Sükutun Hikmeti ve Halktan Uzak Durma kaydında Şeyimizi biz, neydi ben getiremedim daha okuyordu. Okuyacağınızı da okuyayım diyor ya. Amin, Şahat'ınızı da devam edin. Böyle uçuruyor, herkesin cesedini böyle böğürüyor arşı ağzıma çıkmış İmam Rabbani'yi Abdulkadir Geylani'yi idare ediyor filan böyle mubalağa kadar. Hatemül Enbiya'dır geçen dövüşüyorlar Hatemül Enbiya Peygamber inanıyor…
Şeyimizi biz, neydi ben getiremedim daha okuyordu. Okuyacağınızı da okuyayım diyor ya. Amin, Şahat'ınızı da devam edin. Böyle uçuruyor, herkesin cesedini böyle böğürüyor arşı ağzıma çıkmış İmam Rabbani'yi Abdulkadir Geylani'yi idare ediyor filan böyle mubalağa kadar. Hatemül Enbiya'dır geçen dövüşüyorlar Hatemül Enbiya Peygamber inanıyor mu diyor İnanıyorum işte diyor Benim şeyhim Hatemül Enbiya ağaçları neyi öldürteceğim diyor Kafam tabii efendim, Seyfettin de bunu diyemiyorum ben de ince bir alimim yani okudum adamlar ağaç taş kadar kabiliyetsiz olacak konuştuğun şöyle adamlar ya onların yanında sığ döktünüz onların kabiliyeti yok giderler başka yerde derler onu demek istiyor diyor yani insanlar taş kaya olur bunun için arkadaşlarım böyle bir yerden ağzımızdan bir şey kaçmasın. Etrafı eknafı yıkmayalım uçurmayalım inşallah. Demek ki insanların arasındaysan diline sahip ol. ÇOK bu var.
Az söylemen için İçe Hadis-i Şerifler neler yazdık, yaz verelim de diyen. Onun için az söylemek, hiç söylemen insana en büyük faydiyeyi temin eder. Hikmet on şeydedir. On şeyde. Dokuzu sükut birisi de Halktan Uzle. Demek onu da sükut değmiş. Halktan Uzilet edince bir yerde ne söyleyeceksin? Bunu için kardeşim, böyle edelim inşallah bir baba ervidi olarak sizlere vasiyetlerimiz olsun. Dördüncüsü, Sufra'daysan elini boğasına muhafaza et büyük yerlere oturursun nedenini yeme et. Sünnete TEMESCÜK ET! Peygamberimiz Muhammed Aleyhissalatü Vesselam şöyle diz çöker oturur ve öyle masa üstüne yemez. Yani Efendimiz İstanbul'a varıyor. En büyük o topbaşlar neler. Hürriyet Sofrası diye inan, sinantı da koymuyorlar ya. Böyle Na'nın üzerine yemeklerini döşüyorlar. Düşen ukriyi kulakları ellerinin ellerini böyle batırıp onu ağzına yığır. Ne carri medeniyet varsa İslamiyet'tir canım.
Böyle masalara çekip ayaklarını uzadık, böyle gördünüzsüz hilmeleri, biz çok gördük, tahtını insanlarda bile gördük. Aç, onu ayrı bir çatır çatır çatır. Diyor ki aman diyor bir mil istersen karnın müzik daha aç kalsın, riya da yırtme karnını doyacak kadar iyi ama Lokman güç olsun. Kimsenin o lokmasına bakma, Sünnet bunlar lokmasına çok çiğne öyle yıl Temiz yemek yiyor. O da her peygamberliğe seçti verdi. Yemeğin adabını bilemeyen hiçbir şeyi bilemez diyor ki. Yemeğin adabını bileceksin. Onun için kardeşim. Gözeci sufradaysan boğazını muhafaza et. It elini muhafaza it. Geçen bir yere bir adam götürdüm inan bizim Hacabdullah'ın oğlu Mahmut hani daha tarikatımızda da intisabıda yok çocuğun dedi ki acaba bir daha bizi götürme. Gördüsüz yiyen oluyor ihvan'ın içinde mahcup olduk. Bir şey görmemiş gibi yiyorlar. Böyle şikayet etti bana. Onun için kardeşim, elimizi, Muazımızı, Muhafmazı verelim.
