriyor. Estaizübillah. Biz o suyu bir düşmüş dökmekteyiz. Bolca yağdırmaktayız. Sonra yeni bir yarış yarmaktayız. Parça parça etmekteyiz. Bu şekilde orada taneler üzümler, yuncalar. Zeytinlikler ve hurmalıklar. Ve hada igaulpa ufuklara baş çekmiş, dilber, bahçeler. Ve fakiheten ve ebba meyveler, çayırlar neler yetiştirmekteyiz neler. Bunlar sizin ve davarlarınızın faydalanması için. Ama o sesini dinletecek Kıyamet geldiği vakit.
Sure-i Celile-i cemile'nin sonuna doğru kıyametin ahvali insanların durumlarından bahis buyurulmaktadır. Yine biz Allah'ımızın Kitabı Kerim'ine baktığımız zaman Nebe Suresi'nde de bakınız bahar nasıl haber verilmektedir. Kuran-ı Azimüşşan'dan sadece birkaç tanesini trilyonlarda katrilyonlarda bir tanesini bile ifade edemiyoruz biz şu anda. Rabbi Zülcelalimiz, on üçüncü Ayet-i celilede ve içlerinde şaşalı parıl, parıl, kandil astık, sıkım yağma zamanı gelmiş bulutlardan şarıl şarıl bir su indirdik. Onunla taneler ve otlar çıkaralım diye. Ve cennet el-fefa ve sarmaş dolaş, bağlar, bahçeler çıkaralım diye buyuruyor Mevla-i zülcelal'imiz. Elbette ki bu bahar bize anlatılırken, şenliğin ne olduğunu, bahar şenliğinin neşesini, zevkini bize Halıkellemyezel, Yunus suresi elli yedi ile elli sekiz. Ayet-i Celile'de bakınız nasıl ifade buyruluyor. Kısaca ifade edeyim size.
Tabiatın Dirilişi ve İlahi Lütuf kaydında Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca efendi baharın gelişiyle yağmurun yağışı güneşin değmesi suretiyle tabiat yemyeşil olmaya, güller çiçekler açmaya, kuşlar cıvıl cıvıl ötmeye, sular şırıl şırıl akmaya başladı. Mevla yüzül celalimiz Furkan Suresi kırk sekizinci ayeti celile de bu hakikati şu şekilde ifade buyurur. Rüzgarları rahmetinin…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 11 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Mevlamız büyük bir ihsanı lütuf ve keremi olarak, Halık-ı Lemyize, Kuran-ı Azimüşşan'ı bir öğüt ve nasihat olarak, gönüllerin derdine bir şifa olarak, müminler için bir rahmet kaynağı olarak ifade buyurduktan sonra. De ki Allah'ın ihsanı ve rahmeti ile Evet yalnızca bunlarla sevinç duysunlar. Bu onların toplayıp durduklarından daha hayırlıdır. Gibi bütün kötü sıfatlardan kurtulup, güzel ahlak ile ahlaklanma yoğunluğu olan Sıddıy-ı Azam ile Ali Kerimullah veche Efendimize emanet edilen nur ile ihsan mektebine devam etmek suretiyle kalbimizin ihyasını bahar olarak haber verilmektedir. Asıl sevincin bu olduğu bildirilmektedir. Daha sonra hakikat ve marifet Kuran-ı Azimüşşan'da, Konevinin haşiyesinde beyan buyurulduğu üzere ifade edilmektedir. Demek ki asıl bizim baharımız, evet gözümüz hakkını mutlak isteyecektir. Yeşilliğe de nazar edecek, denize de nazar edecek.
