Seher Vaktinin Maneviyatı ve Ruhani Tecelliler kaydında De meydana gelenlerin de bir kaynağı gibi. Şöyle diyebiliriz biz bunu, tabii ki hep bunlar kendi biraz önce dediğimiz gibi, ilfanlarına göre beyan ediyorlar. Mesela Muhyiddin Arabi hazretleri haddi sallallahü sırra, ben diyor fil katı gece vakti Beykulu'ta, altın uluğun karşısında giydim diyor. Mesela sırların açıldığı vakit nedir?…
De meydana gelenlerin de bir kaynağı gibi. Şöyle diyebiliriz biz bunu, tabii ki hep bunlar kendi biraz önce dediğimiz gibi, ilfanlarına göre beyan ediyorlar. Mesela Muhyiddin Arabi hazretleri haddi sallallahü sırra, ben diyor fil katı gece vakti Beykulu'ta, altın uluğun karşısında giydim diyor. Mesela sırların açıldığı vakit nedir? Gecedir. Zaten seher hakkında ayeti celileler de var. Hadis-i şerifler de var. Seher vaktinde Cenabı hakk'ın artık keyfiyeti meçhul. Biz nasıl olduğunu bilemeyiz ama Cenabı hakk'ın dünya semasına inmesi Allah için Celle Celalühü öyle bir tabir kullanılmaz. Bu rahmeti demek. İşte dua eden yok mu? Duası kabul edilecek. Bir hacet ve isteği olan yok mu verilecek şeklinde yani dua eden yok mu duası kabul edilecek, bir arzusu bir talebi olan yok mu, istiğfar eden yok mu bağışlanacak denen vakitte doğan nurdur.
Zaten o nurun doğduğunu bildikleri için ve bunu da yaşıyorlar. Ve şimdi hepimiz biliyoruz ki seher vakti çok kıymetli. Ama onlar bunu bizzat yaşıyor. Seherde gönlüne inen o nuru biliyorum. Seherde evradına kalk kalkmış, ezkarına kalkmış, önüne de ilahi tecellilerimiz o tarif edilmez. Mümkün değil. O bambaşka bir zevkin içerisinde cennetlerin üstünde bir cennet o. Buralara işaret buyuruyorlar. Daha bayrak sözleri var. Ariflerin sözlerini ele almışlar. Bir manaya da demişler. Ve neher neher tecellisi. Karanlığı bir şekle büründürerek ifade ediyor. Mesela örtülerin, örtülerin bulunduğu perdelerin bulunduğu an olarak haber veriyor. Bunu illa Kuran-ı Azimüşşan'da geçtiğ üzere hadisi şeriflerde demeyebilir. Bu da geceyi yani perdelerin aralandığı bir vakit de diyebiliriz. Aynı zamanda gece sır perdelerinin açıldığı vakit de denir. Öndüzü ise tecelli, tecelli bu tarifi yok zaten.
Tecelli dendiği zaman sadece biz gördüğümüz kadarıyla nur diyoruz. Yalnız onun huzurunda yaşayanlar için malum, öyle bir vücut diye bir şey kalmaz. Tamamen nura boyanır zaten. O nur ile hemhal olur. Aşık kimsenin yanan bir kalbin, Beytullah deyip de Kabe'yi muazzama'ya kavuşması gibi. Ama gerçek anlamda. Aynı zamanda bu tecellileri haber verirken, de demişler. Evet, tereddüt anıdır. İlk anı gecenin buyurmuşlar. El mevkebul ilahi, ilahi yıldızların doğduğu vakit olarak da ele almışlar. Çünkü onlar gecede olan bereketi bildiği için daha yatar yatmaz o ilahi yıldızların zuhurundan daha haberdar olur hiç şüphesiz. Daha tarif buyurmuşlar. Aynı zamanda bu şekilde de ele almış. Bunu Ebu Süleyman Ebdarani, Kaddesallahu sırra sultanımız ifade ediliyor. Gece ehli üç kısımdır. Bir kere ondan iki ehli. Hadis-i şerifte de görüyoruz. Rabbimizin izniyle.