Sükutun Hikmeti ve Halktan Uzak Durma ne anlatıyor?
Sükutun Hikmeti ve Halktan Uzak Durma kaydında Şeyimizi biz, neydi ben getiremedim daha okuyordu. Okuyacağınızı da okuyayım diyor ya. Amin, Şahat'ınızı da devam edin. Böyle uçuruyor, herkesin cesedini böyle böğürüyor arşı ağzıma çıkmış İmam Rabbani'yi Abdulkadir Geylani'yi idare ediyor filan böyle mubalağa kadar. Hatemül Enbiya'dır geçen dövüşüyorlar Hatemül Enbiya Peygamber inanıyor…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Çünkü efendilerin yanında olan kimse efendi olur. O adamın bir evladın yoksa edebi diyor babasının yüzü kara olur o evladın yüzünden yani Efendimiz'e doğru zararı varır. Böyle mi tercih etmişler bunları yahu nasıl yeme, nasıl içme, nasıl oturma ne biçimsiz şey. Kadı Köyü'nde Abdullah Mustafa Dedeoğulları var. Efendimiz ile beraber geldi o Abdullah Dedeoğlu Hacab bunlar bizim de çok arkadaşımız bizim Hacabu bana asker arkadaşı Diveli'de boncuk gibi böyle ihvanımız oturuyor Efendi Hazretleri var. O Es'ab daha nefrette okuyordu yanında bir de boybala denilen bir arkadaş var Onlar da şöyle masada ayaklarını böyle uzattılar onu Efendimden sual sora işte Teleseffe'de şöyle diyor, filan da şöyle diyor onların oturduğunda ayakkabı sinen buraya çıktıkları neyi deve olur tahım veremem çıktı dışarıda Allah Allah şu hoca ziyade şu oturmayı bilmiyor Alacağız Efendi Hazretleri üzüldü.
O felsefeyi icat eden imanla ölmedi dedi. Ben onlarla gözümü şöyle onların kelimesine gezdirmeyi zayiat sayarım ben. Der. Ben Kuran-ı Kerim'le hadisten başka bir şey bilmem oğlum dedi. Bana onlardan bir şey demeyin ama o sizin misal verdiğimiz azıcık bir elinizle misale kalkıştığınız zaman küfrü gitti dünyadan değil mi? Böyle şeylerle meşgul olmayın Kuran-ı Kerim olun Hadis böyle usul bir şey oldu da Allah Allah diyor şu diyor köylerden, kötülerden toplanan yavrular diz çökmüş böyle oturuyor da diyor mektebin tahsilının sonuna gelmiş adam diyor ayağımı uzatıyor ayakkabı ile geliyor efendim yanında bu muymuş nedeni yettiği hedef kendini parçalayacak. Onun için büyük yanında öyle olmaz kardeşlerim da. Beş inen altı ikidir bu. Beş inen altıyı ikisini bir arada konuşacağım diyor. İki şeyi daima hatırla iki şeyi hatırından çıkmazsın. Birisi Allah'ın birisi ve ölüm. Ölümümü daima tefekkür et.
