Muhterem Efendim sünnet ve rabıtadan bilhassa onlara dikkat edildiği zaman muhabbetimizin artacağından sünneti seniyyeye uyduğumuz takdirde rabıtamızı yaptığımız takdirde sevenlerden olacağımızı söylediniz Sevgiliye ulaşabilmenin yollarından en önemli ikisi bu diyebilir miyiz acaba Efendim? Bunu şu şekilde izah ederler birincisi sohbettir yalnız sohbeti mutlak ifade etmemiz lazım böyle elimize kitabı alıp cemaat içerisine genişi güzel giriş değildir onlara da tembih edilir sohbet günü gusül abdesti alınır eğer bir rahatsızlık yoksa Bunun yanında yolda gelirken yirmi beş istiğfar okunur. Ve Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam ehlinin, ashabının Piran-i izamın ervahına üç İhlas bir Fatiha gönderilir. O sohbetin en aşağı bir kimsesi olarak kendimizi görür, huzur içerisinde diz çöker, otururuz. Rahatsızlıklar müstesna, sandalyede oturabilir rahatsızsa.
Bunun dışında, böyle gönlünü Cenab-ı Hakk'a açarak aşkla, muhabbetle sohbeti takip eder. Sonunda da katiyen böyle lağı, boş sözler olmaz. Bunu özellikle söylüyorum, Özellikle söylüyorum. Buna dikkat ederiz. Ondan sonra ikinci olarak Cenabı Hak kavustatta zikrullah'tır. Kimi zikrettiğimizi bilip, merkur ile olmaktır. Allah derken, zikrettiğimiz Mevla ile derhal alakayı kurmaktır. Şimdi biz telefonu işte basıyoruz o sayılara, bastığımızda ne diyoruz? Hemen karşımızdaki çıkıyor, alo diyor, selamlar da başlıyoruz görüşmeye. Şimdi biz gönülden, dilden ne yapıyoruz, aynen o telefonun numaraları gibi. Allah diyoruz, la ilahe illallah diyoruz, salahü selam okuyoruz, daha ne yapıyorsak. O Allah deyişimizde derhal Cenabı Hak'la onun, fel kuruni el kurkun, beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim, derhal alaka oluyor. Çünkü zikirde yalnız dilin zikri var, avamındır.
Bir de kalbin zikridir, bu seçkin insanlarındır. Hem kalp hem zikir bu daha üstün kimselerindir. Ruhun ve sırrın zikirleridir ki beş madde halinde izah edilir. Daha da bir süzülen Mevla'yı bulanların yapmış olduğu vazifedir. Sela-ü Selam okurken tuşlara basıyoruz ya, bastığımızda Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam ruhaniyeti ile derhal alakayı kurabilmek, derhal. İki cihan güneşiyle alaka kurmak. Rabıtasında öyle, murakabesinde öyle. Bir üçüncü olarak da müşahede halidir, teveccüh halidir, murakabelerdir. Bu şekilde izah buyurur. Efendim günümüzde dervişler, eskisi gibi işte çilehanelere yatıp, çilehanelerde nefis terbiye edemiyorlar. Fakat gerek çalışanlar çalıştıkları yerdeki amirleriyle sınanabiliyor. İnsanoğlu kimisi eşiyle kimisi çocuğuyla kimisi çeşitli dünyevi sebeplerle sınanabiliyor.
Bunlara sabredip bunları çile doldurma olarak kendisine görse acaba yine maksat hasıl olmuş olabilir mi? Niyete göre değişir. Biz bu noktada şunu diyoruz. Diyoruz ki Yunus balığın karnına girdi. Balığın o sıkıcı midesinde La ilahe illa entesuhaneke inni küntü minel zalimin diyor. Melekler, bu ifade karşısında yanıyoruz Ya Rabbi, bir ses geliyor balığın karnından diyorlar. Şimdi bu dünyayı bir balığın karnı gibi görürsek ruhen ve manen çünkü daraltıyor insanı. Çıktığınız zaman, işte yaz geldikçe açıklar, saçıklar, ondan sonra insanların konuşmaları, görüşmeleri, tavırları, tavırları, yapılan hareketler hep bunlar sıkıcı bir davranıştır. Burada biz, aynen o balığın karnı gibi dünyanın sıkıcı midesinde Rabbimizi zikretmek suretiyle daha çok nimete mazhar olacağımızı düşünüyoruz. Evet, böyle olmakla birlikte bu gibi insanların yanında ne yapacağız?