Salavat-ı Şerifenin Manevi Değeri ve Fazileti | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Salavat-ı Şerifenin Manevi Değeri ve Fazileti
Salavat-ı Şerifenin Manevi Değeri ve Fazileti kaydında Efendim efendimiz buyuruyorlar. Hadisi şerif menaviden efdal-i kainat efendimize, kainatın en efdal olan hazreti-ı Muhammed sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimize salat-ı selam getirmek, salavat-ı şerife okumak, En kısası ve de salavat-ı şerife okumak, abid azat etmekten esdaldır. Bir kul azal etmekten efdaldı. Evet efdal-i kainat…
Efendim efendimiz buyuruyorlar. Hadisi şerif menaviden efdal-i kainat efendimize, kainatın en efdal olan hazreti-ı Muhammed sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimize salat-ı selam getirmek, salavat-ı şerife okumak, En kısası ve de salavat-ı şerife okumak, abid azat etmekten esdaldır. Bir kul azal etmekten efdaldı. Evet efdal-i kainat efendimize, kainatın en efgali olan, sultanı enbiyaya salavatı şerife getirmek, bir köle azat etmiş gibi, bir kul azat etmiş gibi faziletli ve sevaplı. Köle azat etmek çok mu sevapta? En dayanıklı sevap odur. Lakin ondan daha çok sevaplı salavatı geleceğe getirmek.
Neyin için bir esareti esarettan kurtarmak, esareti esarettan kurtarmaktan Salavatı Şerife efdal oluyor dersen, kendi canını cehennemden kurtardığın için Salavatı Şerife okuyun, okuyun, kendi hayatını, kendi canını, kendi nefsini cehennemden kurtardığın için, Salavatı Şerife getirmek köle aciz etmekten daha az daha. Askı saadette, sultanı Eldiye efendimizin zamanında köleler satılır, cariyeler satılır, alınırdı. Bundan bir tanesi de Bilal-i Habeşi, Bilal-i Habeşi radiyallahu anh efendimiz idi. Kafirin birisinin kölesiydi, kölesiydi. Kölelik vakfı'nda on tane iman eden köleler oldu, cariyeler oldu. Na'kın ağaları kafir olduğu için çok azap ettiler. Bilalekabeki Hazretleri da bir kafirin kölesiydi, onların kilisesine girdi, putlarına kefaret etti, çıkarttığımız gördüler, çok azap ettiler.
Çok azap ettiler, ağasına vardılar, sen yaptın olduğunu dediler, dedi ki ben yaptırmıyorum, size kölemin yeniyorum, isberimiz gibi azap edin dedi. Kulların, sıcak kumların üstüne yüzüstü sürüdüler, hakaret ettiler, dininden dön dövdüler. Ölsem dinimden dönmem, Allah'ından dönmem dedi. Allah'ın Allah'taniyetine bildim ile başın ağacın Allah olmadığına inandım dedi. Allah Vahide mutlaktır. Ahiret harabda dahil olan Allah birdir, iman ettim bunun, Sultan-ı Enbiya'nın da bir talimine iman ettim. O da Allah'ın Rasulü Habibi sözcüsü abddir, böyle iman ettim. Başının üstüne istedikleri kadar baş kaydılar, körük körük taş koydular. Medine'nin en sıcak yerine götürdüler, Bunun altında usul usul can çıksın senin. Veren o kadar putlarımızı bıraktın da tek olan Allah'a iman etmişsin, utanmaz herifliler. Sen burada öleceksin, çaren yok.
O başların ve kayaların altında, Allah, ya Allah, iyi Allah'ı zikrediyor. Peygamberimiz oradan getiriyormuş yolu oraya rast geldi. Ya Resulallah beni kurtarsan ne? Başındaki kafirlerden yaklaşmama imkan yok ya Bilal. Başını bekle ediyorlar, yalnız seni o vahid olan, bir olan Allah kurtarır dedi ve oradan gitti Peygamberimiz mütemadiyen ağlayıyordu, bilala edilen hakarettan. Sıddıy-ı Azam efendimizin, Radıyallahu anh efendimizin tükenme vardı mağazasına, o tuzlu gözlerini yaşlı gördü, ya ağlıyorsun ya Muhammed. Yine kafirler sana ne hakaret etti bugün. Keşke bana olsaydı Bilal-i Habeşi namında bir köle iman etmişti. Onu tutmuşlar, aldı yukarıya yakılmışlar, istediklere kadar üzerine baş kalmışlar, altında ya Vahdet diyor zikrediyor, dayanamadım onu ağlıyorum. Ben kurtarmaya geliyorum ya Rasulallah dedi ve fırladı sıktığı bir ağızdan.
Salavat-ı Şerifenin Manevi Değeri ve Fazileti ne anlatıyor?
