Kıymetli dostlar, değerli kardeşlerimiz, malumunuz üzere Mahmut Sami Ramazanoğlu Kudüs Esruh Sultanımızın vefatlarının senei devresi devriyesindeyiz. Senii devriyesinde muhterem müstahımız Ali Ramazan Dinç Efendi ile inşallah Sami Efendimizi konuşmaya gayret edeceğiz. Muhterem efendim, safhalar getirdiniz. Efendim, Sami Efendimiz ibadetlerin en faziletlisi Allah'ın dostlarına dostluk ve düşmanlarına düşmanlık etmektir buyuruyorlar. Günümüzde de iyicene akla kara birbirine karışmaya başladı. İnsanlar Kuran'dan konuştuklarını söylüyorlar ama böyle büyük zatlara, alimlere avamı düşman etmeye gayret ediyorlar. Ne buyurursunuz efendim? Sami efendimizi nasıl değerlendirmeliyiz? Başta bunları anlatabilmek için bir hoca kardeşimize diyorlar ki Sami Efendi hazretlerinden bize anlat. O da Kuran-ı Azimüşşan'ı getirin diyor. Onu ancak Allah'ın kitabında müttakilerin özelliği nedir?
Ebrar sınıfının vasfı nedir? Mukarrebun olan kullar kimlerdir? Onları ancak Allah'ın kitabında bilhassa Beyyine suresinin son ayetlerinde ifade edilebilir anlatılabilir Es'amle radiyallahu anhüm ve radu anh Onlar Allah kendilerinden kendileri de Rabbımızdan razı olan kimselerdir. Aslında başta kul Cenabı hakk'ın emrine razı olur, o rıza halini gören Mevla Celle Celalü ondan razı olur. Onların vasfı bu, Sonra irtihalleri hususunda Mevlana'mız buyuruyor ki bizi kabirlerde aramayın. Bizi aşıkların sadırında arayın. Bir kere onun mübarek cismi saadetini toprak bile yiyememiştir. Biliyorsunuz Medine-i Münevvere'de Cennetü'l Bakiye defnolunmuştur. Eyüp sırtlarında bir yer alalım dediler. Kendisine de bu haberi ulaştırınca buyurur ki herkesin gönlünün arzusunu verseler benim gönlüm Cennetül Baki'yi arzu eder der.
Öyle de bir nimet ki efendimiz aleyhissalatü vesselamın mübarek ayaklarının kadem I saadeti diyeyim. İster anlaşılsın ister anlaşılmasın. Kademi saadetinin altına defnolur. Nasıl defnolur? Çünkü Ali Kerem Allah ve celle efendimizin annesinin irtihalinde, Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz annemin kabrini ısıtayım diye buyurur. Orada bir müddet bulunur, tam onun ayak hizasındadır. Aleyhisselatu vesselam Efendimizin, kademe saadetinin altına defnolunmuştur. Efendimiz Hazretlerinin irtihalinde Van'ın Erciş ilçesinde görev yapıyordum. Ani olarak hiç sebebini bilemem. Yahya'ya geldim. Gece yatarken şöyle kalbim üne bir yandı ki o yanışı tarif edemiyorum. O sebeple kalbimi avucumun içerisine aldım ama yanıyor böyle. Tam o saat Cenabı Hakk'a kavuşmuşlar. Dört buçuk suları gibi.
Hatta buyurmuşlar ki kendileri bir ağıt, bir Ferihadü fi figan diyemem onlar için, bir gözyaşı ama böyle bir fevkalade, böyle alışılmışın dışında kendilerinde görülenin dışında bir hıçkırıklarla bir ağıt. Rabia Annemiz Rahmetullah Aliya, efendim nedir bu üzüntünüz deyince görmedin mi geleni ya Rabia, efendim anca siz görürsünüz deyince Bilal-i Habeşi geldi. Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam bizi davet ediyor Rabia buyur. Buyurdular ki Kuran dinlemek istiyorum. Hemen teybe basarlar. Tekrar ifade buyurur. Kuran dinlemek istiyorum. Anlarlar ki bir hafız istiyor. Canlı bir kimse hemen bir hafız bulurlar. Kuran-ı Kerim dinler zaten mübarek hayatlarında da öyle.
