Sonsuz Nimetler ve Sınırsız Ecir kaydında Kanaat az ile yetinmektir. Ama ne de az ile yetinmek çünkü biz sonsuzluğa talibiz. Bitmeyen, tükenmeyen nimet istiyoruz Rabbimizden. Doğrusu senin için tükenmeyen bir mükafat vardır. Kevser'in anlamında da bunu görürüz. İnna altıayna kel kevser. İnna şüphesiz biz bütün azametimizle, bütün azamet-i ilahiyemizle, sıfatlarımızla,…
Sonsuz Nimetler ve Sınırsız Ecir kaydında Kanaat az ile yetinmektir. Ama ne de az ile yetinmek çünkü biz sonsuzluğa talibiz. Bitmeyen, tükenmeyen nimet istiyoruz Rabbimizden. Doğrusu senin için tükenmeyen bir mükafat vardır. Kevser'in anlamında da bunu görürüz. İnna altıayna kel kevser. İnna şüphesiz biz bütün azametimizle, bütün azamet-i ilahiyemizle, sıfatlarımızla,…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Kanaat az ile yetinmektir. Ama ne de az ile yetinmek çünkü biz sonsuzluğa talibiz. Bitmeyen, tükenmeyen nimet istiyoruz Rabbimizden. Doğrusu senin için tükenmeyen bir mükafat vardır. Kevser'in anlamında da bunu görürüz. İnna altıayna kel kevser. İnna şüphesiz biz bütün azametimizle, bütün azamet-i ilahiyemizle, sıfatlarımızla, ef'alimizle, Habibim sana Kevser'i verdik. Buradaki Kevser çoğu manasınadır. Çoğu verdik. Bunun için bir tahdit, bir sınır yok. İşte Kevser havzıdır, Bunun yanında Ulema-i Ümmettir vesairleridir. Bu değil. Evet, bununla birlikte bizim bilemeyeceğimiz Cenabı hakk'ın katında olan sonsuz nimeti Cenabı hak bahsetmiştir. Çoğu verdik demek bir sınır, bir had, katiyen olamaz. Fakat iman edip salih amel işleyenler için eksilmeyen devamlı bir ecir vardır. Belki yeri gelince ifade edilecek, o zaman söylemeye gayret edelim.
Dua ettiğinizde aleyhüssalatü vesselam Efendimiz buyuruyorlar. Dua ettiğinizde çok isteyin. Çünkü vereceğin hiçbir şey Allah'a ağır gelmez. Çünkü onun hazinesi biten bir hazine değildir. Bitmeyen bir hazinedir. Dünyevi nimetlerde peygamberimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem hayrozik el hafi, hayru rızk mayekfi. Zikrin hayırlısı hafi olan, gizli olan, rızkın hayırlısı ise kafi olandır, yetecek kadar olandır buyurur. Mesela bedenin gıdası sınırlıdır bu alemde. Ademoğlu karnında daha zararlı bir kap doldurmamıştır. Belini doğrultacak kadar birkaç lokma kişiye yeter. Mutlaka çok yemek gerekiyorsa midenin üçte birini yemeğe, üçte birini suya, diğer üçte birini de nefesi için ayırsın hadisi şerif. Öbür alemde ise hadre sınır yoktur nimetlerde. Eshabüle ve ashabul yemini maashabul yemin, Amel defteri sağından verilenler ne mutlu o sağından verilenlere.
Onlar dikensiz sedir ağaçları ve meyveleri, küme küme dizili muz ağaçları altında yayılmış sürekli bir gölgede çağlayan bir su başında tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler. Vakıa suresinde yirmi sekiz ila otuz dördüncü Ayetçilliler. Cennetü'l maarifin rızkı ise bunu çok az da olsa izah gitmemiz gerekir. Rabbimizin lütuf ve keremiyle cennetin malum tarifinde menkul ve menkul, Evlenmeler ve yemelerdir ama ruhani nimetleri bunu sayamayız, diğerini sayamadığımız gibi bunu ifade etmekte de zorlanırız. Çünkü cennetul maarif dendiği zaman onun nimetleri ruhun nimetleridir, kalbin nimetleridir, Tarifi mümkün değildir. E biraz olsun açılacak olursa mesela orada Evliyaullah'ın sohbetidir. Resul-i kevneyn sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin sohbetidir. Cenabı hakk'ın cemalidir.
