Salavat-ı Şerife ve Kainatın En Efdalı | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Salavat-ı Şerife ve Kainatın En Efdalı
Salavat-ı Şerife ve Kainatın En Efdalı kaydında Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden, Kalemdardan sohbetler başlıyor. Selam Efendimiz buyuruyorlar. Hadis-i Şerif Menavi Menavi'den effali kainat efendimize, kainatın en efdalı olan Hazrası Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize salat-ı selam getirmek, salavat-ı şerife okumak, en kısası, böyle…
Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden, Kalemdardan sohbetler başlıyor. Selam Efendimiz buyuruyorlar. Hadis-i Şerif Menavi Menavi'den effali kainat efendimize, kainatın en efdalı olan Hazrası Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize salat-ı selam getirmek, salavat-ı şerife okumak, en kısası, böyle salavat-ı şerife okumak, abid-i acayip etmekten esrardır, Bir kul, acaal etmekten estaldı. Efdal-i kainat efendimize, kainatın en efgalı olan, Sultan-ı Enbiya'ya kalevah-ı şerife getirmek bir köle azat etmiş gibi, bir kul azat etmiş gibi, faziletli ve sevaplı. Köle azat etmek çok mu sevapta? En dayanıklı sevaplı o gün, bazen ondan daha çok sevaplı Salavatı şerife getirmek.
Neyin için biri Esareti esarettan kurtarma, Esareti esarettan esrar onu öğretirsen, kendi cehennemden kurtardığın için Salavatı Şerife oturuyor oturuyor, kendi hayatını, kendi canını, kendi nefsini şeheynemden kurtardığı için Televat-ı Şerife getirmek, köle azat etmekten daha aptal, Asr-ı Saadette, Şitani Eldiye emrimizin zamanında köleler satılır, cariyeler satılır alınırdı. Bundan bir tanesi de Bilal-i Habeşi, Bilal-i Habeşi Raziallahu Anh Efendimiz'di. Kafirin birisinin kölesiydi, kölesiydi. Kölelik vakfında on tane iman eden köleler öldü, cariyeler oldu. Lakin ağaları kafir öldüğü için çok acayip ettiler. Hilal-i Habeşi adrasyalı da bir kafirin kölesi idi. Onların kilisesine girdi, putlarına hakaret girdi, çıkarttığımız gördüler, çok acayip ettiler.
Çok acayip ettiler, ağzına geldiler, sen yakıyorsun bunu dediler, böyle size ben mahvmıyorum, size kölenin yanmuyorum, istediğiniz gibi acayip edin dedi. Bunların sıcak, bunların üstüne yüzüstü sürüdüler, hakaret ettiler, dininden dön dövülen, insan dininden dönmem, Allah'ından dönmemdir. Allah'ın lah'taniyetine bildim ile başın ağacın Allah olmadığına inandım dedi. Allah, Vahide mutlaktır. Vahide talebe dahil olan Allah birdir. Iman etsin bunu. Sultanı Enbiya'nın da risaletine iman etsin. O da Allah'ın Resulü, Habibi söz konusu akdidir, böyle iman etsin. Başünün üstüne istedikleri kadar taş kaydına, körük körük taş oldular dediği illetlerin en sıcak yerine götürdüler Bunun altında usul usul canı çıksın senin. Veren o kadar putlarınızı bıraktın da tek olan Allah'a iman etmişsin. Utanmaz herifsiyle. Sen burada öleceksin çaren yok.
O başların ve kayaların altında Hüla le Habeşeşine ya Vahi, ya Vahi, ya Allah, ya Allah, şeyi Allah'ı zikrediyor. Peygamberimiz oradan geçiyormuş, yolu oraya rast geldi. Ya Resulallah, beni kurtarsam ne? Başındaki kafirlerden yaklaşmama imkan yok, Ya Bilal. Kaşını götleye diyorlar. Yalnız seni o Vahid olan, bir olan Allah kurtarır, dedi ve oradan gitti Peygamberimiz mütemadiyen ağlayıyordu, bilala edilen edilen hakarettan. Sıddıysakı Azam Efendimiz'in, Radıyallahu Anh Efendimizin tükenme yardımı mağazasına o durdu gözlerini yaşlı gördü. Niye ağlıyorsun ya Muhammed? Yine kafirler sana ne hakaret etti bugün. Keşke bana olsaydı Bilal-i Habeşi namında bir köle iman etmişti. Onu tutmuşlar, aldı yukarıya yatırmışlar, istedikleri kadar özeline başlamışlar altında ya Vahittin zikrediyor, dayanmadım onu ağlıyorum. Ben kurtarmaya geleyim bunu Ya Resulallah, dedi ve fırla ısıttığı da alsam.
Salavat-ı Şerife ve Kainatın En Efdalı ne anlatıyor?
Salavat-ı Şerife ve Kainatın En Efdalı kaydında Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden, Kalemdardan sohbetler başlıyor. Selam Efendimiz buyuruyorlar. Hadis-i Şerif Menavi Menavi'den effali kainat efendimize, kainatın en efdalı olan Hazrası Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize salat-ı selam getirmek, salavat-ı şerife okumak, en kısası, böyle…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 21 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Senin aklına vardı, dedi ki, bağışı köleyi hak, hatırına geldi ki dünyada ne kadar malım var, muazzam var, ne kadar kevvetim varsa birinci tüccarlardan bu sırf böyle azam efendim. Ü numununu vereyim de tek bir hal kurtulsun diyor. Ü numununu vereyim tek kurtulsun. Yalvarmaya başladı, yok satmam dedi, imkan yok dedi. O putlarınıza hakaret etmiş dedi. Onu inilinin öldüreceğiz dedi. Dedi yani sizin de cinsinizden, Yakubden bizde şöyle var yirmi bin akça kadar da parası var parasıyla beraber sana bir söyle'yi vereyim, sende bu söyle'yi benden ver rica ediyorum sana diyor. Çok hatırı sayılırın tüccarlar arasında hatırını savdın sözünü durmadığı kafir olduğu halde ve Yahudi köleliğe değişti. O kadar iyi dua bu başı peşinden gitti, Gülzağın da gerçi yüz bin gül biter, bu virüsten'dan haber yerine ve bir tek bir yeter.