Şam-ı Şerife hicretlerinde hicretlerinde buyuruyorlar ki Kuran'ı iki rekatta bana kim hatmedecek Kuran-ı Azimüşşan'ı şu aşka bakın, şu muhabbete bakın artık her şeyiyle ruhlaşmış bir nur heykeli demek ifade hoşuma gitmiyor bir nur abidesi üstazı adimiz Kuran-ı Azimüşşan dinlemek istiyorum buyuruyor. Getiriyorlar bir hafız şahit olun diyor Allah Allah o esnada da iç elbisesini elbisesini içine girdirmeye çalışıyor açılır diye bu dış gömleği iyi değil iç iç elbisesini onu demekten hicap ederim Hep muhafazaya çalışıyor. Müstesna bir edep. Zaten son hastalığı müstesna ayaklarını uzatmamışlar. Kimse görmemiştir onun ayaklarını uzattığını. Beş defa Allah Allah Allah Allah Celle Celalühü der ve Rabbimize kavuşur. Şimdi kabre götürürken arkadaşlarımız anlatıyorlar kabre götürürken öğüne diyorlar arı vızıltısı gibi sesler geliyordu doyamıyorduk diyorlar.
O arı vızıltısı gibi gelen sese dayanamıyorduk. Sonra kabre indiriliyor. Onların kendisine mahsus bir kabir şekilleri var. Beş-altı senede bir de değiştiriyorlar üzerine yeni bir vefat eden olursa onu bırakıyorlar. Tabii bir böyle kefenin üzerine değil de o toprağın üzerine, o mezar kazıcılar açıp bakıyorlar, bir de ne görsünler mübarek cismi saadeti terü taze duruyor. Üzerine böyle kalın bir saç bırakmışlar ve derlermiş ki biz bu zatı biliyoruz diye. Sabah oldu, Konya'dan misafirler geldi. Üstadımız konuşuyor ama bir heyecanlı konuşma şekli var. Çok heyecanlı. Benim efendim Bayezid makamında benim efendim maruf-u kerhi Cüneyd-i Bağdadi diyor ama düşüyor böyle Sonra bu haber geldi. Kendilerine duyurmak çok güç. O diazem iğnesi var. Rahatlatıcı. Hiç kendisine haber verilmeden o iğne yapıldı. Ondan sonra torunları geldiler. Dediler ki, hacı baba deden biraz rahatsızlaşmış.
Haydi kızım şuradan dedi. Ondan sonra haber verilince bir tanesine dedi ki kağıdı kalemer nal, kılıç kınından sıyrılmıştır. Ruhaniyetine rabıta gideceğiz. Bütün görevli olan kim varsa hepsine duyurulsun. O kadar güzel bir önderlik yaptı ki bunu görünce Efendimiz aleyhissalatu vesselam'ın irtihalinde Sıddık-ı Azam'ın metaneti ve yol göstermesi o da bir beşerdi ashable inneke meyyütün ve innehum meyyütün Onlar da sen de ahirete göçeceksin Ayet-i Celilesi ile bütün Ashab-ı Güzüğünü teskin etmiş ve yol göstermiştir. Bir beşerdi, o da beşer olarak ahirete iltihak ettiler. Allah'ımız bakidir, ezeli ve ebedidir. Rabbimize, kulluğumuza dikkat eder, riayet ederiz diyerek yol gösterdi. Çünkü diğer sahabelerde kendinden geçmeler Hz. Ömer radiyallahu anh Efendimiz kim Muhammed sallallahu tealaü ve sellem İrtihan etti derse boynunu vururum Hz.
Osman radiyallahu anh kupkuru kaldı böyle Ali Kerem Allah ve celle Efendimiz dilleri tutuldu. Kimileri Medine'de artık oturamayız dediler. Bu müstesna bir sevgi ve muhabbetin eseri olarak hareketlere girdiler Sıddık Azam kendisini topladı. Üstad Adem'mizin o anda bu ifadeleri bize onu hatırlatıyor. Sonra Efendimiz buyurdular hayatında iken kılıcın kınında olduğu gibiydi. Şimdi kınından sıyrılan kılıç gibi ruhaniyeti daha tesirlidir. Ta ki, ta ki Efendimiz aleyhissalatu vesselamdan emir gelinceye kadar buyurdular. Şuna şahidim. Bir sabah kalktılar cennetül müşahade toplantı oldu buyurdular. Kendilerini devamlı gizliyorlardı. Buyurdular ki bu kadar ihvanı bize tevhidi buyurdular deyip bıraktılar. O günlerde Sami Efendimiz Hazretlerinin kabrini görüyorum gece. Yalnız Nur kabir tamamen Nur fakat Sami efendimizi üzgün gördüm buyurdular ki Hasan Efendi'yi tanımadılar.
