Kalemdar'dan Sohbetler. Hacı Hasan Efendi Kaddesallahu Sirruhu'l Aziz Hazretlerinin kendi sesinden Gönle Şifa Sohbetleri. Ayeti celileden mutlakten sultanımız Sultan Şefi Euzi Ceza Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin üzerine Salavatı Şerife getirmenin hadislerinin mahallini konuşalım, sağ an sen dualar ederim. Ola ki Rabbimiz Teala ve defatdes hazretleri, Ramazan-ı Şerifimizin Arap ay gününde ettiğimiz dualarımızı dergahi izzetinde ahseni kabul ile makbul eyleyen, kusurlarımızı af eyleyen. Böyle cami-i Şerife cem olduğumuz gibi Firdevs-i Ala cennetinde Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin, civarında annemizle, babamızla, akrabayı taallukgahımızla, bütün din kardeşlerimizla haşlicem eyle. Velab-ı fakirin lisanını aktr-u halel hata ve zelelden hıfzı himaye eyle. Cümlemize, Abdullah Vahib I Şabani Hazretleri, Allah şefaatine nail etsin. Amin.
Envari kudsiyesinde, Envari kudsiyye kitabında Salavatı Şerife getirmenin şu hassa-ı faidelerini sayıyor. Uluhiya-ı Saadetini ziyaret edeceğimiz Zat-ı Ali Kadir'in, peygamberler peygamberinin, Allah'ın sevgilisinin üzerine getirilecek Salavatı Şerife'nin faziletlerini yazıyor. Şöyle süratleca okuyayım dinleyelim. Salavatı Şerife getirmek şu hassa ve faidelerini sayıyor. Bir, Salavatı Şerife hataların aklına, derecelerin nefline, amellerin kabuluna sebep olur. Böyle pis tez okuyacağım, sen anlayacaksın. İki, dünya vaat afet afatlarına karşı gelir Salavatı Şerife, yevm-i kıyamette bu kimsenin imanına Resulü Ekrem şehadet eder. İmanına peygamberimiz şehadet eder. Şahidim imalıdır bu adam diye. Üçüncüsü, bütün günahlarının altına şefaatatı nebeviyyeye vesile olur. Salavatı Şerife, Allahü tealanın kazadından ve azabından emin olarak arşın gölgesinde haşrolunur, rahmeti Hakk'a mazhar olur.
Olur. Talebatı Şerife getirenler. Beşincisi, Talebatı Şerife getirmek Peygamberimize, şimdi başlarken okuyacağız inşallah, mizanı ağır gelir. Ağır geldi mi ehli cennet olduğu belli. Mizan-ı ağır gelir. Havuzu Peygamberiden içer, Resulullah'ın havuzundan içer, kıyametin susuzluğundan mahfuz kalır, sırattan yıldırım suratında geçer. Öyle? Otuz sekiz, dokuz, dokuz gündür verdiğimiz bahızın Salavat-ı Şerikesi'nin birikmesi bu. Hepsini bölündiği neden altüst ediyoruz, iyi dinle. Altıncısı, Salavatı Şerife dünyada cennetteki makamını ölür, sonra ölür ve ali MHP'leri idrak eder. Salavatı Şerife'yi getiren kimse ölürken cennetteki makamını ölür. Allah'ımızı görmeyi, Salavatı Şerife'yi çok getirmeyi nasip etsin inşallah. Yedincisi, Nebi-i muhterem efendimize salatı selam okumak, Allah'ın dinde ibadetlerin en makbullarındandır. Allah yanında en gavur olan salavat-ı şerifedir.
Haram yemek, haram yemek bütün amelleri durdurur da Salavatı Şerife'yi durdurmaz, onun sevabı yazılır, bu Peygamberimize dua olduğu için. Yedi. Alavat-ı Şerife okumak meclisleri tezyinde. Fakirlik ve sıkıntıların demine yakane çaredir. Çok okuyanın ehli cennet olduğu gafdi ve keskin gibidir. Çok okuyan cennete gireceği gafdidir ve kesindir. Allah'ımız girenlerdeniz Ya Rabbi. Dokuz, Alavat-ı Şerif diye devam eden kimse yevm-i cezada Peygamber efendimize en yakın olacak kimsedir. En yakınında olan Allah'a kurbiyet ve kabrinde nur olur. Allah'a gurbiyet, Allah'a yaklaşmak ve kabrinde de nur olur. Bunlar bütün hadisin mahallleri. Okudukça biliyorum hangi hadis olduğunu. Onuncusu, Salavatı şerife olmak kalpten pası siler, kalbin pasını siler. Mithat, münafıklık, reşikatı temizler. Kuşmanlara karşı kalkan olur, huşmanlara karşı da kalkan olur. Hiç kimse bir fenalık yapamaz.