Haber vereceğim virüsten'da bir bir virlanma Ama o Bulgaristan'dan haber vereyim, tekbiri haber vereyim, hepsini oradan kaynayın inşallah. Vurulmam tuttu, su kere getirdi, ya Muhammed, satın aldım elhamdülillah, bilalık kurtardım Elhamdülillah. Kurtardım ve kendi köleliğimle ve durduramayacağım, sana baş ediyorum. Sen kölelisin, ben de azat ediyorum, dedi. Diyor. Azat ediyorum kölelikten kurtarıyorum, dedi. Peygamberimiz onu emlak gibi kabul etmişti. Şahtı Habeşistanlı olduğu için simsiyahıdır. Simsiyah. Peygamberimiz buyurdu ki, içi simsiyah, tövbe dışı simsiyah, içi yilla dolu bir alın dedi, yilla dolu, yani duşundaki çoluk siyah içindeki imam bağı gibi doludur Dila'nın. Rica ettiler, ecenin ocak da uyuyordu. Kitaplar haber veriyor. Kitaplar daha o kadar muhrit kes, daha o kadar insani yan kes, daha o kadar uzağa giden kesiliyemiyorum. Kitaplar bu talebe ediyor mu bilmiyorum.
Herhalde da kendinin kerametinden olsa gerek, okuduğu ezen üfenler gibi değil, altı saatlik yere duyuyor yurtsızlar. Ayağının takırtısı, ayağının tükürtısı tahkim getirümün deaya duyulursa, sefahat-ı sabitlere padişah duyulacak efendim, duyulacak. Araplar geldiler, Ya Resulallah dediler, Bilal-i Ezan okumasın, Niçin gelir? Diyemiyorsun. Heyhyi alezkalah diyor. Habeşistan'nın Zoom'dan Arapça'yı çeviremiyor. Heyhyi alezkalah diyor. Peygamberimiz buyurdu ki ben Dilara o kadar muhabbetliyim ki Allah'ım da o kadar sevmiyorsun ki bir gelen bir hal yaşından Dilan'ın hilesi bana daha hayırlıdır. Peygamberimize çok aşık, vefatince onca da dayanılmayan olmadığı herkes hep nerede oldu tabi ama buna daha çok top uyuduğundan Medine'ye sığınem adı Şam'a gitti. Dedi ki, o Hamza Rıza deyince onun şehemde olmayan anlayamadı. Gitti Şam'da evleniyordu, Şam'da duruyordu.
Sultanı Enbiya Efendimiz rüyasına girdi dedi ki, ya Dilan, ben senin göresim geldi de sen kendi göresim geldi mi, Bilal'in neresine gelmiyor. Dayanamadı geldi. Geldi Medine'ye, Tahir'ye, o Sulla'nın ahmak dolusu olduğu için içi birden nereye geçtim? Bu hadis hatırıma geldi. Hasan-ı Basri'dan rivayet hadisi şerif. Ona peygamberimizin torunundan rivayet ediyor. Ona babası olan rivayet ediyor. El kuletil hasen, kimin aklı dünyada en güzeli ise dünya düzeni olur diyor peygamber. Bilanın siması kimseye amma. Aslan, insanı güzel ahlak yok ki, Nezir'le, sürgün'le inanamayız, gelmiş. Bilal, kapa'a geldiniz. Hoş geldiniz. Bilal, kapa'a geldiniz. Aralarında gelişemiyorlar Bilal'in muhabbetini. Halife, umarım farik olmalı radiyallahu anh, yani sıddık halde Efendimiz'de vefat etmiş herhalde. Allah'a şükür hükmüne nail eylesin. Çık da ezan okuya ya bilavu. Kesimi göreceğimiz gel.
Kesmeyi göreceğimi geldi. Okuyamam. Sultanı Enbiya kabirde yakılırken o emirlerden vallahi ezan oku diye. O kabirde yatsın sana ben minare atmaya çıkıp da ezan okuyamam. Allah. Hazreti Aişe annemiz buydu geldiğini Safa geldiniz dedi, ziyaretina laf, hoş geldiniz. Ya Bilal, bir ezelim oku da Muhammed-i Anne diyeyim okuyamam. Canım annem babam size kurban olsun okuyamam. Peygamber hatırına gelir, dayanamam. Sen aşık değil onu. Dedi ki, size rica ediyorum, ricamı kabul etmezsen annelik hakkımı haram ediyorum, diyor. Ben Sultan-ı Enbiya'nın ailesi olayım, bütün müminlerin de annesi olayım da biraz sözümü gülsün olur mu, bu, diyor. Çıkacaksın, okuyacaksın. Anneciğim, hakkına taarruz edemem, okuyayım tekbiri ezere çıktı. Ezene elini kulaklarda yerde Allahu Ekber, Allahu Ekber gibi. Bilalın sesini duyan ne kadar ezmeleri varsa hep dışarıya çıkmıştır böyle bir şükür.
Eşhedü ella ilahe illallah, dedi. Eşhedü enne Muhammeden Resulullah deyince, dendi dayanamadı bağırmaya bağırmaya başladı. Bütün yediğine Peygamberimiz beni vefat etmiş gibi anlıyor, çınkırıyor, kes ya Bilal, dayanamıyorum diyorlar. Süleyman, bedeni bitirdi. Bazı kitaplar çok insanların yardımüne haber veriyor, tahammül edemeyecek. Allah şefaatine nail et Ya Rabbi. Yani bunu da Sıddıkydı Alkam Efendimiz kölelikten azad etkiydi. Peygamberimiz de buyuruyor ki kim Salavatı Şerife getirirse, köle azat etmekten daha çok sevaba naip olur, daha faziletlidir. Demek, Muhammedim devam edelim inşallah. Teala. Böyle ayet-i kerime ile geçiyoruz ve kadınlara da söz vermişik çok da gelmişler diyorlar. Onlara bir bahis ayıralım inşallah şöyle, azıcık devam edelim. Es'abi billah bismillah, mümin erkekler de, de mümin kadınlar da birbirinin velileri, dostları, yardımcılarıdır.
Allah'ımız Kuran-ı Kerim'de böyle büyülüyor. Anlayamadı, efendim ikimiz, şey anlayamadı. Sen üç beş defa Türkçeye çevireceksin, bazıları misallar getireceksin, biz anca an vereceğiz ve emeklerini esirgemem elhamdülillah. Küçüklüğümden beri bir kişiye saatlerce anlatmaya çalışsam Allah'ım yorgunluk diye bir şey gelmez o zaman, böyle elhamdülillah. Size de çalışacağım inşallah anlatmaya. Mümin erkekler, mümin kadınlar, birbirinin melileri, dostları, yardımcılarıdır. Kısa sesimiz anlıyor efendim. Mümin olan erkekler, mümin olan kadınlar birbirinin, birbirinin velileridir, muhabbetli dostlarıdır. Ya şimdi hocam mümin müminin velileri geçsin, birbirinin düşmanı oldu Müslümanlar. Birbirine harap gözüyle bakıyor. Kadınlardan birbirine ırkın soy işlerine alan yüzlerce kadınla konuşmayın kadınlar, Allah aşkına, konuşman bir şey dinleyin canım.