Salavat-ı Şerifenin Manevi Değeri ve Fazileti kaydında Efendim efendimiz buyuruyorlar. Hadisi şerif menaviden efdal-i kainat efendimize, kainatın en efdal olan hazreti-ı Muhammed sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimize salat-ı selam getirmek, salavat-ı şerife okumak, En kısası ve de salavat-ı şerife okumak, abid azat etmekten esdaldır. Bir kul azal etmekten efdaldı. Evet efdal-i kainat…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 16 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Püh, onun ağzına vardım dedi ki bağışı köleyi sat, hatrına geldi ki dünyada ne kadar malım var, mağazam var, ne kadar servetin varsa birinci tüccarlardan ısıttığı ve Hasan Efendimiz, gül numununu vereyim destek bilen kurtulsun diyor. Gül nuru vereyim tek kurtulsun. Yalvarmaya başladı, yok saklamam dedi, imkan yok dedi. O putlarınıza hakaret etmiş dedi. On iki inini inini örgüleceğiz dedi. Dedi yahu sizin de cinsinizden, lahmudiden bizde köle var. Yirmi bin ahkamalarda parası var, parasıyla beraber sana da kölayı yerim, sen de bu kölayı benden ver, rica ediyorum sana dedi. Çok hatırı sayılır, tüccarlar arasında hatırı sayılır, sözünü durmadı, kafir olduğu halde o Yahudi köleliğe değişti. O köleliği bir yerde vardı başı yaşından gitti, o menakıb Gülzar'ın da gerçi yüz bin gül biter, bu gülistandan haber yerine bir tek gül yeter.
Haber vereceğim gülistanda yüz bin yıl var ama o gülistandan haber vermeye bir tek günü haber vereyim, hepsini ondan al. Aynen inşallah. Korundan tuttu, tükele getirdi, ya Muhammed, satın aldım Elhamdülillah, bilalı kurtardım elhamdülillah, kurtardım ve kendi köleliğimde de durduramayacağım, sana bahşediyorum, sen kölelisin, velbe azat ediyorum dedi, azat ediyorum kölelikten kurtarıyorum dedi, Peygamberimiz onu emlak gibi kabul etmişti. Şahsı Habeşistanlı olduğu için simsiyahdı. Simsiyah. Peygamberimiz yurdu ki içi simsiyah. Tövbe, bu şey simsiyah, Rica ettiler, ezenin uzak okuyuyordu. Kitaplar haber veriyor, kitaplar daha o kadar muhrik ses, daha o kadar insanı yatan ses, daha o kadar uzağa giden sesi bilemiyor mu? Kitaplar bubalağa gidiyor mu bilmiyorum. Herhalde kendinin kerametinden olsa gerek, okuduğu ezeni öperler dine değil, altı sahhaklık yere duyuluyor diyor kitaplar.
Ayağının takırtısı, ayağının tükürtısı tasirletül müntehaya duyulursa, sesi altı sahahık yere sadece duyulacağı efendim, duyulacak. Araplar geldiler, ya Resulallah dediler, Bilal ezem okumasın, niçin dedi? Diyemiyorsun, hiry alessalah diyor. Habeşistanlı olduğundan Arapça'yı çeviremiyor, helye alassalah diyor. Peygamberimiz buyurdu ki, ben bir daha o kadar muhabbetliyim ki, Allah'ım da o kadar sevilir ki, bir kerenizin hal yaşından vilayeti bana daha hayırlı kırdı. Peygamberimize çok aşık çok aşık. Vefatince onun kadar dayanamayan olmadığı herkes mecburen oldu tabii ama buna daha çok top uyuduğundan yorgun diye sığınamadı, Şam'a gitti, Şam'a geldi. Dedi ki, o hamdul vefat edince onun şehevinde oturuyor ya gitti, oturamam onun şehevinde. Gitti Şam'da evleniyordu, Şam'da duruyordu.
Sultan-ı Enbiya Efendimiz rüyasına girdi, dedi ki ya Bilal, ben senin yöresim geldi de, sen beni yöresini gelmedin mi, niye ağlayarak mi gelmiyor? Dayanamadı geldi, geldi Medine'ye, Tahir'ye, o silahın ahmak doğrusu olduğu için içi, raval asen, anil asen, an edin asen, Nereden nereye geçtin? Bu hadis hatırıma geldi. Raval Hasan, Hasan-ı Basri'dan rivayet hadis-i şerif. Anil Hasan, o da Peygamberimizin torunundan rivayet ediyor. An Ebü'l Hasan, o da babası olan Hazreti Ali efendimizden rivayet ediyor. Hancetü'l-Hasan, Hasan'ın cehti olan Hazreti Muhammed'den. Hazreti Muhammed buyuruyor ki, özellerin en güzeli, Özellerin en güzeli. El huritil ha sen kimin ahlakı dünyada en güzeli ise, dünya güzeli odur diyor peygamberimiz. Bilanın siması simsiyah amma ahlakından gözler ahlak yok ki, Medine bir dinle, inanamıyorum, gelmiş.