Cennetü'l maarit'in rızkı ise bu alemden nasılsa o alemde de aynıdır. Ne demek bu? Rabbinin huzurunda durmaktan çekinen kimseler için iki cennet vardır. Bu dünyada taatin kemali istikametin. Bu tabirler çok önemli. Hepsi bizim tatbik etmemiz gereken hususlardır. Bu dünyada taatin, taat ibadetlerin yaptığımız Rabbimize karşı acizane vazifelerimiz, kemal-i istikametin, şimdi istikamet dindiği zaman her ahlak istikamete muhtaç ama istikametin hiçbir şeye ihtiyacı yoktur. Bundan dolayı biz namazlar Fatiha'da estail billah, ihtinas sıratel müstakbin, ya Rabbi bizi dosdoğru yolda kıl diyoruz. Hatta bu hidayetin hidayetin daha bir ziyadesi istenmektedir. Rabbimiz Kuran Azimüşşan'da esaliler ve yezidullahullezinehte de höde. Velbabiyatus salihatu hayrun Bizim bütün konuşmamızın hülasası budur. Şimdi bir kompozisyon. Bir yazı hazırlanır. Girişi vardır, gelişmesi vardır, gelişme bölümü vardır.
Bir de sonuç. Bunun bir de ana fikri vardır. Bütün konuştuğumuz, görüştüğümüzün esası budur. Nedir bu? Hidayeti kabul edenlere ise Allah Celle Celalühu daha fazla hidayet verir ve baki kalacak olan salih ameller Rabbinin indinde sevap olarak daha hayırlı, akıbetçe de daha hayırlıdır. Burada biz dedik ki bedenin bu beden nedir? Fanidir. Habibim sen de ahirete göçeceksin, bütün insanlar da. Şimdi bu beden Resulullah'ın bedeni bir ayrı ruhlaşmış. Ona kullanacağımız ifadede Allah'ımız bizi bağışlasın deriz. Abdullah bin Revaha'nın radıyallahu anh'ın çok güzel bir sözü var. Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz hakkında ancak bunu diyebiliriz. Onun onun hususunda ne söylense eksik kalır. Ne söylense eksik kalır. Onun vücudu paki zaten bölgesi yere düşmüyor, nur o. Bedenin gıdası nedir? Mesela süttür diyelim. Şu havanın çok sıcak olduğu mevsimde diyelim ki sütü biz birkaç gün dışarıda bıraktık.
İnsan ağzına bile alamaz. Bedenin nasıl ki faniyse o bedenini ruhlaştıranlar Mevlana'mızın ifadesiyle demiri ayineleştirmek o ayrı. Necmettin-i İrraki Hazretleri'nin pek yüzü gülmezmiş. Gülmez değil, onlar tebessümlü olur. O vakar hali gönlündeki o nuraniyet Cenabı hakk'ın azametinden dolayı, azametinden dolayı sahip oldukları hal onları ağırlaştırır. Sadece bir işte bir tebessüm şekli. Biz buna girmeyelim. Neyse bir cenaze zuhur eder. Cenazede kendileri de bulunur. İmam Efendi telkinde bulunuyor. Böyle telkin verirken Efendi Hazretleri bir tebessümde bulunur. Onu çok iyi tanıyanlar dediler ki efendim sizin hiç böyle bir tebessüm haliniz olmazdı. Hele kabirdeki tebessüm kerahatı bile var. Bir gülmenin, o tebessüm değil de gülmenin. Nedir deyince ölü diriye telkin veriyor der. O vefat eden kimsenin bütün letaifleri zikirde. Bizim bu harekesine bakarak geçirilen letaif değil o.
