Spiritüel Yolculuk ve Ruhani Arınma kaydında Saygıdeğerleyicilerimiz, İhsan Mektebi programımızda, Mahmut Sami Ramazanoğlu Kuddisallahu Sirrahü'l Aziz'in eserlerini, sohbetlerini sizlerle paylaşmaya devam ediyorum inşallah. Fatiha Suresi tefsirine başlamıştık önceki programlarımızda. İnşallah din konusu ayet-i kerimesini izah sadedinde din konusunu anlatmaya devam ediyoruz. Allah…
Saygıdeğerleyicilerimiz, İhsan Mektebi programımızda, Mahmut Sami Ramazanoğlu Kuddisallahu Sirrahü'l Aziz'in eserlerini, sohbetlerini sizlerle paylaşmaya devam ediyorum inşallah. Fatiha Suresi tefsirine başlamıştık önceki programlarımızda. İnşallah din konusu ayet-i kerimesini izah sadedinde din konusunu anlatmaya devam ediyoruz. Allah katında yegane din İslam'dır beyanı, o günde tamamen meydana çıkacaktır. Kişinin İslam olması, zahiri ve batıni olmak üzere iki kısımdır. Zahiren İslam olmak lisanıyla ikrar, azalarıyla da amel etmektir ki cesetle alakalıdır. Ceset ise zulmanidir. Bir mertebeye göre gece zulmaniyeti temsil eder. Batınen İslam olmak ise kalbin ve sadrın nur-u ilahi ile inşirah duymasıdır. Bu ruhani Müslümanlık ise nuranidir. Bir mertebeye göre de gündüz nuraniyeti temsil eder. Cismani Müslümanlık, cesedin Allah'ın emir ve nehiylerine itaat ve inkıyadını icap ettirir.
Ruhani Müslümanlıkta kalp ve ruhun ahkam-ı ezeliyeye, kaza ve kadere iman ve inkıyadını icap ettirir. Yalnız cismani Müslümanlık hududunda kalan ruhani Müslümanlık mertebesine erişemez. Bu da dinen karanlık içinde mütereddid ve mütehayyir kalmaktır ki, kesret deryasında birçok dünya meliklerinin elinde bulunmaktır. Kesrette vahdeti bulmak ise daha başka iştir ki, bu Allah'ın hidayet etmesiyle olur. Hazreti Halil'in haline bak ki: İbrahim, gece onu örttüğü vakit bir yıldız gördü de işte bu benim rabbim, dedi. Saadet sabahı gelip nefis dağının arkasından ve kalp maşrından ruhani İslam olmaklık güneşi üzerine doğan kimse, İşte o Rabbinden bir nur üzerinedir. Verdin gününü yakinen görür, apaçık müşahede eder. Sabah akşam virdi Biz ve mülk Allah'ın mülküyüzdür.
Bir müddet aynel yakin, bir müddet sonra hakkal yakin, mülk ve hükümranlık ancak Allah'ındır verdin gününün malikinden başka malik yoktur der. Müşahede gündüzü gelip, Maliki açıkça görünce de İbadet ve ubudiyetimiz ancak sanadır. Ancak sana kulluk ederiz, ancak senden yardım dileriz der. Maliki yevmü dîn ayet-i celilesinin letaifindendir ki dünyanın ahiret meliklerinden birisi eyyam-ı devletinde bir gadap edecek olsa dünyanın harap ve binlerce insanın ölmesine sebep olur. Sultanlar sultanının gazabının ne olacağını düşünmek lazımdır ki Sure-i Meryem'de Onlar rahmana çocuk isnat etmelerinden dolayı az kaldı ki gazabı ilahiyeden semalar parçalanacak, yer yarılacak, dağlar yıkılıp çökecekti, buyurmaktadır. Allah'a ibadet ve taat ise alemin sulh sebebi ve teminatıdır. Ehline namazı emret. Ve sen de ona sabırla devam et. Biz senden rızık istemiyoruz. Seni biz rızıklandırırız.