Bilal Safa geldiniz, hoş geldiniz, Bilal Safa geldiniz, aralarında gelişemiyorlar Bilal'in muhabbetini. Halife, umarım farik olmalı radiyallahu anh, yani Sıdddi Gazali vefat etmiş herhalde. Allah şefaatine nail etsin. Çık da ezen okuya Bilal, sesini göreceğimiz geldi. Sesini göreceğimiz geldi. Okuyamam, Sultan-ı Enbiya kabirde yakılırken o emri verdi, bunlar ezan oku diye. O kabirde metfunurken ben minareasına çıkıp da ezelim okuyamam. Hazreti Aişe annemiz duydu geldiğini, Safa geldiniz dedi ziyaretine vardır, hoş geldiniz. Ya Bilal bir ezan okunan Muhammed-i Hatu lehlin. Anneciğim okuyamam. Yarın annem babam size kurban olsun okuyamam. Peygamber hatırıma gelir, dayamamam. Ben aşığım onu. Dedi ki size rica ediyorum, ricamı kabul etmezsen annelik hakkımı haram ediyorum. Ben Sultan-ı Enbiya'ın ailesi olayım, bütün müminlerin de annesi oluyor da biraz sözümü kırsın olur mu bu dedi.
Çıkacaksın, okuyacaksın. Anneciğim hakkına taarruz eden, okuyun tek dedi ezene çıktı. Ezene, elini kulaklarda yerdi, Allahu ekber, Allahu ekber dedi. Bilamın sesini duyan ne kadar yeminleri varsa hep dışarıya çıkmıştı böyle bütün. Eşhedü enne Muhammeden rasulullah deyince, kendi dayanamadı bağırmaya başladı. Bütün Medine Peygamberimiz yeni vefat etmiş gibi, ağlıyor, çırpıniyorum, kes ya Bilal, dayanamadık diyorlar. Duymaz ezeni bitirdi, bazı kitaplar çok insanların öldümünü haber veriyor, tahammül edemeyip. Allah şefaatine nail et ya Rabbi. Yani bunu da Sıddıkydı, Alsam Efendimiz kölelikten azat etmişti. Peygamberimiz de bunu buyuruyor ki, kim Salavatı Şerife getirirse, köle azat etmekten daha çok sevaba naip olur, daha faziletlidir. Demek masalli ala seyyidina Muhammedim ve ala alihi ve sapihi ve seldim. Devam edelim inşallahu Teala.
Öyle Ayet-i Celileye geçiyoruz ve kadınlara da söz vermiştik, çok da gelmişler diyorlar. Onlara da bir bahis ayıralım inşallah şöyle, açıp devam edelim. Mümin erkekler de mümin kadınlar da birbirinin velileri, dostları, yardımcılarıdır. Allah'ımız Kuran-ı Kerim'de böyle buyuruyor. Anlayamadım efendim ki biz, çeyizça anlayamadı. Sen üç beş defa Türkçeye çevireceksin, bazıları misallar getireceksin, biz anca anlayacağız. Emeklerini esirgemem elhamdülillah. Ha küçüklüğünden beri bir kişiye saatlerce anlatmaya çalışsam Allah'ım yorgunluk diye bir şey gelmez o zaman, elhamdülillah. Size de çalışacağız inşallah anlatmaya. Mümin erkekler, mümin kadınlar birbirinin melülleri, dostları, yardımcılarıdır. Kısa setimiz anladı efendim. Mümin olan erkekler, mümin olan kadınlar, birbirinin, bilginin velileridir, muhabbetli dostlarıdır.
Ya şimdi hocam mümin müminin velileri geçsin, birbirinin düşmanı oldu Müslümanlar. Birbirine hakaret gözüyle bakıyor. Kadınlardan birbirine kırgın sol işlerine var, yüzlerce kadınla. Konuşmayın kadınlar Allah aşkına konuşmayan bir şey dinleyin canım. Sığmaşamıyor, bağırıyor, çağırıyor. Öteki kadınların da ikisi geldi mi huzurunu tüm bozuyor. Allah aşkına seslenme, yoksa Allah azmını sizden keser, gönderin kardeşlerime. Onun için seslenme. Mümin erkekler, mümin kadınlar birbirlerinin melileridir, dostlarıdır, yardımcılarıdır, birbirine yardım ederler. Müminler Peygamberimizin hadisi ile kemer başı gibi, birbirinden kuvvet alır, böyle cami-i şerif olduğu gibi bak kemerlerle mümin de bir araya gelir. Fikri bir araya gelir. Muhabbeti bir araya gelir. Müşaveresi bir araya gelir. Birbiriyle anlaşılırsan müminin binası tekamül eder, dünya cellet gibi olur onlara.
