Saliha Hanımların Hayatından İbretler ve İlahi Yol
Saliha Hanımların Hayatından İbretler ve İlahi Yol kaydında Büyüklerimizin hayatlarını anlatan eserin son bölümü kadınlar hakkında. Saliha olan hanımlar hakkında. Mesela bunlardan cem'a binti Ahmet bin Muhammed bin Ubeydullahi ma'rufe Öyle bir annemiz ki ilimde ve hal olarak vaktinin bir tanesiydi diyor. İlimmal, dini meseleleri öğrenmek hadise. Bu kalbin işidir. Gönlün işidir. Mesela Allah dediği…
Büyüklerimizin hayatlarını anlatan eserin son bölümü kadınlar hakkında. Saliha olan hanımlar hakkında. Mesela bunlardan cem'a binti Ahmet bin Muhammed bin Ubeydullahi ma'rufe Öyle bir annemiz ki ilimde ve hal olarak vaktinin bir tanesiydi diyor. İlimmal, dini meseleleri öğrenmek hadise. Bu kalbin işidir. Gönlün işidir. Mesela Allah dediği zaman celle celalühü onu kalben de kimi zikrettiğini hissedebilmek. Öyle bir annemiz ki devrinde fakir, yoksul onları gözeten bir kimse ihtiyaç sahiplerine, ihtiyacını da ulaştırırdı. Ümmü'l Huseynil veraka rahmetullahi aleyh minel ırak perdesinden kelamı çok güzeldi diyor. Çok güzel beyanda bulunurdur. Müçtehitetün velatün. Hem derdini konularda meselelere çözüm getirebilecek bir annemiz. Bir konu diyelim. O konu hususunda kitabı kerim'den de deliller getiriyor. Sünneti seniyyeden de e hadi ismi Muhammediye'den de deliller getiren ve vera sahibi.
Vera helalde bile dikkatli. Haram işleyemiyoruz zaten. Şüpheli olandan da kaçıyor. Helal hususunda bile acaba bundan bir sıkıntı doğabilir mi diye bundan da ürküyor. Mürcie annemiz. Diyor ki, evliyaullah, işte benim adetim sabah yerin, öğle yerin, akşam öyle değil diyor. Gerçek derviş yetecek kadar. Zaten bu Aleyhissalatü Vesselam efendimizin de bize tavsiyesidir. İnsanı ayakta tutacak bir kalp lokma yeter buyuruyor. Ve gayret. Hiddetü'l fukara fihi nurul kal ve salahu sır. Hiddetü'l fukara. Bunu biz fakir olarak da ele alabiliriz. Bir de delişlere ait de söz olabilir. Delişler için de kullanılır. Buyuruyor ki, fakirlere, dervişlere hizmet etme kalben nur, temin eden hizmet edenin kalbi nurla dolu, dolar ve salahüs sır. Böyle içinde de bir düzgünlük var. İhlasın da da, ihsanında da, takvasında da, niyetinde, görüşlerinde hep sağlam. Zaten temelde budur.
Ve bu fütüvvet konusu çok geniş ele alınır. Çok geniş. Bu bir şahsiyet demek. Bu insanın güzelliği. İnsandan istenen Allah'ımızın Celle Celalühu talep buyurduğu güzellik. Diyor ki genel insanlar hususunda bir ayrım yapmaz herkese. Allah'ın kullarıdır diyerek herkese nasihatini yapar. Hizmetini yapar. İkramını yapar. İnsanda bulunur. Ama bunun özel durumları budur. O aile efendimiz de bunu yaptı Sadüallahu Teala Umuma tevhidi telkin buyurduğu gibi hususi de telkinleri var. Daha da bir özet. Sıddi Kauzam gibi Ali Efendimiz gibi. Radıyallahu Anh. Bak burada Tüvvet deyince bir ahlak da diyebiliriz. Mesela Ebul Hasan'ı Arakani Hazretleri kalpte Sallihu Sırra Ebul Hasan'ın sofrasına oturanın dinini sormayın diyor. İkram ediyor. Sururul kalbi la arifin ariflerin kalplerinin neşesi nedir? Bir hürriyeti fityan demiş. Ve vammuha bir mufaragatim. Bu fityana ne diyebiliriz ki biz?
Saliha Hanımların Hayatından İbretler ve İlahi Yol ne anlatıyor?