Sığmaşamıyor, çağırıyor, çağırıyor, öteki kabullarında ikisi geldi mi huzurunu tüm bozuyor. Allah aşkına seslenme, yoksa lazım sizden keser gönderin kardeşlerime. Onun için seslenme. Mümin erkekler, mümin kadınlar birbirlerinin velileridir, dostlarıdır, yardımcılarıdır, birbirine yardım ölenler. Müminler Peygamberimizin hacmisiyle, kemer başı gibi, birbirinden kuvvet alır, böyle cami şerif olduğu gibi bak kemerlerle mümin de bir araya gelir, fikri bir araya gelir, muhabbeti bir araya gelir, müşavereti bir araya gelir, birbiriyle anlaşılırlarsa müminin binası tekamül eder, dünya cennet gibi olur onlara. Lakin mümin mümin birbirinden ayrı olursa, caminin başı kadar başı binlerce araba getirir de ayrı ayrı yerlere döker Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ustalığıyla o yazılmazsa bin sene şurada baş olaraktan deflete kimse altında rahat edemez, kimse o taşlardan istifade edemez.
Mümin birbirinin dostu olursa, mümin birbirinin kardeşi olursa, İslam binasının altında yaşarlar, imanla ölürler, Cennet-i Teala'yı bulurlar. Bir Müslüman, küçük bir bahanayla, küçük bir partıcılıkla, küçük bir cebi koduyla, mendili kuruyana kadar küstürursa caiz değildir peygamber. Mendil yıkalıp kuruyana kadar, bundan daha dünyada üç gün küs kalırsa dördüncü gün namazı kabul almamaya başlar. Peygamberimizin hadisi var, onun için hüsnün ırzına hakaret var, canına hakaret var, namuna hakaret var, cinne hakaret var, mukaddeatına hakaretlarsa Burak üstesinedir. Hüskenin daima hırkın durur, Kalbim ondan hiç hoşlanmaz. Allah için Allah'ın sevdikleri kulu sevmek farzdır. Allah için Allah'ın sevmediği insanlarda sevmek farzdır. Olsun, sevmediğin, sevmediğin fenalarını danırsan başka.
Lakin mümin ikisi de camiye beraber giriyor, sene sene hocam, niye delikanlısın, mümin mümine olsa canım, kardeş kardeşe bir, kardeş kardeşa olsa hocayla hocasıyla ailesinin arası kaç senedir sırtın? Hoca hocayla kapı nokta, akrabayı içine ayrıldılar şimdi. Akraba. Hocam akraba olsa aynı kardeş, inleme inona ikve, mümin-i ilim kardeşi, kürsü kardeş birbiriyle ayrıldı. İki taraf birbirine hasım kesildi, hasım kesildi. Bunların üç günden sonra namazları ne olacağıyla, Allah'ın huzuruna nasıl var ecmain? Ben bilemiyorum. Hadis-i Şerifler biliyor, Kuran-ı Kerim biliyor, ben bilemiyorum, insaf edelim, veranlat edelim, vicdan edelim, vicdan edelim. Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimiz'i aklıyla konuşsam. Bu hadisi şerifin içerisinde cemi ahlakın tecemü etti. Şu okuduğum hadisin içerisinde diyor, bütün ahlakım gürler.
Kim, benim bu hadisimle amel ederse benim aklımı gibi ahlaklaşmış olur. Benim ahlakımdan da, Şimdi benim anneler çapı okuyorum, sebebini değil mi size? Şurada birçok sözler var, bugün hepsinin sihir ilgi çalışır. Yani vicdan bu, ve hamaklı size. Yani acilde daha çok iyi. Duysan, mesela gutmalıktan sonra ben gutmamı bilmem, yani huzur-u ilahiyede seni ta minibüslerle oradan getirdik de, oraya hakkı hak yerinde, konuşmadığım diye yaka davası olup da hakkımı anının bilmediği konuşacağım ben bitireceğim. Yani sözler diyeceğim. Tutarsan tutam, tutmasan sen bilirsin. Habibim bunalma diyor Allah'ım. Habibim sıkışma. Habibim Kerceme. Habibi sen kendini helak mı edeceksin? Sen kulunma memursun. Kuran'ı terbiye, tutarlarsa tutarlar, tutmazlarsa geldiler bilir, cehennem hazır diyor. Cehennem hazır, tutarlarsa geldiler bilir. Onun için yine de insan dayanamıyor, nal oluyorsa.
Sırman-ı ve ta'ah, peygamberimiz bu hadisi şerifin içinde cem-i ahlakın tekamül ettiği kadın olsun, erkek olsun bu ahlakına inşallah tehadduk etmeye çalışalım ve seni biz kardeşimiz Hacatullah kardeşimizle, nedenseeki vefat eden habımızın babası kardeşinle, o da tabi mahallemizin imamı ve hocadır. Memlekette bir kurbanle rahmet duasına kurban kesilecek olursa Abdullah 10 dün getirin, salih bir kimse kesti diyorlar, Birden çok üstündür ahlaka maliktir Efsun'e. Artık ismi alınmışsa, ayrılmışken alırsın. O cihazla ikimiz vaat ettik, bu hadisle amel etmeye çalışalım diye. Bazısına muvaffak olabiliyor, daha sonra belki olamıyoruz. Siz de çalışacaksınız inşallah, peygamberin aklı öyle ahlak vereceğiz inşallah.