Her bir letaif aynı zamanda velayetin işaretidir. Bedenin gıdası da fani, beden de ama ruhun gıdasıysa ondan bahsedildiği için diyor insanı vel bakiyyatu salihat hayrun inde rabbikesif sevavel ve hayrun meratta. Salih ameller Rabbinin indinde sevap olarak daha hayırlı ve ebedi olandır. Mesela nedir? Allah yolunda harc ettiklerimiz. Ne olacak? Yarın ahirette karşımıza çıkacak. Bunun gibi amellerimiz, taatlerimiz. Cennetü'l maarif'in rızkı ise bu alemde nasılsa o alemde de aynıdır. Rahman suresinde kırk altıncı ayet-i celile inşallah yanlış okumayız. Velimen hafa makama rabbiyi cennetten çünkü Naziat suresinde de geçer. İnşallah hata olmaz Cenabı hak cümlemizi muhafaza buyursun. Ayet-i celile olduğu için dikkatli olmamız lazım. Bakacağım inşallah. Kırk altıncı Ayet-i celile Risale. O Naziat suresinde de var. İşte eksik olmasın çünkü Rabbimizin ayeti ilahiyyesidir o.
Rabbinin huzurunda durmaktan korkan kimseler için iki Çin iki cennet vardır. Yani bu dünyadaki cennet cennet onların kalbine inen varidattır, tecelliyattır, hüzuzatı ilahiyedir. Allah için sevgi Allah için buğuzdur. Hak dostlarına olan sevgidir. Habibullah'a Sallallahu Aleyhi ve Sellem sevgi Cenabıhakk'a aşktır. Mesela bütün sevgilerde sınır vardır. Ama Cenabıhakk'a olan sevgide sınır yoktur. Bu dünyada taatin, kemali istikametin, murakabe, müşahede ve münacatın tat ve lezzetidir. Ahirette ise maddi nimetlerin yanında ruhani zevkler ve cemali ilahidir asıl cennet. Bu dünyada her şey sınırlıdır. Husbin Saide'nin hutbesinde haber verildiği üzere. Bunu biz Arapça metinlerde görürdük. İmam Hatip'te okumuştuk onu. Ey insanlar, dinleyiniz ve belleğiniz. Bir şeyi bellediniz mi ondan faydalandınız. Gerçek şudur ki yaşayan ölür, ölen yok olur. Gelmekte olan şey elbette bir gün gelecektir.
Gökte haber, yerde ibretler vardır. Kalp karanlık gece, burçlular, sema, vadilere yayılmış yer ve dalgalı denizler. Bana ne oluyor ki insanların daima gittiklerini fakat geri dönmediklerini görüyorum. Gaflet sahiplerine geçmiş milletlere ve eski asırların halklarına yazıklar olsun. Ey İyad halkı, hani babalarınız ve dedeleriniz, hani hastalar ve ziyaretçilere nerede o zorba firavunlar? Hani o bina kurut da yükselten yaldız zayıf süsleyenler? Hani mal ve evlat nerede o haddi aşıp azan servet toplayıp yığan ve ben sizin en büyük tanrınızım diye haykıranlar onlar sizden daha çok servete sahip ve uzun ömürlü değil mi idiler? Esad Erbili hazretleri divanında dünyanın geçiciliğini ahiretin ebediliğini ne güzel dillendirir. Bunu anlammakta maksadımız şu, insanda sonsuzluğa olan bir arzu var. Mesela ölmek istemiyor.