Tarikat-ı Ali diye de Tefekkürül bir, çok terfi derece ittiren şey çünkü, GAP, Dünya Muhabbeti ile dolar. Hadis-i Şerif GAP'den Dünya muhabbetini sökücü ölümü çok zikreden buyuruyor Peygamberimiz Sür çıkar ağıyani dilden ta tecelli-i eda padişah olmaz seraya hana mamur olmadan Ölümün Tefekkürü bir kere can veriyor gibi kitaplarda Teneşir tahtasında Hoca'nın yeri vücuduna değiyor gibi, dermiş gibi, Kabilde Suada gibi kalkınca Suratım hangi Suratta nesk olacak gibi deyip derimi acep ne taraftan alacağım diye mizanda hangi taraf ağır gelecek mizanın sağ tarafında Muhammed Mustafa oturacak acep yüzlerim hacil utançtan bale etlerimi dövkülecek mi? Hacalet narı Cehennem narından daha şiddetlidir Utanmak Cehennem'de yanmadan daha zor. Ondan sonra acaba hangi fırkaya tefrik olacağım?
Böyle iyice bir ölüm tefekkürü yapmayınca zikirden raftadan insanın gönlü doya doya dinleni dinleni lezzet almaz bunu biz. Senelerce böyle devam ediyoruz üzerinde görüşüyoruz konuşuyoruz, haftada bir kontrol ediyoruz bak sanki herifin kalbi zikirle açılmış böyle iyi tuttuğu zaman öyle. Öyle Allah'a Hatırla. Hatırımda durmuyor efendim. Daha Levvanedesin ya, Mülhmedesin. O Emmare Levvane mülhimet o kalple Allah'ın muhabbetini, onu düşünmeyi oymaz, imkanı yok. Sınıflar çok aşağıla. Mutmainne olursan Allah-u Teala hazretleri, Allah işte, Lepayfa hamsei alemi emir, Lepayfa hamsei alemi hapne biter nefis bat biter ondan sonra Allah hatırından çıkayım, çıkarayım desin çıkmaz. Gömlün içine girer, gömlün içine girer bunu çünkü Allah'ı da çok hatırlayın. Ya ilmi hatırınızda olsun yani size istersem bir dervişlik haber vereyim der. Viş. Der kapı viş kapının alt eşiği demek oluyor.
Çığlanınca seslenmeyen kardeşleri yüzüne bir husullu deyince Allah senden razı olsun diyen derviş olur ama diyor iş şirk bile sert diyor. Derviş diyor sert olmayacak yumuşak olacak diyor. Toprağı şöyle yığmış da diyor üstüne su atacaksın diyor. Bastın mı Ayağın altında toz yağazırıverir ya diyor. Onun gibi olursan diye bir şey olursun. O su atmak da diyor ayakkabına tozun olmamasının için. Yani, bastığın kimseden sana bir zarar gelmemek için diyor, biraz da su atarlar bastım mı yazılır. Yok bu derviş olamaz dediler. Mahkeme böyle büyükler arasında konuşulan şey. Neden olamaz efendim bu kadar olur da başındaki cemaati idare etmenin için, onların yanında şöhreti kırılmamanın için, onlardan faydalandığı için onların rüya yüzünden o şekilde görünebilir yani. Hocam, sen, efendim size ne hakaret ettiler de gülümsedin geçtim. O bilmenin arası acaba bu arkadaşları idare etmenin için miydi?
Yoksa Allah için böyle basınca toz gibi yazıldığı dervişliğinden miydi belli olmadığı için bu da diyor derviş olamaz bence ya. Ya hangisi derviş olur diyor. Boynuna sille vuran ile ağzına helva giren. İşte siz Sami'nin insanlığa kıymetli dinlediğinizden ta unuttuğum şeyler ki diyor şimdi hatırıma. Böyle ağzına helva giren ile bu boynuma sille vuran bir olursa demiş olur. Öteki birisi kalktı, diyor ki yok hayır efendim. Birisinin suasını vurmuşlar boynuna, çözmüş vermiş, bakmış. Neye bakıyor? Vurduran kim olduğunu biliyorum ya. Alet neyle dedi. Bakıyorum beni hasret demiş. Kardeşim dedim. Vurduran bir Mevla oldu. Kalbime bir şey geldi. Demiş. Kalbime bir havatır geldi, Mevla boynuma vurdurdu demiş. Şimdi demiş, alet ne? Elle mi vuruldu başka bir şey mi? Bir şey yok demiş. Vermiş, geçmiş. Bu demiş olur değil mi? Yok demiş, bu derviş olamaz. Nereye derviş olamaz?
