Şeriat Ve Tarikat: Manevi Yolculuk Ve İbadet… | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Şeriat Ve Tarikat: Manevi Yolculuk Ve İbadet Dengesi
Şeriat Ve Tarikat: Manevi Yolculuk Ve İbadet Dengesi kaydında Ya şeriatta ya tarikatta küçük bir gevşeklik olursa trenli devirirsen mahvolursun. Müftahilkulüb kitabında manzuru fıkıiranem olmuştu Şu bir barınak şeriattan bir kimse ayrılırsa tarikattan mağrip meşrih kadar ayrılır. Her husus-u saatimizi hocalara borçlayıp ben hocaları çok severim. Müşkilimi hallettireyim şimdi hala. Bir şey bilmedin…
Ya şeriatta ya tarikatta küçük bir gevşeklik olursa trenli devirirsen mahvolursun. Müftahilkulüb kitabında manzuru fıkıiranem olmuştu Şu bir barınak şeriattan bir kimse ayrılırsa tarikattan mağrip meşrih kadar ayrılır. Her husus-u saatimizi hocalara borçlayıp ben hocaları çok severim. Müşkilimi hallettireyim şimdi hala. Bir şey bilmedin mi hocam? Şu şöyle. Şöyle yapıyoruz nasıl yaptığınız gibi efendim. Şşt, en kalemim şüphelendi de hocamıza danışayım, böyle çalışıyoruz, hepimiz böyle çalışalım. Şeriattan bir noktaya halel gelirse, Mustafa Efendi demiş, babam Mustafa Efendi, On beş yaşında intisatlı hem Kadri hem Nakhi halifesi Hacı Esselam Efendimizin de Efendimizin de. Ondan sonra bize de yardımcı vermişti yirmi yaşımızdı. Yaklağına ders verildi. Bu ne kadar Kusurumuz yüzünden de o başımdan demeri de yani Şenolak yine onlarla meşgul olur ya Rabbi.
Mustafa Efendi şu icazetnameyi veriyorum size ya, şeriattan bir noktaya halel getirecek olursan tarikatımdan mer tutsun. Tarikat bu kadar ciddi şeriat üzerinde. Çünkü şu Elif apartmanını yapmanın için, üst üstüne kaymanın için zemindeki ne kadar sağlam temele oturursa onun için böyle yapılıyor. Şeriat piymiş! Ben size daha Hocalı'nın eli olduğunu için anladım. Tarikatla hakikat şeriatın hizmatçısı. Onun için yolumuz diyor demir yolu gibi. Bir gecesindeki ray demiri, şeriat bir gecesindeki tarikat. Vakunda üstünde, girebilin mi? Ölsen gidemem, ikisini de yapsan gidemem. İlle ümünde bir erkek direyen ister, bir makine ister ona kancanı takacaksın. Onun halkası çok. İsterse ona takana takacaksın, isterse ona takana takacaksın. Far da yok, o yola girip de takmayanların treni emareden, levvam eden mümin istasyonundan öteye gitmeye imkan yok.
Niçeler gittiler mürşit arayı arayanlar buldu derde davayı. Yüz bin okursan aktan kareyi, bir kamil mürşide varmayınca olmaz. Böyle efendim şey kalıplarından, şehir kalıplarından döküyorlar. Benim okuduğum Ayet-i Celileyi, kazılar, müftüler, cümle geldiler. Kitaplarını hep bir araya yığdılar diyeyim ben, koydular diyor ya, yığdılar. Sen bu ilmi kimden aldın dediler. Bir kamil mürşide varmayın çıkmaz. Ya rabbi kendimi zapt edemiyorsun bak ondan ona gidiyor ondan. Necibe bak, kusura bakmayın, Allah aşkına kusura bakmayın. Kusurumu aferin, Allame-i Teftazani vardı. Derler ki hocalara sanki Allamei Teftazani mi oldun birader derler. Bir de onun dedi Efendimiz talebesi vardı Seyyidi Efsanani derlerdi ona. İçmeden anlattı bizi böyle topladı. Okudum okudum ilmi, ahlakı zemimemden birinden vazgeçemiyorum. Ne yapayım bu istasyonları geçmenin için?
