Salavat-ı Şerife ve Azrail Hakkında Hadis-i… | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
Salavat-ı Şerife ve Azrail Hakkında Hadis-i Şerifler
Salavat-ı Şerife ve Azrail Hakkında Hadis-i Şerifler kaydında Sultanımız sultani enbiya şefiye iuzi ceza, Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimizin üzerine getirdiğimiz ve getireceğimiz salavat-ı şerifelerin Azrail hakkında bir hadis-i şerif nakli beyan edelim. Sadece dualar edelim, ona ki Rabbimiz taale ve tekadde sazzatları, şu mübarek günlerde ettiğimiz dualarımızı dergahı…
Sultanımız sultani enbiya şefiye iuzi ceza, Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimizin üzerine getirdiğimiz ve getireceğimiz salavat-ı şerifelerin Azrail hakkında bir hadis-i şerif nakli beyan edelim. Sadece dualar edelim, ona ki Rabbimiz taale ve tekadde sazzatları, şu mübarek günlerde ettiğimiz dualarımızı dergahı zetinde ahseni kabul ile makbul eyleye, kusurlarımızı affeyleye, böyle cami-i şerife toplanıp geldiğimiz gibi, fah-i Kainat Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimizin Pirdevsi Ala cennetinde de böylece hacdi cemiri fakirin lisanına haptü halel hapa ve zelaldan hıfzı himaye eyleye, cümlemize cümlemize dinleyip belleyip mucebi muhtaasınca Daha faydalı olmanın için Arapça'sini bırakalım, Peygamberimiz ne buyuruyor, onu anlayalım inşallah.
İkinci han güneşi Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz Peygamber Efendimizin şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir. Peygamberimiz niye buyurmuş? Ya anlat, ya anlat. Bunun Yasir'i anlatsak, annesine anlatsak, kendini anlatsak yarım boğazın şeyini alır. Çünkü bunların başına çok büyük felaket geldi. Allah'ın yolunda babası anası kurban oldular, gittiler. Ebu Cahil ille dinimizden dönecektiniz diye zorlattı, yanında hembahları da vardı, imkanını bulamazlar, ikisini de hançerladı, öldürdü. Onlar şefaatlarına nail. Ya anlar, gerçek Cenabı Allah bütün mahlukatın tesbihini, ezkarını, Salavatı şerifesini bana duyma, vazifesini bir melaikeye emir buyurmuş ve kıyamete kadar kabrimin üzerinde bulunacaktır.
Bir melaike tayin etti Allah, ne kadar salavatlarınız, zikirleriniz, fikirleriniz varsa bana bir melaike duyuruyor, plan oğlu planın, aha şu edaesi var, Salavatı şeyhesi var, buyur Ya Resulallah diyor. Daima bana o melaike, sen aziğin içinden geçenle kedimizi usulca da okusan Peygamberimizin kulağına umut duyuruyor Allah'ımız o melek vasıtası ile. Anladım efendim. Ümmetimden benim üzerime Salavatı Şerife getiren hiçbir kimse yoktur. O melaike Salavatı Şerife getirenin kendini, babasının ismini, babasının ismiyle beraber filan oğlu filan sana şu kadar salavatı şerife getirdi diye söylemesin. Muhakkak bana o melaike söyle der ki, ya Muhammed sana biz Salavatı Şerife getirdi der. Ben de o Salavatı Şerife'yi alır, kabul ederim, yarın mahşerda da şefaat ederim o ümmetime. Bunun için, Buyurun da alın diyelim, Allah'ın La salli ala seyyidina Muhammedin ve ala eli ve sahdihi ve selim.
