Ayeti celileden lügatten sultanımız, Sultanı Enbiya, Şeti'l-Euzi Ceza, Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimizin üzerine getirdiğimiz ve getireceğimiz Salavatı şerifelerin pazar ile hakkında bir hadis-i şerif nakl-ü beyan edelim. Daha ziyade dualar edelim, Allah ki Rabbimiz Teala ve Tekaddes hazretleri mübarek günlerde ittiğimiz dualarımızı dergahaizinde ahseni kabul ile makbul eyleyen, kusurlarınızı aff eyleyen, evvela bu fakirin lisanına hat ve alaad-ı zelle'dan hepsi himaye Hazretilarından merviyedir. Bir gün Resulullah İki Cihan Güneşi Muhammed Mustafa Yüzünden müjde olarak geldi. Resulullah Resulullah bir gün yüzünde müjde olarak geldi. Yani bilim sevmiyor, kefleniyor, seviniyor. Yüzünden alamatı belli sevindiğinin. Dedi ki Cebrail şöyle dedi. Cebrail şöyle buyurdu bana dedi. Ya Muhammed.
Cebrail Aleyhisselam diyor, ya Muhammed, ümmetinden her kim sana bir defa salat okursa ümmetinden sana bir defa Salavatı Şerife okursa, ona on defa rahmet ve bir selam okursa, ve bir selam okursa ona on salavat tapusu açmaya razı mısın buyurdu, demiştir. Ben de razıyım dedim. Senin ümmetin tek bir salavat getiriyor, ben on rahmet indiriyorum ona. Onun da selamet kapısı diyor. Selametle, salavatla rüyayı birleştiği için on tane selamet kapısı kazaya belaya uğramayacak kapı onda kalbini yumuşatmak için manevi rahmet inmesine, on defterine sevap yazılmasına, on gecesi cennette kalkmasına, on günahının silinmesine razı mısın? Razıyım dedim, sevindim ve döndüm. Allah şefaatine nail etsin inşallah. Böyle bize selamla, salavatla müjdeleyir. Fahri Kainat Efendimiz, Allah şefaati uzmalarına nail-i merak buyursun inşallah. Ayeti celile'ye, istesem başlayın, tez bitirirsem başka yerlere geçeyim.
Halid-ı Zülcelal ferman-ı İlahiyesinde, Kuran-ı Kerim'in de, kudret anayasasında, ilahi Kuran-ı Kerim'de şöyle ferman buyuruyor. Ve men. Kadın erkek menlerden kan-ı men olursa olsun hepsinde şümullu olan men. Benim zikrimden iraziler ayrılırsa hidayete sebep olan zikrinden ayrılırsa, i'raz ederse anlayamazsın şimdi usul usul anladım. Ve inne lehu maişeten danken o zikrinden i'raz edenlerin maişetini yahut kabrini yahut içindeki hırsını dar ederim. Kabri sıkar kendini. Kabri sıkar. De kör olur. Gözü kör olur. Der ki, gala rabbbilime haşerteni ame. Beni niye kör halk ettin Ya Rabbi der. Halbundaysa ben, hakeza dünyada yakınan görür insanlar tanıdım ben. Gözüm açıldı. Buyurur Allah. Hayır, sen dünyada da görmez gelen gelirdin. Dünyada da görmezdin sen. Görürdüm gözüm açıldı, hakikati göremedim. Görüyorum geliyor. Ve men arada an zikri.
Kim benim zikrimden ihraz ederse Allah Allah Allah dem etse. Kim benim kulum beş vakit namazdan namaz da zikir, namazdan ayrılır, i'razi der, yani i'razi manası ayrılırsa, Türkçesini söyle. Kim benim farz ettiğim oruçtan ayrılırsa, zikir olan Kuran'ı Kerim'imden kim ayrılırsa, ben Kuran'a şeriata razı değilim derse, Allah öyle diyenlerden etmesin kurban olduğum vallahi, böyle diyen kimselerin, te inne lehu mainşetam danken onların maişetini darhalt ederim. Dünyayı verirsem doymaya imkan yok onun tamah olur. Yani eskiden ekmeğinin yanına kattığı zor bulan adam bugün nimet tepesinden dökülür de tamah olduğu için aç, aç gibi olur. Doymaz. Bir otostop çekse ikincisi olmazsa olmaz. İkincisinin olduğunun üçüncüsü böyle, tığ karnı boş olduğundan eski yazıdan, mimin de içi boş olduğundan, ayının da ağzı açık olduğundan doymaz. Ağzı açık ayın tamam.
