Görüşmemiz seyir hakkında olacak zaten radyomuzun ismi de seyirdir Cenabı hak bazen lütfu keremi ihsanı ile kalbe lütfeder, ihsan ederse gönülden gelen bir sesle isimleri konuyor. Seyir. Seyir kelime anlamı yolculuk demek. Zaten insan yolcu değil mi? Ta ruhlar aleminden, ruhlar aleminden ana karnına düşüyor. Ana karnında durmuyor. Dokuz ay, on günlük bir müddet. Ondan sonra dünyaya doğru yürüyor. Dünyada da kalmıyor. Zaten anasının iki yıl bahar, bağrında, sonra yürümeye başlıyor, gelişiyor, okul çağları vesaire askerlik dönemi, evlenmeleri, işi, gücü daha sonra yine seyrediyor. Nasıl seyrediyor? İrtihal ettiği zaman, ahirete düştüğü zaman tabuta konuyor. Yine seyir içerisinde kabre kadar gidiyor. Daha sonra ahirete yolcu oluyor. İnsan devamlı seyir içerisinde. Hocam afakta seyir nasıl oluyor? Yani kendi dışımızda seyir nasıl gerçekleşiyor?
Onun birisini söylemiş olduk kendi dışımızda ta ruhlar aleminden ana karın, ana karnında dünya dünyadan ahirete doğru üç tane merhale var burada yürüyüş. Bir de insanın kendi vücudunu ele alacak olursak çocuğun Necm suresinde geçer Siz ananızın karnında hiçbir şey değildiniz ama Cenabı Hak sizi öyle bir seyrettirdi ki öyle bir yürüttü ki Müminun suresinde de geçer. Siz bir alaka, uyuşmuş bir kan daha sonra bir et parçası daha sonra yine yürüyor bir parça et ondan sonra kemik buna biz iskelet diyelim daha sonra o iskelet etlerle örülüyor daha sonra seyredeye de insanın ana karnında ilk teşekkül eden azası kaşlarıdır Onun için biraz önce biz esans kullandık ya. Evet hocam. Bu kullandığımız esansta edep olarak büyüklerimiz ilk evvela sol elin ayasına sürerler sağ şahadet parmağı ile.
Daha sonra oradan alırlar sağ kaş sol kaş sağ bıyık bıyığın işte sol tarafı sonra yüzlerine sürerler Bunu sürüşteki bu şekildeki takip ana karnında ilk teşekkül eden azanın kaş olmasından dolayı böyle yaparlar. Daha sonra ne yapıyor? Çocuk tabii azalarını teşekkür insan vücudunda böyle bir gelişme var. Mesela Rum suresinde geçer, çocuktunuz, siz zayıftınız, güçsüzdünüz ve güç ve kuvvet buldunuz, güç ve kuvvet buldunuz. Daha sonra ne oldu? Büyüdünüz, geliştiniz, yaşlandınız, yaşlılıktan sonra yine bak seyir başlıyor çocuk gibi oluyor artık yaşlanan bir kimse, daha sonra kemikleri erimeye başlıyor, vücut bitiyor ve ahirete doğru yürüyor. Şimdi kainatta deyince siz İnfüstte hocam afakta seyir. Seyir deyince bakıyoruz su, su olduğu yerde durmuyor ki kaynağından çıktığı zaman Kızılırmak'a anlatırlar. Onun çıkışını bir görseniz diyorlar.
Böyle çok az bir su, daha sonra diğer sularla bir araya geliyor. Denize doğru seyrediyor, bakıyor. Havaya bakıyoruz, hava da öyle. İlkbaharda, ilkbahardan yaza doğru seyretti. Bak yürüyor. Yazdan güzel doğru yürüyor. Sonbahar. O yemyeşil ağaçlar bakıyorsunuz artık yapraklarını sararıp dökmeye başlıyor, seyrediyor. Daha sonra ne oluyor? Kış geliyor, neredeyse tabiat, o yeşillikler neler tamamen sönüyor. Bölgelere göre değişir. Her tarafı kış kar alıyor. Mesela meyve bir çiçek açıyor. Her şey seyirde. Afaflı seyir dediğimiz bu. Mesela ilk evvela badem ağaçları çiçek açar. Recep Efendi, Recep kardeşimiz bey tabirini pek kullanmam. Efendi tabirini kullanmak isterim. Çünkü mümtaz şahsiyetler değer verdiği kimselere efendi tabirini kullandıkları için. Recep Efendi şimdi badem ağacı bakıyorsun, bakıyorsun çiçek açıyor. Çiçek açtıktan sonra ortasında küçücük, küçücük o meyve hasıl oluyor.