Lakin mümin birbirinden ayrı olursa, şu caminin başı kadar başı binlerce araba getirir de ayrı ayrı yerlere döker Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ustalığıyla o yapılmazsa, bin sene şurada baş olaraktan beklese, kimse altında rahat edemez, kimse o taşlardan istifade edemez. Mümin bir dilinin dostu olursa, mümin birbirinin kardeşi olursa, Kadın erkek bini birine canlı, malını, ırzını, namusunu birbirinin dorumaya başlar. Kardeş gibi olunlarsa yekvücut olurlar ve o binanın altında İslam binasının altında yaşarlar, imanla ölümler, Celaluhu bulunurlar. Bir Müslüman küçük bir bahanayla, küçük bir partıcılıkla, küçük bir yedi kodunyla, mendili kuruyana kadar küstürursa caiz değil diyor Peygamberimiz. Mendil yıkanıp kuruyana kadar. Bundan daha ziyade üç gün küs kalırsa dördüncü gün namazı kabul olmamaya başlar.
Peygamberimizin hadisi var ki, onun için küstüğün ırzına hakaret var, canına hakaret var, namusuna hakaret var, dine hakaret var, mukaddesatına hakaretlarsa, bura müstesinedir, küslenir, daima ırkın durur, kalbin ondan hiç hoşlanmaz. Huplu fille perhiz atın, Allah için, Allah'ın sevdikleri kulu sevmek vardır. Allah için, Allah'ın sevmediği insanlarda sevmek vardır. Onun için sevmediğin, sevmediğin fenanın danırsan başka. Lakin mümin, ikisi de camiye beraber giriyor, sene sene hocam niye benim kanaatim olsun, mümin mümine olsa canım, kardeş kardeşe bir. Kardeş kardeşe olsa, hocayla, hocasıyla ailesinin arası kaç senedir kırgın. Hoca, hoca ile kabul olsa akrabayı gitiyle ayırdılar şimdi, akraba. Hocam akraba olsa aynı kardeş, innemel minona ikla mümin-i ilim kardeşi, iki kardeş birbirinden ayrıldı. İki taraf birbirine hasım kesildi, hasım kesildi.
Bunların üç günden sonra namazları ne olacak la? Allah'ın huzuruna nasıl varacak la? Ben bilemiyorum. Hadis-i şerifler biliyor, Kuran-ı Kerim biliyor. Ben bilemiyorum, insaf edelim, merhamet edelim, vicdan edelim, vicdan edelim. Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz, bak böyle konuşsan. Bu hadis-i şerifin içerisinde gemi ahlakın tecemmu etti. Şu okuduğum hadisin içerisinde diyor, bütün ahlakım birleşti. Kim benim bu hadisimle amel ederse, benim ahlakım gibi ahlaklaşmış olur. Benim ahlakımdan da, Rasulullah Kim benim ne kadar çapkın okuyorum, sebebini değil mi size? Şurada birçok sözlerim var, bugün hepsinin kuyiliği diye çalışıyor. Yani vicdan bu, merhamet bu size. Yani acilde daha çok duyuluyor. Duyuyorsan ne çare kutladıktan sonra.
Ben kutlağımı bilmem, yani huzur-u ilahiyyede seni ta minibüslerle oradan getirdik de, yine Hakk-ı Hakk yerinde, konuşmadığım diye yaka davası olup da hakkımı alırım deme deyip konuşacağım ben, büyüteceğim. Yani söz koymayacağım. Tutarsan utan, tutmazsan sen bilirsin. Habibim bunalma diyor Allah'ım, Habibim sıkışma, Habibim kerdeme, Habibim sen kendini helak vereceksin, Sen duyumla memursun, Kuran'ı terbiye et, tutarlarsa tutarlar, tutmazlarsa geldiler gelir, Cehennem hazir diyor. Cehennem hazir, tutarlarsa geldiler gelir. Ananı sen yine de insan dayanamıyor nal oluyorsa. Sılmanga taak, peygamberimiz bu hadisi şerifin içinde cemi ahlakın tecelmu ettiği, Kadın olsun, erkek olsun bu ahlakına inşallah tehalluk etmeye çalışalım ve biz kardeşiniz Hacatullah kardeşimizle, giden seneki vefat eden hafızımızın babası kardeşimle, o da tabi mahallemizin imamı ve hocadır.
Memlekette bir kurban ne rahmet duasında kurban kesilecek olursa Abdullah Efendi'yi getirin salih bir kimse kesil diyorlar dediler. Bizden çok üstün bir ahlaka maliktir elhamdülillah. Artık ismi anılmışsa anılmışken anılsın. O zatula ikimiz vaat ettik, bu hadis ile amel etmeye çalışalım diyor. Barısına muvaffak olabiliyor, dahası belki olamıyoruz. Siz de çalışacaksınız inşallah. Peygamberin ahlakı böyle ahlaklanacak inşallah. Sılmangatak sizi sıla etmeyen, sizin evinize gelmeyen, sizden akraba dağlarını kuran, akraba dağlarını kuran, dinkardeşlık dağlarını kuran kimsenin evine siz gidin diyor Peygamberimiz, ben gülerdim, sıla itmeyeli ben sıla eder, evine gülerdim. Ya hoca o şımarırsa ne diyeyim, beni kovarsa ne diyeyim, yüze almazsa ne diyeyim, onları diyen şeytanla nefis. Varacak olsan yüzünü döşte gider önüne.