Efendim işte trene binerseniz, erkek nereye kadar giderse Halep'e kadar, Medine'ye kadar siz arkadan kütür kütür kütür kütür kütür. İlki demir yolu açılır. Yolumu aç Ya Rabbi! Diyor. Her şeyi Allah'ı zikrediyor. Salak Allah Allah'ı zikretmedik hiçbir mahluk yok! Evet! Bak dedim Aişe, bahçeye geldik, ben de yaşayanlara gitmem de o kuşlar hani çıkışma gider. Her birinin ayrı dilden zikri geliyor hiç kızım. Bana Ali Ramazan'ın keşfi, azıcık da oku diyor. Hacı Baba şu cut cut diyor ya diyor, o cud-u saha sahibi olun diyor diyor. Çok kalk kalk değildi, kalk değil diyor, hak hak diyor baba. O çocuk bana gösteriyor. Ben çocuğu da kendime mürşit tayin ederim, kim ne diyorsa onu. Ne mi lazımdı şu dünyadan mahrum yediğim da burnumu o biliyor da ben bilmiyorum diyeyim. Onun için Firavun İstasyonu Emmare Levvameyi geçmiş, Mülhimeyi geçmiş, mutmainneyi geçmiş, Raziye'yi geçmiş, Meziye'yi geçmiş.
Şeriat Ve Tarikat: Manevi Yolculuk Ve İbadet Dengesi ne anlatıyor?
Şeriat Ve Tarikat: Manevi Yolculuk Ve İbadet Dengesi kaydında Ya şeriatta ya tarikatta küçük bir gevşeklik olursa trenli devirirsen mahvolursun. Müftahilkulüb kitabında manzuru fıkıiranem olmuştu Şu bir barınak şeriattan bir kimse ayrılırsa tarikattan mağrip meşrih kadar ayrılır. Her husus-u saatimizi hocalara borçlayıp ben hocaları çok severim. Müşkilimi hallettireyim şimdi hala. Bir şey bilmedin…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 14 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Safiye'ye doğru tren geliyor, sen de geliyor. Ama tarikata girmedik bir alim, yetmiş yaşında varsa ahlakını değişebiliyor mu? Ara inan! Yani ulemaya hakaretından değil. Hazratı Musa'ya Hızra var dedi. Bir kamil mürşide varmayınca olmaz. Sen zahiri elimi biliyorsun, Hızır, batıni elimi biliyor. Oralara hiç gidemem, hepsinde kusura kalmayın. Yani deneyeyim, deneyeyim, yerime geleyim. Beni bağışlayın Allah aşkına, şaşkına döndürdünüz, gelmişsiniz kimin ısmamış istiyor, kiminiz enteralik istiyor, kiminiz efendim başörtüsü istiyor, ben şaştım onu vereyim ama ötekine yetişen ağlar, sözüm onun için dağıldı gitti. Efendim sen Allamei Teftazani ile Seyyidi Efsaneyi anlat. Efendimiz anlattı size, oğlum bir mürşide ihtiyacı hissettim demiş Allamei Teftazani.
Şeyh yedi efsane efendim ben de okuduğum kitaplardan bir Mürşid-i Kamil olmazsa o mülime Dağları, mutmainne yazıları, Raziye merziye makamları bulunmaz diyor. Çobanla olmaz bunlar. Bir Mürşid-i Kamil el tutmak lazım. Allah ayırmasın ya Rabbi. Vardık diyor, dağdan bir çoban iniyor, dikenlerine ellerine bakmıyor. Reşat aynalı Hayat kitabında fakir de aynı şeyleri gördüm de hani oralara gitmiyor. Müstazımızın diğeri neyse onu kabul edelim. Hiç başka kendi mutalamiler ye yürüdük de rezil olmam. Nem mi lazım? Nereye giden husus efendiler! Efendim bir Mürşid-i Kamil aramaya ediyoruz. Dur bakayım size bir Mürşid-i Kamil, seçebilmiş, rengi kapkara, aziz Ata oğlum, aziz Ata, ellerin sığırlarını güler böyle bir mürşidi kamil kut bacağı. O ellerinin emekleriyle üstadımız seksen yaşına gelinceye kadar elin katipliklerini eğ ederek gelir hırsını.
