Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahuüsraü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici. İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSallallahu Sirahü'l-Aziz'in Bakara Suresi tefsirinde tekrar sizlerle birlikteyiz, değerli nice. İnşallah kaldığımız yerden devam edeceğiz. Bir önceki programımızda kırk yedinci ayet I kerimeden itibaren sizlerle paylaşmaya başlamıştık. İnşallah Teala devam ediyoruz. Musa Aleyhisselam ve Firavun'la olan mücadelesi ve Firavun hanedanının boğulması olayında kalmıştık. Büyükler demişlerdir ki şükür kavlen, amelen ve halen olmak üzere üç kısımdır.
Kavlen şükür nimeti kendine gizlice, başkasına açıkça Rabbine iftikar ile yani her an ona muhtaç olduğunu arz ederek tahdis etmektir. Yani ifade etmektir, söylemektir. Bu bir emri ilahidir. Rabbinin nimetine gelince onu çok çok tahdis et yani söyle buyrulmuştur. Nebiyy-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem'de nimetleri tahdis etmek yani söylemek şükürdür buyurmuşlardır. Amelen şükür. Allah'ın verdiği nimeti Allah'a ibadet yolunda sarf etmek. Allah'ın verdiği nimetle Allah'a isyan etmemektir. Bugüne kadar fevt ettiği, geçirdiği taatleri telafi etmeye gayret etmektir. Ey Ali Davut, şükür işleyiniz buyurulduğu gibi. Üçüncü olarak da halen şükür. Mün'im-i Zülcelal'in kulun sırrında şekuriyeti ile tecelli etmesidir. Yani o ikram sahibi nimet veren Allah Azze ve Celle'nin kulun sırrında şükürlere karşılık verici sıfatıyla tecelli etmesidir.
Cenab-ı Hakk'ın bu sıfatı kulda tecelli edince kul nimette mun'imi, nimet vereni, şükürde şekuru müşahede eder. Şükre karşılık veren o Allah Azze ve Celle'yi müşahede eder. Hiçbir amelini kendine nispet etmez. Nimeti Mün'em'den, şükrü Şekur'den bilir. Kendi vücudunu ve şükrünü Mün'emi Zülcelal'in iki nimeti olarak görür. Bundan sonra kendi vücudunu Mün'em-i Zülcelal'in cemalinin aynası şükrünü de Cenabı Şekur Celle Celalühu'nün cemalinin aynası olarak görür. Bu müşahedesi sonsuza kadar devam eder. Kul neticede görür ki Cenab-ı Hakk'ın nimetlerinin bir cüzüne bile şükretmekten acizdir. Hakiki şükrü yapanın ancak Allah olduğunu görür. Kim bir güzelmiş yaparsa onun güzelliğini ona ziyade ederiz. Allah günahları mağfiret eden şükre şükrün en güzeliyle mukabele edendir. Yine Üzerinizde nimet namına ne varsa hepsi Allah'ındır buyurulmuştur.
Halıkınıza tevbe edin ve kendinizi öldürün buyruluyor. Bakara suresinin ilgili bölümlerinde sevgili ineceğim. Cenabı hakk'ın bunlara indirdiği hükme göre bunların tevbesi bir emrin nüzul ettiğinde ancak kendilerini öldürmekle tamam oluyordu. Buna göre mana tövbeye azmediniz ve kendinizi öldürünüz demek olur. Bunlar hem peygamberlerine hem de gelen o emri ilahiyeye durmadan itiraz ve muhalefet halinde bulundukları için mürted durumundaydılar. Cenabı Hak Musa Aleyhisselam'a indirdiği vahyi'nde mürtedin tevbesi ancak katlolunmakla tamam olur buyuruyordu. İşte ey Beni İsrail Halık'ınız katında bu sizin için daha hayırlıdır. Eğer emre uyup bunu yaparsanız kendi kendinizi temizlemiş olacaksınız. Değilse Allah'ın emirlerini tutmamakta ve peygamberine itirazda devam etmeniz sizin azabınızın daha fazla artmasına sebep olacaktır. Ebedi saadetten, sermedi güzelliklerden tamamen mahrum olacaksınız.