Akıbet ancak Allah'a itaat edip vikayesine korumasına girmektedir. Bu sebeple dünyanın mesalihinin muntazam devam etmesi için halkın melike, meliklerin de melikler melikine itaat ve inkıyad etmesi lazımdır. Ayeti celilesinin letaifi cümlesindendir ki Allah'ın saltanatı adliyle kemaldir. Çünkü ayet-i celilede Mücerret adil olan mizanları kıyamet gününde ortaya koyarız. Hiçbir kimseye hiçbir şekilde zulmedilmez, buyurmuştur. Bir devrede eğer melik adil ve hak üzere ise sağmal hayvanların sürüleri çoğalır ve ekinler bereketli olur. Eğer zalim ise hepsi batıl olur ve bereket ortadan kalkar. Hikaye olunur ki, Nuşirevan bir defasında avdan dönerken bir bahçeye uğradı. Oradaki çocuğa Bana oradan bir nar verir misin, dedi. Çocuk verdi. Nar çok sulu ve güzel olmakla susuzluğunu giderdi. Hoşuna gidince bu bahçeyi sahibinden almayı gönlünden geçirdi. Bir nar daha istedi.
Spiritüel Yolculuk ve Ruhani Arınma kaydında Saygıdeğerleyicilerimiz, İhsan Mektebi programımızda, Mahmut Sami Ramazanoğlu Kuddisallahu Sirrahü'l Aziz'in eserlerini, sohbetlerini sizlerle paylaşmaya devam ediyorum inşallah. Fatiha Suresi tefsirine başlamıştık önceki programlarımızda. İnşallah din konusu ayet-i kerimesini izah sadedinde din konusunu anlatmaya devam ediyoruz. Allah…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bu defaki nar kuru ve susuzdu. Nuşirevan bunun sebebini sorduğunda çocuk Herhalde Melik bir zulme azmetti. Kalbi katılaştı ve nar kurudu diye cevap verdi. Nuşirevan çocuğun sözünden uyanarak tövbe etti ve bir nar daha istedi. Bu defa birincisinden daha güzeldi. Bu defa çocuk, herhalde Melik tövbe etti, dedi. Nuşirevan mütenebbih olup bir daha zulüm etmemeye azmetti ve ismi adaletle yad edildi. Ancak sana ibadet ederiz. Ancak senden yardım dileriz. İbadet ve ubudiyetimiz ancak sanadır. İstianemiz ancak sendendir. İbadet, Cenabı Hakk'ı tazim suretiyle niyete bağlı olarak ve emredildiği şekilde yapılan taattir. Gafletsiz namaz, gıybetsiz oruç, başa kalkmasız sadaka, riyasız hac, sümasız gaza ve cihat, eziyetsiz azat, usanmasız zikir, ibadet kısmına girer ki Allah'ı tazim, halis niyet ve emir olduğu şekilde yapmak şarttır.
Ubudiyet en umumi manasıyla Cenabı hakk'ın her takdirine rıza ve teslimiyettir. İzharı tezellüldür. Husumetsiz rıza, şikayetsiz sabır, şüpheden uzak bir yakin, dönüşü olmayan yöneliş ve tevakkufsuz rızayı ilahiye vusul, ubudiyet kısmına girer. İbadet, ubudiyet mefhumu içinde olan huzur ve huşuun ve Cenabı Hakk'ı ta'zimin en son derecesidir. İmam-ı Gazali'nin El Erbain isimli eserinde tasnif ettiği üzere ibadetler on kısımdır. Namaz, zekat, oruç, hac, Kur'an okumak ve her halinde Allah'ı zikretmek, helal rızık kazanmak, Müslümanların haklarının ikamesine çalışmak, kardeşlik hukukuna riayet etmek, iyiliği emir ve kötülükten nehyetmek ve Sünneti Seniyyeye ittiba etmektir. Bunlar, Peygamberimize ittiba olup saadetin anahtarlarıdır. Muhabbetullah ancak bununla belli olur. Çünkü Cenabı Hak De ki ey habibim, eğer Allah'ı seviyorsanız, hemen bana tabi olun ki Allah da sizi sevsin buyurmuştur.