Onunla aldığı evlerin neyin gelen geliriyle kimseye muhtaç. Yani elhamdülillah şöyle ellerinin emekleriyle yedi içti. Bizim gibi deşir içinde yani Allah onu fazla laf etmişti. Adana'da bazılarının Şeyhoğlu Camii'nde, kardeşi Ferit Bey vardı Efendimiz'in, Çolak'ın ayakları. Ha ağabeyin faziletinden haber bile ne var dedim. Çok derim de ben size bitecini teberrüken bir yerim. Çünkü sırr-ı ifşağı olur, keyifleri de başka yerlere söyletmeyin Allah rızası için. Kardeşlarımız etmez. Babam müşebaha efendi, her birimize bir koç aldı, kurban keseceğiz, ne alaka ne ettik hazırladık şeriata göre. Abim benden iki yaş, üç yaş mı büyüktük? On yedi, on sekiz yaşlarında, ben de on beş yaşlarında. Neden böyle yaşlarımız da böyleydi. Herkes borcunu kesilirse daha çok büyük sevaba nail olur. Günahımın yüzünden kendimi kesmek lazım ya insan kendini intihar ederse büyük günahkar olduğundan.
Bu malı kendi nefsimin yerine feda ediyorum, senin rızan için Ya Rabbi diyerek kesmek daha faziletli yavrum deyip bize haber verdi. Hep lüllükler kazdık diyor, hep dineliyorduk diyor, koçları getirecektik, abimin koçu kuyruğunu sallayı sallayı geldi diyor. Şöyle yattı İsa boynuna, yatırmıştı. Daha o zaman tarikat da nelere de değilmişmiş. Lakin anasının bathındayken anasının yediği taamda bir şüphe olursa, istifra eriyene kadar karnı sızlarmış, böyle gelmesin bana şüpheli taamın rızkı diye. Üstadımızın bu annesi diyor bunu da istifra ederim, kusarım, su içerim yeniden istifra ederim midemi arıtırdım öyle karnım dururdu diyor. Biz bu üstazın yavrusu yavrum! Duymadınız mı ya? Daha Urfa'ya vardık, daha Lutfe Efendi, Konya'da konuşmuşsun daha çok inşallah bir geleyim, daha büyük bir geniş yer bulun. Orada Efendimizden size bahsedeyim, hayırla olacak!
Hayır böyle, gördüğünüz gibi bir sima değil o ki! Gördüğünüz gibi bir sima değil! Değil, kırk beş senedir görürüm, her birinde ayrı görürüm. Kimse ben bilmiyorum. Allah'ım himmetinden ayrı kayarım! Erbil kabri Püh nur olsun Erbil Bey vardı burada. Ben, kardeşimidı. Geldik de bir menakıb almıştık. Abi diyor, abi diyor, hadi diyor, başta beni akıp konuşma, Efendimizle konuş diyor. Çok aşkı da o Efendimizle kabri tür ne olursun? Gördün mü, nasıl diyor? Hayır böyle kardeşlere. Allame-i teftazani, seyyidi Efsane o mürşide varınca, mürşid ayaktaymış zaten durun size bir mürşit bulayım demiş. Şöyle diyor: yaptılar. Erbaa, Erbaa'ya diyor, Şahtan kalbi kokulayıyor diyor. Allah Allah bu acizden başka sizi inşallah memur öremedim diye diyor. Kokusu gelmiyor başka. Biz Efendimizden geliyoruz, biz kenafalım. Elhamdülillah, gelin oraya gelsin, işte çaremiz yok mu?
Allah, Allah'a çocuklar bende mest ettiniz, bırakın yakamı gideyim zaman. Aziz kardeşlerim! Böyle yapıp da bu fakiri gösteriyor Rabbim deyince, sevgi ve efsane ellerine kapanmış samimi bir yerdi sabitmiş. Tarifeyi verirken rabıtayı da verince. Kuldan feyiz alma hususatında her hocanın kafasında bir tatlı akaid okuması var. Acaba nasıl olur buna rabıta edelim mi demiş. Seyyid efsane şüphelenmemiş, intisap etmiş. İkisine de ders vermiş ama çalının ardında teveccüh buyurduğunda Seyyid efsane girme vekilsin sin, ben yakında geliyorum anelle. Sen kutlu cihanı oldunuz siz demiş. Hocanız bir şey alamadı rabıtaya itiraz ettiğinden demiş, alamadı demiş. Nereye geldik diyor, Efendimiz diyor ki, nereye geldiler, Seyyidi Efsanını ağzından elim tarla ayır diyor. Kaynağı ayır yani gayri ihtiyarı ledünni ilim olmuş. Hoca dedi ki, niye benim okuttuğumdan bir şey söylemiyor.
