Kuran-ı Azimüşşan'da yetmiş beş yerde şükür kelimesi geçmektedir. Gale Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şükrun niame ibşe uha, nimetin şükrü onu beyan etmektir. Sıhhat vermişse afiyet olsun, şükür olsun demektir. Yiyeceğimizi içeceğimizle hamdetmek, vermiş olduğu nimeti ta'dat etmektir. Rabbimize şükürler olsun ki bize mal verdi, mülk verdi, sıhhat verdi, afiyet verdi, çoluk çocuk verdi, arabamızı lütfetti, evlerimizi ihsan etti diye nimeti ifade etmektir. Şükür, zenginliğin bir süsüdür. Zengin adam ama daha bir ziyadesin istiyor, daha birçok olmasını istiyor. Bu değildir. Zenginliğin süsü nedir? Zenginliğin süsü şükürdür. Şükür. Şükür öyle bir nimettir ki şükreden insanlar için Allah'ımızın o nimeti arttırmasıdır. Maddi olarak diyelim varlığımız, geçimimiz buna hamdeder, şükredersek Rabbimiz daha da arttırır.
Bir de manevi nimetler olarak imanımızda, İslam nimetiyle nimetlenmemizde, Kuran nimetiyle rızıklanmamızda, Efendimizin hadisi şerifleriyle şereflenmemizden dolayı hamdetmek de bu nimetin ziyadesi artmasıdır. Şükür, şükür nedir? Nimeti veren Cenabı Hakk'ı sena etmektir. Elhamdülillahi rabbil alemin. Alemlerin Rabbi olan Halıku lemyezele şükürler olsun demektir. Hamt ham daha bir genel ifadedir. Onun bizi yaratması, yarattığı kullarına rızıklar vermesi, nimetleri ihsan etmesi, ta yerin altındaki hayvanlardan tutun, küçük küçük böceklerden tutun, havada uçuşan kuşlara, suyun altındaki mahluklara kadar rızıklarını vermesi, göstermesi, yönlendirmesi, onların bu haliyle kulluk görevini icra etmesini ifade etmektir. Mesela bir civcivin yumurtadan çıkar çıkmaz odun çöpün içerisinde gıdasını araması Rabbimizin Rububiyetinin işaretidir. Rabbimiz onu o şekilde terbiye buyuruyor.
Bir çocuğun anasının memesinden istifade etmesi, bir kuzunun koyunun memesine yapışıp karnını doyurması hep bunlar Rabbimizin rububiyet sıfatından gelir. O tespit ediyor. Suyun kaynağından çıkıp akması, mesai bitmez tükenmez. Şükür, ruyetü'l münaymi, la ruyeten niamme şükür ne demektir? Şimdi biz oturduk sofraya, yemek yiyoruz. Oturmuş çorbasını içiyor. O çorbayı içerken o nimeti görmek değildir. İşte çorba ne güzel olmuş, ne kadar tatlı, ne kadar lezzetli demek değildir. Nereye şükür? Sadece sadece o nimeti bahşeden Rabbimizi görmektir. Diyoruz ki bu ne kadar güzel tatlı bir yiyecek derken şu mahlukata, şu eşyaya bakarken ne güzel bir hava, ne güzel bir su, ne güzel bir dağ, ne güzel bir tabiat derken o tabiatı görmek değildir şükür. Onu ihsan eden Rabbimizi görmektir. İşte bu havayı lütf eden Allah'ımızdır. Bu tabiatı ihsan eden halıkillemyezeldir demek. Şükür şükür.
Şükretmekten aciz olduğumuzu bilmektir. Hakkıyla şükredemediğimizi bilmektir. Allah'ımızın azameti ilahiyesinin karşısında tevazu haline bürünerek yok olduğumuzu bilerek onun aziz olduğunu onun bütün sıfatlarıyla mevzu artık tarifi mümkün olmayan kendisini hazretleri buyuruyor ki şükür Nimet veren Cenabı Hakk'a o nimetle isyan etmemektir. Yediğimizi, içtiğimizi, ihsan ettiği sonsuz nimetlerle ona isyanda bulunmamaktır. İtaat etmektir. Daha şükür ne demektir? Şükür kendisini bu nimete layık görmemektir. Zamanın arifani ilahilerinden bir kimseye büyük bir bahşiş olmuştu da, demişti ki layık olmadığımız nimeti Cenab-ı Hak ihsan etti. O nimete insanın kendisini layık görmemesidir. Biz bir şey değildik ama Rabbimiz ikramda bulundu demesi bu manayı ifade eder. Şükür nimeti veren Cenabıhakk'a saygıyla, edeple, erkanla ve edeple kalbin büyük bir tazimde, büyük bir tecilde bulunmasıdır. Şükür.