Fahr-i Razi'nin beyanı vechile ibadet, emredicicisini tazim suretiyle memur bulunduğu fiili emrolunduğu vechile yerine getirmektir. Çünkü ibadet, kulun kemal-i tezellül, hudu ve huşu ile Rabbi Teala'ya kudretinin yettiği kadar tazimini ifa etmektir. Onu tazimin nihayeti ise ibadeti ancak ve ancak Allahü Teala'ya hasreylemektir. Bu da gönülden masivayı çıkarmaksızın mümkün olmaz. Çünkü kalbinde masiva bulundukça tazim olabilirse de, layıkı vechile olamaz. Elbette noksan olur. Binaenaleyh şan-ı uluhiyete layık bir ibadet masivadan feragat ve tecerrüdi tam ile yapılan ibadettir. İbadet, Allah'ın razı olduğu şeyi yapmak. Ubudiyet, Allah'ın yaptığına razı olmaktır. Müfessirinin beyanlarına nazaran bu ayet-i celile hem tevhidi rububiyete hem tevhidi ubudiyete delalet etmektedir.
Tevhidi rububiyet, Allah'ın vahdet-i zatiye ve hakikiyesini kabul, tevhidi ubudiyet ise bu sayede bir vahdet-i içtimaiyenin teşkilatı için bir inşa-ı taahüdüdür. Hem cemaat kuru bir kalabalık değil, ruhi vahitle tek bir ruhla hareket edebilen bir heyeti muntazama-i vahdaniye demektir ki cemaatin teşekkülü bir ruh ve misak-ı içtimaiye bağlıdır. Bu içtimaı misak ise söylemekte olduğumuz ancak sana ibadet ederiz, ancak senden yardım dileriz gibi cümlenin vicdanından fışkıran bir ahd ve mukavele ile teşekkül edecektir. Böyle bir cemaatin teşekkülünün en büyük amili ve istinatgahı Sure-i Fatiha'dır ki bu teşekkül Fatiha'nın nüzulünden sonradır. İşte Cenabı Allah da evvela bu akdi Habibi Kibriyası Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem'in kalbi risaletpenahilerine vah ile yaptırmış ve bu misakı onun vicdanı içtimaisiyle lisan-ı ubudiyetine takrir ettirmiştir.
Binaenaleyh ahd ü misakını tam manasıyla söyleyebilen sadık ve musaddak abdi ekmel ancak Hatemül enbiya efendimizdir. Bu münasebetle asıl makamı ubudiyet ve abdiyet onundur. Bunun için kelime-i tevhid ve onun abdiiyetinin ve risaletinin beyan edildiği kelime-i şehadet düstur-u imanı teşkil eder. Onun sinesi öyle bir inşiraha malik idi ki Hira mağarası'ndaki infirat ve tecerrüdü esnasındaki taabüdü ile külli ruhu temsil etmiş ve vicdanı içtimaisi bütün alemlere imam olmuş ve cemaat-ı İslamiye bundan teşekkül etmiştir. Her asırda onun sünnetine ittiba ile onun muktedisi olabilen cemaat-ı İslamiye bu akd-i ubudiyeti hakkıyla söyleyebildikleri devirlerde Allah'tan başkasına boyun da eğmemişler, ondan gayrından istiane de etmemişlerdir. Çünkü izzet ve şeref ancak Allah'a kul olabilmektedir.