Sınmangata sizi sılağa etmeyen, sizin evinize gelmeyen, sizden akraba dağlarını kuran, akraba dağlarını kuran, yine arkadaşlık dağlarını kuran kimsenin evine siz girin diyor Peygamberimiz, sevgilerdir sığmazata. Slayit nemi ben sıla eden Emine girerdim. Ya hoca o şımarırsa ne diyeyim, beni kovarsa ne diyeyim, güzel almaksa ne diyeyim onları gören şeytanla nefis. Varacak olsan yüzünü beşe giderim, var da bak, var durmayan, gitme, boynuna gelen, kötü söyle, yüze alma diyen şeytan velev. İsmi insan yok ki en büyük hakkı olsun. Çocuklarını yanma alsın akraba, küsünüz yeter artık. Seninle biz kardeşiz. Kalsınlar gelsin artık. Daha düşecek misin bir senin? Allah'ım ne diyeceğim diye boğazını kucaklamaya başlar. Yalan söyleme. İnanmam ona. İnanmam ona. Katil hoşuna giden o taraf oluyor. Dersin hoşuna giren burnulacağız. Yüzü almaz. Bunun için durur diye diyor Şeytan.
Gitme, şey gelecek olsam çok sevap olacak. Peygamberin ahlakıyla ahlak duracaksın. Cehenneme gireceksin. Şeytan da o akahil değil. Önüne böyle fikirler atar gitmeyeceksin diye yorumlarla bakmayın. Demek ki sizi sıla itmeyeni siz sıla edin, diyor Peygamberimiz. Sıla'yı da anlamak istiyor. Sıla-i rahim'dir bu, yani gelip gelmeyen sıla-i rahim derler. Ömrü iki şey uzatır, birisi sadaka, birisi de Sıla-i Rahim. Sıla-i Rahim'den bir rahip çıkıyor dördünün önüne, haber gelmeme imkan yok. Çünkü ben başka yerlere geçeyim. Diyor ki illa haber yok. Öyle bir şey yap. İstersen yalvar, olmaz. Vafu anlanzar emek. Size zulmedeni siz affedin diyor, Peygamberiniz. Size zulmedeni siz affedin. Olur mu, efendim? E olmasa Peygamberimiz demek. Bana zulmedeni ben affettim, diyor. Bana zulmedeni ben affettim. Size zulmedeni siz affedin. Hepsi olmuş, efendim. Hem zulmediyor da hem aff verilmiyor mü?
Ya Ali, ya Ali, ya Ali, peygamberini çok konuşurdu ya Ali kelimesini ona söz söyler, ona kutabiler. Dediler ki bir gün, ya Resulallah, ya Resulallah, ey iki cihan güneşi, Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem, niye Ali'yi çok anlıyor da bize sesleniyorsun? Ali'yi çok anlıyorsun. Hazreti Ali'nin sizden diyada ahlakları var da onun için, dedi. Ne var ya Resulallah? Sizden soruyorum, o şimdi huzurda evet. Size bir kimse zulmetse siz ne yaparsınız? Affiler. Sahabe kimse. Aynı adam yine zulmetse, yine zulmetse çocuğunu dövüyorlar, topunu yolar, yine affederek güler. Üçüncü defa aynı adam yine zulmetse buldular, kaldılar. Ya Resulallah, yine zulmediyor. Artık içimiz yalan söylememesi zorunda. Dilimizle söylesek kalbimiz uygun olmasa hata olur. Bir daha da hatırlamaz şimdi Ali'yi çivilir. Hazreti Ali radiyallahu anh efendimiz geldi.
Karşısına oturdu, otur ya Ali, size bir zulmeder olsa ne yaparsınız affederim. Aynı adam yine zulmetse affederim. Aynı adam yine zulmetse affederim. Onu defa böyle duyurdular. Onuncu da dedi ki bu gayret lisanımızı yorma ya Muhammed. Allah'a yemin ederim ki sana da bana da kıyamete kadar gönülmezse her zaman bursu alırsan yine giyinmek eder, yine has döverim geliyor içimden. Yani Hazreti Ali'yi ve ahlakını için sever diyor Peygamberimizi sallallahu aleyhi ve sellem. Şöyle kısaca geçiyorum. Sizi mahrum eden, size yemin yere siz yer mi diyor peygamberimiz? Size hacet lazım olunca bilmeyen adam altın kapısının ağaç kapıya işi düştü mü? Yerin boyunu düşer. Ha çocuğu nerede? Beyim bahçamızı tepseydi, sen fukarasınız endir filan zaman bir şey istedin de. Yermedi mi dedi, göndermiyorum, diymedi. Dükkanden dükkana lazım oldu, Sermaye lazım oldu. Adana'ya geliyorum. Beş altı bin dolar sever.
Yemin ediyorum. O sağ nokta geldi. Ver diyor Peygamberimiz. Ver diyor. Ben yürüyene verirdim diyor Peygamberimiz. Ben veremem. Peygamberimizin ahlakını, laflarını olamaz. Sus bakalım böyle. Olamaz. Geçiyor mu Burak'ı? Bırak da geçiyorum. Koca biz veriyoruz mi hacet verdik mi, bir hacet verdik mi onun yerine işimizi gösterdik. O koşuya bir çuval lazım oldu mu, verdik ama onun yerine panbımızı erittirdik. Ona bir para veririz ama paranın yerine ot devirdik. Ona da ücret vermek. Bunlar faiz olur. Bunlar ziba olur. Veba yetmiş türlü günah en güçlü Kabe yolunda anasının nikahını kabul etmiş gibi günahkar olur. Böyle küçük param olan adama hizmet ettirme, dinimi söversen ettirme, Peygamberimi söversen ettirme. Günahı Aldan Efendimiz'in bir adamda alacağı vardı. Alacağını orada bir talebetiyle takip etmiş. Onun gölgesinde herkes duruyor, kolay, o sıcakta yanıyor.
Ya İmamı Azam şuraya gelsen de Bağdat çok ısacaktır. Şu gölgede dursana. O binanın sahibine ben bir önlük para verdim, önlük para verdim. Belki vücudumun seni soğur da devenin serinleşirse o paranın faizının yerine ne olur diye korkuyorum da oraya varmaz ki. Tehlikeli yere varma, yılan olan yere elimi sokma. Buralar yılandır, ejderhaadır. Senin imanını gelir burası. İmanını gelir aman ha amelini mahvetme, etme. Biz haklı söylüyoruz. Kötülük edene eğri yedin. Kötülük edene eğri yedin. Kötülük edene eğri yedin. Gezilir mi? O kötülüğü gelmiyor. Sen eğilir misin? Hazreti Ali radıyallahu anh diyor çıktı ağzına. Allah şefaatine nail etti bunu. Çok az namlu bir kafir ile harp ediyordu. Harb ederken mahsul sürsak buldu. Atlarının ayağını çıkardı, yılan kafir, gene tepelerine düştü. Düştüğü zaman oğullarına dizlerini, mevzet kılıcını ve boğazına tuttu, böyle. Allah'ın Vah'tan getirir.