Velhasıl baktığı her eşyadan ibret almak suretiyle asıl neşeye nail olacaktır. Kulaklarımızda suyun şırıltılarını, kuşların ötüşünü Rabbimizin Ayet-i celile-i cemilesi ile hissedecek, bilecek ve tadacaktır. Demek ki bizim asıl bayramımızın Halık'ül Lem'zelin yaratmış olduğu eşyada onun yüce kudretini görerek aşkımızı, muhabbetimizi ifade etmektir. Hele şu okuduğum Ayet-i Celilede İsra Suresi kırk dördüncü Ayet-i Celile, Yedi gök yer ve bunların içindekileri Mevla'yı zülcelalimiz halk buyururken, yedi gök, yedi gök dediğimiz, öyle bayağı basit ifade edilecek bir husus değil. Daha birinci had semadan, ışığı dünyaya ulaşmayan yıldızlar var yüce kudret. Mevlamızın sonsuz nimeti ve ikramı, gönüllerimizi arşa açtığımız zaman, nur-u ilahinin indiği bir mekan. Yedi gök yer ve bunların içindekiler yer dediğimiz zaman anlatmakla biter mi?
Bize sunmuş olduğu o nimetlerle kulluk görevimizi, hilafet vazifesini, en güzel şekilde yapabilmemiz için açmış olduğu o sofra nasıl izah edilebilir ki? Yedi gök, yer ve bunların içindekiler, Onu hamt ile tespih etmeyen hiçbir varlık yoktur. Sizin yani şu güzel buyuruyor, Mevlamız bakmış olduğunuz şu sema, pırıl pırıl dediğiniz yıldızıyla, ayıyla, güneşiyle, avizelerini uzatmak suretiyle, her tarafı aydınlatan karıyla, dolusuyla, yağmuruyla Allah'ımız beladan muhafaza buyursun, karıyla, yağmuruyla, sonsuz ikramıyla, hayat veren şu gök var ya, onlara bakarken onu hamt ile tespih etmeyen hiçbir varlık yoktur diye, gönül kulaklarımızı açarak dinleyecek olursak Mevla-yı zülcelalimizi zikrettiğini anlar ve kendimizden geçeriz elbet. Mevlamız bizim durumumuzu izah buyururken Fakat siz onların tespihlerini iyi anlamazsınız.
Çünkü bu kulaklar iç kulağının tıkacı olduğu için, bu gözler gönül gözlerinin perdesi olduğu için, bu perdeyi nefsani bütün arzuları ayağımızın altına almak suretiyle, Mevla'mıza münnip olarak döndüğümüz zaman aynen İbrahim Peygamberimizin, peygamberimizin halinin anlatıldığı ve durumunu beyan ettiği gibi Esraubillah. Yıldızı görür, ayı görür, güneşi görür, batanlar benim Rabbim olamaz der. Öyle ifade buyruluyor ki güneşi doğarken görüyor Rabbim budur. Bu hepsinden büyük diyor. O da batınca dedi ki bakın İbrahim peygamberimizin ifadesine o da battığı zaman Muhafaza buyur Ya Rabbi, koru Ya Rabbi. Ayı doğarken gördü, bu imiş rabbim dedi derken batınca yemin ederim ki rabbim bana doğru yolu göstermeseydi elbette sapıklığa düşen olacakmışım. Güneşi doğarken görünce Rabbim budur, bu hepsinden büyük dedi.
O da batınca dedi ki Ey kavmim haberiniz olsun ben sizin Allah'a ortak koştuğunuz şeylerden uzağım. Bunun hikmeti nedir derseniz, hikmeti yetmiş dördüncü ayet-i celile de ifade buyruluyor. O da şu, yoksa ay, güneş, yıldız sadece, sadece bize yol göstermek sapkınlara, bakın sizin Rabbiniz öyle yıldız, ay, güneş değil, doğup batanlar Rabbimiz olamaz diyerek yetmiş dördüncü ayet, cennete sonra Bakın ne buyuruyor. Bir zamanlar İbrahim babası Azere demişti ki sen putları Doğrusu ben seni ve kavmini açık bir sapıklık içinde görüyorum demiştir. Bu insanlara yol göstermek için yoksa İbrahim aleyhisselamın hali olarak değil bu.
Bakın İbrahim aleyhisselamın hepimize öğüt ve ders olacak, hayatımızın her anını kuşatacak, bir çocuğumuzu okşarken, severken, zevcesine olan insanın ilgisinden tutun, eşyaya bakışı, bir uykusu, gece hayatı, gündüz insanlarla münasebeti, işinde gücünde her tavrında nasır olması gerektiğini, ne güzel ifade buyuruyor.
