Müşkilat-ı azimeye duçar olduğunuz zaman büyük bir sıkıntı, büyük bir felakete maruz kaldığınız zaman, Hasbünallahu ve ni'mel vekil zikr-i cemiline devam ediniz. Bu deprem hadisesiyle psikolojiler çok bozuldu. Çoğu kardeşlerimiz bu yönde şikayetçi ve doktorlara gidiyorlar. Manevi olarak da öyle bir sıkıntıda Hasbunallahu ve ni'mel vekil zikri cemiline devam ediniz. Dinnallahe Teala yuheybul lihehine fitdua, dua ve tazarru zamanında dua yalvarıp ve yakarma zamanında ziyade çokça ilhak ve ısrar edenleri Cenabı Hak sever. Yalvaranları yakanlar yakaranları bilhassa Ya Rab Ya Rab, Ya Rab diye canı gönülden Cenabıhakk'a dua edenleri Mevlam'ı sever. Eğer bir kul Cenabı Hak'tan bir şey istirham eyler de meramına nail olmazsa Cenabı Allah onun için bir sevap yazar. Bir babanın oğlu için duası, bir peygamberin ümmeti hakkındaki duası gibi makbuldür.
Din karındaşı hakkında yani din kardeşi hakkında gıyabi olarak görmediği halde yapılan dua dergahı icabetten red olunmaz, kabul dergahından geri çevrilmez. Duaul muhsini ileyhi lil muhsini la yuraddu, nimetidelerin yani nimet, ikram, ihsan sahiplerinin din'am ediciler hakkında, ikram ediciler hakkındaki duayı hayriyyesi red olunmaz. Ezan ile ikamet beyninde ezanla kamet arasında olunan dua müstecab olur, o meyanda dua ediniz. Ebdua, mahcubün indinde hatta yusalle ala Muhammedin ve ehli beyti. Aleyhissalatü Vesselam Efendimizle ehli beytine salatü selam okunmadıkça olunan dua makam icabete, makamı icabete vasıl olamaz. Duanın kabulü için şunlar gereklidir. Bunu okumamın sebebini anlıyorsunuz. Ne halde ne durumda olduğumuz, halkımızın bu belaya giriftar olanlarımızın ve olmasa bile bu sıkıntıyı duyanlarımızın ne yapmaları gerektiği hususunda ve dua ederken de kabulü için ne yapacağız?
Birkaç şart ifade buyuruyor. Duanın kabulü için birtakım şartlar daha vardır ki dua eden kimse duanın bidayet ve nihayetiyle bidayet başlangıç ve sonu ile vasatında orta kısmında dahi salatü selamıı tekrar etmeli. Duadan önce tasadduk, fakir ve yoksula ikram etmeli veyahut zikir, fikir ve namaz gibi bir hayırlı işte bulunmalı, Allah'ımızı anmalı, tefekkür etmeliyiz, yüce kudretini tefekkür ederiz. Halik sıfatını tefekkür ederiz. Nimetini, ihsanını, ikramını, hayatımızın nasıl geçtiğini, nasıl geçirmemiz icap ettiğini, bunları düşünürüz. Sonra Cenabı Hak'ta hamdü sena etmeli.
Diyoruz ya, elhamdülillahi rabbil alemin diye hamd ile salve leyle ya Rahman ya rahim diye diye Hulusi kalp tamamen samimiyetle nezafeti taharet, taharetimizin düzgünlüğü ve istikbali kıble, kıbleye yönelerek Cenabı Hak'ta hamdü sena etmeli, izhar-i meskenet, tezellül, yani bir yokluk içerisinde Cenabı Hak'ka karşı hiçbir şey olmadığımızı ifade ederek, tazarru yalvararak, enbiya ve evliyaya tevessül, enbiya ve evliyanın, nebilerin ve velilerin Cenabıhakk'a olan ibadetleri, taatleri, Halıkımıza yakınlıkları, muhabbetleri, bunları düşünerek, yani bunları vesile kılarak, günahkar ve mücrim olduğunu itiraf ederek kişi ben hatalıyım ya Rabbi diyerek ve ikrar ile tövbe ve istiğfar edip canı gönülden Rabbimize yapmış olduğumuz hatadan dolayı ama candan nedametle içimizden bir pişmanlık duyarak neden yaptın bunu yüce Rabbimize karşı diye yanarak, yakılarak, sonra haramdan kaçınarak yapılmalıdır.