Filan sana şu kadar salavat-ı şerife getirdi limesin, mutlaka dir. Getirilen salavat-ı şerifenin nasıl olduğunu bile söyleyecektir. Salaten tünzine mi okudu? Salatı nariye mi okudu? Başka kısa, mi dedi? Ne dedi ise o kadarını bana getirir. Allah Celle Celaluhu kefil olur ki, ben çekilin ki, kim ki bana bir Salavatı Şerife gönderirse, tek Salavatı Şerife gönderirse Allah on defa rahmeti verdi. Eğer o Salavatı Şerife'yi artırırsa Allah da rahmet nazarını ziyazalaştırır buyurmuştur. Allah rahmet nazarıyla nazar buyurur ve o kulunu yardırar. Allah, Salavat-ı Şerifeye devam eden zümraya ilhak buyursun. Ayet-i celile-i celile buyuruyor Allah'ımız. Hallak ve altı gün. Buyuruyor ki, Ey nas, ey insanlar, biz sizi bir erkekle bir kişiden yarattık. Sabrımızı ey dinleyelim. Allah'ın kelamı bu. Biz sizi ey insanlar, insan dinki, Mevlamız, biz sizi bir erkekle bir kişiden yarattık.
Salavat-ı Şerife ve Azrail Hakkında Hadis-i Şerifler ne anlatıyor?
Salavat-ı Şerife ve Azrail Hakkında Hadis-i Şerifler kaydında Sultanımız sultani enbiya şefiye iuzi ceza, Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimizin üzerine getirdiğimiz ve getireceğimiz salavat-ı şerifelerin Azrail hakkında bir hadis-i şerif nakli beyan edelim. Sadece dualar edelim, ona ki Rabbimiz taale ve tekadde sazzatları, şu mübarek günlerde ettiğimiz dualarımızı dergahı…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 10 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Siz maymundan neden gelmiş değilsiniz? Gerçi mektep kitapları birkaç değişti, çocuklar okurken maymundan geldiğini zannettiği, içinizde okuyanlar ne var, Tahsıllı insanlar var. Yanıktılar maymunlaştırmanı için insanı, ananız, babanız maymundan girdiler. Birisi Peygamberzadeyiz, Peygamber Korululuyor, Adem Aleyhisselam. Muhammed Mustafa'nın illeti. Hazreti İbrahim Ali salatü vesselam'ın milletindendir. İmam-ı Azam'ın mezhebindeyim, İmam-ı Şafii'den de olan orada, İmam-ı Şafii, İmam-ı Allah'ım burada gösterir. Da, Hazrası Adem'le Havva'dan vücuda getirdik diyor Allah. O kitaplara da diyor ki maymundan geldiniz diyor. Bu halde de kitapta. Hansına inanalım kuzuların, yani Allah'ın Kuran-ı Kerim'ine mi inanalım? Siz Adem'le Havveden oldunuz, yediğine mi inanalım? Siz maymundan oldu. Hoca, ben maymundan yedim mi, bitmiyorum bile maymundan olur mu insan? İnsan belagatkarlam ne edeni Adem?
Eyzehnere minnine kabiliyetini çok kıymetli, Fethuru için çok seviyorum. Yani bu sene cemaati daha çok sevdiğim, çok dinleme kabiliyeti yüksek. Onun için ben aciz bile kalıyorum. Bizi doyuracak kadar elimin bile yok ya, benim Türkçe konuştuklarımı bile şöyle canından çeken cemaatin var içinde. Allah sizlerden, bizlerden razı olsun. Vücuda getirdik, Çin'den. Adem'le Havva'den. Adem Aleyhisselam'ı topraktan yaptı Allah. Allah Hacc ayeti celibesinde, Hazret-ı Adem'i topraktan yaptım. Kendi ruhumdan nefret ettim. Han kendisine geldiği zaman ruh, sür sürdüğü zaman elhamdülillah gelir. Biz de onun için elhamdülillah gelir. Duyan adamlar da Yerhanukümullah diye. Diye. Kendi de yeniden. Bunlar hep vazifemiz. Müslümanın Müslüman'da harpte. Belleyeceksin. Türkçe kitaplar var şimdi. Lan burada kürsünün üstünde sana tırsırana gidilecek. O ona ne diyeceğiz? Delletmeyle uğratsan hiç vaaz veremem.
