Bundan anlayan varsa bir varsa, bir oynamış şimdi. Bir de işi yolla koymamız lazım, bakıyorum böyle, der sorduğumda. Dün, anlatıyorum, yaşadığın halin nedir ona göre biz. Kalbim, Kalbimizin haline göre diyoruz, deriz tarif edilecek. Biz çekiyorum, diyor. Ondan sonra tekrar soruyorum. Şunu efendim, üzerimde da oturtturdum. Çocukumdan beri oturur. Aman oğlum, dine de sonra. İhvanlara da haber verirsin. Böyle rahat da yaptığında kalbinize böyle bir naslar benim yaşanan bir an damlar gibi böyle bir genç işlemler bir zaten yaşasa kuramadım değil mi? Diyor ki, şu kaburgaları üşüşüyor gibi oluyor, değil mi? Ondan sonra, iğne gibi batıyor, değil. O ziftre hazırlanıyor. Soruyor gibi oluyor mu? Bas. Ondan sonra diyorum, dıştan dediğimizden de daha lezzetli oluyor, içten dediğimizden bekliyorum tarihini. Diyor ki, ikisinden de lezzet alıyor diyor.
Öyleyse beş yüz sene, batıyor çok az bu düğünlerdenyiz. Eski ifvanları bildiğim için onlar, Şiitlerden geçiyor ya efendim. Hafta geçmez, tekrar geri bölüşür diye. Demek ki takip ediyorlar herif. Bunlar işleri güçler olanı da bir kimseydi. Kimisi ziraatliydi. Bağları var, bahçeleri var. Çalışıyorlar bunlar daha çok çalıştılardı. O zaman bukalem altında bile çok güzel derslerini geçirlerse. Çünkü işi uğruna bunun bir emeri var. O hayvaniyetten kurtuluyor mu diye bir düşünceler içerisinde. Yoksa biz nefsimizin elinde helak olur birader. Şeytan da zaten sağır benim şeklinde Dehlül Kehmi o şekilde de gelir. İlham ise ilham halde düşer. Biz böyle olur ki geçen neydi Ya Rabbi, mevsime göre iki yüz kırk sekiz, en büyük sohbete geldi, o günkü sohbeti hepsi güzel. Müstesna bir sohbet yaptı. Öyle gelir gelmez, bir mevzu olmuş. O birden benim için birden topluyorlar. O düşündüğü zaman hatırımdadır.
İşte bunu anlatamayayım anlar yine buna inmişler. Ben niye Ben Allah'ımızın seliyle kulları, sufi diye, sufi dendiği zaman gönlünü aratmış, temizlenmiş, ruhen yükselmiş. Artık ayağına bağ olacak bir şey koymamış Allah'ımıza vuslattan, bamcol. Bal nedir? Bazı arabalarda gösterir. Bu memleketin lisede olması icap eder. Işte bir yıllık kilometre ötede Allah korusun bir kaza var. Ona göre önlem alınır. Eğer onlar olmazsa şu atletedir. Mesela trafik büyük şehirlerde nedir? Çok sıkıntılı. Mesela bilgiler, uğraşacaksınız on beş dakika. On beş dakika bir saatte geçemediniz. Neden? Engeller var, trafik duruyor, bazen kilitleniyor mu? Allah'ınımızda kavuşmada biz trafiği yolu, mevsimlinin arzu ve isteklerini yok inerek açacağız. O zaman onu suratinin lisanı vermedi Cenabıhakk'a kavuşmakta. Bunlar o engelleri kaldırdığı için yok. Nefsin engeli yok.
Çok suratlı bir şekilde Cenabıhakk'a kavuşmaları var. Mesela dinliyor ya Hacı Bayram Veli Hazretlerini, Akşemsettin Veli de Çok kısa zamanda yetişmiş. Diğer müridandı, halifelerdir, kendi aralarında konuşuyordu. Görme ki biz burada yirmi senedir görürüz, otuz senedir görürüz. Fakat bu geldi. Böyle tek sakallı yokmuş ondan dolayı, kısa gelirmiş. Böyle çukur çukur mübarek düzeni. Ama nur damlarmış mübarek birinden. O kısa zamanda gitti, neden oldu deyince, Efendi Hazretleri buymuş dedi, bir şey söylediğim zaman siz, zihnine boyuna buyurun havanızda mütalaa yapıyorsunuz. Böyle değil ama bu zamanla uyumlu değil, bu ters geliyor bize, diyorsunuz. Ama, dedi, bu hiç tereddüt efendimiz, emresini tam, bakın yeri kaldı. Mesela, Esad-ı El-Fatiha Hazretleri yirmi yedi, bir rivayeti yirmi sekiz, Hazreti hutbiyete nail oldu. Çok kısa bir zamanda tayin Ali Hazretleri de onun tayin buyurdu.