Müminan kıyında karnı boş olduğu için ne kadar dökersen dök. O doymayı bilmez. İki şey doymaz Sati. Çok doymayan da birisi cehennem doymaz. Helmim mezit sayasıyla bağırır. Ya Rabbi doymadım, daha gavurları çok at içime diyor. Yani ne kadar başlıyor başlıyor, Yapmaya doyamıyorum Ya Rabbi, daha at içime diyor. Bir o doymaz, bir de insanın içindeki tamah doymaz tamah. Doymayı bilmeyen şey ne kadar dünyayı verirsen bir yani şu şehri bütün ver yahyaliyi her şeyiyle Kayseri'de isterim ya Rabbi. Kayseri kimdir? Ankara'nın bütün varlığını alsa yine doymaz. Buraya münasip kafama ille de diyen bir şey oldu diye baktı geciktirim diye korkuyorum. Hazreti Ali Radıyallahu Anh Efendimiz tezgeldiğimde iki cihan güneşi Muhammed aleyhissalatu vesselama geldi dedi ya Muhammed bana rüyamda bir şey verdiler anahtar anahtarlar şu kapıyı aç dediler, açtım bir bahçe. Bahçede bir elma, küp kırmızı.
Elma, iyi dinleyelim. Ürp kırmızı. Dışından bakan imir imir incinir. Dalına da bir kuş oturmuş elim teraiği okuyup okuyup tefsir ediyor kuş. Elim teraiği okuyup tefsir ediyor. Allah Allah. Kuşta da öyle bir kudret var. İniyor aşağıya da kavgasıyla yeri, yerdeki pisliği karıştırıyor. Karga olduğu için böyle yerdeki pisliği de karıştırıyor. E orada elem tere okuyor burada. Bilemedim diyor, anlayamıyorum. Elmayı aldım bir kestim, elmanın içi olduğu gibi afedersiniz, camiden huzurdan dışarı tüm pislik çıktı. Dışında bir kırmızı kabuğu varmış içi pislenmiş. Pişsin. Geriye attım yenmiyor çünkü. Prens daha ileriye vardı mıdır? Dört tane boş kazana dört dolu kazanı boşaltıyorlar, hiç bulmadan meşgullar. O doluyor gönderiyorlar, ondan berkine dolduruyorlar. Bunu da bilemedim diyor. Bir aslan, bir aslan yatmış suyun ağzına diyor, ağzına çay tüm giriyor diyor Irmak.
Yandım Ya Rabbi, ben doy muyum diyor diyor, yanıyorum ben. Allah, bu ne böyle? Anlayamadım diyor. Fahri Kainat Muhammed aleyhissalatü vesselam'e geldim. Ya Resulallah, benim anlamadığım bir rüya gördüm. Tabir eder misin? Niye gördün ya Ali? Bir anahtar verdiler, bir kapı açtım, bir bahçeye girdim. O 0 dünya dedi. Dünyaya girmişsin. Alem-i ervahtan gelmişsin, dünya giydiren bahçeye girmişsin. Güzel. Bir elma ağacı gördüm. Elmada elma var kıpkırmızı ama kestin mi içi pislik çıkıyor. Ahir vakitte gelen insanları görmüşsün. Elbiseleri düzgün olacaklar, özel tıraş olacaklar. Üç beş defa prova yaptırmaya gelecekler birkaç defa şurası olmamış, burası iyi gelmiyor, şurası duruyor deyip terzinin iki ayağını bir bokca koyacaklar. Lakin içlerini yağsan necis gibi huzurdan haşa ahlakları hırsına, tamamala, kukuluyla, adavatla, kenile, gunzula, riya ile, suma ile, gıkıtla, ait cit dolu isyan.