Salavatı Şerife getirmek, bütün müminlerin kalbinde o kimseye karşı bir muhabbet tecelli eder. Devam ederse, Salavatı Şerife daha çok devam ederse, fahri risaleti evvela rüyada sonradan açıktan görmeye vesile olur. Evvela rüyada görür sonra böyle evradını okurken, Salavatı şerife okurken açıktan peygamberimiz gelmeye başlar. Böyle çok zatlar var. Geçende duyurmuştum size. Ya Muhammed, Huddam okunur membeli iklimi bakada, vaka ikliminde senin hutbaların okunur ya Muhammed, Hobbin tutulur mahkeme-i vuzi ceza da. Senin mahkeme-i cezada da hodbin tutulur. Ya Rabbi buna ak tedbiri mi aksettirirsin? Allah'ı ayırma Ya Rabbi. Müldeki hudumun çalınır arşı huda da. Senin için arşı aldanlar melekler hudümler çalarlar. Esma-i şerifin alınır avzu sema da ismi hem yerlerde hem çöplerde ağaçlar başlar. Sana Allah da salat eder, rahmet eder, melekler de salat eder, sana istiğfar verirler.
Ağaçlar, taşlar her şeyde salatiler tespih okur sana ya Muhammed. Sen Ahmed-i Mahbudu Muhammed'sin efendim. Hattan bize sultan-ı müebbedsin efendim, müebbed bizim sultanımızsın sen, Muhammed. Şu zatta diyor ki Molla Cami Hazretleri, bahçe tarafına gitmiştir, konuşuyor bahçe tarafına gitmiştir, Bütün gülleri açılmış gördüm. Bütün güller açılmış, virüsten canibinden bana Muhammedinin kokusu geliyor. Yani bütün güller onun terinden halk olduğu için o gülistanlardan Muhammedin kokusu geliyor. Ve Şems-i onun yüzünü, güneş onun yüzünü, belleği saçlarını vasfeder. Gece de saçını saçı simsiyah yüzü güneşten özel. Güneş yüzünü vasfeder, gece de saçlarını vasfeder. Bütün Kuran şuralarından bana Muhammedinin kokusu geliyor. Ey kurban olduğum Allah bizi Muhammedimizden ayırma ya Rabbi. Böyle gönderip döndürüp okuyacağım size inşallah. Kuran-ı Kerim'de Mevnamız ne buyurur? Ya Rabbi.
Ya Muhammed, Allah'ımız kendi buyuruyor. Ya Muhammed, söyle ki benim tarafımdan kullarıma söyle ki eğer siz Allah'ı seviyorsanız bana tabi olun ki Allahu Teala dahi sizi sever, günahlarımızı mağfiret ver. Allah'ı oluşan mağfiret ve rahmet edicidir. Onlara söyle, kim sana tabi olursa benim sünnetim yolundan gelirse, senin emrini tutarsa ben onların muhabbetini kabul ederim. Eğer senin ardından gelmezler, ehli sünnet vel cemaate uymazlarsa bunlar beni sevmiş devirler, ben onların sevgisini kabul etmiyorum diyor Allah bu ayet-i celile'de. Gemiler hakemi, Hazreti Muhammed Mustafa, sallallahu aleyhi ve sellem, Allah şefaatine ne eyledin Ya Rabbi? Hazreti Muhammed hırkatın fatihası, nübüvvetin hatimesidir. Hazreti Muhammed, risalet menşeinin ser levhası, levh-i mahfuzun sadrı beljestasıdır. Hepsini izah edemeyeceğim, ev okuyacağım, kafam aldığı kadar alsın.