Fatiha suresinin bu ayet-i celilesi, bir hadis-i şerifin beyan ettiği vechile kul ile Allah arasındadır. Burada buraya kadar ki ifade şekli değişerek, gaybetten huzura ve şuhuda geçmiştir. Kul, doğrudan doğruya Rabbine hitap ile münacat eyler. Ancak kulun müşahedesine bir büyük engel vardır ki, o da tezkiyesi ile mükellef bulunduğu nefsidir. Kul, bu dağı aşmadıkça müşahedeye eremez. Ebu Yezid Destami'nin bazı mükaşefatında vaki olduğu vechile İlahi sana nasıl yol bulayım demiş. Nefsinden geç ve yürü diye icabet olunmuştur. Nefsin dört sıfatı vardır ki bunlar emmare, levvame, mülheme ve mutmainnedir. Maliki Yevmid dinin memluku olan kul, Rabbani İlahiyat, Rububiyet, Rahmaniyet, Rahimiyet sıfatlarıyla zikretmekle emrolunmuştur.
Onun ilahiyetini medih, rububiyetine şükür, Rahmaniyetini tena, Rahimiyetini temcit ettikten sonra bu dört sıfatın cezvesi kuvvetiyle nefsin bu dört sıfatı elinde köle olmaktan, mülkiyetten kurtulur. Dört hicap ortadan kalkar. Nefsinin karanlığının baskısından ve tasallutundan kurtulur. Din gününün malikinin memluku olmak gibi bir saadete ulaşır. Allah'ın huzurunda onun yardımı olmaksızın hiçbir şeye muktedir olamadığını yakinen görür ve iman eder. Bu imana erdiği anda Rabbi ona daha başka bir merhametle merhamet eder. Bu kulunu felkurun el kurkum vaadiyle beyan ettiği vechile keremiyle zikreder. Yani lütfu keremini bol bol verir. Kul, bu durumda Cenab-ı Hakk'a muhatap olmak seviyesine gelmiştir. Ey itminana ermiş nefs hitabına mazhar olur. Rabbinin cemalini görmek üzere Rabbine dön emri müjdesiyle davet olunur. Bizi sırat-ı müstakime ulaştır. Bize hidayet nasip eyle.
Kul önündeki mesafeleri Allah'a ibadet, ubudiyet ile kat edip bu esnada karşılaştığı engel ve musibetlerde Cenab-ı Hak'tan istiane edecek, insanlardan gördüğü cefalara sabredecek, önündeki nefis dağını Allah'ın inayetiyle yapacağı mücahede ile aşacak ve müşahedeye erecektir. Cenabı Hakk'a vusul için müşahede ile neticelenen bir mücahede yolu bulmak ve o yola ulaşmak sırat-ı müstakime ulaşmak demektir ki muhakkikinin re'yine görüşüne göre sırat-ı müstakimden murat budur. Cenabı Hak İşte size dosdoğru yolum ki onu takip edin. Bunun haricindeki yollara tabi olmayın ki sizi onun yolundan ayırır ve parça parça eder. Kul, Allah'tan gayrı her şeyden yüz çevirmedikçe sıratı müstakime ulaşamaz. Bunun için de marifetullah'ı kazanması şarttır. Sıratı müstakim marifetullahtır. Bir kavle göre sıratı müstakim ibadette ifrat ve tefrite düşmeyip itidali muhafaza ile bu yolda sebat etmektir.
Bu da emrolunanı emrolunduğu şekilde yapmaktır ki Nebiyy-i Ekrem Salli Allahu Aleyhi ve Sellem'in beni ihtiyarlattı diye buyurduğu Hud suresindeki Emrolunduğun gibi istikamet üzere ol ayet-i celilesi bunu ifade eder. İnsan yetişmesi, zahiri ve batıni kuvvetleri bakımından bir kısım tabii ve ruhani ahlak ve sıfatlara sahiptir ki kimisinde ifrat halindedir, kimisinde tefrit halindedir. Kula gereken itidali muhafaza etmektir. Dinimizde cimrilik de mezmumdur, israf da mezmumdur. Sevgili dinleyicilerimiz, İhsan Mektebi Programımızın bugünkü bölümünde sizlere Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddesallahu Sirrahü'l-Asis'in Fatiha Suresi tefsirinden bir bölüm aktarmaya çalıştım. Bir sonraki programımızda kaldığımız yerde buluşmak üzere, Allah'a emanet olunuz.