Ümmetimin en şereflisi Kuran'ı hafız olan ve biri de gece ehli buyuruyor ya. Gece ehli demek, gece ona yan olmuş. Mesela biz gece olsa da uyuyalım diyoruz, istirahat edelim. Onlar geceyi ruhlarının istirahati olarak kabul ediyor. Gönüllerinin istirahati olarak kabul ediyor. Geceyi o ilahi perdelerin açılması olarak kabul ediyor. Öyle yatağımız serindi mi yatalım düşüncesi yok. Belki de yatmıyor. Mesela Hace Ubeydullah Hazretleri bizim mürşid-i kamillerimiz içerisinde en varlıklı olanlardan birisi. Mesela üç bin işçi çalıştırıyor ama öyle zengin ki, olan Allah'tan bir nur ile zengin. Öyle cebinin kabarmasıyla, kesesinin dolmasıyla, kasasının ne bileyim, ağzının açılmasıyla değil, o Rabbi zülcelalimizden bir zenginliğe erişmiş, onun tecellisine masa, biz ne diyoruz? Cenabı Hak zenginlerin zenginidir. Samet sıfatıyla hiçbir şeye ihtiyacı yoktur, tarifi zor.
Seher Vaktinin Maneviyatı ve Ruhani Tecelliler ne anlatıyor?
Seher Vaktinin Maneviyatı ve Ruhani Tecelliler kaydında De meydana gelenlerin de bir kaynağı gibi. Şöyle diyebiliriz biz bunu, tabii ki hep bunlar kendi biraz önce dediğimiz gibi, ilfanlarına göre beyan ediyorlar. Mesela Muhyiddin Arabi hazretleri haddi sallallahü sırra, ben diyor fil katı gece vakti Beykulu'ta, altın uluğun karşısında giydim diyor. Mesela sırların açıldığı vakit nedir?…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 9 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
O tecelliye mazhar olan kimsenin altınla, toprak, hiçbir farkı yoktur. Zeyd İbni Harise Radıyallahu Anha hazretlerinin buyurduğu gibi. Nasıl sabahladın ya zeyi? Mümin olarak sabahladın. Her şeyin bir alameti var ya Zeyd. Senin imanının da bir alameti var mı? Ya Rasulallah ben ahireti şu dünyayı görmenden daha ziyade görüyorum. Kevser havzının başında ehli irfanın kavuşmuş olduğu nimeti müşahede ediyorum. Ve benim yanımda altumla çamurun hiçbir farkı yok. Ama ben buna gece uykusuz, gündüzle susuz olmak suretiyle diyor eriştim. Şimdi ne ile tur gazir? Okuyacağım yeri geldiğinde, inan utanıyoruz biz anlatmaya bile utanıyoruz. Çünkü bütün semavat ve arzın nebatat ve hayvanatın secdeye kapandığı bir andır o. Bir tanesi Efendimize arz etti kendini. Sallallahü Teala için. Dedi ya Rasulallah, ben bir gecede Kuran'ı azıymış yani hatmettim. Ya da yine bir kimseymiş.
Efendimizle de buluşabiliyor Sallallahu Aleyhi ve de bir gecede Kuran-ı Azimüşşan'ı hatmetti. Buyurdular ki, evet Kuran azimüşşan'ı hatmettin. Ama gözyaşı yerde. Buyurdular ki Hazreti Sıddıyık'a söyleyin, İmanete geçin. Aişe sıddıyka validemiz, Aişe sıddıyka validemiz radiyallahu anha, Aişe Sıddıyka validemiz Radiyallahu Anha dedi ki ya Resulallah, babam Ebu Bekir-i Sıddıyık'ın kalbi çok rakiktir, çok incedir. Namaz kılmaya tahammül edemez, kıldırmaya tahammül edemez. Efendimizin sayın Allahü Teala Aleyhisselam mübarek göğsünün göğsünün ilahi tecellilerle, tarifi zor. Efendimiz için hiçbir şey diyemeyiz biz. Sallallahu teala aleyhi ve sellem ancak konu veririz. Sallallahu teala aleyhhi ve sellem tanıyamıyoruz ki tanımadık ki. Efendimizi biz nerede tanıdık? Onu tanıma böyle olmaz, bizim gibi olmaz. Onu tanıyanın bütün hücreleri değişir.
Arabanın rekdefe olması gibi arabayı alıyoruz, tepeden tırnağa bakma veriyoruz. Ne demek efendimizi görmek Sallallahu Aleyhi ve Sellem? Onun hayatı değişir. Mesela görmeden önceki görüşüyle, gördükten sonraki bakışı tamamen değişir. Kulağının duyması da değişir. Halinde bir sükunet ve vakar meydana gelir. Dersiniz ki bu adam sükunmuş mu diyor? Rahatsız mı diyor? Zaten kitaplarda da geçen olur. Bedeniniz hasta gibi olsun diyor. Mesela hiçbir şey yok. Efendim bir rahatsızlığınız mı? Rahatsızlığı ney, yok onun. O ilahi haliyle tecelli diyeceğiz, bilemiyoruz bunları biz, Tecelliyle bir ağırlığın içerisinde o. Senin gibi benim gibi öyle rahat konuşamaz o. Zaten aramıza girmez kolay kolay. Sadece irşad ve ıslahımız için bulun bulunurlar. Dedi ki ya Resulullah ben Kuran azim, Şam'ı, Hacmiddin İngilizcine, gözyaşı nerede bulunur?