Sonra keyfinden dille anlarsın hazıratı Muhammed, beşeriyetin belçeyi, kurtuluş yeri, insaniyetin menşeidir, başlangıç yeri. Hazreti Muhammed, sallallahu aleyhi ve sellem, kemalatın meddei, şefkat ve faziletin meşhurudur Hazreti Muhammed. Hace-i Enfed-i alem mahsudu-l zahh. Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem bu seferin beyanı fasihihi, Hikmetin kalem sariyidir, Hazreti Muhammed. Varlığın kalbi, cihanın cananıdır, Hazreti Muhammed. Hakkın habibi halkın mahbubudur. Hakkın habibi, sevgilisi halkın da mahbubudur. Herkesin yanında mahbubudur, sevgilidir Muhammed aleyhisselam. Hazreti Muhammed hululü Ekber şemsi alzam'dır. Güneşin ilk güneşten çok büyüktür, yani hepsi alzam'dır, büyük güneştir. Ziyasıyla küfürlerini yırtan, milleti ehli iman eden, cennete girmelerine sever olan Muhammed'dir. Hazreti Muhammed evvelinin zineti, ahirinin besiyyetidir.
Elveli'nin zineti, o gelince bünye ziynetlendi, ahirinin meziyetidir. Ahir vakıfta gelenlere de meziyettir. Bunları da süsleyen hazreti Muhammed'dir. Hazreti Muhammed kullara nur, vicdanlara sürur saçandır. Hazreti Muhammed, Allah'ın Resulü sallallahu aleyhi vessellem. Türk gelecek gibi değer, öte yanı yok. Bunun vasfının öte yanı yok çünkü. Kalemler, kalemler bütün ağaçları kalem olsa, bütün geryalar ırmaklar mürekkep olsa, yeri gök kavi olsa, mütemadiyen de yazsalar, mütemadiyen de yazsalar, Hazreti Muhammed'in vasfından bir şey yazamazlar. Hazreti Muhammed, haddi en çok bilen halimizi en çok tanıyandın. Allah'ı en çok bilen halimizi en çok tanıyandın. Hazreti Muhammed küfrü kibrri kıran cehni şirki yıkandır. Hüsnü, kibriyi kırandır. Hüsnü geçildi. Cehni, cahilliği, şirki yıkandır.
Hazreti Muhammed Eli kalem tutmamış, eline kalem almamış, Ümmi hicedi, eli kalem tutmamış, ümmi olarak gelmiş, kafirler itiraz etmesinler, yazısı var, sızısı var, evvelden okurdu, bu getirdiği Kuran, Kuran değil, hasatlı bir ezberdendir, yesin diye bir dille diye Allah, eline kalem tanımadan yeni kalem tutmamış fakat kalem der ona muhtaç olmuş, en büyük ariftir. Yeni kalem tutmamışa fakat kalem der ona muhtaç olmuş, onun kelamını yazmadan aciz kalmış, muhtaç olmuş in büyüyüp ariftir. Bu yüzüne böyle dolu lakin görüşamayacağım, başka mevzulara da geçeceğim, açılın bir aşkla. Kelimesi ile cümlemize Rusnü hatimeler tevfik et ya Rabbi. Tevfikine refiğ et ya Rabbi. Yine iki cihan güneşinin kelamlarından, bugünün müjdelerinden vereyim yine Peygamberi size vasfederim inşallah. Buhari ve Müslim hakim tefsiri doksan dördüncü sahifesinde.
Böyle kulaklarımızı sıdkıla gelelim, ne buyurduğunu iyi dinleyelim Peygamberimizin. Allah şefaatine ne eylesin. Acele acele konuştuğum, mevzu elimde çok olduğundan bitireyim kardeşlerime kardeşlerime bugün hepsini dökeyim gayretli geliyor içeriime, çapın çapın konuştuğum ondan oluyor. Bunun için ağır konuşayım ey dinleyin. Yebi Hüheyre radiyallahu anh Efendimizden merviniz. Resulullah şöyle buyurmuştur, İki cihan güneşi şöyle buyurmuştur. Aziz ve Celil olan Allah buyuruyor ki, celalemli olan aziz olan Allah buyuruyor ki, Ben kulum bana olan zannındayım. Oğlum bana ne zannederse ben o zanndayım. Şey dinle. Yani bana istiğfar ettiğin zaman, ahtımı dua ettiği zaman kabulüm ummazsa, ben zannettiği gibi kendisine tecelli ederim. Anlayamadım hocam. Yani kulum bana istiğfar ettiği zaman beni Allah affeder, zannederse affeder mi? Yok beni affetmez ki, günahım pek çok geçse affetmez.