Onun için bunları devreceksin kardeş. Adem ve Havva'dan vücuda getirdim deyince Halık-ı Zülcelal bu çamurdan yaptığın ne olacak dedi. Adem, son bütün mahlukatın ilmini bilir bu, ismini bilir. Sonra Adem cevap verildi, o topraktan yaptığı uzata dedin ne ilmi dürttünsuna bütün mahlukatın iman ettiğini verir. Sen bunu beğenmedin ya, ey meleklerim, Adem'i kıble ittihat Beytullah gibi açınıza alacaksınız, secde edeceksiniz diye gibi. Herkes secde etti, şeytan dedi ki o topraktan oldu, ben apaçtan oldum. O toprak engin, alçaktır. Ben ulviyim, yani yarınca yukarıya çıkarın. Kibrittiği için kimi yapmayalım dedim geçen.
Hasetlik de yapmayalım, secde yapmamak da yapmayalım, Hıf Ritatta ikişerden, hem de aklın ve secde var sana, yani sünnetleriyle beraber bunu külliyen namazını terk eden şeytandan daha şerli olur, demedi mi Adana Müftüsü Cemaleddin Kablan, orada sinemanın önünde hepsi namazı kılmayana, çerez de aslı gitme mi orada? Ben her şeyin şahidiyim, olur musun? Aman teyzelere bakanalım Allah'ım. Demek ki ben ölüyüm, o sülfiyi teyze ve sen niye secde edeceksin istedim dedi. Yetme ya, bakmaya, imkan yok. Şunu demiş koyuyorum, ben ulvi'nin o süfli o bana secde etmesi lazım gelirdi. Ben bütün melekleri okuttur mu, geride gökte bir karış yer kalmamış secde etmedi şeytanın. Meleklerin de hocası. Meleklerin de hocasıdı. Muhtar evin sahibi evvelden de duyarmış bir kişi melekler arasına girmişmiş bu saattir. Melekleri oku diyor.
Bir kişi melun mekruh olacak, dua ederim işte kendine yetmezmiş, ben gömleği imkanım, yok ya. Allah şu melekleri şeytan etmesin diye dua vermiş kendi de. Öyle ettiği halde, bildiği halde. O zaman gelince dayattı dedi, insan yok dedi ben Noah teyze. Daha doğrusu Allah'ım dedi, sen bilemiyorsundur. Ben ayrısın. Allah'a bilemiyorsun dediği için kafir oldu, mel'ul oldu, methul oldu. Ama sebepleri kaç şeydir? Üç şeydi. Birisi kibiriydi, birisi hatevliydi, birisi secde etmediğiydi. Bu üçü sebep oldu, secde etmedi. Evde bir lanet halkasını boğazına Nerden dedim. Dünyanın bir deyimatı yok. Buyuruyor peygamber efendimiz. Dünya ölmüş bir laaşedir. Ona talip olup da dünyaya bağrına bakıp da, namazını nehy-i geçmeyen ibadet etmeyenle bir metnin kıtağı buyuruyor Süleyman Bey. Hep dünyayı kim etsin ve talip oa silah bulur. Kocana, hacına, diyanetine yaz, hadis bu.
Onu nasıl Allah bizi ibadetten, itaatten mahrum etme ya Rabbi. Ya kardeşim, kibir insana her şeyi yaptırır, hasetlik insana her şeyi yaptırır. Bunu olsun. Aman, dua olalım önümüze. Efendim hak oraya bir iddiaya gir. Adem Aleyhisselam olunca hayya kimden doğdu ya? Havva'nın kimden doğdu. Kuran-ı Kerim'in haber verdiği, Adem Aleyhisselam uyurken'a mortinen vücutunu bilmez. Sol i'yi birini çıkar. O, 0 i'yiden havvayı hazzınacağım, yanına bir camiin güzeli bir Havva isminde birisi oraya oturmuş baktı, uyan değil mi dedi kadın böyle? İti çekecek şekilde Allah sizi birbirinize helal etsin, helal ettim. Buyur. Nasıl girdin, ben bilemiyorum ki, çıkamıyorum inan. Hani bir şey buyurmayınca bak, vazgeçemiyorum. Siz de arzu etmeksizin, etmeksizin şey, öyle girsin. Şiir insan öldü mü, kultei müşke olursa, yani erkekliği de belli değil, kadınlığı da belli değil. Böyle var, yani dünyada çok böyle.