Bunda da cemaatini idare etme hali var. Yani vursalar da bunu dinlemiş, kendini olgunluğa vurarak evine sağlık kardeşim, bilmem öyle bir hava verir işte. Eğer de o zaman şu cemaati kendini imrendirmenin için olmak ihtimali olduğundan buna derviş değil daha diyor. Ya hangisi derviş? Şu şu derviş diyor. Şu derviş bir an Allah hatırından çıkmaz da huzuru daim de olursa derviş olur. Mürit gibi bir de Mürit yiyorlar. Mürit diyor. Yirmi sene amel defterine günah, düşmeyene Mürit değiller. Efendimizin lisanından hepsi bir hiç Mürit çıkmanı daha, ben bilmem duymadık saliktir, yani o yola süluk etmiş kimsedir. Der. Başka bir şey demez. E efendim, bitirdiğim şeyi kızı sekiz ile yedi ile sekiz ile iki şeyi de unut, İki şey var onu unutun. Neyi efendim başkalarına yaptığın ihsanı unut geçsin.
Yaptığın Allah rızası için ise bir defa anıma ki ben finale şu şekilde iyilik ettim bilmedi dizine gözüne dursun deme ve o yaptığın iyiliği kırk sene geçtiğinde bir defa dediğinde kırk senelik yaptığın hayrın, hasenatın ona yaptığın şeyler zayi olur geçer gider. Çünkü onun için yapmışsın, Mevla için yapmamışsın MEVLA'IN RIZA'NINA OHALİT GELDİĞİCÜNEM AŞAMİNİ SÖNDÜRÜR, YİĞİT GELEN ŞEYLER GÖZLEDİRÜR. Efendimiz bunu kendi mübarek elleriyle yazdı. Yine bize evveli diyor başkalarına yaptığımız ihsanen unutur geçsin. Başkalarının sana yaptığı kötülüğü de unut geçsin. Başkalarının sana yaptığı kötülüğü de unut geçsin. Unutamıyorum efendim unutacaksın böyle zoru da unutmayacaksın da Ham arnı, ham karpuz, ham üzüm yenilmez Zikrullah ile olduracaksın O'na olacak da oraya varınca O'nu unutacaksın. Hz. Zühd efendi Hoca'm buraya teşrif etti bize misafir olurdu.
Babamla görüşürdü iki talebesi varmış ikisi de imiş o ikisi muhaddis derecesine çıkmış babam bildi mi? Dedi, kerametle mi? Dedi. Çocuğulur mu bilmiyorum. Efendim, birisi, ebenim Ömer Efendi'mi? Dedi. Çok hadis. Evet, o da yaklaştı böyle şeye. Orada şeriflere. Ben de dinledim onu saatte. Bize misafir olduğunu yetti. İkincisi de bir Ömer daha varım dedi. O çok meşhuru dedi. Hocalarda bu kadar var Hacı Kamil Efendiler neler çok kocan için. Efendim o an Hakkınızı helal edin. Diyelim babam pidemle ne olursun dedi. Efendim, Şahatay Nazlıklarına haber gönderelim mi? Filan edeyim mi? Hiç kısa bilsin gelsin demiş. Cevelle oğlum, öyle bir açık bilmestrib şeyi var. Hiç kısa bilsin gelsin canım, ne haber göndereceğiz demiş. Demiş. Selam, akşam Namazını görünce orada Hapın dedi, fazla O köylü köylü hayatını bürün! Gelin bize buradan haber de göndermeyin. Ah! Savurcaktan beni sürün gelin, der mi?