Ölmek istemeyen kimsemizin mutu kable ente mutu, ölmeden evvel ölünün sırrına erimesidir. Nesi ölecek? Kötü ahlakımız ölecek. Güzel ahlak hasıl olacaktır. Dünyada bugün topladığın yarın olur hiç ukbaya müfit olduğu amali bulup seç. Rab eyleme kalbin gamı dünyaya bırak geç. Derbendine mevtin yolunu uğrar er, eğer geç. Ol geçmesi düş var, güzergahı unutma. Rabbimiz Celle Celalü Kuran-ı Kerim'de sayısız ayat-ı ilahide sonlu ve sonsuz olan hayatı şu şekilde beyan buyurur. Ebedi olan bize yar olacak amellere yöneltir Mevlamız. Ebedi olan bize yar olacak. Amellere yöneltir Mevlamız, aklı olan buna meyliler, esabet. Ve oğullar dünya hayatının ziynetidir. Asıl kalıcı olan salih ameller ise Rabbinin katında hem mükafat bakımından daha hayırlı hem de ümit bağlamaya daha layıktır Kehf Suresi kırk altıncı ay celle.
Yine ebedi olan aleme göz dikmemizi isterken Rabbimiz bize bize Taha suresinde yüz otuz birinci ayet-i celle Kehf suresinde de mevcut. Esale. Onlardan bazı kimselere verdiğimiz dünya hayatının süsü ve debdebesinden ibaret olan geçimliklere gözün kaymasın, bu nimetlerle onları imtihan ediyoruz. Unutma ki Rabbinin senin üzerindeki nimeti ve ahirette sana vereceği rızık hem daha hayırlı hem çok daha devamlıdır. Yine Ayet-i Celileler var. Okuyun esalem. Cenabı hak aklımızı başımıza alıp iyi düşünmemizi, bunun için de böyle bir vakit ayıracağız. Yoksa her zaman insanların içerisinde ah keşke Salihlerin içerisinde olsak, onlar bize hep bunları öğütler ama cemiyetin durumu belli, cemiyetimiz. Ondan dolayı iyi bir düşünme, iyi bir tefekkür ister.
Onlardan bazı kimselere verdiğimiz dünya hayatının üssü ve debdebesinden ibaret olan geçimliklere gözün kaymasın buyurulurken bu Ayet celilede size verilen şeyler dünya hayatının geçici nimeti ve süsüdür. Allah katındaki Celle Celalühü nimetler ise daha hayırlı ve daha devamlıdır. Hala aklınızı çalıştırmayacak mısınız? Kasas suresi altmış. O kadar zengin, o kadar varlıklı insanlar, iltihar ettiği zaman işte bu kadar çalıştı, gayret gösterdi, varlık sahibi oldu, o nimetlerden yanına bırakalım diyorlar mı? An Enes'in radiyallahu anh, an Resulullah sallallahu teala aleyhi ve sellem. Ölüyü mezara kadar üç şey takip eder. Ailesi, malı ve ameli. Bunlardan ikisi geri döner, biri baki kalır, ailesi ve malı geri döner, ameli kendisiyle baki kalır buyurmuşlardır. Dostunun ölümüne ağlayan birine velilerden bir zat şöyledir.
Ölmeyen dost tutsaydın, Ölümsüz ve daima diri olan Allah'a güvenip dayan onu hamd ile tespih et. Kullarının günahlarını onun bilmesi yeter. Furkan suresinde Mevla-yı Zülcelal'imiz elli sekizinci ayeti celile'de bize haber veriyor. Malini okuduğumuz ayeti celile Bu Ayet-i Celilei Cemile'nin bizde çok tatlı bir hatırası vardır. Onu yeri gelince söyleriz, söz. O hatıra şu, çok sıkıntılı bir zaman, çok sıkıntılı bir zaman Rabbimiz lütfudur, ihsanıdır, gönle düşürmek suretiyle teselli buyurmuştur. Ve tevekkel alel hayyille la yemud. Rabbimiz Celle Celalü Allah'a güvenip dayanın diye buyuruyor. Ona dayanın. Hazreti Ömer radıyallahu anh'ın istekleri de ebediyeti işaret eder şu sözleriyle. Bütün dostları gezdim, gördüm, dili muhafaza etmekten daha iyi dost görmedim. Bütün elbiseleri gördüm, iffet ve sakınmaktan daha iyi bir elbise görmedim. Bütün malları gördüm, kanaatten daha iyi mal görmedin.