Hasan Efendi'yi bilemediler. Yani onu yerine tayin buyurduğunu işaret ediyor. Kalktın, kalktın. Üstadımızın böyle istirahat hanelerine ayak ucunda oturuyorum anlatacağım ama içimde öyle bir ateş var ki anlatamıyorum. Sadece şu kısmını diyebildim sizi tanıyamadılar dedim ama içim durmuyor elimi yüzüme kapadım tabi hüngür hüngür ağlıyorum tahammül edemiyorum.
Onlar demeden Rabbimizin lütuf ve keremi ile o hadise içimizde bir yara böyle gezer dolaşırdım günler de geçmesine rağmen böyle az bir gülme gibi bir hallolursa hemen içime dönerdim ne yapıyorsun diye böyle içimden sanki bir ses sevinecek zaman mı derecesine bir ateş içimize girdi bir mahsuniyet yani alem gitmiş gibi oldu Çünkü bize daha çocukluğumuzda onu anlatıyordu çocukluğumuzda üstadımız hazretleri hep Sami Efendimizden Onun için o bizim rüyalarımıza giriyordu Bir gün hep rüya olacak demeyelim de bu bir aşktır, bir muhabbettir, bu bir sevgidir. Daha çocuk sayılırım evimizin önüne gelmişler uzanıyorlar. Orada da böyle büyük büyük taşlar var. Mübarek ayağını taşın birisine koymuş. Onun mübarek ayağı temas etti diye taşı aldım öptüm. Ondan sonra mübarek ayaklarını ağzıma doğru uzattılar. Böyle görüyordum ve kendileri götürüyorlardı zaten. Daha ilkokulu bitirmiştim.
Allah Allah Geldik huzur-u adilerine. Böyle yanında oturuyorum. Diğer tarafta Üstadımız Hazretleri, Hacasın Efendimiz, Kaddisallahu Sırra. Orada bir şeyi çok taaccüb ediyorum. Bizim şekerimizi Sami efendimizin hırkasının altına koydu. Bunu mükerreren yaptılar. Tabi binemeyiz Evliyaullah'ın kendine mahusalleri. Orada Miraç hadisesinden ve daha çok o gün Efendimizin veladeti idi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ondan konuşuyorlar tam bir yere geldi Yunus Emre'nin ilahileri ıssız koyup gittiler beşik içinde diye, tam söyleyemem de, o Server ağlattılar sır var kundak içinde diye bu minvalde. Bunu ilahi şeklinde okudular, dinlediler. Namazlar kılındı. Daha sonra üstadımız dedi ki efendim dedi devrin fitnesinden korkuyorum. Yavruma bir ders verseniz. Şöyle bir baktılar, buyurdular ki parmaklarının uç kısmını göstererek az bir ders olsun. Üstadımız bir orantı yaptı.
İşte büyüklere yüz on bir ders verilince bu nereye tekabül eder? İşte ancak on bir istiğfar, on bir tehdit, on bir selam aldı. Ruhaniyetlerinin öyle faydasını gördük ki biiznillahi Teala bizim arkadaşlardan biri aldı Niğde tarafına götürdü bizi. Onlar konuşuyorlar. Konuşurken, böyle tatsız kelamlar edildi. Yalnız orada bulunuyorum. O tatsız kelamların edildiği yerdeyim. Fakat, mahzun oldum tabi. Gece Sami efendimiz hazretleri sandalyede oturuyor Biz az bir geri tarafta mübarek kaşları çatılmış vaziyette baktılar Eyvah dedim hata ettik Bunu unutamam. Daha unutamadığım çok. Hep kendimizden mi anlatmış oluruz? Ne yaparız? İnsan böyle bir sultandan konuşunca bunlar dile geliyor. Beşinci sınıftayım İmam Hatip'te Kayseri'de. Bu sene dedim, direkt geçsek. Yaylalarımız, nelerimiz var oralarda bulunsak diyorum. Yanımda bir arkadaşımız var beraber oturduğumuz.