Var da bak, var durmayan, gitme, burnuna değer, kötü söyler, yüze almaz diyen şeytan belirsiz. Hiçbir insan yok ki en büyük hasbi olsun. Çocukları yanma artsın akraba, christi'ümüz yeter artık, seninle biz kardeşiz. Katına geldim artık, daha küsecek misin desen, Allah'a ne diyeceğim diye boğazını kucaklamaya başla. Yalan söyleme. İnanmam ona, inanmam ona. Gastrit hoşuna giren o taraf oluyor, nefsim hoşuna giren burnuna değer, yüze almaz. Bunun için durur diye gör Şeytan, gitme. Çünkü geleceği olsam çok sevap olacak, Peygamberin aklı böyle ahlaklı olacaksın. Cennete gireceksin. Şeytan da o hataya değil, onunla böyle fikirler yapar. Gitmeyeceksin diye yorumlar yapar şeytan. Demek ki sizi sılaı ekmeyeni siz sıla edin diyor Peygamberimiz. Sılağı da anlamak biz, sılaı rahimdir bu. Yani gelip gelmeyen sılaı rahim derler. Ömrü iki şey uzatır, birisi sadaka, birisi de sıla-ı rahim.
Sıla-ı rahim'den bir bahis çıkıyor gözümün önüne, haber vermeme imkan yok. Çünkü ben başka yerlere geçeceğim. Diyor ki illa haber yok, göremeyeceğim. İsterse yalvarsın olmaz. Size zulmedeni siz affedin diyor Peygamberimiz. Size zulmedeni siz affedin. Olur mu efendim? E olmasa peygamberimiz demek, bana zulmedeni ben affettim diyor. Bana zulmedeni ben affettim. Size zulmedeni siz affedin. Pek zormuş efendim, hem zulmediyor da hem akdemir yurdu. Ya Ali, ya Ali, ya Ali, Peygamberimiz çok konuşurdu ya Ali kelimesini, ona söz söyler, ona kutabiler. Dediler ki bir gün, ya Resulallah, ya Resulallah, ey iki cihan güneş, Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem, niye Ali'yi çok anlıyorsun da bize sesleniyorsun? Ali'yi çok anlıyorsun. Hazreti Ali'nin sizden ziyade ahlakları var da onun için dedi. Ne lan? Ya Rasulallah, sizden soruyorum, o şimdi huzur değil.
Size bir kimse huzur medçesiz ne yaparsınız? Affederek, sahabe çünkü. Aynı adam yine zulmetse, yine zulmetse çocuğunu değiyorlar, dokunuyorlar, yine affilerek gördüler. Üçüncü defa aynı adam gene zulmetse, durdular kaldılar, ya Resulallah gene zulmediyor, artık içimiz yalan söylemez huzurunda. Dilimizle söylesek, kalbimiz uygun olmasa hata olur, bir daha da affedilmektir, Ali'yi çağırın dedi. Hazreti Ali radiyallahu anh Efendimiz geldi, karşısına oturdu otur ya Ali, size bir zulmeder olsa ne yaparsınız affederim. Aynı adam yine zulmetse affederim. Aynı adam yine zulmetse affederim. On defa böyle buyurdular. Onuncuda dedi ki mübarek lisanınızı yorma ya Muhammed, Allah'a yemin ederim ki sana da, bana da kıyamete kadar ömür verse, her zaman bursu alış olursan yine iyilik ederim, yine akdemirimi geliyor kimden dedi.
Ben Hazreti Ali'yi bu ahlakını için severim diyor Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Böyle kısaca geçiyorum. Sizi mahrum eden, size bilmeyene siz verin diyor Peygamberimiz. Size hacet lazım olunca bilmeyen adam altın kapının ağaç kapıya işi düştü mü, geri boynunu büker. Ha çocuğu ver de boyun bahçamızı deyip söylüyor. Sen fukarasını o zengin, filan zaman bir şey istedin de, ver elini göndermiyorum diyemez diyor. Dükkandan dükkana lazım olduğu, sermaye lazım olduğu, Adana'ya geliyorum, beş altı bin lira varsa ver, veriveriyor. O sana muhtaç oldu geldim, ver diyor Peygamberimiz. Ver diyor. Ben virmiyene verirdim diyor Peygamberimiz. Ben veremem. Peygamberimizin ahlaklarının, ilahlarının olamaz, husmakam mı öyleyse? Olamaz. Geçiyor mu burayı? Buraya da geçiyorum. Hoca biz verdik de, hacet verdik de, bir hacet verdik mi onun yerine işimizi gösterdik.