Benim o hacet kapılarım bugünlerde açılmış. Yani nasıl olursa olsun Allah'a peygamberi biliyor mu? Biliyor. Nasıl günahkar olursa olsun yalnız gelsin bana af diler Allah'ın büyük bir zannetsin, istin Paris'tin çoğu olsun, desin, ben o bunu hiç düşünmeden af dilerim. Elhamdülillah, Yalnız bu hakkını vermek lazım, kazalı namaz kılıp namazlarını kaza, oruçlarını kaza etmek lazım, doğru istikamete girmek lazım, tövbe ettin mi bir daha inen sütün, nüsabı mı memeye sütün girmedin gibi o günah dinlemek lazım. Allah affedecek ki bir taraftan günah edip, bir taraftan da tövbe ederse, ya Rabbi ben seninle evleniyorum, haberim olsun, ben seni eğlenceye alıyorum yeme budur. Anlayabildiniz değil mi? Bunun için böyle. Dua ettiği zaman da mutlaka duanı kabul ederim, bu günler kabul olma zamanı diye zannedersem kabul yediğin gibi tecelli ederim, duasını da kabul ederim.
Yok, benim gibi kır insanın duası kabul olmaz ki, derse kabul etmem bu duayı. Hani böyle şüphe gelir de, yok canım benim duam kabul olmaz diyese kabul etmem. Birisi kolumdan tutmuş lan, su kadar cehenneme götürüyorlar. Gel ki girerken öyle zannetmiyorum, böyle zannetmiyorum diyor. Melek Yaras'a sorum diyor, oğlum ne diyor. Böyle zannetmiyorum diyor ya ne dediğini bilmiyor. Sorum ne diyor, ne diyorsun diyor. Allah beni cehenneme gönderimden zannediyordum. Şimdi ise cehenneme geliyorum, elim ayağım bağladılar cehenneme geliyorum. Yiyor Ya Rabbi. Öyle mi diyor kulum? Evet, sen biliyorsun Ya Rabbi. Ben kulumun ena enda zanne abubi. Ben kulumun zannı endindeyim, Çevrim Cennet-i Ala'ya. Öyle zannediyorsa veren imanı var, cehenneme göndermem kulum zannettiği gibi tecelli ederim. Bugün müjdeler günü, hasarlama günü değil, iyi dinle, iyi dinle, razı olsun.
Durun beni, Allahü Teala bana rahmet eder, kendisine giden yola muhakkak kılar, bana yardım eder diyerek yad ettiği zaman muhakkak onunla beraber bulunurum. Allah'ımız, ne kadar dinliyoruz efendim, bulun beni Allahu Teala bana rahmet eder. Bugünle rahmet günü Allah'ın rahmeti, ahfı mahireti gelir diye budur. Böyle. Kendisine giden yola da muvaffak kılar, içinden sonra oruç bitince Allah'ı ısmarladık, camiler diyemez. Camiye cemaate devam eder, Yeni Allah'ım devam ettirir, inşallah bir yeğeninirlik verecek bana. Ben müstahdim yoldan ayrılmayacağım diye zannediyor, bana yardım eder diyor. Yeyerek yağ verdiği zaman, muhakkak o kulumla beraber bulunurum. Hocam, daha soracağım Allah Mekke'den münezzeh kemal sıfatlarıyla muttası noksan sıfatlardan benim değil mi de benimle beraber olun. Kuran-ı Kerim'de Allah, ve hüve maakkun keynemee küntüun.
Siz niyedeyseniz ben oradayım bunların yanınızdayım. Benim ilmim sizinle beraber. Haddi yeni damarınızdan sizin kalbinize daha yakınım ben, diyor Allah. Bunun için beraber bulunurum kulumla. Dinliyoruz efendim. Oğlum bana yalnız, beni yalnız zikrederse bir yere çekilmiş de beni yalnız Allah, Allah, Allah diyor, bunnaklıyor Allah'a diyor. Allah'ı anıyor. Beni yanınca zikrederse ben de onu büyle yad ederim. Ben de yalnız yedi nefsinde, yedi kudretimde umum, umum. Ne istiyorum bulup rızanı istiyorum Ya Rabbi, seni zikrediyorum, razıyım, razıyım. Allah'ımız böyle buyuruyor. Hocam çok hoş şeyler varmış da ne kadar bizi sıkıştırdın öyle sen, Bunlar da var, onlar da var. Bir topluluk içinde zikrederse camiye birikmişler de, öyle bir topluluk içinde beni anarlarsa, anarlarsa ben de onun daha hayırlı bir cemaat içinde anarım.
