Alemdarın kaleminden yansımalar. Her şey süzülüyor. Kainatın oluşumuna bakıldığı zaman mevcudatta bir süzülmenin olduğu görülmektedir. Topraklar süzülür bitkiler, bitkiler süzülür hayvanlar meydana gelir. Yaratılışta cemadat, nebatat ve hayvanatta bir süzülme olduğu gibi insanlık içinde de bir süzülme söz konusudur. İnsanlar süzülür, veliler meydana gelir. Veliler süzülür, nebiler meydana gelir. Nebiler süzülür ve Fahri Kainat Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem zuhur eder. Arapçada Mustafa süzülmüş demektir. Elbette süzülen her şeyin hülasası, özü Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemdir. Hablül Velid Allah Celle Celalühü'l-Hü'l-Hü'l-Hü'l-Hü'l-Hü'l-Hü'l-Hü'l-Hü'l-H Allah onların kalplerine imanı yazmıştır. Mücadele suresi yirmi ikinci ayet-i kerimede Allah onların kalplerine imanı yazmıştır, buyurulmaktadır.
Bu kalp vücudumuza kanı pompalayan çam kozalağı şeklindeki et parçası değildir. Ona Süveyda-i Derun denilir. Hadisi kutside beni ne yer ne sema aldı, ancak kamil müminin kalbi aldı buyruluyor. Allah kullarının kendisiyle irtibat kurmaları için Hablul Velid isminde bir damar yaratmıştır. Rabbimiz Kuran-ı Kerim'in de Kaf suresi on altıncı ayeti kerimede biz kulumuza şah damarından daha yakınız buyuruyor. Öyle bir damar ki daha iyi anlaşılması için la teşbih ve la temsil adeta telefon kablosu gibi tasavvur edebiliriz bu damarı. Şu halde telefonun bir ucu bizde, bir ucu halıkımızda olduğu halde niçin bir türlü alaka kuramıyoruz? Neden kaynaklanıyor bu kopukluk? Neredeyse hemen hepimizin cep telefonu var. Cep telefonumuz bazı yerlerde çekerken bazı yerlerde çekmiyor. Acaba bu telefon niye çekmiyor diye soruyoruz.
Bir dağ önüne giriliyor, o dağ sebebiyle çekmiyor ve benzeri birtakım cevaplar veriyoruz kendimize. O zaman bu hablül Velid'in bir ucu halıkımızdaysa biz neden onunla alaka kuramıyoruz? Nefis dağları engel olduğu için. Eğer süzülmek, seçkin insanlar topluluğundan olmak istiyorsak nefsimizi emmare halinden mutmainne, Raziye, merziye haline getirme zorunluluğumuz var. Ey süzülen ve doğrulan nefis. Nefs-i levvamede olan Allah korkusuyla kötülüğü yapsa bile kendisini kınar, Nefs-i mülhimede bazen nur, bazen zulmet olur. Öyle bir hal gelir ki ağlar, sızlar, yanar, yıkılır. Sonra bir an olur, bunların hepsi kaybolur. Nefis mutmainne haline eriştiği zaman süzülür. Ey süzülen ve doğrulan nefis, dön Rabbine. Sen Rabbinden, Rabbin de senden razı olarak. Fecr suresi otuzuncu ayet-i kerime. Bir kere yaratılışımız olarak su, hava, ateş ve topraktan mürekkebiz biz.
Kuran-ı Kerim'de Taha suresi elli beşinci ayeti kerimede sizi topraktan halk ettik. Tekrar toprağa döneceksiniz. Yeniden, oradan, topraktan bir çıkışla çıkacaksınız buyruluyor. Şu vücudumuzda su, hava, ateş ve toprak bulunmaktadır. Alemdar'ın kaleminden yansımalar.