Bizim akaid kitaplarımızda mucize enbiya için keramet de evliya için haktır. Sami Efendi Hazretleri evladından birine der ki haydi seninle şöyle bir çıkalım. Çıkarlar ama Şam-ı Şerif'te sokaklar neler o tarihte? Çok dardı. O dar sokaklardan aynen labirent gibi bir oraya, bir diğer yere yanındaki der ki Allah'ım nereye gidiyoruz efendimiz nasıl buraları biliyor diye. Sonra bir kapıya varırlar. Orada meczup tip kimseler görürler. Onlardan müsaade alınır. Böyle el işaretleri neleri yapıyorlar. Para istiyorlar. İçeri girerler. Sami Efendi Hazretleri buyurur ki ülkemizde büyük bir sıkıntı var. Ne olur? Ona dua etmeniz için geldim. Böyle derdimiz messubinden biri, messubin dediğimiz gönlü Cenabıhakk'a çekilen. Allah'ımızın onu cezbetmesi, aslında bu incizattır. Allah'ımız zatına çekiyor. Kendine çekiyor onu. İnşallah bu evsafı Cenabı hak bu kesin, ihsan etsin.
O kendine çekmesindeki halin tadı tarifi mümkün olmayan bir lezzettir. Cennetlerin üstünde bir cennettir. Cennette huriler, yemeler, içmeler ama bu maarif cennetinin zevkidir. Kalkar meczubinden biri böyle bir daire çizer. Sonra daireleri parçalara ayırır. Sonra eliyle o parçalardan birisini böyle iteler, iteler. Sami Efendi tamamdır. Bir defasında da İstanbul'da hasırga gibi bir sıkıntı olur. Böyle denizde ne de tsunami diyemeyiz de ona yakın bir haline gelir. Denizde bir sıkıntı böyle bir fırtına. Sami Efendi Hazretleri Hadisallahu sırra İhvanının yanına gelir. Buyurur ki bir koç alalım, keselim, hiç koç alın demezdi. Edebi veliyesi, edebi Muhammediyesi, edebi kutbiyesi ancak böyle ifadede bulunur. Bir koç alalım, keselim. Fakire ve yoksula ikram edelim. Büyük bir sıkıntı var buyurur. Rabbimizin lütfuyla ihsanıyla o sıkıntı def olur. Bakın burada bir şey arz etmek istiyorum.
Hem kendilerinin Şam-ı Şerif'te o meczubin tabakasının huzuruna varışları hem de bir koç alın dimeleri bir sebebe yapışmak gerekiyor. Sadece elimizi kaldırıp dua ile olmuyor. Evet dua edeceğiz. Yalvaracağız, yakaracağız ama bu gibi hizmetler de yapılacak. Mesela kurbanlar kesilecek. Fakirler yoksullar gözetilecek. Daha yeni aldım. Daha yeni aldım. Bizim verene derneğimizin yapmış olduğu hizmetlerden biri. Eğer bunlar yerine getirilmeyecek olursa ne olur? Tabii ki lütuf ve ihsana nail olamayız. Fakat yerine getirirsek Allah'ımız ikramda ve ihsanda bulunur. Mesela nafile kurban organizasyonu adak, dakika, ondan sonra kardeşlik esasına dikkat ederek o Afrika'daki aç kimselere yemek ikramı, bunun için sipariş vermek isteyenlerin siparişleriyle onlara yapılacak olan ikramlar. Burada resimlerini görüyoruz. İçimiz tahammül etmedi. Yani bizim yediğimiz yemeklere bakın.
Onların tabaklar içerisinde artık böyle basit diyemem Allah'ımızın nimeti için ama bizim çocuklarımız çeşit çeşit yemekler yiyorlar. Onlar ise kendi elleriyle yiyorlar. Giyimleri görünüyor. Böyle vücutları çıplak bir vaziyette. Yanıyor insanın içi tabii. Bir anne kucağına yavrusunu almış. İnanın öyle şeyler anlatırım. Yürekler tahammül etmez. Biz çocuklarımıza oyuncaklar alırken hem de çok gelişmiş oyuncaklar alınıyor. Çocuklarını avutabilmek için ellerine taş veriyorlar. Yok hiçbir şey. Bunları görerek şefkat ve merhamet duygularımız, kabarmak suretiyle Allah'ımızın yolunda infakta ve ihsanda bulunmak suretiyle merhamete mazhar oluruz. Çünkü Rabbimizin Rahman sıfatı var. Herkese ikramda bulunuyor. Bizim de bu sıfat ile sıfatlanmak suretiyle açı bir ilaç olan kardeşlerimize yardımda bulunmamız gerekir. Verilen el direğini tebrik ediyor.