Daha sonra ne yapıyor? Büyümüyor, gelişiyor. Bir turfanda hali, ilk hali. Ondan sonra tatlılaşıyor. İşte bunun gibi. Bunun gibi. İnsanın evvela iskeleti diyoruz ya ana karnında çekirdek milane geliyor. O çekirdek çok yumuşak bir şekilde daha sonra da sertleşiyor. Bir çocuğun gelişimiyle meyvenin gelişimine bakarsanız aynı özelliği göreceksiniz. Ondan sonra da ne oluyor? Bir kayısı ağacından misal verelim, çekirdek büyüyor, gelişiyor, meyve oluyor, olgunlaşıyor, sonra da düşüyor. İnsan da öyle değil mi? Gelişiyor, büyüyor, ondan sonra yaşlanıyor, kabre düşüyor. İlla bununla ifade edemeyiz Ali efendimizin de bir sözü var radiyallahu anh ölüm ansızın gelir, kabir amel sandığıdır amel sandığıdır. İşte halimize sabretmemiz icap etti. Ondan sonra da insana ölüm hasta olacak, beli bükülecek, dişi dökülecek, saçları ağaracak, ondan sonra ölecek değil ancak eceline.
Bakıyorsunuz çocuk doğar doğmaz ahirete göçüyor. Üç yaşında, beş yaşında, on yaşında, kırk yaşında, altmış yaşında, seksen yaşında gidiyor tabii. Hocam seyirden yani seyirden yürümek yolculuk anlamını çıkarttım ben. Bir yerden bir yere gidiyoruz. Rabbimiz bize gerek kainattaki işte ağaçtan, çiçekten, böcekten ta bizim yaratılışımıza, ana karnına, düşüşümüze kadar her şeyde bir yolculuk halinde olduğumuzu dünyanın da bu yolculukta çünkü yürüyen insan devamlı değişir ve gelişir, gelişmemizi bize öğütlüyor. Yani buradan bu yolculuktan bizim anlamamız gereken hep yenileyin kendinizi, hep geliştirin çünkü her şey bir gelişme, bir yürüme halinde ve sakın dünyanın aldatıcılığına inanmayın çünkü geçip gideceksiniz.
Burası bir yol, dünya sizin için bir yol anlamı mı çıkıyor acaba hocam Hz Ömer Radıyallahu Anh buyuruyor ki kişinin akli seviyesini sorusundan anlarım sizi tebrik ediyorum bu şekilde ifade ettiğiniz için su böyle seyrediyor, hava bu şekilde seyrediyor, ateş dediğimiz zaman güneşe bakıyorsunuz sabah etraf aydınlanmaya başlıyor. Daha sonra güneş çıkıyor, o güneşin de çıkış şekline göre, seyrine göre artık seyir dediğimiz için seyrine göre de vakit tanzim ediliyor. Tam tepeye geldiği zaman sağ kaşa doğru da artık eğilim gösterdiği zaman öyle diyoruz. Gölge iki misli çoğaldığı zaman biz ikindi diyoruz. Ondan sonra ortalık kararıyor, daha da o zulmet çoğalıyor, yatsoluyor, gece oluyor. Bu şekilde. Bakıyorsunuz toprakta da böyle bir gelişim var, böyle bir seyir var. Toprak ilk anı gibi değil ki.
Mesela biz bir tohumu attığımız zaman o tohum yukarıya doğru gelişiyor, daha sonra ağaç oluyor, meyve oluyor Her şeyde bir seyir var. Sizin demek istediğiniz çok güzel ifade ettiniz. O da iki günü denk olan zarardadır buyuruyor Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Kuran-ı Azimüşşan'da misaller çok geçer. Allah'ımız bize misallerle hakikati anlatır. İşte bir ağacın bir diyelim tohum halindeyken değişik evrelerden geçmek suretiyle meyve vermesi bize şunu gösteriyor. Siz bir kere enfüste de herhalde onu söylediniz. Evet hocam, enfüste seyir nasıl oluyor onu da merak ediyoruz. Açıklarsanız Allah muhafaza. Evet onu diyecektiniz. Enfüste ise bakıyoruz insanın beyninde bile bir seyir var. Beyin nedir? Beyindeki sihir nedir? Beyindeki sihir yanlış itikat inanç ve görüşler var. Mesela insanlar öyle olmuş ki dinler tarihine baktığımız zaman bir Akrebe dahi Recep Efendi tapmışlar. Akrep akrep.