Saliha Hanımların Hayatından İbretler ve İlahi Yol kaydında Büyüklerimizin hayatlarını anlatan eserin son bölümü kadınlar hakkında. Saliha olan hanımlar hakkında. Mesela bunlardan cem'a binti Ahmet bin Muhammed bin Ubeydullahi ma'rufe Öyle bir annemiz ki ilimde ve hal olarak vaktinin bir tanesiydi diyor. İlimmal, dini meseleleri öğrenmek hadise. Bu kalbin işidir. Gönlün işidir. Mesela Allah dediği…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 10 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bu gençler diyeceğiz. Yalnız onlar. Zahiri olan günleriyle çok sakın dediler bunlar. Acaba onların ıslahı mıdır? İrşadı mıdır? Bunu diyebiliriz. Gam ve kederleri de onlardan uzaklaşmaktır. Böyle tüyü yeni biten gençlerden çok sakınırlar. Gençler manasına. Bu irşadı olarak düşüneceğiz. İrşadı ve ıslahı, onların iştirak etmemesi irşada ve ıslaha, Bu da onları damlandırır. Aişetü binti Ahmet rahmetullah aleyhev ya. Öyle içtihat bunu ifade ettik. Herkes içtihat yapamaz zaten. Bunun şartları var. Şartları var. Ömer Nasuh'u bilmeyen gibi. Hasan Basri çanta Hocalarımız gibi. Böyle ilinde derinleşmiş. Mesela bir Kuran-ı Azimüşşan'da Ayet-i Cellenin nüzul sebeplerini biliyor. O ayeti cellenin diğer ayetlerde olan münasebetini biliyor. Onun ehadisi Muhammediye sahih olan hadislerde uygunluğunu buna benzer. Böyle bir kimse fazilet ehli idi. Onun gibi vaktini güzel geçiren yoktur.
Elinde ne varsa Allahu alem Allah yolunda sarf eden bir kimse idi. İbadet ve katinden lezzet alanların, Cenabı Hak'tan korkuları çok olan kimseler diye ifade buyurduğu görülmektedir. Aniyüzetü'l Bağdadiye rahmetullahi Aliye. Çok güzel halleri vardır, buyuruyor. Kendisinden nasihat isteniyor. Buyuruyor ki, kum lillahi yuh. Yev dediğimizde illa yirmi dört saatte yuh. Yok. Her vakit Allah'u zülcelal ile o. Yaptığın her şeyi Allah için yap. Mesela bir komşuya gidiyoruz diyelim. Komşuya giderken de Allah için idi. Komşuluk, hak ve hukukundan dolayı. Diyelim pazara geliyoruz. Pazara giderken de helalinden rızkımızı temin etmek için ve helal rızık talebiyle yavrularımızı yetiştirme düşüncesiyle her şeyde ilahi esasa dayanarak yapılır diyor. Mesela bir insanın başından geçen haller. Yer, içer. Yatar. Kalkar. Evi, ailesi var. Çocukları var. Ticareti var. Ne yaparsa yapsın Allah için yapmak.
Bu şekilde buyrulmuş. Yine kendisi buyuruyor. İlim, yurifül haşye. Eğer bir kimse ilmi gününde gelişiyor, ilim talebinde ve alimse diyor. Bu ilim onda haşyeti temin etmedi. Allah'ımızın Azameti İdaiyyesine karşı saygı duymalıdır diyor. Yaşanacak bir haldir. Kuran-ı Kerim'de de zaten geçmekte. Allah'ı zülcelal'ı tanıma. Ona karşı saygıyı, sevgiyi, muhabbeti, kötülüklerden kaçmayı, iyiliklere koşmayı temin eder. Bu da zaten ilahi korku manasını taşır. İnsanın şu kalıbı buyuruluyor. Anlayacağımız şekilde olsun. Bedenimiz nedir? Kulluk madenidir diyor. Öyle bir söz söylüyor ki Allah tarafından gelen bir ilmin neticesi şu söylemiş olduğu söz. Ne söyledi? Ne buyurdu Mübarek annemiz? İnsanın kalıbı, kulluğun madenidir. Mesela şu dağ nedir Madenin merkezidir. Maden ondan çıkar. Dağ nedir? Dağ sular onun altından gelir. Dağ nedir? Orman onun üstünde biter. Dağ nedir? Ekeriz. Biçeriz.