İşinde ve gücünde helal rızık talebi, çoluğunda ve çocuğunda batıllara uymaması için onlara erkekli kadınlı sünneti seniyyeye, efendimiz aleyhissalatu vesselamın sünneti seniyyesinin tatbikini öğreterek ve insanlar arası münasebetinde de Allah için sevgi, Allah için buğz, emri ilahi bildirip nehinden ile onlarla en güzel geçimi sağlayıp, batıl ve yanlış düşüncelerden kafalarını, gönüllerinde Rabbimizin zikriyle doldurarak, batılla işgal ettirmeden, Hakk ile meşgul ederek, yersiz ve duygulardan kurtarmak suretiyle, bakınız bunu temin için ashable, Bir kere bakmış olduğu semavat ve arzda Rabbimizin yüce kudretini görerek Bunu görmemek mümkün değil ki. Çünkü bunun ilk yaratılış haline doğru gidecek olursa, işte bir iradedir. O irade nedir? O Rabbi zülcelal'mizdir. Kendiliğinden olmadığı artık ifade edilmekte. Bütün kainatın yaratılışının bir başlangıcı oldu. İfade edilmektedir.
Onu yaratan biri mutlak vardır. O da Mevla'yı zülcelal'dir. İbrahim Aleyhisselam bize ne güzel ifade buyuruyor. Ben yüzümü tamamen gökleri ve yeri yaratan Rabbi zülcelal'imize çevirdim. Allah Allah Allah tevhid üzere. Allah, Allah, Allah. Ben asla Allah'a ortak koşanlardan müşriklerden değilim. Efendimiz insanları Allah'ın yoluna davet buyuruyor. O davetinde Halıkı Lemyezel, Yusuf Suresi'nde Yusuf Suresi'nde Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem insanları Hakk'a davet edişindeki esrarı o kadar güzel ifade buyuruyor ki hayran kalmamak mümkün değildir. Allah Allah yüz sekizinci ayeti celile Yusuf suresinde Emre, İşte benim yolum budur. Allah'ın Celle Celalühü Cebrail Aleyhisselam vasıtasıyla indirmiş olduğu Kuran'dır. Şaşırmayın. Haberiniz olsun ki bu Kuran insanları en doğru yola iletir. Ve salih amel işleyen müminlere büyük bir mükafat olduğunu hiç şüphesiz müjdeler.
Yolu bu Kuran Safa tepesinde bütün kavimlerini, akrabasını çağırıp, sizi batıl yoldan kaçındırıyor. Allah'ın yoluna davet ediyorum. Kendisinden bir zararı def edemeyen ve bir başkasına da faydası olmayan bu putları terk edin. Mevla I zülcelal'e dönün diye davet etmektedir. Bakın ne güzel ifade buyuruyor Mevla I zülcelal'imiz. Misal vererek halıkımız, esam diye. Ey insanlar, ey insanlar bir misal verildi, şimdi ona iyi kulak verin. Haberiniz olsun ki sizin Allah'tan başka taptıklarınız, bir sinek bile yaratamazlar. Hepsi onun için toplansalar bile şayet sinek onlardan bir şeyi koparsa onu ondan kurtaramazlar. İsteyen de istenen de acizdir diye Halık'ın sevgilisi, Rabbimizin sevgilisi Habib-i Kibriya, Ey kavmim şaşırmayın. Kendisine faydası dokunmayan ve zararı da defedemeyen kendisinden bir mahluka nasıl taparsınız, diyor ve Mevlam-ı Muhakkak ki Allah'ımız çok kuvvetli her şeye üstündür.