Dedi ki seni acasen efendimiz istiyor. Dedim ki daha hafta içi nasıl gideceğiz. Böyle gördüm. Valilikten bir soğuk tatili çıktı. Ta sıfırın altında otuza yaklaşıyordu günlerde. Böyle dediler. Çok soğuk olduğu bir zaman yani bu kadar bu Erzurum'da neden olur otuz beş derece neden, Kayseri'de de öyle bir soğuk. İki gün mü tatil oldu. Üstadımızın huzuruna vardım. Buyurdular ki evladım seni bekliyorum. Bu gece Sami Efendimiz'le görüşüldü. Evladımız sınıfını geçecek üzülmesin, diyor. Bu ne büyük bir alaka, ne büyük bir münasebet. Böyle olur da nasıl unutabilirim, nasıl unutabilirim? Hep onunla yaşadık, onunla nefes aldık biiznillahi Teala. Unutamıyorum. Okul dönemi geldim. Bizim ikmalimizi soruyor. Şimdi bütünleme nedir bunlar? Finale kalma var vesaire. Bizim zamanımızda neydi? İkmalin ne zaman dedi, haziran ayında mı? Gerçekten de öyleydi. Haziran ayında imtihana gireceğiz.
Onu fırsat bilerek şunu söyledim. Dedi, okulu bitirince ne yapacaksın? Bir de etraftan duyuyordum. İşte Şam-ı Şerif de okunuyor, Mısır da okunuyor. Bunu arz edince buyurdular ki bizim Abdullah işler, Abdullah Soyak okudular ama bir hoşnutluğunu hoşnutsuzluğunu ifade eden bir beyan gördüm kendilerine. Bizim dedi yakınımızdan birisiyle istişare edin onunla da istişare damatlarıyla istişare Ashab-ı Suffe'de oldu fakat Sami Efendimiz Hazretlerinin mübarek dilinden yüksek İslam enstitüsü diye duydum Şimdi geldim huzuruna buyurdular ki Marifetullahı tahsil için okuyalım Marifetullahı tahsil hiç bilemiyorum, kimmeyi anlamıyorum ama bir velinin kelamı sanki sadra yazılmış gibi hiç hatırımdan çıkmıyor marifetullah ta yıllar sonrası anladım ki Cenabı Hakk'ı tanımak için okuyun diyor üstadımız Hazretleri bize Sami Efendimiz Hazretleri Daha ilkokula yeni girdim sayılır.
Dokuz yüz altmış beşte Yeşilhisar içmecesine geldiler. Çalılar kuruldu. Diyorlar ki İstanbul'dan Hasan Efendi'ye haber gönderelim. Efendimiz için ayrı bir çadır sonra istirahat yerleri ve ihtiyaç için olan mekanlar tespit edilsin. Sami Efendimiz Hazretleri buyuruyorlar ki sen Hasan Efendi'ye doyurun yeter. O bizim için gerekli ne ise onu yaparlar. Buna çok sevinirlerdi. Biz orada oturuyoruz. Çadırın içerisinde teşrif buyuracaklar. Hacasın Efendimiz şunu anlattı. Bir bal tuluğu düşünün. Eski tabirle. Bunu nasıl diyebiliriz ki? Tulu en güzeli. Bir bal tuluğu düşünün içerisi olduğu gibi bal bazen de dışına sızıntılar hasıl olmuş Efendimiz Hazretlerinin dediği gönül alemi tamamen nurdur. Allah'ın aşkı, feyzi, muhabbeti ve tecellileri ile doludur. Biz dışına ancak sızanlardan istifade edebiliyoruz, onu görüyoruz diye tarif etti.
Çocukluğumdan anlattığım bu Daha konuştular Sami Efendimiz hazretleri geldiler gelince üstadımızın, Sami efendimizin mübarek koluna girişi çok müstesna idi Efendim sizi özledik, efendim sizi göresimiz geldi diyor ama bu hatırıma, leyla ve mecnun başka ne olacak