Devam ediyoruz efendim. Sırat köprüsü, iki yüz elli dört. Yani sıra kıldan ince, kılıçtan keskin. Kıldan ince, kılıçtan keskin. Gecenin karanlığından daha ziyade karanlık. Hocam geçebilir miyiz ya öyle? Bu eşkıya ve usab hakkındadır. Asilların, şapilerin hakkında böyle. Amma müttefin, Allah'tan korkan, ısıcağım demeyip de bugün de caminin içine sokulan, amma müttefin hakkında bir sahrayı vasi olacak. Geniş havanın yazısı kadar geniş olacak. Sırat köprüsünün üstü. Kıldan ince, kılıçtan keskin olsa bir adım atılmaz. O asılar için öyle. Geçemesinler de ehli nar olsunlar diye. Yoksa orucunu tutan, namazını kılan, haccına gelen, zekatını gelen, anneye babaya itaat eden, İslam'ı prensiplerden ayrılmayan için havanın yalsı gibi bir yazı. Şöyle bir kat daha temas edeyim, geçiyorum. Sıdatta sual. Yedi yerde yedi kontrol var sorulan. Cevap veremeyen yerde bin sene kalacak. Yedi karakol var.
Yedi yerde pasaporta bakacaklar. Tamamsa geçebilecek. Tamam devamsa geçemeyecek. Hocam biz geçebilir miyiz? Bakalım sınayalım. Bir, birinci kankara, birinci kara gol. İmanından sual olunur. İmanın kamil miydi? Ölünce dirilmeye imanın var mıydı? Girdi dilim. Bu altı şeye iman ettin mi? Ettim. Geç. Yoklayacaklar. İkinci kankara da namazından sorulacak. Tek namaz geçirdin mi? Geçirdinse kaza ettin mi? Kazan duruyor öyle. Namazım kaldı. Bekle burada bin sene. Yok namazı tamamsa geç. Namazdan neden çok konuştuk? Tez tez keseceğiz. Üçüncüde, zekatından sorulacak. Zekatı tamam verdin mi? Zekatı tamam verdim. Noksanın var mı? Evdeki gaylı halılara da verdin mi? Duvardaki çaklı halılara da verdin mi? Ailenin altın bileziklerine de verdin mi? Koyunlarına, sığırlarına, duvarlarına, mallarına zekatı tamam verdin mi? Verdinse verdin. Vermedinse namazın da kabul değil, zekatın de kabul değil sati.
Geçen zekat için çok konuşmuştum. Şimdi ona da lüzum görmüyorum. Hocalarımız mütemadiyen konuşuyor. Dördüncüsü, savumdan sorulur. Orucum tamam mı? Orucu tuttum mu? Tuttum elhamdülillah, geç. Orucu tutmayan, bekle buradan, sıratta senin için yol yok, senin yerin veylderesi, cehennemin içi. Düş aşağıya. Başka çare yok. Beşincisi, haccından sorulur. Hicaz sana farz mıydı? Farzdı. Daha gelsin dediler. Akıl baliğ oldun muydu? Oldum. Niye gitmedin? Sonra fakirliğe düşsen. Hiçbir malın kalmasa, yörüğü yörüğü gitmek üzerine farz olur. Sana evvelden farz oldu. Oğlumu evelecektim. Kızımı çıkaracaktım. Şunu yapacaktım. Yalancı manalarla kaldın. Sonra da fakirliğe düştüm. Yürüyün yürüyü gitmek üzerine farz. İstersen diyanete yaz, istersen müftünden sor, kimden sorarsan sor. Bu böyle. Çünkü namaz ezan okununca farz olduğu gibi hacca gidecek kadar para eline geçti de gitmedinse, inşallah meskunsün.
Meskunsün. Haccım tamam. Ya Rabbi, geç kulum. Altıncısı, abdestten veya gusülden sorulur. Abdestini tamam alır mıydın? Gusli iyi yapar mıydın? Dünkü haber verdiğim gibi gusül yapar mıydın? Yapardım. Guslün tamamıydı. Abdestimi de yerli yerinde alırdım. Kıbleye dönerdim. Mustafa elimi yıkardım. Ağzımı yıkardım. Yüzlerimi tüy biten yerinden, kulaklarımın yumuşağından, boğazımın altından yıkardım, girsemide yukardan sıkarak, girsemimle beraber yıkardım, başımın dörtte birini mest ederdim. Kadınlar gibi şuraya vurmayla bu mest olmaz. Kadın olsun, elt olsun eline suyu alıp dökecek, böyle geriye de dökecek. Elinin tümü ıslandım mı dörtte birini mest edecek böyle aşağı yukarı sürmekle. Yeni adetli saç sahipleri, saçını daradığı için böyle sürü verdirmiş şurada bir parmak saçı yıkamış olduğundan at, yiyen abdestleri caiz değil. Abdest olmaz, onunla kılınan namazda namaz olmaz. Bunu iyice bil.
O bozulursa bozulsun, aşağı sığınacak, yok ayağı sığınacak. Lest olacak çünkü o saçlar. Anladım efendim. Daha yedinci abdestim de iyi, müslim de iyi, geç bulun. Yedinci sual. Zulümden sual edilecek kimseye zulmettin mi? Allah'ın mahlukuna zulmettin mi? Zalimlerden tat alıcı miskinler arkasından. Zalimlerden hak alıcı miskinlerin kuvveti değilim. Hiç tükeneceğin yok. Şu öteye elini pek uzun geliyor. Şöyle ayet-i celileye dönelim. Açının bir aşkla. Kelimesiyle cümlemize hüsna hatimeler tevfik et ya Rabbi.