Kucaklamış daha baktılar. Yamaç Kerametleri Büyümeydi. Kerametsiz'de biz bunu yapardık. İnan! Birden Fadi bizi taaa hayvandan direk köye getirdiler. Yedi yazdı böyle kalktık. Iki misafirimiz gelmiş birisi durdum ümmet Nursi Havva Anne Biz İbrahim Bey'i gerek köye hasta idik hiçbir vasaitin bulunmadığı dışta kıl desen yine düşmeyecek şekil değildi kalben, pek sevdiğim için yüzüne diyeyim riya olmasın yani. Can kardeşim siz de şahit olalım. Ahirette kurtar, kurtulursa beni kurtarmakta bir şekilde biz vaad etmiş gardaşım. Allah rızası için böyle devam ediyoruz. Allah bu muhabbetimizi de almasın. Böyle gardaşır ve ayağı getirmeler de olurdu. Bunlar sanat gibi de olur. Arkadaşır. Başkalarının sana yettiği kötülüğü unut gitsin. Bu da korkunlukla olur kardeşim. LUKLUKLUKLUKLUKLUKLUKLUKLUKLUKLUKL ve Allah'ın kullarına, kullarıma vacip oldu. Minhaç münevver Biliyor demek.
Hepsi-i Kedi'den anlaşıldığına göre Ayet-i Celile'nin manasını kutlu cihanımız babamın icazet namına bu ayeti celile yazmış. Oradan görmüştüm mansuru fakirhanem olmuştu. Yani İvvela Kiliyas Saniyen Tarikat Liman bir kes, iman bir şeytan var düşmanı nefis var düşmanı İki kessek bir başa bela olduğundan, Rabıta'ya devam etsinler bir Evliya Rullah'a elmesinler ve Yetiş ya Üstad deyince tarikat böyle vacip oldu. Allah, Kimmeti Ruhaniyelerinden bizleri ayırma yarar diye. Çok muhterem kardeşim. Her insan bir veliye Tabu olmayı arzu eder ve arzu edip Tabu olan kimseleri zannediyorum, ezrafları. Bu Meclis'te söz söylemeye haya ederim ama böyle mecliste bir daha elime geçmez ki konuşabileyim. Hep istidatlı insanlar gelmişler, bizim mal ve çoktan beri paslanmış, efendim yoksullar tutmuş örümcekler örmüştü.
Onu Her Kalp Allah'ın Hazinesi Olur Kendi Ruh veren O halde Kendinden Bildiği Zaman Derhal Durur O Kalp Onun İçin Bugün İsteyenler Çok Hak-ı Zatı için Lazım Gelen Şeyleri Konuşmaya Gayret Edenim Allah'ımız Muvaffak bil-Hayretti. İnsan Azu ediyor. Üstat Buna diyor ki sen beş vakit namazlı kaza et ve istiğfar oku. İstiğfar oku, orijuninin kazası varsa yap, hukuki ibad varsa Havallah, yemin bir muhabdeme ders olarak kabul et bunu. Bu ders değil, dersi alman için çalış. O kitapta çalışır, çalışıyor, çalışıyor, çalışıyor, çalışıyor, varıyor.
Diyor ki üstat, şimdi diyor bir istihare hakkın var, yedi gün yatman lazım akşam yatıran sonra lütfuversin, resul abdestiyle ikili kağıt hak-ı zat için namaz kılarsın, Namazdan sonra başın günbatıya ayağın gün doğuya kabirde yatmış gibi sağ tarafına kıbleye karşı her suhufat için istihcara sünnettir bunu yaparsın yedi gün onu yapan ve numara atarsın birinci rüyam ikinci rüyam üçüncü iletisin huzura veyahut o huzura iletmezsen onun şubeleri olan bir efendiye iletirsin. Aynı onda, o da aynı dersi verir, o da aynı deseteği verir. Dört köşe yedi ırkından ne kadar alevtirik varsa, fabrika şimdi Konya'da ne kadar alevtirik yanıyorsa onun onun fabrikası fethi belki kendi içinden daha özel yananlar var yani kendi için, yandır onun, iman şartındandır. Onun aklına küçücük bir hiddet verseydi, zekası küçük bozdu hali, görünmeden başka bir şeye yaramaz insan.