Efendim beni o çoban vardı ya, o Mürşid-i Kamil okuttu, o çalının orada bir teveccüh buyurmasın mı, buramı kadar elim doldu. Efendi Hazretleri iki, üç senede kümüş hanelilerde kalmış. Lakin Hacı Esved efendimizi bulunca diyor, Alate Köprüsü üstüne dinliyordum diyor, orada babamı anla diyor, tramvaydan indiler, bir taksi hazırlanıyor diyor, ona bineceklermiş. Benim dengime gelince ben de ihtiyat subayirdim diyor Efendimiz, ihtiyat subayirdim. Karşı makam gelince Esselamü aleyküm Sami evladımız diyor. Size bile sırlar kaç yıl iddia. Böyle şeyi canınız ister ben biliyorum. Efendimiz diyor ki gayri ihtiyarı, ben başka maaş verdim, kafamdan bir kaynar su döküldü diyor tırnağımdan. Şimdi arkasına düştüm. Kim varsa şey yapıyor, ele geçmez böyle sohbet, şey edin bakalım. Böyle bir şey olabilir kardeşlerimiz ölünce dikerken ki açalım da bir dinleyelim de. Birbiriniz olur, üçer olsun.
O da üçer, İhlas okuyalım dediniz be erkek kardeşlerim. Eee efendim? Ya tümüne dağ damağıza benim Şahin'i veririm, bitirdim, bitirdim oldum şimdi meşgul etme Şahin. Biz savunur da ikiniz daha kolay inşallah. Ha bir de cini verin bakalım, hepsini kayırdığımdan değil boğazım açılsın. Yavrular, tez bitireyim inşallah kardeşler. Efendimiz Gümüşhaneli tekkesinde üç defa riyazat geçirdim diyor. Künde yirmi üç üzüm denesi yerdik bir günde diyor. Veyahut da kabiliyetilerde yirmi üç üzüm denesiyle kırk günü tamam etsin. Hacı Es'ad Efendimiz de riyazat çekmiş, ilk benim riyazat çekmesin, ben onların riyazatını çektim, belki tahammül edemezler kırk gün bir yere çekilip de. Es'ad gibi sevdaya uyup çukura düşmem, Allahu Kerim Samedun ne ala biley diyor! Hazreti Esadi Erbili Kuddse Sirrahul Hazreti İkisinden böyle ayrılmadı. O da diyor on sekiz gün dağda otlar yedi böyle.
On sekiz gün babamdan duyduğum Babam da ona Böyle böyle O da Efendimiz onu aman birbirine birleştirince de çakır, perdeler çak. Şair! Muhterem zat! İnan bana geçen haber göndermiş de, fazla hafız derler hatm ile teravih kıldıran bir muhterem hocamıza Hasan ne olur yani sohbetler de ansın, ben rahat ediyorum diyoruz. O da dolanın dolanın geldi şimdi orada anmış olduk. Allah şefaatine nail etsin. İnşallah Tahyaliye teşrif edersen Mustafa Vadisi Mahallesi'nde Kabe saadetlerini yaptırdım bu sene, ziyaret edersiniz. Hafs-i HABSİ Efendimiz'i bilirsiniz. Hep bana konuşturmayın, şunu siz biliyorsunuz bu işi. Bir Bayezid'i Basri abi bir murakabaya vardım, Asrın oturttuğu kime bilecek diye bir murakaba ettim. Yetmiş bin evliya vardı, içinden bir demirci, kendi rızkına çalışan bir demirciye verildi değilmiş. Bin miymiş, Uza! Onun için bitmiş demirci.
Uu diye ağlayaraktan körük çalıyor, çıraklar dövüyor, kendi sevgilisinden bir yandan ağlıyor. Esselamu aleyküm, aleyküm selam dostum diyor, bilmez. Ne ağlıyorsun böyle? Benim ağlım dinmez ki diyor. Benim derdim var diyor. Allah aşkına derdini söyle, daha sen kutup oldun ne demedim diyor. Kendini hiç havaya gel diyor. Asrın Kutbu, üç gündür bana bir hal oldu hocam dediler. Bütün ümmetim Muhammed'in yerine beni yak da onları yakma Ya rabbi diyorum. Bu duam kabul olur mu olmaz mı bilemediğimden ağlıyorum. Ne dersin sen? Allah Allah, Aybi Muhammedi üzere Allah yaratmış onu. Onun için Rasulullah'a, Sıddde'ye Azam efendimiz, beni şeye koy genme vücudu ve büyük Ya Rabbi, hiç Ümmet-i Muhammed bilmesin. Yalnız ben gireyim, bunun imanı nasıl bütün insanlardan ağır gelirse, Ebu Hıfz-ı Haddi hazretleri hazretleri diyor ki ben böyle diyorum, üç gündür size kutbul asırlık yedirdi.