Muhammed Mustafa'nın. Risaletini kabul ettim. Boğazım kurtuluyor. Devasa'a kesiyorum kafanı dedi. Hiçbir şey söyleyemedi kafir. İman etmeye de gönlü yok. Daha hiç kefip kefiyorsun de canımın çıktığını bilmeyeyim diye aşağıdan yukarıya tır dedi yüzüne yani. Kılıcını kaldırdığın inan onu azat etti. Hazreti Ali'nin şu anda çekildi. Ya Ali, beni niye seni öldürmemım dedi. Daha ters kessin diye ben seni yüzüme tükürdüm, kasıt diledi. Kesiyorsun attığımı. Bizim dinimizle kötülük gelene eğri gelenler tükürdüğüm için seni affettim. Gel iyidir, hizmetin iyi söyle. Çam işi gibisine gelsen, iman etmem diye sen kafan getiridir. Tükürdüğüm için nefsime gel ki alır gelir de onun için keserim de nefsi olurum. Bizim cinimizde de kötülüğe iyilik etmek var. Onun için seni affediyorum hayır dedi. Ha, çok şükür hocam, biz onlara benzemeye imkanımız yok, hiç imkanımız yok.
Yalvarıp onları seviyoruz, Sıddık'yı ağızdan birinci, ikinci Ömer'in farik, Üçüncü Osman-ı Zinnur, Dördüncü Ali'ye Murtaza, bu kıyakla böyle meraklıkları var, böyle seviyoruz, acaba biz kurtulur mıyız? Kişi sevdiğiyle beraber haşricen olur, onlarla beraber olur, yarın mahşerde onları sevdiği için kurtulur inşallah. Ya efendim bazısı Azratı Ali Ciğer'de söylüyor, ötekilere hakaretıyla Aleviler, Rafaziler, yetmiş üç fırkadır bunlar kitapta, Peygamberimiz bir kevcili ehli celine, altmış yedi fırkası diyor cehennemlik diyor peygamberimiz. Ümmetin yetmiş üç fırkaya ayrılacak, tek olanı ehli cennet, der yanını yetmiş iki fırka ehli nas. Kim ya Resulallah? İlk kez kelimeyle yaptı.
Derin ve ehli sünnet vel cemaat mezhebine umumun olan itikatta delil ve tasavvevi yolundan gelenler, o itikat sahipleri ehli cemetin Kuran'dan beşinci mertebe ayrılan Hazreti Ali'yi peygamberden üstün gören, Hazreti Ali'yi Sıddık ve Ağzam'dan üstün gören Rafazlılar, Kadri mezhepler, Cebeliler, bunlara da güzel yetmiş fırka dalalette bir Allah ayıptır versin, Allah iddia etti. Allah. Adam ağzımızdaydı, on tane fellah'ın iman ettiğini gördük. İnsaflı konuştuk, merhamet ettiler, baktılar hakkı buldular ondan sonra ilan ettiler elhamdülillah. Onun için Allah'ımız hakkı hakka teslim eden umları zümrasına ilhak buyursun inşallah. Kardeşlerime, kadın kardeşlerime da söz vermiştim ve geldiler, döndüler, onlar için de konuşmayı söz verdim, Allah rızası için onlardan da konuşacağım, beni mazur gör. Siz de benim cinsimden olduğunuzdan dilimden çekip çekip sözü siz alıyorsunuz.
Albüm de onlara söylemekle çektüyle çekiyor alıyor. Onlar çekemiyor. Nedir çekemiyor? Çünkü kan mevzusu birbiriyle konuşmadan başka bir şey bilmez. Gel, bunu bazıları şunu geliyor, gel babacığım ama niye abanıyorsun? Gelin de kulağımmadan, Allah o dökeci güler. İki kelime okumuyorsa, iki kelime okumuyorsa ben sizden indiririm deyip fısır fısır fısır fısır fısır ben binerim kadın cevabını. Allah rızası için konuşma yahu. Konuşma dinle. Şimdi hadis gelmiyor önce takdir etme kadınları, bunlar bizim hayat arkadaşımız, bir yastık arkadaşımız. Dokunursam bize dokunmuş olur. Yok, kitabın dokunduğu kadar dokunurum daha ziyade de dokunmam elhamdülillah. Şimdi onların menfaati hakkında bir hadisi şerif okuyorum. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimizdir. Erkeklerden ne kadar iyi yeri var kadınlara bak şimdi. Peygamberimiz kendi buyuruyor.
Kadın, bir veyahut da bin kadın yüz bin kadın beş vakit namazını kılarsa, benim ümmetimden bir kadın beş vakit namazını geçirmeden kılarsa, kılmazsa hocam, kılmazsa'yı konuşup konuşup bir kaldık, onlar da duydu. Siz de duydunuz. Hekini getirirse, Allah da affetmezse, hep sen kerretse tam bin sene cezatını Peygamberimizin diliyle konuştuk. Onu demiyoruz. Demek, kadın beş vakit namazını kılar. Ramazan orucunu da tutarsa gıybet etmez, iftira etmez, isnat etmez, orucunu da tutar, sevabını harc etmez, ya efendim başı da açık, ayağını da açık, fırın fırın birbirinin yanına gezmeye geliyor, akşama kadar elin lafını konuşuyor. Ben onu dinliyorum, doğru dutarı diyorum. Doğru dutarı diyorum. Ben yalvarıyorum, kocan olurum, gel ayağıma beyaz çorap giyme, siyah giy alayım diyorum. Ayıp olur delikanlılar diyor. Olur mu bunların namazı? Bir kadın topuktan gömer diyor kitaplar.
Bir el basımı açık yeri olursa zik karanlık evinin köşesinde namaz dursa da bulunmaz. Bir kadın saçından bir el basımı kadar açık yeri olursa, isterse evinin o karanlık köşesi gecenin de zındanı olsa yine kabul olmaz namazı. Bizim fıtığımız bu. Mesela diyelim aşığına kaçığına karışmam. Biz ancak kitabı deriz. Demek ki kadın beş vakit namazını kılarsa, Ramazan orucuna tutarsa, yendin de böyle kitaplar çok açık yazar ama insan edepli, hocam da edepli olmak lazım, her şeyi açık açık duymak da günah, kendini haramdan sakınırsa dirilme, genli oluyorum. Demek ki namusunu, lüzumu elden muhafaza ederse. Anlaşıyor efendim. Kendiyle haramdan muhafaza ederse, zevcine de hocasına da kitap ederse, muazzam olmaksızın cennete dahil olur. Hiç acayip bölmeden bu dört yazıyı yer bir katında bulunursa suça zevk yüzü bölmeden cennetin sekiz kapısı açık olur, kadın kulun istediğinden giydirler.