Ağzından bir söyledim mi küfür atıyor Allah korusun, bütün ameline iyi mahvoluveriyor. Böyle ahir-ı vakit da insan gelecek. Onu görmüşsün ya Ali, dışları süslü olacak içleri fena olacak. Hoca yüklendin bu sene üstümüze yine dayanamıyor, popup geliyor senin vaazını dinlemeye. Allah'ımız muhabbetinizi daim etsin inşallah. Orada bir kuş elemtere okuyor okuyor, tefsir ediyor. Yere de iniyor, kakasıyla yeri karıştırıyor. Bak bizim üstümüze yüklendim şimdi. Bu da dedi peygamberimiz, ya Ali, ahir vakitte gelen hocaları görmüşsün. Ahir vakitte kürsüye çıkacak milleti, anzına bakttıracak, bakttıracak, harama haram, helala helal diyemeyecek. Kendi de zıkkım gibi yiyecek. Zıkkım gibi yiyecek. Zekat düşmez, ver ver. Yani bizim eşkıyimizin altından da olsa caiz ver. Gerçi yitmiş de, hızı yalvarmış Allah, bir hoca efendiye niye düşse, süs kız demiş. Kolayını bulur da yer demiş.
Başka bir cahilse de keşke o belki böylesi de var. Elleri öpülüp duası alınacakları da var. Yani sizin içinizde nasıl bayağı kadieyim, dışarısı bir düzgün içi tesada gitmiş. Kenile, bursula, kazakla dolmuşlar varsa hocanın da bu kısmı var, kusura bakmasın. Bizim de bu kısmımız var. Anı için dedi ki bunu görmüşsün. Ya Ali Sen dedi. O niye ya göt? Bu dolu kazanı boşa boşaltıyorlar, borsa dolduruyorlar, dolu kazanı boşaltıyorlar. Bu ne dedi. O dedi kızı kocası yirmi yaşında vermez, yirmi beş yaşında vermez, otuzu bekledi. Niye bilmiyorum? Yahu zenginden bir gelen olmadı, fakire vermem ben. Bizim varlığımız yine doluya dolacak. Yani zengin olana dolacak, onun kabından bize dolacak. Çığır bir fakir Kuran-ı Kerim okumuş beş vakit namaza devam eden yavruya, seni kalkındırayım yavrum kızımı al ki. Yok efendim, onların altını taa buraya bebeğine sarkacak. Bir atılışta yüzlerce gramsin atılacak.
Ben öyle yere veririm diyecek kızımı senin fakirine, hocana, hacına, düşkününe biz onu kendimize arsayarız halen O takındığın altın var ya kız kardeşim o zenginlik hiçbir yerde gösterilmez ayıp o. Erkeğin gördüğü yere altın takılırsa yarın huzur-ı ilahiyede cehennemde kızdırılmış hal etmiş olarak basılacak o vücuda. Onu boğaza takmanın için değil, hocaya göstermenin için, saklamanın için verirdi. Herkesin var altını, utanman da yani fakirlere karşı hiç oğlunu everemesin. Varsın. Bu kadar ben almam onu. Filan'ın gelinine ve onun yetmiş tane yüz tane gram süt atıldı. Ben ne hal bir fakir alacağım da sekiz, on altınla utanırım, yüz kalayım ondan hayırlı dedirttiriyorsun sen. Bu insan Allah'tan korkar. Böyle gelininiz olunca ben bazı rast geliyorum da Allah'tan haya ediyorum. Kendi de utanmaz bir kız. Ne annesi zerre kadar utanır ne babası.
Neymiş bunu deve çanığı gibi babasına takıp da sallamak? Lisimsiz hiçbir şey görmemiş anam. İçeriye koy onu. Suya geri geri zangır zangır. Sığır takmaz, ağzına yat. Yarın göçüne hall olup da basılacak. Bizde olmadığı için her şeyi söylerim. Söylerim ama bizde olursa söyleyemem, dilim gibi ölür. Bunlar bizimsiz şeyler. Ya. Kayseri'de huzurdan haşa huzurdan haşa bu işe teşbih hep de günah olmaz huzurdan haşa bundan yetmiş sene evvel filan Ermenilerden birisinin elbisesini çok kıymetli görmüş kadın demiş ki filan Ermeneni ailesine bir elbise giydirmiş, bir altın takmış ben bayıldım demiş. O da zenginmiş, yerinde getirin demiş.