Bak mübarek görsün, aynen ilk incedenin ocakta kaynadığı gibi haylıyor. İşte üzüldüğümüz nefsimiz başta, efendimizi tanıyamama Sallallahu Teala Aleyhisselam. Tanısa insan ibadet ve saatte gaflet hakkıyla olmaz. İbadeti zaten terk etmez. Yalnız ibadet ve taatinde de gaflet olmaz. Uyanık. Ne oluyor yani biz ibadet ve saatimizdeki gaflet o malum artık, aynı şeyleri tekrarlayıp bunları. Evet efendim ileri tefekkürer, sağ olsun. O tefekkürü tabii insanın kendi haline göre değişir tefekkür. Hayatımızın muhasebesini yaparız. Yerine göre öyle bir hal kisafirlerler ki, tefekkürleri yapmış oldukları hatalardan gelen dolayı olmaz bunlar da. İşte niye benim dilim uygunsuz sür söyledi, gözün niye uygunsuz yere bakın, bunlar katkiyle olmaz zaten. Ondan kurtulmuş, o temizlenmiş zaten. Ne var? O düşüncelerini muhasebeye alır. Acaba neden böyle düşündün?
Bak, tefekkür edecek olursak, Sa'd İbni Muaz radiyallahu anh dünya tefekkürü diyor, eğer gönlüme gelirse namazı kaza ederim diyor. Ama cennet hatırıma gelirse secdeyi seyir yaparım. İşte tefekkürleri bu. Secdeyi seyir gerekir mi? O bizimle alakalı değil. O şerrin esasları koyarım, o ayrı. Vacib'in terkiinde farzın terkiindedir, geçeriz. Ama onlarda öyle bir hal var ki biz neyde türlü Kadir, Kadir gecesi diyoruz. Kadir gecesini onlar bu şekilde ihya ediyor. Yeri geçse de Ebu'l Abbasi Müfsi Hazretleri'nden söylese, burada var, iyi izni eder. İdae tefekküra saha önüne gelen düşüncelerden dolayı. Öyle bir düşünce ki, Esad Erbili Hazretleri buyuruyor ki, sinen-i sa'f eyledin diyor. Bu muazzam bir söz. Bak bizim mürşidimiz bu, efendimiz bu bizim. Yani kendi dükkanımızdan bir alışveriş yapan. Evet, diğer dükkanlar da kazansın kazanmasın değil. Ama bizim dükkanımız çok zengin.
Bu zenginliğini nasıl ifade edecek? Bak hiç anladık mı? Nefsime diyorum size tatmin, yayın getirmiyordur. Pazarımı açtın, Alan alsın dedi, bu sözü duymadı. Bak bizim efendimiz bunu çok söyledi. Ben pazarımı açtım dedi. Alan alsın. O alışveriş nasıl yapılacaktı? Konya'dan gelir bir grup, efendim duyduk ki Afganistanlı bir zata Kabe'yi muvazama'da teveccüh etmişsiniz. Sene yetmiş üçte siz Pakistanlı, Muhammedçı Bey, bunlar birkaç tanesi. Bu bilinen olduğu için söylüyorum. Yoksa onun teveccüh hasıl onların, teveccüh ayrı bir kelime zaten ayrı bir ifade. Bunu biz Meryem suresinde görürüz. O kuru ağacı, kuru ağacı sallamak suretiyle yaş kurmalar düşüyor. Yani teveccü dediğimiz zaman, öyle bayağı basit bir ifade olarak hadliyen ele alınamaz ve yanlış yaparız. O öyle bir nimet ki öyle bir ihsan ki işte Meryem validemizin hani rafımız Kuran azimüşşan'da bildiriyor İsahi billah. Teveccüh bu.