Biz de bunu çok kötü zannediyorduk kadınları. Yok, Sen çarşıda bazılarda bu yalanla ticaret eden, o yer Allah ondan sonra tüm senden sonra sen akşama kadar sabaha kadar çarşılarda, badarlar da garılan, dile tren evine çekilir, tebligini eline al, kuşluk namazı kılar, evvadın namazı kılar, teveccüh namazı kılar, Allah'a itaat eder, elinden alınmaz, yoktur böyle ibadet etse velilerden olur diyor kitaplar. Kadın böyle. Bizim kadın da mı? Sizin kadına inanamıyorum. Benim mi inanamıyorum? Hiç evde duruyor efendim. Hızı hınzır komşuya diyor. Bu kadın değil evinden çıkmayan kadın, bak misal vereyim birini, İkinci Han güneşinin kızı Batıma kal Zehra validemiz. Allah şefaatına nail ya Rabbi. Ya Resulallah, sen cennette refikün kadın var mı? Cennette bana refik olacak kadın var mı? Sultan-ı Enbiya Efendimiz Cibril-i Emin'i bekledi.
Cibril-i Emin dedi ki filan mahallenin filan nuru hanesinde bir kadın var Fatıma ta'z Zehra ile cennette beraber. E, ben o cennet ve fikrimi görmeye geleyim dedi ve kocası Hazreti Ali efendimizden peygamberimizden müsaade aldı, gitti. Vardı, yanının başınaymış, vardı, kapıyı vurdu, kapıyı vurdu. İçeriden bir karı seslendi ihtiyar kadın. Sizsiniz dedi. Ben Sultan-ı Enbiya'nın kelimesi Fatma'tan cerrahi. Ah damında olsa da bir de inin öndeyim. Olmadığına üzüldüğüm için inşallah cennette birbirimizi ziyaret ederiz. İnşallah. Kimsiniz? Böyle dedi. Niye geldiniz? Ziyarete geldim, görüşeceğim. Kurbanların oluyor lahatıma dedi. Allah peygamber aşkına, kırılma bana hocam kadın ve erkek gelirse kabul edeyim mi, etmeyen mi diye sormadın. Hocamdan sorayım, yarın gel, hocamın hakkına taarruz etmeyeyim devri. Onun için doğum, gitmem rica ederim.
Bir kadın diyor, odasından izinsiz erkek de giydiremez bir eve, kapın da giydiremez. Şeriatımız böyle. Hiç giydiremez. O inişine mi geliyor, götüne mi geliyor, dün bir dönemus sayesinde seni lan soğutmaya mı geliyor, Arağını bozmaya mı geliyor? Seni aldanıp da annemi inme birisine mi geliyor? Niye geldiğini bilir mi de, yani gelin kadınını kendi kadının yanına giydiriyorum? Tarlamaz, hocam çık, al gelmeye girer benim kadınım. Yetmesi yedi adım olsa yasaktır. Kocasından yedi adımdaki izinsiz ağırlamaz. Ayrılıyorsa huzur-i ilahiyede o 0 böceği ondan hakkını alacak. Tepti ikinci gün geldi. Yanına Adras'ta Hasan Efendimiz Hüseyin Efendimiz de düşmüş. Kapıyı vurdu kimsiniz Fatma'ta Zülra'yım. İyi hocam size müsaadem buyurdu dedi. Yanında bir kılıççı var, ne o dedi. Küçük Hasan'ı da, Hüseyin'i de getirdim, tek küçük dedi. Yanıma düştü geldim.
Kurbanların olayım ya Fatıma, ona izin almadım dedi. Sana izin aldım, ayaklarına buradan olayım, annem babam buradan olsun dedi. Dana kırılma dedi, ona da icralayayım böyle geldi. Allah. O gün yine gitti, yerli küsünün geldi, bu Haliç Hasan Efendimiz'e yanına katılmış, ikisi bir geldi. Kapıyı vurdu kimsiniz? Ben Fatıma Tatar, dra Naim'yım. Yanındaki Hasan mı dedi, Hüseyin mi dedi? Hüseyin de var Hasan da durduramadım, küçük olduğu için annesi o da geldi dedi. Kurbanların olayım ya Fatıma, Hüseyin'le izin aldım çünkü sabırum, dört yaşında, beş yaşında zararı yok lakin Hasan'a izin almadım, ha adımlarına buradan olayım geriye geçse ona da izin alayım dedi ve kadın da açmadı, devri kürsunun üçüne de icn alınca içeriye girdi. Vakti ki kadın o kadar güzel ki, o kadar sade ki yirmi beş yaşlarında nere bacım olsun, gardaşım olsun, ahbet de yoldaşım olsun.
Böyle kadın ulan kadın gibi, karın gibi sesin çıkıyor deli, yani genç gibi sesin yok deli, boğazın mı doğrur? Ağzından baş çıkardı, dedi ki ağzıma baş alayım da dışarıdan çocuklarıma seslenirken kadın sesini duyar da bir erkek indemir de lisan dinası yaparım diye korkarım ya bu ağzıma. Onun için kadın gibi konuşmalı için ağzıma da çalıyorum dedi. Allah Allah. Niye böyle dedi güneşte oturuyorum dedi. Etme nasıl bu güneşte? Sıpmanı tutuyor. Üşüyor musun? Şu gölge dalga getirsene kurbanların velin Fatıma. Hocam dedi elin irkatlığına gelir de güneşte çalışıp güneş güneşten yiyip içiyor da ben kocamı güneşte yiyip içtiğimde hayal ediyorum ben Kırgeli oturmaya da onu olsun dedi. Kurban olayım dedi. Kırılma, sen orada otur, ben burada oturayım dedi. Niye böyle ayak işin yok dedi, böyle felece ile geziyorum, yoklunun sahibisiniz dedi.