Sen şimdi kutbul aktabsın. Yetmiş bin, yetmiş bin evliyanın içinde, secde de çocukların rızkı için, halalından rızık kazandığın için Allah size bahşetti bunu anladın mı? Dedi diyor. Anladım, değil mi? Resulullah'a da, ümmi olarak peygamberlik verdi, bu fakire de, ümmi olarak, Yunus'a oturup lukum verdi. Hani oğlum bir namaz sıralarımı okuyayım dedim diyor, okudu diyor. Elemten sonra da başladı noksan varsa diyeceğim ya diyor, noksan da olmuyor diyor. Okuyor diyor. Halat olursa söylüyorum diyor. Tamam olunca kalben bir müracaat Ben senin zahiri noksanın varsa dinledim, bir şey çıktıysa söyledim. Sen de beni manevi okut kurbanım olayım dedim diyor. Boynumu eğdim diyor. Vallahi iki dakika eğildi diyor kafasını. Bu sene de tahsil edemeyeceğim elimi geçti bana. Bildim ki, sırrı kutbiya başka bir manadır. Nekislete ilmila olur, nekislete amel ile olur. İlmila ameline kimse mağrur olmasın.
Kutbiye tali başka olur o. Anca alanları biliyor onun tadını. Ne gülsün dadını anın, eser göstermesin göster. Soğan göster, ver, şey göster, ne bilsin! Kalkmayan ne bilsin? Ne bilsin? Dıştan bir şey yapıyorlar, bunlar nurayiler zaldiler. Messeazlarım. Allah cümlemize bildirsin! Rızih! İmzasını bulursun! Bu da çok uzun geliyor, çay orada bekliyor çünkü. Bizim şehirler çaya çok meraklı, illa bir çay içseler de ne olursa olsun. Hiç çay canını istiyor musun, doğru söyleyin. Şu sohbet mi çok tatlı be? Üstazımız, Hüskıymetli, Hüsazımız sevgili, üstadımız, hemen kitabını kaybmün size söyledim. Allame-i Teftazani ile ikisi de gelince memleketine, Allame-i Teftazani hastalanmış, Seyyid-i Efsane başından beri notunu Allah Allah bağırıyormuş, aman talebe içiyorum talebe konuşup geliyormuş, koktucağına mahvolmuş. O geliverdi mi başından ağrısını hiçbir kankiansi veriyordur. İlim benliği çok zor.
Zatı alimler çok zor intisap eder çünkü nurani bir perdeleri var, onu yırtıveremezler. Öteki ümmi kimselerin perdesi siyah olduğu için günahkartirler, gelse teslim oluverirler, yırtıverirler. Alim diyor sonra yırtabilir de teslim olursa hataya düşmeden çok yerler merhalalar kat eder. Cahil çok yolundan kalır çünkü günahı çok över. Sağ ol, heybet eder, harama bak ha, yalan söyleyeyim. Öteki hoca olup da intisap edenler tiz vakit da terakki edenler. Müjde size! Geldim diyor. Tiz de çıkarıyor diyor. Benliğinden, sen evladım, geldin mi benim kafamın arası geçiyor, otur burada diyemiyor diyor ben. Misal de buyur. Peki gittim, kapıya çıktım mı? Uuuy Başulu Uuuy Allah vermesin böyle şey diyor, sıkıntı içinde. Efendim özen istiyor, buyurur musunuz diyorlar. Gene geliyor diyor ki, üstadım herhalde biz gördük mi hastalığımız takıyor değil mi? Dedi. Evet, evlat diyor.
Asamı şuraya asayım da karşınızda hastalık geldi sıra asama bakmıyor şöyle. Peki diyor, şuraya asayı astı diyor. Asayı astı gitti vay başım dedim ve asaya baktım bir tek kesiliyormuş, sevgi de efsane görünür gibi oluyormuş. Anlıyor musunuz? Efendimizin devri bak misallık ne güzel şey canı. Ondan sonra bir oldu mu köhleniyormuş, asa orada duruyormuş. Hiç istememiş talebe. Hoca ağırlaştı, ağzına pamukla su verilme haline düştü yetiştim. Geliyorum diyor baktım ki diyor binanın etrafını şeyi tam fırlıyor uyanına. Dedim diyor. Arifler görüyorlar. Sen bizim gözümüze niye kıyas etme onlar Allah aşkına. Diyor. Ne kadar burada diyor. Hoca can veriyor, hoca can veriyor, imanına tasallut edeyim diye geldim. Kapıya kadar geliyor melekler tutup dışarıya atıyor. Şığın asası var sen nasıl gireceksin oraya diyorlar.