Yetmişler kölesini, çırağını göndermiş getirmiş oğlunu bir oğlana vermiş, ağa keflenecek diye o elbiseyi İstanbul'dan getirmiş huzurdan aşağı Ermenmen de vardı ya şeyde şimdi yine hala var ya karışık Kayseri'de getirmiş ki cuhadan baştan aşağıya soba yanıyormuş görmüş bükmuş ağa kalkmış sobaya cayır cayır yakmış. Ağlayaraktan koşmuş. Bana geçen bir adam söyledi Kayseri'de vardım diyor. Vardım diyor. Ağla ağlamış, gelerek, gelmiş. Niye yaktı? Bilmek vardı. Niye ağlıyorsun? Niye yaktın o kadar elbiseyi ben ne kadar masrafla aldım? Kaç liraya aldın? Yüz tane madeni liraya aldı malı. Yüz sarı lira. Şimdi kötü Ramizmlerden yüz tane. Keseyle aç şu yüz lirayı demiş. Utanmaz adam Allah'tan kork. Sende gören ben bunun iki yüz maden lirasını daha alabilirim. Fakirleri yer indirdiğim için illallah mes'ulsun. Onun için yaktın, böyle bir daha lüzumsuzlük yapma. Paranalda de koy şuradan der.
Yer ne giyiyorsun onu giydireceksin. İl ne kuşanıyorsa onu kuşanacaksın. Göksine beş on altın takmayla suya koy yaranların yüzleri dincada ahirette kara, Kara. Zeketini de vermiyor. Zeketini de vermiyor. Siz veriyor musunuz efendim? İşte burada sarraf belki içimizde var. Hamdi gelinimizin altını ne? Hırpadan da arttı. Ne kadar geliyor? Yirmi sekiz bin liralık geliyor. Hemen dün onun zekatı verildi gitti. Onlar yarın ateşten altın olup basılacak. O da sandıkta durur, bakmazlar bile. Ne izinsiz şey bunlar? Böyle kimseler yevm-i kıyamette ama olacak. Hakkı görmüyor, etrafını görmüyor, kimseyi görmüyor, burnu edilmiyor. Gözü kapalı. Size hepinize rica edeceğim şimdi. Camiden çıkarken herkes dükkanini, o toposunu, taksısını, dairesini böyle yumruk bulsun böyle arasında bulsun. Herkes göğsünü böyle yumacak. Körlüğün o zaman nasıl azap olduğunu anlayacaksın.
Şimdi elin körünü eğlenir, arkasına neye döversin? Gözünü yum da bak nasıl azap olduğunu. Ne saat körlüğe tahammül etmek, ne sene nafile ibadet etmiş gibi sevap ver. İki gözünü altın bir kulun ona sabrederse onun mükafatı cennet buyuruyor Peygamberimiz. Bir elinden tutar bir adam da şöyle yürüdür, götürür. Kırk adım yürüdürse cennet vacip olur buyuruyor Peygamberimiz. O ameyi ya parayla, zekatınle, neyinle yürürsen nasıl olur? Bizim köyde gençken bir yavrunun gözü kör oldu. Yavrum gel mektep yazayım sana Develi'ye Ahmet hocaya, yeşili sarabilirsin. Taraf benim anamın elhamdülillah. Göndereyim desen hocam ben şöyle alışmadım, verirlerse alırım yoksa ben deşilmeye gelemem der ve ağlar. Böyle hasiyetinden. Onu da girerken bazısı DNA çekiverir. Bazısı arkasına öfkelensem tüm yoldan çıkaracaklar. Gözü kör olmak çok ağır arkadaşlar. Onun için kırk adım yürüdene cennet vacip oluyor.
Cennet vacip oluyor. Dört adım yürüdürse elinden tutar da, ya parasıyla neyle yürürse, otobüs parasını verirse, zahire parasını verirse, onun manevi yürüdürse daha başka olur tabii. Buranın körlüğü nimettir. Nimet, cennete kazandırmanın için ahiretin körlüğü ikaptır, azaptır. Ne diyor hocam? Resulullah'ı göremeyecek. Allah'ı göremeyecek. Cenneti göremeyecek. Cemalullah'ı göremeyecek. O kadar peygamberleri göremeyecek. Velekleri göremeyecek. Annesini, babasını, akrabayı, taallukını, cennete girenleri göremeyecek. Böyle dolanmaya başlayacak. Diyecek ki, Allah'ımız kendi buyuruyor bak. Ya Rabbi beni niye kır haşrettin ettin? Ve katkıntu basira hal bundaysa ben görürdüm Ya Rabbi. Dünyadayken görürdü gözüm. Görmezdin bunu. Görülmezdin, görürdüm, vallahi görürdüm Ya Rabbi. Namaz kılanla niye camiye gelmezdin görürdün Ha, onu görmezçeden gelirdin.