Yok, dedik, hocam gelince benden namusunu isterse uçkırımı çizene kadar kalbini kırarım diyor ve hanım da onun için böyleyim dedi, kusura kalma. Halik-i Zülcelal sizden lazımım, sana Cibril'in Cibril-i Evinin tebşiliğini tebşiri ediyorum, Allah bahatıma zührayla dedirtsin diyor. Doğru söylüyor. Sen benim cennette ref'i kırk dört. Baksan adam bir efendi babama meful yazıyor. Diyor ki, Mustafa Efendi, Ayşe namında bir ailemiz vefat etti mi iki ay evvel diyor. Annem de vefat etmişti benim öz annem. Vefat etmişti. Diyor ki illet vefat etti, ne diyor? O mektup yazıyor. Sultaniye en Üya'yı gördüm rüyamda diyor. Sultaniye en Üya'nın yanında Fatıma'da Zıra bir kadın da hizmet veriyor. Bu kim ya Resulallah dedim. Yahya'lı Mustafa Efendi'nin ailesi Ayşe Hanım da bizim hizmetimizi iyi ediyor, diğeri.
Doğru mu iki ay oldu ve partileri bize hizmete başlayalı, doğru mu doğru değil mi diye soruyorum, diyor. Nasıldı bu? Halasında yüzüğü kimse görmemişti. Kanaatiniz olsun. Kapımız çıktı bulunırdı. Kapı çıktı bulunırdı. Bildiğin Hasan, Hasan kapı çıktı nakdi. Bakmamışsın, oturmuşsun yedi yaşında bir çocuk girdi. Vallahi vallahi o gün akşamlar ağlamıştı. Ne anlan anne çocuk, gülünce ben şahsım unutmaz da hal hatırlansın ne ne ne olur ki? Senin kadının da böyle bir erdir serdir ayağını başını açan gezerse bunlara hiç yaklaşabilir mi? Demek ki müjdenin yerine acı mı veriyorsun sen de? Acı veriyorum, hakkın söylüyorum Muhammedimizin elini şudur. Azım beş vakit namazını tabiri erkaniyle bırakırsa, Ramazan orucunu tutarsa, kendini haramdan muhafaza ederse, kocasına da itaat ederse cennetin istediği kapılan girsin diyor Peygamberimiz. Bundan büyük müjde mi olur?
Buna gendi mi uydu, buna gendi mi gendi, korkma inşallah. Adil müjdeli hadis daha oturacağım kadın. Gözlüğünü gene bunu getirmemişsin, andolsun huzur okuyorum. Ümmü Seleme radiyallahu anh'dan rivayete göre Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz iki cihan güneşi Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Allah şefaatine nail etti Ya Rabbi. Evhankı bir kadın hocası kendinden razı olduğu halde ölürse, bir kadın hocası kendinden razı olarak ölürse cennete girer buyurmuştur. Hadisi Tirmizi rivayet edip hadisi hatemdir demiş. Riyavus Salihinin iki yüz elli sekizinci sahifesinde de yazılmıştır efendim. Yeniden hadisi okumayla meşgul olma manasını.
Ve Acip-i Cebel radıyallahu anh'dan rivayet olduğuna göre, Nebi-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur, dünyada bir kadın, dünyada bir kadın kocasına eziyet ederse, o erkeğin hurilerden olan zevcesi o gazına hızab ederek, huridan olan o erken cennetteki ahireti Allah canımı alsın, bu adama eziyet etme, o dünyada senin yanında misafirdir, yakında senden ayrılıp bize kavuşacaktır diyerek muahaza eder. Tirmizi rivayet etmiş, hadisi ajandir demiş, Riyaz Salihi'nin yine iki yüz elli sekizinci sayesinde kadın koca üzerindeki hakları, kadının hocasındaki olan haklarının durumunu okuyorum, yarın da kocanın gazındaki olan hakkını okuyacağım, ezan okunuyor, başladı, ben de çalışacağım, büyümeye. Birinci hakkı kadının kocasında diyanetini talim etmek, dini delletmek. Çevirıyorum hocam, okumayayım diyorum da okumayayım.
O zaman mesuliyetten kurtulursun, Birkaç dakika böyle devam edeceksin, çalışacaksın. Efendim sen bizim aileyi bildiğin gibi değil, okumaya yere eğilecek gibi değil. Ben eğlen kadınları diyorum. İkincisi, hıfz ve muhabbet etmek. Kadına azaplanma, kadına sızma, kadına şen istemek olmak, ülfet muhabbet etmezsen Allah ne diye sana kanayak uzun saçlı, annesini babasını terk etmiş, eğne eski olmuş kadına niye ülfet muhabbet etmedin diye, seni mes'ul eder, daima kaza veriyor, daima kinleşiyor, daima bağırıyorsan Allah senden sorar. Ve üçüncüsü, özel ahlak ile muamele etmek. Özel ahlak ile muamele etmek, çirkin ahlak yapmamak, özel ahlak yapmaz da, çirkin ahlak kullanır, sinirini onda sınaktan Allah'ın ilminde mesulsün koca. Dördüncüsü, aileye selam gelip hatrına hoş eyleme. Eve girdin mi? Diyeceksin, selam vereceksin. Evet. Selam vermiyor musun? Hı.
Neden selam vermeye bilirim, neden o almayı gibiyim hoca. Biz selam veririz, ailemiz de selamımızı da alır. Evine selamla girenin yeri cennet diye peygamber veririz. Ne demek istiyorum? Esselamu Allah'ın selameti, Allah'ın rahatı, Allah'ın iltifatı senin üzerine olsun diye dua ediyor. Ve aleyküm selam derim mi? Allah'ın selamati, Allah'ın lütfu, Allah'ın ihsanı sana olsun diyor. Künde Eynde böyle dua ediliyor. Bunlar bizim memlekette ayıp efendim. Gündüz oldu, ay oldu, efendim bilmem ne oldu, bu zaman hayırlı olsun, son ayıp günahı bilmem gerekir. Bunlar selam değil, selam değil bunlar. Allah'ın Kuran-ı Kerim'indeki selam, Selam kalktığı zaman kıyameti yakınca yalvarıyor Peygamber. Erkek hanımlığına selam verir. Hanım adına selam ver, gelmediği zaman, vermediği zaman kıyameti yakın bekleyin. Elhamdülillah memleketlerimizde selam geliyor elhamdülillah.