Yeni kudret Allah'ındır, Hemenler ortaklarına. Hiç kimse şurada dilredemez. Yani ben hafızım diye bir Amr yapamaz. Bir sert güveniyorsa, dili başlar, senin serti gibi gelmeye. Sana SES'İ KONUŞTUYULMAZ. HALİT'İ VEREMİ ÖZGERDİYELERİ EZGERDİYELERİ EZGERDİYELERİ KÖYÜVE EDİYORSLAR FIRILDÜRÜN SESLERİ ALAYIYOR teacçivuna gitmiyor. Ne diyor teacçivuna gitmiyor? Onu harf eden Halık-ı Zülcelal var o kulu harf eden niye teacçivuna gitsin? Evi bir hafızı koy bakalım. Hafızın kalbi satıp karnı alıp vermeyle memur bir şeyin var burada, bir kalbi var. Onun üstünde bir türlü bir Süheydai bir yavru var. Gözün bebesi, bebeği kadar kara, bunun üzerine ve Bunu Söyleyin diye Hazırlanmış İşteyiz Bu. Tapunuzun Ruhsu'nun O Sizden Başlıyor, Yine Size Giriyor. Ama istidatlı, kabiliyetli insanlar gelmiş, şuradan da konuşsa ak, buradan da kalbimizi o yanına çekiyor, bu yanına çekiyor, konuşamıyoruz.
Sizi bırakın biraz kendi şeyimizi, bir yüz lira, oradan konuşalım. Dersini, istihkaraları teman çıktı da bir süre düzgün o halife mi ders değiştiren insan mı hiç kimse halife olarak kendine süs veremez. Çünkü halife demek, halife demek, Hadi taam etende hazretlarını temsil etmek. Ona deneyen bir insan görebiliyor musun bu halif olsun? Ancak geç değiştirebiliyoruz böyle, başka bir şey yapamıyoruz. Hiç kimseyi irşada imkanımız olmuyor, anca o gece birisinin rüyasına giriyor, bize gönderiyor diyor ki, efendim böyle tembih etti, dersimizi veriyor, yapan da o bir iznle, onu yapıyor, Allah'ın kudreti yapıyor, Allah'ın Kudreti yapıyor yani Bilsimarif'te Dili Meşrutiyet'ta Genç Şu Ortada İkıslahsız Can Verirken İkisinin Sekaratına da Yetişemeyen Mürşid-i Kamil olamaz diyor. Mutlaka Ayet-i Şimdi, mutlaka Ayet-i Şeyde Kabirde Şu Ağzına Yetişemezse Mürşid-i Kamil Olamaz.
Kabirde Mutlaka şu an-ı Nasıldır sizce efendim? Bu da ortada geldi, maalesef'da, Gençlik'ta ikisi ile de alakalı bizim Gazı Köyünden Ramazan Hamid'e vefat ediyor geçen. Başımda birçok arkadaşlar var, CAN KURUŞMA YAKLAŞMIŞLARAK BÖYLE TOPLANIYOR KÖYLE TOPLANIYOR KÖYLE ÇEKİLİNİN! ÇEKİLLER diyor. Bunu Ben Böyle Olarak Kabul Ederim Recevine Kuyarım Sizin Aklınıza Sığmanın Kim başka gainceler söylenir üstat onu söyleyeyim. Halık'ın Zülcelal o kutlu cihanı sevdiği için onun suratında iki melaikeye emrediyor aynı surada gözüm, gelin efendinin evlatları ölüyor, şeytana şeytan musallat olmasın meleklere vazife giriyor Allah, onun namına melekler varıyor yetişiyor şeytana, yangınla eşi şehadet oku diyor başlıyor şehadet oku veya. Ondan sonra, tam de giriyor, kabirde Mülkel Nekir Melekleri geldiği zaman, Rab'bım benim, Rab'bım benim, diye böyle parmağı ile kendini gösteriyor.