Anlatırım de Allah'ın izniyle şu kafalara sığmaz. Nereye anlatırsın? Üstadınızı kendisinde olan hali başkasında gibi göstererek ifade ettiği sözleri diyeceğim, bu kafamız almaz bizim. Bu terazi bu sıkleti çekmez. Çünkü belli halimiz İsa yahut Melek aleyhisselam ona şöyle seslendi. Tasalanma. Rabbinin senin alt yanında bir su arkı vücuda getirmiştir. Yani tasalanma Rabbin senin altındaki yani İsa'yı şerefli bir lider olarak yaratmış. Hurma ağacını kendine doğru silkele ki üzerine olgun taze hurma dökülsün. Efendim kuru ağaçtan yaş meyvelerin zuhur etmesidir. Yani tefekkürleri onlar tefekkür ederken diyorlar efendim işte duyduk Afganistan'dan duyduk. Pakistanlı Muhammedsi Zübeyir, bize de lütuf buyursanız siz varlıkla geliyorsunuz duydum. O yoklukla gelir. Siz ben de biliyorum. Görürdüm ben. Çok da tatil verirdi. Mürşidimizden alışverişin nasıl yapıldığını bilmezsek öyle olur.
Efendim ben de bir hocaca kelime söyleyebilir miyim? Onun ikramı gönülden alışverişti. Pazarımı açtım dediği oydu. Gönül pazarını açıyordum. Şimdi hemen bize bu İbrahim Aleyhisselam'ı çağrıştır. Üç tane İbrahim Aleyhisselam'ın feryadı plağını var. Birden miniptir. Bir ayeti cennete bu üç husus geçer. Bu Allah derdiyle Celle Celalü'l-afu vahidir. Allah derdiyle ahu vay. Halim çok yumuşak oyuncu, Münir Rabbamıza tamamen döner. Budur, inmek istenen bu. Beden yetki şimdi bu gibi kimselerde böyle bir ağıt değil de, ölürleri çok zengin olduğu için ağıt olmaz. Biz yanıltacağız size. Laik ol diyelim. Şimdi Üstadımız Hazretleri bir yerde bulunuyorlar. Fakat biraz diğer cemaat gibi gördüler. Böyle efendimiz boş bulduğu yere oturacağız. Hemen ev sahibine dedim ki bir oda var mı? Var dedim. Efendimiz öyle oturtulmaz demek istedim. Değil mi, değil mi? Aldım, buyurun.
Bir de çok sevdiğim bir dostu var, onu da güldüm. Onu da adamın yanına açıldı şimdi. Şimdi böyle normal bir şekilde o gönüllerimizin padişahı oluyor, insanlar bilemezsek o şekil olur. Bir olacaktı diyor. Doğru. Hocalar, biz aşıkları istiyoruz. Hocalara saydığımız var. Hocalığında aşkı istiyoruz. Hocalığında haşyeti istiyoruz. Haşi olmak bir aydır. O haşyet hali müstesna, onun kamideste var. Şimdi neyse oturdular. O da dedi ki efendim dedi, eskiden dedi biz yanlardı, gönderdik, ne gecemiz vardı, ne dümdüz vardı, Allah der uçardık dedi. Şimdi pek bir şey kalmadı bizden. Bunu herkes söyleyemez. Diyorum ya öyle bir uluınar kaybettik ki kaybetmedik aslında bizsek onlar ruhen hayattadır. Neyse geçelim biz bu tarafına gidip ezan oluyoruz. Şimdi bugün eskiden kalbimiz böyle bir gezme gibiydi. İçindeki su kaynadını hemen taşıyordu. Hemen ediniyordu. Kalp inişleridi.
İnişleyince içine dökülmüyordu. Burada da anlatmak istediği bu. Şimdi Kuran Azimüşşan'ı okuyor, tefekkür ediyor, belki de kendinden geçiyor. Biz Hace Ubeydullahi Ahrar Hazretleri mi anlatamadık. Üç bin işçi çalıştırıyor. Anil alemin Seccade üzerinde Seccade üzerinde uykusu geldiğinde başı böyle bir aşağıya düşüyor veya sağa ve sola yaşlanıyor, bu. Biz yapsak olur mu? Gözlerimiz kıpkırmızı sabahlarız. O öyle bir alemin içindeki o tarifi yok zaten. Efendim geceyi suyunu getiriyorlar. Bu eşşey İbni'l Faruk hazretleri, bizim diyor vücudumuz ruhaniyet edilmişüz. Yani bizim vücut diyor ruhlaşır. Nur olur demek. Nur olur. Evet, emri ilahi diyor öyle bir hal alır ki onunla biz göz açıp yumuncaya kadar bir zaman içerisinde o taatimizle biz Rabbimize ulaşırız. İşte badir gecesi bu.
Kaynak: Genel
Seher Vaktinin Maneviyatı ve Ruhani Tecelliler | Mihmandar