Oruç tutanları görürdün de ne diye imazı ayn gelir de zıkkım gibi yedin giymelere irmiyesice seni? Şimdi gözün böyle olmaya layık oldun sen. Ben görürdüm Ya Rabbi. Niye zekat verenleri gördüğün halde üst üstüne faili serpil olsa belki düşmez. Faili halılar yüklüğün altında on, on beş yirmi vesaire zenginlik ne iyi birer birer hesap edip de vermezdin görmedin, görüyor musun? El verir gene sen gözünü imaz-ı ayn geldin görmezse de şimdi onun için gözünü halk ettim. Sen ne diye hacca girerken zengin olduğun halde gitmedin? Gitmedin İşte şöyle, görmezçeden geldin Orada görmedin, burada gözüne birler sokarım seni Seni dünyada görmedin, şimdi gözümü burada niye sokaraktan kör ederim görüyor musun görüyor musun diyor Allah kendi ayeti celilesinde bunun için bu ayete bu kadar maneyle iktifa edelim uzun gelecek çünkü. Açılın bir aşkla. Kelimesiyle cümlemize hüsnü hatimeler tevfik etti Ya Rabbi.
Kadın kardeşlerimiz da boşa gelip gitmesin. Hadisi şerifi de onlara peygamberimiz okumuş, ben de okuyayım. Zevceye, derhal-i şeriflerinden. Yüz otuz dördüncü, dördüncü sahifesinde kenzü'l-hirfa'nın hadisi şerif sekiz yüz altmış altıncı hadisi şerif. Böyle ispatlığı olsun, kadınları kayırdın sen deme. Kadın beş vakit namazını kılarsa bir kadın beş vakit namazını kılarsa taadili erkene riayet ediyor taharetını, abdestini göze alıyor namazına devamlı elhamdülillah bir müjde. Ramazan orucunu da tutarsa orucunu bir ay orucunu da tutarsa hocam bize gel edinen beri tutar ailem, namazını da kılar. Elhamdülillah. Allah onlardan etsin inşallah. Yendini de yendini de elin erkeklerinden muhafaza ederse, namusunu korursa, hocası dışarıya ticarete gitti mi malını malı gibi, yavrusunu yavrusu gibi vücudunu onun hakkı olarak ol, muhafaza eder.
Hiç kimseye o kıymetlı vücudunu hocasından başkasına inanmazsa Müjde böyle zevcine de itaat ederse, kocasına da itaat ederse, anladık efendim, muazzep olmaksızın cennete dahil olur buyuruyor Peygamberimiz. Hiç azap çekmeden sekiz kapısı da cennetin açılır. Buyurun kadın, buyur. Sizin hakkınız bu.
Efendim ya kadın beş vakit namazını kılmazsa, kılmazsa, kılmayan kadın danısa orucunu tutar da üç beş kadınla sokak başına oturur da mütemadiyen elin lafıyla gıybetle meşgul olursa orucunu manen böyle bozmuş olursa gendinin namus aletlerini koruyor ama diyelim erkeğiyle tokalaşır onunla gülerek konuşursa böyle şeyleri açılmış, yağlığı aşağıya düşmüş hocam düşse keşke şimdi Burak Azağı olanlardan beri dışarıdan da itkal malları geldiğinden, kundakla da bağlıyorlar, boğazı tüm bırakıyor da saçının oraya şeyi bağlıyor, eşref mi neyse kahrolasıca bütün boğazı açık oluyor böyle yaparsa Kafasını tüm açanı konuşamaz çünkü onun hiç adamı yok burada. Bacağını tüm aç, hiç adam yok ki konuşayım onların için Yani dövmez Buradan arkasına küre mile kakan kepliğin tüfek atmış gibi olur, uğramaz Bildiğinden santim dönmez. Yalnız biz camiye geliyoruz, biz kendimizden konuşacağız şimdi.
Kendimizden konuşacağız. Hırs çocuğumuz ailemizle kendini muhafaza ederse etmezse, o yanına döndüydük zevcesine de itaat etmezse, hocasına da itaat etmezse yeni cehennemin kapısı açılır, buyurun siz layık değilsiniz cennete denilir. Niye öyle diyorsun Ya Rabbi? Ya canım namazını kılmadın, orucunu gıybetlerini erittin, namusumu muhafaza etmedin. Tıkır tıkır tıkır konuşurdun. Benimle görüşür gibi elin hikayeyle de görüşürdün. Hocana da itaat etmezdin. Bir gün Radıyallahu Anha. Allah şefaatine nail et ya Rabbi. Hafretta Ali Efendimize itaat meselesinden oldu da.