Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Doğruların halindeki güzelliğin işareti. Sıdk ehlinin, sıdk ehlinin halinde olan güzellik, yaşantısında olan güzellik, Allah'ımızın azamet-i kibriyası, ululuğu onda bambaşka bir tecelli eder. Allah'ımızın azametinden dolayı öyle bir hale gelir ki kendisini Esad Erbili Hazretlerinin buyurduğu gibi zerre bile olmayan Esad demeye başlar. Bu koskoca alem içerisinde zerreyi bile ifade etmeyen hiç mesafesinde Esad diyecek bir hale gelir. Kişinin kendisini büyük görmesi Rabbi Zülcelal'imizi tanımamaktan ileri gelir. Öyle bir hal öyle bir durumda olurlar ki ilahi heybet onu başkalarının gözünde de farklı gösterir. Battığı zaman gönüllerde Allah'ın nuru belirir. Konuştuğu zaman dilinden hikmet dökülür ve o söz gönüllere tesir eder. İnsan istikamet bulur.
Gümüşhanevi Hazretleri doğruluğu anlatırken bir kere sadıkların evradı zikri şudur der, essau oruç. Şu anda biz Muharrem ayının içerisindeyiz. Başkalarına benzememek için Muharrem ayının dokuz on veya on ile on birinci günü oruç tutarız. Dokuz, on, on veya on bir. Zaten sabah namazından sonra üç kere Duasını yaparız. Pazartesi ve perşembe günleri oruç tutarlar, Arabi ayların on üç on dört on beşinci günleri oruç tutarlar. Bir kere bunlar sadıkların devradıdır. Günlerini oruçla getirirler. Adana'da Sami Ramazanoğlu üstadımızın hulepasından Hasan Efendi Rahmetullah Aleyh'e bundan sonra oruç tutalım buyurur, yıl orucu tutar. Ramazan-ı Şerif'te Bir Gün Bayramı'nda, Kurban Bayramı'nda dört gün iftar eder. Onun dışında bütün oruçlu geçirir. Rasullah namazdır. Evrad ve ezkarımızı okumamızdan gaye zaten budur.
Bütün ezkar Allah'ımıza hamdtir, tespihtir, tekbirdir, tehlildir, namaz, oruç, hac, zekat, tebliğ, davet, sevgi, buz her şey namazın içerisinde mevcuttur. Kalbi Rabbi Zülcelal'imize aşık olan insanlar ancak rahatlığı namazda bulurlar. Yorgunluklarını namazda atarlar, namazda bambaşka bir zehir, ilahi bir neşe içerisinde olurlar. Biliyorsunuz dünya ehli dünyalığa kavuştuğu zaman onun keyfine diyecek yoktur. Ehlullah'ın da namaza durduğu zaman onun keyfine diyecek bir şey yoktur. Rabbimizle adeta bir dilleşme tazarru ve niyaz içerisindedir. Rabbimizi anar Kuran okur azalarını muhafaza eder, kötülüklerden korur hayvani duygulara düşmekten dolayı nefsini devamlı kınar, ben neden böyle yaptım beni. Mevlam bu dünyaya tertemiz olarak gönderdi, emanetini de tertemiz olarak almak istiyor. Nasıl kirlettim ben kendimi diye derin derin düşünür.
Bir yere emanet verilecek olsa veya bize bir emanet bırakılsa kıymetli bir eşya aman ha deriz bunu sahibine biz bu arabayı aldık, hiçbir tarafına sıkıntı getirmeden bilelim. Bu bir kuldu. Mevlamız Celle Celalühu bizi bu dünyaya hilafet sırrıyla göndermiştir. Esmai İlahiyi eşyanın isimlerini öğretmek için göndermiştir. Bununla mücehhez kılmıştır. Emanetleri insanoğluna tahmin buyurmuştur. Böyle güzelliklerle donatılan insan kendisini nasıl kirletir? İlkerler kendisi iyilikle emreder, kötülüklerden de kaçınır. Bunların esası şu dört hususa dayanır.