Hepimiz bitmez ve tükenmez. Toplantılarda, birbirilerimize bakıyorduk. Her görüşmemizin sonunda bir mesaj çekerdi. Aşkını ve muhabbetini mutlak ifade verdi söylendi. Fakat şunu hissediyordum, Osman Efendi bizim yanımıza gelirken dolu geliyordu. Çok meseleler konuşmak istiyordu. Sevgi ve muhabbeti ona engel oluyordu. Sevgisinden, o konuşacakların hepsini unutuyordu. Biz Anadolu yakasında, Seyhanî Derneği'nde üstadımızın programında bulunduk. Osman Efendi'nin iftiharini duydum. Hep onunla konuşuyorum. Ölümle konuşuyorum. Bir ara Mahmut Akay kardeşimiz, Veysel hocamız buyursunlar dedi. Ben de hiç hesap etmedim. Meğer Veysel kafalı kardeşimiz dua edecekmiş. Acaba kim diyorum böyle Veysel hocamız deyince. Geldi hemen oturttum. Duada belki ihtiyaç duyar diye Kuran-ı Kerim'den hatim duasını açtım. Fakat çok dehşetli bir dua etti. Öyle bir dua etti ki böyle kaynıyor sanki içinde.
Dualarında ara ara Osman kardeşimizi yad ediyor. Osman kardeşimizi rahmetle anlıyor. O da duymuş. Sonra Mehmet Birkan'da kardeşimiz. Hem Sami Ramazanoğlu, Kaddafi Allah'u Sırrı hazretlerinden hem de üstadımızdan iki kaynaktan beslenen sevgili kardeşimizle yola çıktık. Cenazeyi yetişeceğiz. Duhan suresinde Cenabı Hak, sema onlar üzerine ağlamadı diyor. Sema onlar üzerine ağlamadı diyor. Bir gün biz yaz günüydü, evin balkonunda oturuyoruz. Bizim çok yakınımız, madden de yakınımız, madem daha çok yakınımız, Behice Hanım diye bir anamız irtihal etti. Üstadımız onun için Allah debisidirdi. Öyle bir anneydi o. Bir halı dokunmuş, üstadımıza, efendim bunu Sami Efendimiz Hazretlerine gönderir misiniz? Gönderiyor. Bir hafta sonra iftihar ediyor ana. İtihali haber veriliyor. Sami Menderes Hazretleri seccadeyi koltuğuna alıyor. Aile fertlerine, bir hicice hanımın ruhuna okuyalım buyuruyor.
Zamanın kutlu-u Azamım okuyor. O rüya cihet etlerine bilmem kadar geçecek olsak, vaktin yetişmesi mümkün değil. Evin önünde oturuyoruz, seslerde duyurdu ağız sesleri. Yağmur da hafif böyle yağmaya başladı. Üstadımız buyurdular ki, eğer yağmur yağmasaydı bunun velayetinden şüphe edecektin. Biz Konya'ya giriyoruz, Konya'da sadece evi, ailesi, çoluğu, çocuğu, etrafı mahzun değil, Konya'nın sanki üzerine kan ve keder çökmüş gibi birer var. Var. Konya da ağlıyor, sema da ağlıyor. Ara ara yağmurda dökülüyor. Cenazesine iştirak ettik Selimiye Camii'nde namaz kıldık. Masiyetini bildiğim yok. Bize cenazeyi hıldırmamızı söylediler. Bizim Hacabullah amcamız Rahmetullahi böyle telkin verirken, dermiş ki kimin hayırla iyi bir şekilde iltiha ettiğini bilirim. Gönlüme huzur gelir diye. En çok ağlayacak biziz. İnsanlardan çekiniyorum şimdi sevindi derler diye.
Bir tebessüm, bir zevk, bir neşeyi içimi aldı. Sanki Hazreti Osman'ın radiyallahu anh, sancağının altında gölgeleniyor gibi, cennette dostlarıyla buluşmuş gibi bir sevinç arzu oluyor. Dedem Şeyh Mustafa Kulusi rahmetullah Ali hazretleri ahirete götürünce üstadımız çok geniş. Gelenleri teselli ediyor, diyor ki, babam Beytullah'a gitse, siz Mustafa Efendi Beytullah'a gitti diye, ağlar mısınız sevinir misiniz? Babam cennete gitti. Babam Cemalullah'ı buldu. Asıl kendimize üzülelimdir. Aynen onun gibi. Biz kendi derdimize düşmeye başladık. Yalnız oradaki durumun bütün çocuğun çoluğu hadisesi. Allah'ım diyorum hiçbir ızdırap verme onlara. Mızdarip etme Allah'ım diyorum böyle. Neşevert, huzur ver, gönüllerine sabır sularını sat Ya Rabbi diyorum. Bütün imtihan edenlerimiz için rahmet diliyorum. Sadece Osman Doğan kardeşimiz deyin, bütün ahbabımıza sonsuz sevgimiz var, muhabbetimiz var.