Mesela büyük gördüğü bir insanı gözünde gözünde yüceltmek suretiyle ona dahi tapmaya başlamış. Yedikleri mi? Bakıyorsunuz bir taşa, bir ağacı. Yedikleri helvaları put yapıp tatmış tapmışlar hocam değil mi? Evet. Bunu üstazı alimiz Rahmetullahi aleyh gaddesallahu anh sırra bize mideden misafirler gelmişti. Görüştü. Biraz ağır mevzulardı görüştü. Bunları biraz daha anlatabilmek için kolay hazmedilsin diye bir misal verdiler aynen sizin dediğiniz şekilde. Hz. Talha radiyallahu anh Efendimize vahiy geldiği zaman kış gününde de olsa mübarek alınlarından terler geliyor. Bir devenin üzerinde olsa deve vahyin ağırlığından dolayı çöküyor Recep Efendi. Böyle çok dertli, elemli, hüzünlü anlar oluyor. Bir latife eden yok mu buyurmuş. Hazreti Talha, ya Resulallah biz cahiliye döneminde işte yoğurttan, sütten, yağdan böyle putlar yapardık. Sonra karnımız acıkırdı.
Ene yiyelim, ne yiyelim derken o yaptığımız putun kolunu koparırdık. Onu bir yerdik. İnsan da yemeye başladı mı iyice karnının doymasını ister. Onların ikinci kolunu, ondan bacağını, oradan öteki bacağını yerdik deyince aleyhissalatu vesselam efendimizin gülmekten dolayı tabii tebessümdür onların gülmeleri. Azı dişleri görününceye kadar tebessüm buyurmuşlar. Ya Talha ne güzel bir misal verdin, hem bizi rahatlattın, gönlümüze neşe verdin, hem de bir hakikati duyurdun diye. Şimdi insanlar bu şekilde tapış durumları var ama biz beynimizi İbrahim Aleyhisselam'da olduğu gibi aslında İbrahim Aleyhisselam peygamberlerde böyle bir hal olmaz. İşte yıldızı görecek, bu benim Rabbim diyecek. En'am suresinde geçer. Ondan sonra Ay'ı görecek ona diyecek. Güneşi görecek ona diyecek. Ehli tahkike göre bu bize derstir ve öğüttür. Demek istiyor ki beyninizi çok iyi çalıştırın.
Doğup batanlar sizin Rabbiniz olamaz. Şimdi beyin seyre geçecek, yürüyecek beyin. Yanlış duygu itikat ve görüşlerden Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve Ashab-ı Güzi'nin görüşüne uygun ulema-i kiramın fikirlerine münasip bir düşünceye sahip olacak. Daha sonra ne olacak? İnançları sağlam olacak, sağlam olacak ve bu inanç da öyle bir hale gelecek ki seyretmek suretiyle yakin hale gelecek. Kesin bir inanç. O kesin bir inanç hasıl olunca ne olur? İbrahim Aleyhisselam diyor ki ben yönümü tamamen Rabbime çevirdim. Çünkü görüyor. Ayında güneşin de yıldızın da hep battığını hakikatleri görüyor. Aslında o yıldız konuşuyor, olay konuşuyor, o güneş konuşuyor diyor ki beni yaratan bir haliküllemyezel var. Konuştun nereden söylüyorsun? Hani yazmıyor Kuran-ı Kerim'de yazıyor. En baştaki Ayet-i Celilede Cenabı hak semavat ve arzın sırlarını gösteriyor. Ne demek o sırlarını göstermezi?