Mahsul elde ederiz. İnsan bir dağ değildir. Dağ, insanoğlunun Rabbimize kulluk yapması için cenabı hakk'ın vermiş olduğu bir nimettir. Kuldan istenen nedir? Zaten kulluktur. Kulluğun da aşamaları var. Şunu diyelim. Yüz elli tane güzel ahlak var. O yüz elli güzel ahlakın madeni insandır insandır. Rabbımızı tanıma özelliği insandadır. Rabbımızla dostluk koruma, bunu biz böyle deyip geçiyoruz ama bu velayetin veliliğin sırları, Allah ile dost olmak İnsanda mevcut. Cenabı Hak'ta gayb olmak. Kalben yakın olmak. Bu insandaki anlatılmakla bitmeyecek nimettir. Bunu anlamak için ne gerekiyor? Rabbimizi tanımak gerekiyor. Mesela bir rezzak stadını düşündüğümüz zaman hiç anlatamayız. Kililyonda birini dahi veremeyiz diyorum. Suyun altındaki o mahlukatı sadece bir balık değil ki balığın birçok çeşitleri var. Onları besleyen kim? Rabbimiz. Ne ile besliyor? Bir su ile besliyor.
Yerine göre bakıyorsunuz kutuplardaki ayılar onları besliyor Cenabı Hak. Bakıyoruz toprağın altındaki sürüngenler onları besliyor. Haydi yazın beslenin. Kışın nasıl besliyor? Besliyoruz Havada uçan kuşlar onları besliyor. Rızkını veriyor. Daha anlatamayız. Midenin rızkını verdiği gibi kalbin de rızkını veriyor. Cenabı Hak'tan muhabbetle veriyor. Herhalde sofrada tek bir kalp değil yediğimiz. Zengin bir sofra oluyor. Kalpteki sofrada sadece bir muhabbetullah değil. Keşke bu olsa hepsi olur zaten. Bunun yanında nedir? Havfi ilahi Allah korkusu. Kalbin takva ile donatılması. Kalbin ilahi tecellilere mazhariyeti, kalbin melekut aleminde rızıklanması, ceberut aleminde rızıklanması, lahut aleminde bunu veren kim Rabbimiz? Daha sadece bir sıfatı anlatamadığımız trilyonda bir dediğimiz sıfatı besleyen rezzakı alem Rabbımızı tanısa kişi zaten alnını secdeden kaldıramaz.
Alnını secdeden nasıl kaldırmaz? Yere Necip Fazıl'ın rahmetullah aleyh dediği gibi, mıhlamak değildir. Çeviremek değildir. İşinde ve gücünde mesela bir ortaklık yapıyor. Ortaklığında da secdededir onun alnı. Hakk'a hukuka riayet eder. Der ki bir buğday tanesinin dahi ortası yarılmış vaziyettedir. Neden? Bölüşürken bir tane tane kalmışsa, adalete dikkat edip ortadan ayırmak için. Daha nedir? Daha ne olacak? Bu böyle olduktan sonra bir kız belaya de git diyeceğiz. Çok. Yani Rabbımızı tanımadan mümkün değildir. Rahmeti bu aileye annemiz. Zaten insanlar içerisinde şerefe mazhardır. Azimetü'l hal. Bu hal nedir derseniz hal nasıl tercih edeceğiz ki. Mesela biz çok güzel bir tabiat görüyoruz. Bunu resimlerde de görüyoruz. Görsel cihazlarda da görüyoruz. Çok güzel manzaralar görüyoruz. O resimlerde, göksel cihazlarda görmüş olduğumuz resmi diyelim ki bir uzun gün.
Misal vermek mecburiyetinde kaldığım için diyorum daha başka. Ne manzaralar var, kim bilsin? Biz bunu maddi olan manzaralar olarak söylüyoruz. Manevisi şu beynin çalışmasıyla alakalı idraktir o. Beynimiz çalışırsa o zaman idrak derin düşünme demektir. O zaman işi fark etmiş oluruz. O gördüğümüz manzaraları ne yapıyoruz? Bizzat müşahede ediyoruz, geliyoruz. Halbuki biz Lafzai celal'den misal verdik. Mesela Tevhid, la ilahe illallah, okuduğumuz tevhidin dilde kalmaması, kalbimizde tasdik olması, İmanın zerresine eren kimseler o nimetin büyüklüğünü anlatamıyorlar. Anlatıyor da gözyaşıyla anlatıyor. Anlatıyor da kalbindeki o ilahi hazla anlatıyor. Ne kadar güzel demiş bizim büyüğümüz. Hanya'yı Konya'yı anlamadan gidiyoruz. Sunumun bazı güzelliklerinden haber verilmiş. Ekteru, sebebil inkar, El Aczuani'l idrak. İnsanın buyuruyor, inkar etmesinin sebebi.