Bütün iyilikleri gördüm, nasihatten daha iyisini görmedim. Bütün yemekleri görüp tattım. Sabırdan lezzetlisini görmedim. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem ebedi aleme göçerken Rabbımızdan neyi istiyor? Devamlı devamlı üstün olanı Allahüm nafile ve hamni ve el hukni bir refikül ala, sonsuzu istiyor. Talepleri Cenabı Hak'tan müminlerin en üstün nimet olan rızasıdır. Ya Rabbi beni bağışla, bana merhamet eyle, beni refikı ala en üstün hale iliştir diyor. Artık bu refika ala diyelim, bunu beyan mümkün değildir. Yine Ayet-i Celilever Bakın Rabbi Zülcelal'imiz bize verdiği nimetler sonsuz nimetlerdir ve arzu edilecek olan da budur. Cenabı hak müminlerin erkeğine ve kadınla altından ırmaklar akan cennetler vaat buyurdu. İçlerinde muhallet kalacaklar. Yani ebedi kalacaklar? Hem adın cennetlerinde hoş hoş meskenler Allah'ın bir Rıdvan'ı ise hepsinden büyük içtihasıl fevzi azim de budur.
Yani razı olması kulundan demektir. Kulundan Mevlamız Celle Celalü aza kanaat etmemelerini ister uhrevi nimetlerde cennetlikler cennete girdiği zaman Cenabı Hak şöyle buyuracak, size daha da vermemi istediğiniz bir şey var mı? Cennettekiler de şöyle derler, yüzlerimizi ak çıkarmadın mı? Bizi cennete koymadın mı? Bizi cehennemden kurtarmadın mı? O yeter. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem sözlerine devam buyurarak Cenabı hak perdeyi kaldırır, cennetliklere artık Rab'lerine bakmaktan daha sevimli gelecek hiçbir şey verilmiş olmaz. Velhasıl cennette hiç kimsenin görmediği, işitmediği ve hayal bile demediği nimetler vardır. İnsanda sonu olmayan akıl ve ruh vardır.
Vahyin doğrultusunda olan salim akıl mesela Her ilim sahibinin üstünde daha iyi bilen vardır Yusuf suresinde yetmiş altıncı ayeti celile'yle namütenahi oluşu belirtilir, ruh ise Yunus Emre'nin dediği gibi ölür ise 10 ölür, canlar ölesi değil. Bizim Necip Fazıl'ın rahmetullah Ali bakın sonsuzluğa işaret eden sonsuzluk kervanı peşinizde ben derken neyi kastediyor? Ahiret yurdu Cenabıhakk'a karşı gelmekten sakınanlar için hayırlıdır, akletmez misiniz buyuruyor. Cenabı hak ebedi aleme de davet ediyor. Bakın ebedi olan alem. Cenabı hak cennete çağırır, selam evi deyince bu selamın altındaki ifadeleri Cenabı Hak gönlümüze doğursun, tarifi yok. Rabbimiz gözlerimizi ve gönüllerimizi ezeli ve ebedi olan Rabbimiz zatına bakmakla neşelendirir. Essahne. O gün birtakım yüzler Rablerine bakıp parlayacaktır.
Bu dünyanın zevkinin geçici öbür alemin sürurlu ve daimi oluşunu esabet ama sizler dünya hayatını tercih ediyorsunuz. Oysa ahiret daha iyi ve daha bakidir buyurulmaktadır. İnsanlarda bunalım, göğsünün darlığı, bunu hep tefsirlerden alarak Rabbimizin lütfuyla söylüyorum, insanlardaki bunalın göğsünün darlığı, kendini ve hayatını zehir etme sebebi bu alemle sınırlı kalıp Cenabı Hak'la irtibatının kesilmesidir. Ama şu ifade Cenabı hak ile irtibatın kesilmesi, Allah'ımız bize bizden daha yakın, nerede olursak olalım o bizimle beraberdir. Bir ağaç dahi yaprağını emri ilahinin haricinde düşürmez. Damardaki damarımızdaki bir kanın hareketi dahi onun kün emriyledir. Gözümüzün gözümüzün kırpılması, açılıp kapanması her şey onun emriyledir. Hepsini dinliyorum.