Komşuya bir çuval lazım oldu mu verdik ama onun yerine pambımızı erittirdik. Ona bir para verin ama paranın ile ot gezdirdik. Ona da ücret vermek, bunlar faiz olur. Bunlar riba olur. Riba yetmiş türlü günah, en büküyü Kabe yolunda anasının nikahını kabul etmiş gibi günahkar olur. Böyle bükük paran olan adama hizmet ettirme, dinini seversen ettirme, Peygamberini seversen ettirme. İmam-ı Azam Efendimizin bir adamda alacağı vardı. Alacağını orada bir talebesi ile rahat etmiş. Onun gölgesinde herkes duruyor, onay, o sıcakta yanıyor. Ya İmamı Azam şuraya gelsen de, dava çok ısacaktır, şu gölgede dursana. O binanın sahibine ben ön üç para verdim. Önlük para verdim. Der ki vücudumun perisi savur da, bedenim serinleşirse, o paranın faizinin yerine ne olur diye korkuyorum da oraya var mıydı? Tehlikeli yere varma, yılan olan yere elini sokma.
Buralar yılandır, ejderhadır, senin imanını gelirir bura. İmanını gelirir aman ha amelini mahvetme, etme. Biz haklı söylüyoruz. Kötülük edene eğilip yedin. Kötülük edene eğilip yedin. Kötülük edene eğilik edin. Gezilir mi o kötülük geliyor. Sen eğileceksin. Hazreti Ali radıyallahu anh, yine o çıktı karşıma, Allah şefaatine nail etsin. Çok az mantur bir kafir ile harp ediyordu. Harb ederken nasıl firsak buldu, atlarının ayağını çıkardı yılan kafir genelde bereldi düştü. Düştüğü zaman kollarına dizlerini verdi, kılıcını da boğazına tuttu böyle. İbni Amr Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem. Ben az ve murtazayım. Allah'ın aslanıyım. Aslanıyım. Allah'ın vahtaliyetini, Muhammed Mustafa'nın. Risaletini kabul ettim, boğazım kurtuluyor. Yahuse kesiyorum kafanı dedi. Hiçbir şey söyleyemedi kafir. İman etmeye de gönlü yok.
Daha hiddetini kesiversin de canımın çıktığını bilmeyeyim diye aşağıdan yukarıya tüh dedi yüzüne Ya Ali dedi. Kılıcını kaldırdığıyla onu azat etti, Hazreti Ali benim şu anda çekildi. Ya Ali beni niye sen öldürmedin dedi. Daha tiz kessin diye ben seni yüzüne tükürdüm, kasıt diledi. Tez versin atsın. Bizim dilimizde kötülük gelene eğri giderler. Tükürdüğün için seni affettim. Ne dedi dedi, hikmetini yine söyle, çam isi gibisinsin bana dedi. Çam isi gibisine gelse, iman etmem desem kafan gittiğini tükürdüğün için nefsime belki alır gelir de onun için keserim de mes'ul olurum. Bizim kimliğimizde de kötülüğe eğri etmek var, onun için seni affediyorum haydi dedi. Ben affolunduysa Allah'ımı vurdum. Okuyalım güzel, eşhedü. Kelimesi ile cümlemize hüsnü hatimler tevfik etti. Kafiler kadar kötülük edeni nasıl affediyor, nasıl ihsan ediyor, nasıl kesmiyor.
Bütün Alreti Peygamber'in sahabesini de ondan ibret almış duman. Çok şükür hocam biz onlara benzemeye imkanımız yok, hiç imkanımız yok. Yalnız onları seviyoruz, Sıddıy-ı Azam birinci, ikinci Ömer-ı Farr, üçüncü Osman-ı Zinnuri, dördüncü Ali-yel Murtaza. Bu kıyasla böyle meraklıkları olan, böyle seviyoruz, acaba biz kurtulur muyuz? Dişi sevdiği ile beraber haşricen olur, onlarla beraber olur, yarın mahşerde onları sevdiği için kurtulur inşallah. Ya efendim bazısı Hazreti Ali'yi ziyade seriyordu ötekilere hakareti, onlar Aleviler, Rafaziler, yetmiş üç fırkadır bunlar kitapta Peygamberimiz bin teccili ehli cennet, altmış yetmiş iki fırkası diyor cehennemlik diyor Peygamberimiz. Ümmetin yetmiş üç fırkaya ayrılacak, tek olanı ehli cennet, yer yanını yetmiş iki fırka Ehl-i nar'dır.