Biraz hiddetli gibi konuştum inşallah kusura kalmazsınız. Tahammül edemediğim için aciz bir kul olarak bu kadar nimetler bahçede, Mevlamıza karşı bahar geldi diye, kendi nefsani arzularımıza düşmeden, evet, bir piknik de yapılabilir, eş ve dostlarımızla konuşur görüşürüz ama yüce konuşur görüşürüz ama yüce kudreti görerek, tebliğ için, davet için, hakkı duyurmak için yürümemiz gerektiğini ifade yönüyle arz ediyorum. Habibullah sallallahu aleyhi ve sellem bakın bizi öyle bir yola davet ediyor ki Esselam Kulherli hebili deli. İşte benim yolum budur. Basiret üzere Allah'a davet ediyorum celle celaluhu. Ben ve bana uyanlar Allah'ı tespih ve tenzih eylerim. Doksan sıfatlardan tenzih eylerim. Kemal sıfatlarıyla da takdis eylerim. Ah o sıfatlarını bir bilsek. Biliriz ama bir ah buyurun, bir papağan gibi diyeceğim de haya ediyorum.
Böyle okumaktansa gönülden okuyup, her okuyuşumuzda kalbimizin nuraverk olarak nasıl ki denizin çırpınıp uygunsuz maddeleri ve pislikleri kenarlarına attığı gibi Allah dediğimizde bütün isyanı yok edip, Rahman ve Rahimullah ve Settar dediğimizde gönlümüzün nur-u ilahiyeye kavuşup nefsani arzuların bitişi tarzında ifade edip ve o anlamı hayatımıza geçirdiğimiz zaman, insanı kamil oluruz. Ve ben müşriklerden değilim. Demek ki asıl baharımız, şenliğimiz, bizim Cenabı hakk'ın davetine kulak vererek, emri ilahi yaşamak, nasıl ki Hacı Bayram-ı Veli'nin, Bayramım indi, bayramım indi yar ile bayram edelim şimdi. Mümin kullarla bir araya gelip, onlarla yapacağımız görüşmelerimizde Kuran Azimüşşan'dan en azından bir ayeti celile e Hadis-i Muhammediye'den iki Hadis-i Şeriflerle gönüllerimizi bayram etmek suretiyle neşeye gark olur. Asıl bahara bu tarzda gireriz.
Hele Evliyaullah ile görüşmek ve bir araya gelmek. Bir kimse idi ziyarete geldiğimizde doktorlardan birisi, Erenköy'de, diyordu ki ben bir yavruya Sami Efendi hazretleri ile görüşeceksin dediğim zaman, yüzleri böyle pırıl pırıl, parıl parıl, neşe içerisinde oluyor ve bunu dinlemek için söylermiş. Yok görüşme herhalde mümkün değil, ne kadar o Evliyaullah'a aşıksa, o zaman da diyor tamamen hayatı kararıyor diye. Yine bir kardeşimiz ben diyor görüşmek için girdim, on dakika dindi. Benimle o sohbette bulunan kişi saatine bakıp duruyordu. İki dakikam eksik kaldı. Ben üstadazımı, ah iki dakika daha görseydim arzusu bayram değil de nedir, Yine bir kardeşimiz görüşür de, Üstad-ı Alimiz, şu halin, yüzün, gözün, şu neşeyen efendimle görüştüm diyor.
Çünkü onunla görüşmenin bayram oluşu, Ashab-ı Kiram kitabının son bölümünde günahta hantallaşmış bir topluluk beraber bulunacak olsa, tertemiz olarak kalkar buyuruyor. Bir kılavuz hafıza anlatsam, kendisi idama gidecek cezaevine girmiş. O geceyi neşeyle geçiriyor idam haberini aldığı gün. Neden diyorlar. Çünkü çok da genç, acaba bu idam sebebiyle kafasını mı oynattı diye. Hayır diyor. Gittiğimde orada Esad Erbil Bilye Hazretlerini göreceğim diyor. Bunların bayramına bak. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ile buluşan derseniz, mübarek dilinden dinleyelim. Beni görmek için öyle ümmetlerim olacak ki, her şeylerini feda edecekler. Ise ancak aşık olanlarından bir tanesini söyleyebilirim. Rabiatü'l Adeviyye annemiz. Bütün dünya bana isterse darılsın yeter ki sen rahmetinle nazar buyur Rabbim diyor. Elhamdülillahi rabbillaham.