Benim yaratılış amacım diyor sizin Rabbimize kulluk görevinizi sizi halife olarak yaratmıştır yeryüzünde Cenabı hakk'ın emirlerinin gerçekleşmesi için bunu icra etmeniz için biz size hizmetteyiz diye söylüyor zaten. Yakin haline geliyor Bu yakin haliyle diyor ki ben yüzümü tamamen Cenabıhakk'a çevirdim. Tevhid esasına uymak suretiyle her şeyi yaratan Mevla olduğuna ve her şeyin Halık'ı olduğu gibi onları tedbir eden, tedbir eden, ayarlayan Rabbimiz olduğunu, onun emrinin her yerde geçerli olduğunu bilerek ona yöneldim. Ben müşriklerden değilim diyor. İnsanın beyninde enfüste seyir deyince beyninde böyle bir gelişme var. Mesela öyle bir gelişme ki Hazreti Sıddık'ın imanı radiyallahu anh terazinin bir kefesine konsa, ta kıyamet gününe kadar gelecek insanların, gelecek insanların imanı da bir tarafa konsa Sıddık'ın imanı ağır gelir Radıyallahu Anh. Neden?
Artık o itikatta inançta seyretmiş, tahkike ulaşmış hakikate ermiş. Sonra bakıyorsunuz insan ibadet ve saatte de öyle. Mesela bedenen yerine getiriyoruz biz. Bedenen yerine getirirken hangisini ibadetini misal olarak verelim? Namaz olabilir mi hocam? Namaz, mesela namaza duruyoruz. Durduğumuzda ayaktayız, rükudayız, secdedeyiz ama bunun yanında secde buyruluyor insanın Allah'a en yakın olduğu zamandır, kulun Allah'a en yakın olduğu bir andır. O yakınlığı nasıl temin edeceğiz? Biz enfüsteki iç alemindeki sihirle yapacağız. Kurbiyet halidir o. Cenabı Hakk'a yakınlıktır hiç şüphesiz. Sonra ahlakta, ahlakta sihir, ahlakta nasıl bir sihir derseniz ahlaktaki sihir de, ahlaktaki sihir de kötü ahlaktan güzel ahlaka geçmektir. Hocam benim aklıma bunları dinlerken şu geldi.
Hazreti İbrahim Aleyhisselam Efendimiz ilk önce afakta seyre başlamış yıldızları izleyerek, güneşi izleyerek ve aralarında Rabbimizi bulmaya çalışarak. Sonra afaktaki seyri tamamlanınca enfüste seyre başlamış. Buradan bize şu ders mi çıkıyor acaba? Kendi içimizi bulmak için de kainatı kullanabiliriz, Rabbimizin diğer yaratık yarattıklarını izleyerek, ibret alarak da Rabbimizi zikredip enfüsteki seyre geçebiliriz. Bir merhale midir, bir aşama mıdır acaba afakta seyre başlayıp enfüste seyre devam edebilmek için? Bu arz ettiğiniz husus Bilal-i Habeşi'nin radiyallahu anh Efendimize ezan okumak için geldiğinde sabah, bakıyor ki gözyaşları içerisinde, Ya Resulallah nedir bu gözünüzden akan yaşlar? Ya Bilal, bugün öyle bir ayeti celile indi ki buyuruyor Esselamle, Aynen sorunuza cevap bu Ayet-i Celileyi Cemiledir. Al-i İman'da son ayetler diyebiliriz.
Semavat ve arz, semavat ve arz bunların yaratılışı, semanın yaratılışı, arzın yaratılışı, işte galaksiler, onlardaki yıldız kümeleri milyarlarca mat tarifi mümkün değil. Bunlar daha sonra gecenin ve gündüzün birbirini takip etmesi, bundan ancak kainata bakmak suretiyle afaka ibret almamız ve bunun yanında da Allah'ımıza olan kulluk görevimizi, bizim insanın üç halin dışında da bir durum olmaz. Ya ayaktadır, ya oturur, ya yatar. Hep bu hallerde ibadet ve taat içerisinde olmamız, sonra da enfüste seyre geçer. Semavat ve arzdaki sırları tefekkür etmezler mi? Çünkü tefekkür insanın zahirinde değildir, beynindedir, kalbindedir, gönlündedir. Yani ibret almaz mısınız buyuruyor. Bunlardan ders çıkarmaz mısınız? Siz düşünüp de Cenabı Hakk'a aşkınızı, muhabbetinizi, sevginizi artırmaz mısınız diye buyuruluyor. Evet hocam. Allah razı olsun.
Velhamdülillahi Rabbil alemin efendimizin ruh tayyibelerine ehline ashabına peygamberan nizam ve piranan nizam bütün geçmişlerimizin ruhları için El Fatiha.