Kim Ya Rasulallah ilk kez kelime ile yaptı, benim ve Ehl-i Sünnet vel cemaat mezhebine umukun olan itikatta delil ve sahabenin yolunda gelenler, o itikat sahipleri ehli cennettir. Ondan beşinci mezhede ayrılan, Hazreti Ali'yi peygamberden üstün gören, Hazreti Ali'yi Adana Lazımızdaydı, on tane fellahın iman ettiğini gördük. İnsaflık konuştuk, merhamet ettiler, baktılar hakkı buldular, Ondan sonra iman ettiler elhamdülillah. Onun için Allah'ımız hakkı hakka teslim eden kulları zümrasına ilhak buyursun inşallah. Amin. Kardeşlerime, kadın kardeşlerime da söz vermiştim ve geldiler, doldurdular. Onlar için de konuşmayı söz verdim. Allah rızası için onlardan da konuşacağım. Beni mazur gör. Siz de benim cinsimden olduğunuzdan girimden çekil çekil sözü siz alıyorsunuz. Kalbimde onlara söylemek var, çekingen çekiyorum alıyor. Onlar çekerler yiyor. Nedir çekemiyor?
Çünkü kadın kısmı birbiriyle konuşmadan başka bir şey bilmez. Geldin mi vaazda şunu dedi, gel de duydum ama niye adam yürüyor? Benim de bu da amma ona otokecelidiler. İki kelime okuyorysa, iki kelime okuyorysa ben sizden in bilirim değil, fısır fısır fısır fısır ben binerim kadın cemaatini. Allah rızası için konuşma yahu. Konuşma dinle. Şimdi hadis geliyor, hoca takdir etme kadınları, bunlar bizim hayat arkadaşımız, bir yastık arkadaşımız, dokunursan bize dokunmuş olun. Yok, kitabın dokunduğu kadar dokunulur daha ziyade takarım lazım. Şimdi onların menfaati hakkında bir hadis-i şerif okuyorum. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Erkeklerden ne kadar iyi yeri var kadınlara bak şimdi. Peygamberimiz geldi buyuruyor.
Kadın, bir veyahut da bin kadın yüz bin kadın, beş vakit namazını kılasa, benim ümmetimden bir kadın beş vakit namazını geçirmeden kılarsa, kılmazsa hocam, kılmazsa konuşup konuşup bir kaldık. Onlar da duydu, Siz de duydunuz. Fethini geçirirse Allah da affetmezse, seksen kere seksen bin sene cezasını Peygamberimizin dili ile konuştuk. Onu demiyoruz. Demek kadın beş vakit namazını kılar, ramazan orucunu da tutarsa, gıybet etmez, iftira etmez, isnat etmez, orucunu da tutar, sevabını harc etmez. Ya efendim başı da açık, ayağı da açık, fırır fırır birbirinin yanına gezmeye geliyor. Akşama kadar elin lafını konuşuyor. Ben onu demiyorum, doğru tutanı diyorum, doğru tutanı diyorum. Ben yalvarıyorum, kocan olurum, gel ayağıma beyaz çorap giyme, siyah giy alayım diyorum, ayıp olur benettinalılar diyor. Olur mu bunların namazı? Bir kadın topuktan gökarı diyor kitaplar.
Bir el basımı açık yeri olursa, zift karanlık evinin köşesinde namaz kılsafa bulunmaz. Bir kadın saçından bir el basımı kadar açık yeri olsa, isterse evinin en karanlık köşesi, gecenin de zindanı olsa yine kabul olmaz namazı. Bizim fıkhımız bu. Hemen evin açığına saçına karışmam, biz ancak kitabı deriz. Demek ki kadın beş vakit namazını kılarsa, Ramazan orucunu da tutarsa, geldin de böyle kitaplar çok açık yazar ama insan edepli, hocam da edepli olmak lazım. Her şeyi açığa o çıt açık koymakla günah, kendine haramdan sakınırsa dedin mi belli oluyor. Demek ki namusunu, ırzını elden muhafaza ederse. Anlatıyor efendim. Kendinle haramdan muhafaza ederse, zevcine de, kocasına da itaat ederse, muazzeb olmaksızın cennete dahil olur. Hiç azep görmeden bu dört yazı yer bini kadında bulunursa, hiç azep yüzü görmeden cennetin sekiz kapısı açık olur, kadın kulun istediğinden giydirler.
Biz de onu çok kötü zannediyorduk kadınları, yok. Sen çarşıda bazıları da bin yalanla ticaret eden, o yer Allah ondan sormaz tümsenden sorar. Sen akşama kadar, sabaha kadar çarşılarda, bazarlarda kaveden, rinedilen o evine çekilir, tespihini eline alır. Kuşluk namazı kılar, evvadın namazı kılar, tevekkül namazı kılar, Allah'a itaat eder evinden ayrılmaz. Kırk gün böyle ibadet etse velilerden olur diyor kitaplar. Kadın böyle. Bizim kadın da mı? Sizin kadına inanamıyorum. Neden inanamıyorum? Hiç öyle durmuyor efendim. Hızır hınzır komşu gel diyor. Bu kadın değil, evinden çıkmayan kadın. Bak misal vereyim birini, iki cihan güneşinin kızı Fatıma'ta Zuhra validemiz. Allah şefaatına nail ya Rabbi. Ya Rasulallah, benim cennette refikim kadın var mı? Cennette bana refik olacak kadın var mı? Sultan-ı Enbiya Efendimiz, Cibril-i Emin'i bekledi.