Bütün iki yüz yirmi dört bin peygamberin nurunun içinde, Muaşı Azam'ın içerisinde, yedinci kat sema, hedeflerinin içerisinde kulum, beni insanlar içinde zikrettin, ben de seni anıyorum, filan kulum, affettim, affettim, diyor Elhamdülillah. Daha niçin bir diyor peygamberimiz hadisinde, bir cemaat bir araya yenip de Allah diye zikredip de günahla da ayrıldığını bilmem daima affolarak ayrılırlar. Bir defa daha yalnız olaraktan, günahlık olaraktan bakmadılar. Böyle Allah'ı zikretmeni için toplandılar da bir arada meblağı zikrediyorlar Allah'a. Daha bir defa bilmem ki o kullarımı affetmemeye Bir zaman affedin, çünkü topluluk içinde beni anıyor. O zikir meclisine oturdu mu onların etrafına müekkel melek tayin ederim. O melekler etrafını zikreden cemaatin çevirirler. Nereden beri? Etrafından beri. Arş-ı ağza çıkana kadar üst üste kayılırlar böyle. Arş-ı ağza bulan irtibatlarını temin ederler.
Allah'ımız zikrinden, fikrinden bizi ayırmasın inşallah. Devam ediyorum. Unut bana ibadet ve sadaka ve her nasıl taatle olursa olsun. İsterse ibadet etsin, namaz kılsın, Kuran okursun, hilesisin, zikretsin, sadakayla yahut da sadaka versin, bugünlerde elini bir büyük köyü katsın. Her nasıl itaatla giderse olursa olsun bir karış yaklaşılsa, bir karış benden tarafa gelirse, o kahveni, gazüneyi, fena cemaati fena yeri bırakır da cami tarafına, ulema tarafına, ehli zikir tarafına, müslüman edenler tarafına, iyi insanlar tarafına bir karış böyle alımını atar da o yanına gelirse, ben de ona bir erşüm yaklaşırım. Allah'ım, o bir karış gelirse iftar sofrasında buyurdu ya, Çelebi, Çelebi, Çelebi, bir karış yaklaştım, sen de yıl bulaştırıyordu ya, bu hadisin yerine konuşuyordu o, ben biliyordum onun birliğini. Açın bir aşkına, Kelimesiyle cümlemize hükmünü azimeler tevfik etti ya Rabbi.
Her ne zaman bana itaati artırırsa, ben de ona feyiz ve bolluğu ziyade ederim. Feyzimi ve bolluğu ziyade ederim. Her ne zaman bana itaati artırırsa, yani bir karış yaklaşmaz da daha fazla yürür, artırırsa ben de ona feyiz ve bolluğu ziyadalaştırırım, kalbine feyiz nurları dökmeye başlarım. Daha diyor, kulum bana bir ersin yaklaşırsa, bayat bir karışımı, şimdi bir ersin görülmüş, bir adın cami tarafına, bir adım tövbe tarafına, istiğfar tarafına, ibadet tarafına, Hicaz tarafına, zekat verme için bir fakire böyle bir elçin yürüyecek olursa, ben de ona bir kulak yaklaşırım. Bayağı bir ersin yaklaşırım diyordu, şimdi bir kulak yaklaşırım ona, bir kulak kalınırım. Eğer bana yürüyerek gelirse, eğer varim camide Muhammed aleyhissalatü vesselamın Yahya-yı saadeti varmış, vaaz verileceğimiş varim değil mi diye yürüyerek girerse ben de ona boşarak gelirim. Yani dudağımı kopuştururum.
Hani razı olmak için ben karşılıyorum seni, razıyım, bulun, razıyım, derim. Sen buraya boşa oturmuş değilsin şimdi? Mevva Hanım için oturdum. Bunlar annemizin geçtiği, babamızın geçtiği, kardeşimizin, hemşirelerimizin geçtiği dünya bu dünya. Biz de geçeceğiz, kanaatımız olsun geçeceğiz. Böyle geçmeden beri Allah'ımıza boşa boşa girerim inşallah. Bunun yolundan alan sizi boş olsun. Allah sizi coştursun. Kalemdardan sohbetler. Hacı Hasan Efendi Kaddesallahu Sirruhü'l-Aziz Hazretlerinin kendi sesinden Gönle Şifa Sohbetleri.