Yemeğe göre sıkıntılar, belki başlamadan daha fazla. Ama iki yoluna koymuş, beynini çok iyi çalıştırmış. Aklını, mainşeti temin etmekle birlikte aklı maah, ahirete gözünü tutmuş, hedeflemiş. Demiş ki bu dünya herkes mesela on beş kişilik aileni iki göz, ben müteşekkir harresör. Demişler efendim, bak biz ustayız, sizin evladını buluruz evladınız, Sen güzel bir ev yapan öleceksin. Benim bize ahiret var, ne yapacağız, bunları da mı oyalanamadım? İşi nasıl yoluna koymuş? Ve vesaire bir bilgi hazretlerinden varınca uzatmayı çok kısa zamanda iki adet almış. Bazı halifelerin gönlüne gelmiş. Bu gelir yerine nasıl yetiştir demişler, nasıl bir filafete mazhar oldu deyince, kalplerinde, geçenlerde, Esad, Ehl-i Ehl-i Veli Hazretleri bilincinde aşina Bakın çok önemli bir söz söylüyor.
Diyor ki öyle bir hoca kurmuş ki, şerri şeridi dinimizin emirlerine böyle dikkat etmiş ki ki, ilk kibrite ihtiyacı var, onu da çağrı lazım, diyor. Zamanının hukuk olduğu için, onun dinaminden geçmesi gerekiyor. Bu Kayseri ve alimlerden bizzat verdi, ismini dinleyeceğim. Allah rızası. Bilmeyen. Bunun sadece iyi devletleri var. Hepimiz iyi değer gibiyiz. Biz Hüsnüzan'la bakmak dinimizin güzel vermiş olduğu bir rejideler. Bu iyi dini merhaba. Halkmış, cemaatine demiş ki arkadaşlar Sami Efendi'nin katından sonra gönlünden geçmeyenin Resulullah'ın etini görmüş. Böyleleriyle görmüş. Demiş ki efendim, bir hibrit çal yanıyoruz, demiş. Öyle deyince, demek zaman müsait değil, dinmesiyle uygun olmadığı için görüşmemi tamamlayayım, sana hibrit çalacak yeri gösteririm bunu. Sami Benli Hazretleri'nin gözde halifelerinden bakkal, Hasan eden bir göstermiş bak bakkal diyorum bakkal sen de.
Bu sadece okumakla olacak bir iş değil. Bu gönülle alakalı bir vaka çok kısa zamanda yetişiyor ama tam tersi. Bağlandı bendim, gidemem Öyle bir bağlandı hiçbir şey. Öyle bir tereddüt yok. Bu akademisyen'e de mümkünse de en çok büyük Ehlullah'ın rahatsız olduğu husus ihtiras olur. Onu hep görmezlermiş. Mevzuyu dağıtmadan bir yere değin. Doğula bildir. Arkadaşımız anlatıyor, diyor ki oturuyoruz, diyor yüzünden belli onun gibi bir insan yok ki. Hadi gözü var gücü var, ağzında, burnunu, vücudu, sureyi yedi değil, yirmilere de geçti zaten Tin Suresi'nde. Abdest Allah aşkına. Aklı ve bu akıl ve bunun için sınır yok. Ondan dolayı ibadette, taatte işte şunu buraya gelirsen seyirci sürüp tamamlan tamamlan. Gülmer mi diye kadar soğuksuzum. Bu akşam. Ne kadar çalışırsa o kadar hayran zor. Orada buyurmuş, gündüzden haldırır düşünceleri.