Cibril-i Emin dedi ki filan mahallenin filan rolü hanesinde bir kadın var Fatıma tözzehra ile cennette beraberdir. Eben o cennet refikımı bir görmeye geleyim dedi ve kocası Hazreti Ali Efendimiz'den, Peygamberimizden müsaade aldı gitti. Vardı, yalnız başınaymış vardı. Kapıyı vurdu, kapıyı vurdu. İçeriden bir kahrı seslendi ihtiyar kadın, kimsiniz dedi. Ben Sultan-ı Enbiya'ın kelimesi Fatıma ta Zerrayım. Ah zamanında olsa da bir de bizim evimize Veysel ah. Ah kimsenin. Olmadığına üzüldüğümüz için inşallah cennette birbirimizi ziyaret ederiz, inşallah. Kimsiniz? Böyle dedi. Neye geldiniz ziyarete geldim görüşeceğim. Kurbanların oluyor lafatıma dedi. Allah peygamber aşkına, kırılma bana kocam kadın ve erkek gelirse kabul edeyim mi etmeyeyim mi diye sormadım. Kocamdan sorayım, yarın gel kocamın hakkına taarruz etmeyeyim devri. Onun için doğum gitmem rica ederim.
Bir kadın diyor hocasından izinsiz erkek de giydiremez bir eve, kadın da giydiremez. Şeriatımız böyle, hiç giydiremez. O insine mi geliyor, kötüsüne mi geliyor? Gün gülerek an ıska etti de seninle soğutmaya mı geliyor? Ananı bozmaya mı geliyor? Seni aldanıp da aileni yeniden diriltmeye mi geliyor? Neye geldiğini görüyor musun de gelin kadın mı geldi kadının yanına giydiriyor? Tarlamaz hoca, ciddiye gelmeye girer benim kadınım. Yetmesi yedi adım olsa yasaktır. Kocasından yedi adım yakı izinsiz ağırlamaz. Ayrılıyorsa hüzün-i ilahiyede o hoca ondan hakkını alacak. Gitti ikinci gün geldi. Yanına Hazreti Hasan efendimiz, Hüseyin efendimiz de düşmüş. Kapıyı vurdu kimsiniz? Fatıma da zühru'yım. İlk hocam size müsaade buyurdu dedi. Yanında bir kııştı var, ne o dedi. Küçük Hasan'ı da, Hüseyin'i de getirdim pek küçük dedi. Yanıma düştü geldi. Kurbanların olayım ya Fatıma, ona izin almadım dedi.
Sana izin aldım, ayaklarına kurban olayım, annem babam kurban olsun dedi. Bana kırılma dedi, ona da izin alayım dedi, öyle gel. O gün gene gitti. Dervişusığın geldi, bu aniş Hasan Efendimiz de yanına katılmış, ikisi bir geldi. Kapıyı vurdu kimsiniz, ben Fatımata zurnayım. Yanındaki Hasan mı dedi, Hüseyin mi dedi. Hüseyin de var Hasan da durduramadım, bütün olduğu için annesi o da geldi dedi. Kurbanların olayım ya Fatıma, Hüseyin'le izin aldım çünkü sabrun. Dört yaşında, beş yaşında zararı yok lakin Hasan'a izin almadım, ha adımlarına buradan olayım geriye git de ona da izin alayım dedi. O gün da açmadı, Devri kürsunun üçüne denizin alınca içeriye girdi. Baktı ki kadın o kadar güzel ki, o kadar taze ki, yirmi beş yaşlarında hele bacım olsun, gardaşım olsun, ahbetle yoldaşım olsun. Böyle kadın, niye kadın gibi karı gibi sesin çıkıyor o dedi.
Yani genç gibi sesin yok dedi, boğazın mı doğruluk? Ağzından baş çıkardı, dedi ki ağzıma baş alırım da dışarıdan çocuklarıma seslenirken kadın sesini duyar da bir erkek indelir de lisan zinası yaparım diye korkarım ya ağzıma. Onun için kadın gücü konuşmalı için ağzıma taş alıyorum dedi. Allah Allah. Niye böyle dedi güneşte oturuyorum dedi, ekmeğe suyunu güneşte sıtlamı tutuyor. Üşüyor musun, şu gölge tarağa geçsene. Kurbanların oluyor Fatıma. Kocam dedi elin irkatlığına girer de güneşte çalışıp yine güneşten yiyip içiyor da ben kocamın güneşte inmeyip içtim yine hayal ediyorum ben kırgeli oturmaya da onun için dedi, kurbanın olayım dedi. Kırılma sen orada otur ben burada oturayım dedi. Niye böyle ayak işin