Ya bu dediğiniz zaten benim aklıma da hiç uy. Böyle bir şey de görmediniz. Acaba bunlar nereden çıktı demenin diyor bir sebebi var. O da diyor, Beynin çalışan noktası yüzde iki nispetinde. Beyin çalışmıyor. Hem madden çalışmıyor hem de manen çalışmıyor. Tefekkür yok. Çünkü gıdası verilmeyen bir çocuk ölebiliyor. Bahçedeki ektiğimiz, diktiğimiz mahsulatın eğer suyu verilmez, bakımı yapılmazsa o da ölür. Çer çöp olup giriyor. Bizim aklımızın gıdası tefekkürdür. Rabıtadır. Murakebedir. Müşahede halleridir. Mesela diyor ki bunun ağ davasında bir sıkıntı var. Oksijen diyor, gitmiyor. Beyine oksijen gitmiyor. Fercup. Bizim hayatımıza Allah'ımızın muhabbete girmedikçe, Resulü'nün sevgisi girmedikçe, güzel ahlakın manevi suları girmedikçe ruhen ölüyoruz. Böyle gezip dolaştığımıza bakmayın. O gezip dolaşan bu vücuttur. Ama ruhani hayatımızda ölüm var. Onu hayata kavuşturacağız.
Bu da bir idrakin azlığındandır. Annelerimiz muazzam öğüt ve nasihat vermiş. Kadından evliya olmaz. Bunu söyleyen yok zaten. Bunu söylemek Allah'ımızın kitabını bilmemektir. Kuran'a zimmişhen sadece erkeklere inmedi. Kadınlara da indi. Bütün aleme inmedi. Ondan Allah'ımız ve ağır I anil ceylin Cahillerden uzak olun buyuruyor. Mesela biz kıymetli hocalarımızdan duyardık. Bazı sözler nakledilirdi. Derler dedi ki bu ayet mi acaba? Bir söz söylemiş ama bu hadisi şerif mi? Bilen insan için öldü. Şuradan buradan duydumla olmaz bu işin. Daha annelerimizin sözleri çok güzel devam ediyor. Bazılarını nakledebildiğimiz kadar. Nefsinizin rahatlığını diyor terk edin. Hep işte öyleyim yiyeceğiz? Ben nasıl bir kumaş elbise giyeceğim? Benim telefonum nasıl olacak? Benim arabam hep bunları düşünüp durmayın diyor. El-Vihihihah ümbülfatulfatul rahmetullahi aleyhya annemiz. Beni güzel nasihatlerde bulunmuş.
İlimle diyor meşgul olun. Oruç tutun, sadaka verin, namaz kıl. Amel, çok ilim, çok oruç tutmak, çok sadaka ve namaza değildir. Amel ilimledir. Mesela kurban kestik. Kurban kesmeden nedir? Onun farzını, vacibini, sünnetini, müstahabını, edeplerini öğrenmektir. Sonra İhlasül amel. Amelin ihlası Allah için olmasıdır. Niyetin düzgün düzgünlüğü. Ve murakabetü nazarillahi taala ile her an kendisini Cenabı Hak'tan gözetlediğini bilmektir. İşte kimsenin haberi yokken şu işleri yapıverelim değil. İşveren burada yok. Sonra o işin başında kontrol eden kimse de yok. İşte kameralar da yok. Ondan dolayı istediğimizi yapabiliriz diyeyim. Çünkü ilahi kamera çalışıyor. Sağımızdaki ve sorumuzdaki melekler çalışıyor. Allah'ımız görülüyor ve biliyor. Adım attığımız bütün toprak bizi gölgeleyen semavat, onlar da şahitlik ediyor. Hele kendi vücudumuzda bulunan azalar da şahitlik ediyor.
Neden sen bizim aleyhimizde şahitlik yapıyorsun deyince taşları konuşturan Allah bizi de konuşturuyor. Bunu bilen insan yanlışlık yapamaz. Bunu ifade buyuruyor annemiz. Gerçek muhabbet Allah'ın dışındakilere kulağını kapayandır. Hep mevlamıza götüren, mevlamıza sevgi uyandıranlara kulak veren kimsedir. Onun dışındakilerden duyan değildir. Güzelliği böyle ilahi cephesini bir şeyin ilahi yönünü anlatırken ve katkul alaik demiş. Cenabı hakk'ın dışında ona muhabbete mani olan sebepleri kaldırmaktır.
Kaynak: Genel
Saliha Hanımların Hayatından İbretler ve İlahi… | Mihmandar