Benim zikrimden belki de deriz, benim zikrimden Kuran-ı Azimüşşan'dan yüz çeviren bilsin ki onun dar bir geçimi olur ve kıyamet günü de onu kör olarak haşlederiz. Ya Rabbi bizim gözlerimiz görüyordu, siz benim emrimi görmediniz, riayet etmediniz, işte bu halde kaldınız. Cenabı hak buradayken gönül gözlerimizi açıp Rabbimizin Hac suresinde Hac suresinde ne güzel ifade buyuruyor. Şimdi diyoruz ki biz mülk alemi, melekut alemi, cebarut alemi, bir de lahut alemi vardır. Nedir bunlar? Şimdi Ceberut alemi var. Melekut alemi var, Ceberut alemi var. Bunun yanında bunun yanında bize cahut. Bunlar hep Allah'ımızın sıfatlarıyla alakalıdır. Bu kadar ifade edebiliriz. Bunun beyanı bunun beyanı ancak ne ile mümkündür? Bunu ifade için zaten bakıyorum. Biz bu alemi görüyoruz ama bir melekut alemi Allah'ımızın esmaisi ile alakalıdır. Bir ceberut alemi sıfatları ile alakalıdır.
Lahut alemi zati tecellileri ile ilgilidir. Rabbimiz buyuruyor, esamve. Biz şimdi gök cisimlerini görebiliyoruz ama göremediğimiz daha nice gök cisimleri var. Onları da teleskopla görüyoruz. Nasıl olacak bu? Nasıl göreceğiz? Bazen göremediğimiz oluyor. Doktora gidiyoruz. Doktor bize ne veriyor? Gözlük veriyor. Gözlüğü verdi mi göremediğimiz kimseleri net olarak müşahede ediyoruz. Bir mukaddime dersi ancak budur. O kadar görebiliyoruz. Allah'ımızın emrini görmeye başlıyoruz. Nehyettiklerini görmeye başlıyoruz. Ama bir de dürbün var ki o dürbünle çok uzak yerleri yakın gibi müşahede ediyoruz. Bu da rabıta dönemidir. Rabıta ile ne yapıyoruz? İbadet ve taati kim için yaptığımızın şuurunda olmuş oluyoruz. Bir de teleskop diyoruz ve ancak bununla benzetmeye gayret ediyoruz. O da nedir? O da murakabe halidir. O murakabe haliyle ibadet ve taatın esrarını müşahede ediyor.
Eğer biz bu esrarı göreceksek nimetten önce mün'am-i ilahi nimeti bahşeden Rabbımızı, eğer biz eserden müessire geçeceksek bu gözlüğü takınacağız. Nedir bu gözlük? Rabbimiz buyuruyor. Gözler kırılır kır olmaz ve fakat sinelerdeki kalpler kır olur. Kalplerdeki gözler açılmadıkça sor. İnşallah açılır. Çünkü bu gözlerle bu alemi görebiliyoruz. Gayb alemini müşahede ancak gönül gözleriyledir. Gönül gözleri zahirdeki azada da zuhur eder, o da yeri gelince izah edilir. Rabbimizin lütuf ve keremiyle hamdolsun alemlerin Rabbi olan Allah'a. Aleyhissalatü Vesselam Efendimizin ruh tayyibelerine, ehl-in ashabına, peygamberan nizam ve piran nizam ve bütün geçmişlerimizin mümin ve mümünatın ervahına bir Fatiha üç İhlas-ı Şerif.