O zaman Rab'bımız O'hud ve Cihani'yi yetiştirerek, yahut Onun namına bir Mela'l-El'i göndererek: 'Rabbin Allah, Lebin Muhammed, HIZLAN Beysullah' diye haber veriyor, haber veriyor, kurtuluyor. Bunu, üstadın ağzından dinlemedinsen, kulağıma yemin ederim o zaman. Yani, dedik ki bir gün, nakşıt Tarihındaki hastanın biri de, kabre girdikten sonra, oradaki ruhla müşidin alakası. Nakşibendil Meyizü'l-Aziz Hazretleri üç şey istedi Allah'tan bütün de kabul etti. Hedef Risalesi'nde ne de var ya, birisi de buydu onun, yani, ahirete istihhal eden evlatlarım kamil olmadan ölüyorlar, kabirlerinde onları veli olarak yetiştireyim Ya Rabbi! Halikasın kıyamete kadar baki olsun Ya Rabbi! Ben vefat ettiğim zaman, Halifen vefat ettiği zaman, Etrafındaki şu kadar mil ile şefaatleri sokulsun Ya Rabbi, bütünüyle kabul ettim diyor. Efendimiz Musa Sırrı, Hacı Şaban Efendi'nin evinde olduğunu zannediyorum.
Şu Efendimiz'in patlatları dedi, Hacı Eshabeba'niz dedi, dayısının kabristine gitti, hem de yanındaydım, biraz daha halifeler vardı. Dışarıda olduğu halde, kabile, Burak'a kabayla, dayısının ve tariflerde değiştirerek Burakaba'ya ondan sonra yeni mertebesine çıkardı ben şahitiyim de desem ve tepedeki olan bir müşit Ruhu Böyle İrşallerse Ruh Ruhu Nasıl İrşad Etmez Buyunlar yani Ruh Ruhu Nasıl İrşad Etmez Allah Şefaatlarını Lail Etti Ya Rabbi Şimdi istihkara Temam Oldu diyesini aldı.
Nevyediler Efendim ders olarak yüz on bir İstiğbar Yelller ZehLEDİ ZEHİRLEDİVAR Yelller ZEHİRLEDİĞİ yüz on bir Allah el-Meşraha çeviriler bunu SAHAR ile YAPMAYI MERDİTİLER Sabah namazından sonra yapacak olursa seferde orucunu tutmayıp da sonraki tutmanın arasında, orucu vaktinde tutma ile onun haricinde bıkmanın arasında ne kadar fazilet varsa, şafar ile ders okumayla güneş geldikten sonra okumanın arasında bu kadar fark var. Anladınız mı? Yani, genç olur, yirmi dört sahalarda caiz, yani olur. Lakin, Saharla, Halid Zül Celal İda duluyor, yine yeryüzündeki insanlara, diyor. Hz. Babür'a açık bütün İhvan takriben ederse, hepsi o zaman da boyun bükmüş, beraber. İlaab şeyi bana ne şey verecek? Şunu Süleyman'a çevirin. O Memduh nerede? Memduh, gel de kardeşlerimize bizim Efkatın birisini bunun faidesine sokmuşsun. Bir La ilahe illallahu Allahu yu diyememişsin.
Onları yeniden müjdele yapacaksın. Celal'in bir yanına otur. Celal ilahı kıyamaz. O ancak Göküğü'yü seçer. Aha şöyle bir grup yaşlamaz mı? Yine o yolda başlıyor ya onu.