Sayın dinişlerimiz, sizleri Allah'ın selamıyla selamlıyoruz. Müellifimiz muhterem Ali Ramazan Dinç Efendi'nin aranan kimlik kitabından bölümler paylaşmaya devam ediyoruz. Bugünkü konu başlığımız dil edebi. Kuran-ı Kerim'de Cenabı Hak sözden, kelamdan, kalemden, satırdan, beyandan, mantıkuttaidan bahis buyurur. Bu vasıtalarla hakkı duyurur. Ehlullahı nidaen hafiye ilham ve varidatla doyurur. Kalpten kalbe giden yolla zatına ulaşan kanalla gönülle hablül Velid olan damar ile iletişim kurar. Habibini bezmi hasa Miraca davetle bin bir kelamı kılar. Oradan gelir söz bizdedir. Arada tercümandır bu. Beyti ile vesileyi vurgular. Zahirde çığlık gönülde yankı bulur. Kalp perdelerine dokunur. Ciltlere kitap nur olarak kalbe iner. Zatından gelen haber ilmi ledün olur. Hira mağarasında inen vahiy ikra, oku nazmı celili marifetullah olarak mümini Kabil'in kalbine düşer.
Dilden çıkan söz kulaktan öte geçmez fakat gönülden gelen söz gönle geçer. Kalpten konuşanlar Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin Allah benim sadrıma neyi koyduysa ben onu Ebubekir'in sadrına boşalttım hadisi şerifindeki esrara işaret ederler. Arşullah, Kenzullah, Beytullah olan Bahri Umman'dan taşan rahmet sözün ötesinde hallolur. Bahçeye verilen su envai çeşit mahsulü büyütür. Bin bir çeşit çiçekten alınan gıda peteği balla doldurur. Cenabı hakk'ın altı bin altı yüz altmış altı kelamı ilahisindeki ayet gönülleri İslam için şer hidayette alemi sulh eder. Mayasını anlamasa da Kuran'daki icaz kalpleri teşhir eder. Dinlediği lahudi ses Davud olunca putlar yıkılır, tevhid olur. Arştan inen mesaj fesahat ve belagatta eşsiz nebinin sallallahu aleyhi ve sellem tebliğiyle zihinler ve kalpler feth olur. Hollanda'da Covid on dokuz nedeniyle Mehmet Reşit uygun kilisede ezan okur.
Dünya Çin'de ortaya çıkarak salgına dönüşen koronavirüs salgınıyla uğraşırken ABD Başkanı Donald Trump eşi ve devlet erkanı Beyaz Saray'daki toplantının açılışında okunan Kuran-ı Kerim'i büyük bir dikkatle dinler. Bunlar sadece bir örnek. Açıktan ilahi hitapla Müslüman olurken gizliden iktida edenin haddi hesabı yok. Bu hadisler sözün özden gelişine misal değil de nedir? Kaynağın dışında gelen sular dert olurken göze sular derman olur. İl muamele ihlası olanın kalbini işaret buyurarak Resul-i Ekrem'in sallallahu aleyhi ve sellem takva buradadır, remzini anlayan, ihsan mertebesinde taat yapar. Her şey gönülde ancak kulak dinlemekle, dil söylemekle olmaz. Necmettin-i Kübra'nın Rahmetullahi aleyh, Fahreddin-i Razi'nin kitaplarını suya atıp gönülden oku, gönülden yaz buyurduğu hakikattir gerçek söz. Beyin salih bir kalple uyum sağlarsa aklı mead ilim gönle girerse faydalı ilim olur.
Vahyi tam alma telaşı yüzünden dilini kımıldatma, onu zihinde toplayıp okumanı sağlama işi bize aittir. Cebrail'in Hazreti Peygamber'in kalbine indirdiği bildirmektedir sallallahu aleyhi ve sellem. O halde onu okuduğumuz zaman sen onun okunuşunu takip et. Sonra onu anlatmak elbette bize aittir. Duyan da anlayan da gönüldür sözü. Bunun için Niyazi Mısri şiirinde buna işaret eder. Zatı Hak'ta mahremi irfan olan anlar bizi. İlmi sırada bahribi payan olan anlar bizi. Bu fena gülzarına talip olanlar anlamaz, vech-i baki hüsnü hayran olanlar anlar bizi. Dünyevi ukba-u tamir eylemekten geçmişiz. Her taraftan yıkılıp viranı olanlar anlar bizi. Biz şov abdalız, bıraktık eyimizden şalımız, varlığından soyunup bürüyen olanlar anlar bizi. Kahr-u lütfu şey-i vahit bilmeyen çekti azap. Ol azaptan kurtulup sultan olanlar anlar bizi. Zahide ayık dururken anlamazsın sen bizi.
Cürayı safi içip messan olanlar anlar bizi. Arifin her bir sözünü duymaya insan gerek. Bu cihanda sanmanız hayvan olan anlar bizi. Ey Niyazi katremiz deryaya saldık biz bugün, katre nicanlasın umman olan anlar bizi. Hakkı koyup la mekan ilinde menzil tutalı, mısrıyı şov canlara canan olanlar anlar bizi. Şair ve aynı zamanda Edip Niyazi Mısri şu ayet-i celilenin esrarından dem vurur. Şüphesiz ki bunda aklı olan yahut kendisi huzur-u kalp içinde olarak kulak veren kimseler için elbette bir öğüt ve hatıra vardır. Arşı delen ses ve söz kalpte yer ve mekan bulur. Söz ve ses merkebin sesi olmamalı çünkü Rabbimiz celle celaluhu çünkü seslerin en çirkini merkebin anırmasıdır. Daima edepli ve terbiyeli ol. Başkalarını rahatsız edecek şekilde lüzumsuz yere konuşma. Şeytan gibi kibre kapılarak ben bilirim iddiasıyla büyüklük taslayarak sesini yükseltme.
Böyle kimseler anırıp duran merkeplere benzer. Çünkü Hazreti Peygamber'in dediği gibi eşekler şeytan görünce anırırlar. Onun için hiç kuşkusuz seslerin en çirkini şeytan sebebiyle onun emriyle söylenen şeytan kaynaklı seslerdir, merkeplerin sesleridir. Necip Fazıl makbul sesi ötelerin ötesi diye ifade eder. Aç kapıyı haber var. Ötenin ötesinden. Dudaklarda şarkılar kurtuluş bestesinden. Biz geldik bilen bilsin gönül gönül girilsin. İnsanlar devşirilsin sonsuzluk destesinden. Bu dizelerle bu bölümü de noktalıyor. Müellifimiz muhterem Ali Ramazan Dinç efendi. Bir başka bölümde birlikte olmak dileğiyle sizleri Allah'a ısmarlıyoruz.