Bilmem sizin burada selam veriliyor mu? Bahisna selam veriyor hiç anlamıyor merhaba deyip geçiyor. Ey Saimah. Selam bahsi. Beşincisi, ev işlerinde kadına yardım etmek yardım etmek hukuku budur. Senin işin altında yardım ediyor görmüyor mu? Otumu çapalayız görmüyor mu? Harmanına yardım ediyor, bahçana yardım ediyor. Bir kadın kocasına, dış işlerinde yardım ederse Fatma kazığı, Allah'a aziz ve refri bulacak cennette. Sen bilirsin. Altıncısı. Eldiçe. Eldiçe. Eldiçe. Eldiçesini görmek senin üzerine far. Yemini temin etmek sana. Yiyeceğimi temin etmek, dışluğunu temin etmek sana. Zeketi de bana mı, fıtratı da bana mı, kurbanı da bana mı? Ya sana gelir de kime? Seni hocaların hepsi hoca kadın verecek. Kadın kurbanını kesecek, altınlık olacak. Vay efendim, amma iyi yerden fetva almışsın. Sığındür tarlalarda, süründür bahçelerde, süründür dış işlerinde, bir de kurban da kendine kessin.
Hiç insafın yok mu senin? Kitap öyle yazar ya, senin evinde oturup yalnız çocuğunu emziren, tek kuş işine bakmayan kadınlar öyle yapacak. Sen ailene alıyor, dünya işini gösteriyorsun, böyle kurban da kesecek mi? Bu ayıpken sorma bile bunu. Birincisi, dünya içindeki kusurunu affetmek. Dünya işlerinde bir kusur varsa affetmek. Ezan okunduğunu biliyorum. Şurayı bitirmeyince de kıyamıyorum. Sekizinci, kötü huylarına sabretmek kadının, bir kimse, kadının kötü huylarına sabreder, yetimini düzelse, Eyyub Aleyhisselam'a verilen sevap gibi bir sevaba nail. O erkek kadının kötü huyuna, yani ayağının fenalığına ne edemiyorum? Bağırıp çığırışına, misafir gelince çocuk gemisine, dalları bir dille kalkışına tahammül ederse Eyüb Aleyhisselam'a verildiği gibi bir sevaba nail oldun. Ne yaptın koca cihazlarım? Hep getirdir, Esir, oku.
Gazaplandığı vakit sıput ile karşılamak daha çok gazaplanırsa, sen de gazaplanırsan arada birden üçe kadar talak verirsen üçten dokuzu mübalağadır. Üç defa cebi attığın zaman o düşmüştür tabii. Yani üç talakı var kadının. Gördüğü zaman, o dediği sana haramdır. Onu bir daha ile gitmedikten sonra alamazsın. Bir kimse ailesine hiç talakni edip yine yanındaysa günahıdır da eyle. Çünkü kasaplanır, ağzından kötülaş çıkar, o da beş olur, yetmiş sene kötü yar, yanından ayıramam, yine beraber yatır takarsan en büyük günaha, en büyük kusura girmiş olur ve zina günahları yazılır. O, ailesine son derece muhabbet göstermek, ailesine son derece muhabbetini izhar etmek ki kadının fikri başka yerlere gitmesin diye. On gün, ev işlerinde danışık yapma, bulgurunuz var mı, yavrunuz var mı, pirinciniz var mı, eşyanız tamam mı? Öyle danışmak lazım, danışmaz.
Onları aç bir yere sorsan götürdüğüm parayı kumarlara verir. Evi aç bırakırsan huzuru ilahiye ve mes'ulsün. Kumarı çok değiyorsun da tez geçiyorsun. Bir insan kumar kağıtlarını, ıskandır kağıt mı neyse, devrilmem ismini. Şükür Allah'ım göstermedin ki biliyor. Gelin insanından duymayla kulağıma bazı geçiyor. Bunlara ağır bir aleti tutarsa elinde, ara gecenin kamıyla elini yumuş gibi günahkar olur. İstersen çay için olsun, istersen boş vakit getireyim diyorsun, elini o kağıtlara vurdum mu ara gücünün kanıyla elini yumuş gibi günahkar diyor peygamber. Ben ki geldik sizinle konuşayım da yarın hocam Allah indinde mesul deme bana. On iki, mekruh hilesinden kaçınmak, on iki, ayıplarını bastırmak kadının, on dört, latife edip mülaabe etmek, kadınına latife söylemek ve gülüşmek, sevişmek. Öyle yapmaz da, şehremli güler de alnından sinekler parçalanacak şekilde durursan hukuku kalır.
On beş, set ile ziynet ile evinin harcını alıştırmamak, kadını, setinli ziynet, set ile muhafaza etmek, ziynet ile evinin haricine alıştırmamak, güvenilir gönderip de nitelikli elbiselerini giydirip de balı mu cehennemin yolu mu? Neyse ben bilemiyorum, ismini yeni belle diyorlar bana, hiç görmediğim şeyler bunlar. Öyle yerlere ziynet ile gönderiyorsan huzur-u ilahiyede kadın bir anı tutacak, diyecek hukukunu ver, bir dakika küstahlan seni. Ne diyorsun Allah'ımız? Ne diyorsun kadın kulum? Benim o günah ne olduğunu bilmezdim. Beni götürdü oralara alıştırdı Yan onun yerine diyor Allahu Teala Hazretleri, kadın kulum, melek ediyorum yan onun yerine. Kadın da yanacaklardı. On altı, caz efendim, on altı ailesinden izinsiz sefere gitmemek, danışmak filan geleceğim. On sekiz, huzurunda mahzuniyetini icap eden şeyleri söylememek seferberini koruyormuş.
Efendim Kıbrıs başlamış halde filan kadını korkacak söz götürmemek eve. Götürürsen hukuku bu kalır. Setret onları, sakla canım. Yazdıktan zayıf olur. Efendim peygamberimiz bu kadar kendi ediyor. Daha ne diyor? On dokuz, farz, vacip, müstehap olan kim işlerini talim edip mutlaklardan muhafaza etmek. Bunlar kadının kocasında hukuku diniye ve dünyeviyyesi bir Hazreti kerife bulmuştur. Yani kişinin ilk sorusu namazdan, ikinci sorusuna ailesinden başlayacak. Tabii ki ne konuşamadım, daraldı millet namaz bulacak, ben de hepsini bitiremeyeceğim, yarın şuraya kalkar ne görmüşler, gördün okuyamadım ne olduğunu birisi dua istiyor Allah hastalığına şifalar, muhter Rabbi. Gemi hastalara şifalar ver Ya Rabbi. Kalplerimizi Hacı Hasan Efendi Kuddüses Sırruhu Hazretleri'nin kendi sesinden, kalemdardan sohbetler sona erdi.