Dedir Rahmetullahi, kısa zamanda kırk beş gün, Kırk beş günde ricadesini almış, onların taskiti olunca, taskiti olunca onun ifadesi bildiği güzel bir ifade yok. Belki daha da çok bilenden dolayı o ilmek değil, mühim olan amel etmektir. Yeryüzünün ayakta durulması onlar sayesindedir. Allah'ımız kazak murat ettiği zaman sevdiklerini bölünce rızasına gelenleri bölünce kaza bir ilahi duruyor ve vesaire biliriz Allah'ın izniyle. Tarih nedir, mekruh edip, ikinci gelen bir mekruh nedir, rahmedir vesaire. Hak onlar bunların ötesinde dinin sırrına Biz ne kadar okursak okuyalım. Bizim okuduğumuz sahildedir ama onlar onun sırrına girmiş yer Allah'ımızın idari hacminesidir. Bu bir devletin bütçesi değil ki. Bu Allah'ımızın hazinesi. Bu bütçeler yerine göre denk getiremiyorlar Orkıza kapatabiliyorlar vesaire. Şekillerde devam ediyor fakat Allah'ımızın hazinesi buna benzemez, sonsuz bir nimettir.
Onun ilmini hiçbir şey kuşatamaz. İlmi her şeyi kuşatmıştır. Onun yüce kudreti taahhüt edilemez. Bizim asıl sıkıntımızın birisi de bu. Onun yüce kudretini anlayacak bir akıl istiyoruz biz Rabbimize. Onun, yüce kudretini çözebilecek bir akıl. Yoksa bakmıyor değiliz, biz gece baktığımızda sanki yıldızlar üzerimize dökülecek gibi görüyor musun, parıl parıl parlıyor. Suyun akışını da görüyoruz, vesaire. Dağlarla görülür, bağlarla görülür, görür ama bunun esrar. Böyle insanların içerisinde arz ettim ya, takip ettiğim bir durum, bir. Emrah olarak siz de aynı, onların helal eder, helalımız sayılır. Takip ederdi böyle bir iklim kişiye itiraz niye mümkün değil? Halrına gelirdi. O Abdullah'ın selamı diye baktığın zaman ben bile konuşmasına gerek yok. Böyle gelenler olmuştur da unutmadığım bir hatıratın onların içerisinde fabrika gibi kimseydi. Neyse, brütmüş, Ebenim Hazretleri yine.
Geldi dedi ki, kardeşim dedi, böyle bir kimsenin konuşmasına ne gerek var? Öyle bir samimiyet var ki Rabbimiz onları muhlis, içinde, dışıyla sözüyle, sözüyle, her şeyiyle samimi Rabbimizin sevgilileridir. Salih kimselerdir. Salih demek Kuran azimüşşan'a göre ameliyle. Uzattırlar. Hep hayra koşan kişiler, Cenabı Hak'ın kendisine yaklaştırdığı kimselerdir. Bazı haller olur. Biz kendi edinmekle bunu yapmamız mümkün değildir. Dur. Cümleyi tamamlamadan hemen, bir için niyetimiz bunu yakalayalım, hayret yer. Birim için niyetimiz, ikincisi de iflasındır. Allah'ımız bizim takibimizden bu iki hususa bak. Bir, Milliyetimizin düzgünlüğü, ikincisi samimiyetimiz lazım. Çünkü Cenabı Hak'ın ibadet ve taate ihtiyacı yok. Diyoruz ki yahu biz bağda bahçede çalışıyoruz, ürünlerimiz bir türlü para yapıyor.
Bazen dinliyorum insanlardan, diyorlar ki bu seneki ahsümü biz, geçen sene değeri bir ise bu sene o katlamış şekilde biz diyor bunu kazanıyoruz. Niye değerini yükseltmiş, Bakımı güzel. İlaçlaması da güzel, yerine göre ne icat ediyorsa bakımında bunu yapmamış. O bakımın güzel olması sebebiyle ben on katıldım, geçen seneden daha ziyade bir fiyatla sattım. Bunlar değerlerini arttırmışlar. Mesela diyor ki Cafer-i Sadık Hazretleri mesela Bizim yetenilerimiz Allah'ımız bu hallerinden dolayı onları kendisine yaklaştırmış. Kırklar. Bu, kırkların müdelerdinmesi, biri tavsiyede düştüğü zaman diğeri, hemen yerini dolduruyor. Bu ne demek eksilme oluyor. Ama bir mürşidi Kamil'de yok.