Efendimiz de buyurdu ki, Efendimiz de Allah terbiye için üç ay ağaca rabıta ettirdi Asya'ya. Sen Meryem rabıtaya itiraz ettin, şu Asya'ya rabıta it bakayım dedi diyor. Üç ay diyor asaya rabıta etti. O Bıçağının asası olan yerden de şeytan firar ediyor gelemeye. Ravıtası olan yere gelebilir mi? Tahir hocamızla Ashabı Suffa'da konuşurken dedim. Hocam efendimiz ölürkene yetişir kabirde yetişir diyorlar. Evet dedi. Ben hocalara anlatırken onu Allah çok sevdiği için bir meleği o surata gönderir başına imanını muhafaza ettin. Kabirde de var diyelim ama ben vallahi Hasan'ın kendinin geldiğine inanırım dedi. Benim teslimiyetim öyle dedi Tahir Hoca. Vallahi ben kendinin geleceğine inanırım. Onlar şu an bir insan daha size. Dörtyollu Mehmet Baba var Adana'da. Dörtyolda. Ben diyor Mutlu cihanın huzuruna vardım Hacı Sad Efendi'den ıslattılar. Efendim dedim diyor. Efendim buyur.
Yakup diller bir isimde kardeşin aradı, seferberlikte kayboldu. Esir midir, öldü mü bilemiyorum. Öldüyse ruhuna ne hatmini indireceğim, ölmediyse arayalım. Öğretti kafasını kaldırdı diyor. Allah rahmet etsin, diyor. Efendim, nasıl malumunuz oldu? Mehmet baba, sen müptedi olduğun için, sana diyeyim, bizim hindimizde yeryüzü kaldırın içi kadar. Allah Allah. Yakup dedim. Bin gece Yakup kalktı. Dörtyollu Mehmet Baba'nın kardeşi Yakup var mı? Yok efendim dediler. Hep oturdu. Ahireti gözümün ona aldım. Yakup dedim binlerce Yakup'a Yakup isminde. Dörtyollu Mehmet Baba'nın kardeşi Yakup var mı içinizde? Gerisi hep otursun da o dinelsin, gerisi hep oturdu o dineldi diyor. Efendim benim Mehmet Baba'nın kardeşi Yakup. Seni soruyor yavrum nasılsın? Şeyhi oldum Şuha'da arasındayım. Şimdiden bize büyük bir zevk verildi. Yeşil Kuşlar kursağında geziyoruz. Kardeşime selam söyle, ben selametteyim.
O da size intisap ettiği için selamet de oldu. Geçen her işten bir kardeşimiz geldi. Oğlum oğlum diyor babası diyor. Hacı Hasan Efendiye gittim intisap ettim Sami babasını gösterdim ama rabıta ettim, kurtuldum. Sen de oğlum oraya git de intisap et dedi. Ben geldim, beni geriye çevirme Allah aşkına. Böyle ne haberler geliyor öte dünyadan yahu! Sen duymadığıdan elin kulağı duruyor mu zannediyorsun? Gelin böyle bitirelim bu işi de yarım yarım kalsın. Sonra geldiğimizde devam edelim inşaallah. Kardeşlerim İstanbul'dan bunlar hidayete gönderiyor, kayıp yerde bunlarla meşgul. Üstadımıza yoğurt saprı da şimdi Hacı Esad Efendimizin ateş diye okundan şeyi okuyor, aşık oluyor, tekellayı cemaatında. Menemen de şehit ettiler ya, definlerimizi ne edip arkadaştan oldu yani. Manevi afaş beyizat bir zatla doldurduk ettik diye ve ölmeden evvel kendilerinin şehit olacaklarını söylemiş.
İçimize şuraya, boyrarmış, şaştım bu adam yahu. Allah razı olsun. Kardeşlerim İstanbul'dan bunlar hediyaya gönderiyor. Kayıp yerde onlarla meşgul. Meşgul. Üstadımız yurt saprı da şimdi Hacı Esad Efendimizin ateştiği diye okundan şeyi okuyor, aşık buraya,