Erkek de belli değil, kadın da belli değil. İnan bize gösterdiler. Kayseri, o örtülü çarşısında bir adamı almışlar. Adana da benzer, gazına da da benzer. Abim almış çocuğu olmuş. Ağzından çocuğu olmuş, o aleti varmış. Bir tel almış, kocayla birleşince çocuğu olmuş. İki çocuk bir tarafında, iki çocuk bir tarafında yahut bir çocuk, oralarını unuttum yani. Orsala götür yolları batmadı, kimse kalmadı, ben de kopuştum, vardım, ben de baktım. Kalına da benziyor, tir bitmemiş ama diğer kimse erkekçe değil, kadına benziyor, ikisi. Yani Hüseyin Müşkila bu. Bunu taaccülü gördüm, başkası böyle değil. Başka, değilse kıyma kadınlığı belli değil. Bunu gömersek cenazesini yemeye bir, iki, üç, dört, beş, on. Şu diyesinde kayacaksınız, bir, iki, üç, dört, beş, on. Şu diyesinde kayacaksınız soldan, bir, iki, üç, dört, dokuz. On gelirse bir iğer kadın mı erkek müyesine kılacaksınız.
Eğer ikisi denk geliyorsa kalın müyesine kılacaksınız. Çünkü Adem'in bir i'si alındığı için bütün erkeklerin bir i'si olmayacak diyor kitap. O bir i'si yok. Kabın eğri iğneden olduğu için doğruldacağın da kendin gibi ineceğim ille şöyle olacaksın, yeme üzerine varma. Çünkü doğrulamazsa küteden kırılır gemi olduğu için. Yani o da olduğu kadar ibadetini itaat. Yok, şöyle takva olacaksın, şöyle geçimi bozma demez o zaman. Hem de sırrını diyemeyeceğim. Kendileri de var burada ya, ne yapayım diyeceğim. Ağzıma gelen ilmi ucu demezız, yılamam, geleni yılamam bir isimle. Kiyetten olduğundan sırrınızı söylemeyin, kes kokar. Yani etrafa tüm buyiriverir o gün, yani sırrından bir şey kalmaz, evin içinde böyle kadın da var, iyi kadın da var. Erkekten erkekten efdal kadın da var.
Geçen bir gün soğudum ya kadını şöyle diye, ne bileyim bir kadın görmüştüm ben, yani tek kadın gölün direğini kutunca erkekten kimse kendine varamıyor şeyinde. Ben ona demiştim, bütün kadına diyemedim ve kadavic'in kadın da erkeği, şimdi şahidiğimden şu kırgınlık yettiği bir yetim aradı. Pek sarıldılar birbirine. O zaman bile caminin ömrüne vardım mı, her hangi parçadan olursa olsun, biz girdik mi hepsi ayağa kalkar böyle tavacın, erkeğinin hepsinde kadın da geçerken tek kadın kalmaz yolda hep ayağa kakarlar. Neden hoca? Hatitemil Hoca'dan, Hacabız Hoca'dan, Şık Mustafa Efendi'den, Halim Hoca'dan, Hafız Ali Hoca'dan, Hacı Osmanca'den savaşın seferi öyle kurulduğu için daha hiç görmedim ki ben sureteden geleyim tahtının içindeler.
Hacı Hayvullah'ın duvarının dibinde duran kadın kalkıp da böyle ta, erkek erkekler böyle tagzın etmesin dibinde duran kadın kalkıp da böyle tagz, erkek erkekler böyle tagzın etmesin. İstersen üç türlü evlat, hoca şu, onu duymazlar. Edeptir bu işler. Yani başka mahallelerde geziyor, görmüyorum. Yani girerken ashabım buradan yetmesin diye gidip ayağını öteye uzatır öteden yetsin diye. Bu terbiyeyi görmediğimden olur. Kadın olalım, erkek olalım, edepli olalım arkadaşlar, edepli insan olalım. Allah bizi edepten ayırmasın. Onunla okurken ne oldu sonra Allah aşkına? Cennete yiyorlardı. Bir gözü de cennetdelerdi. Şeytan da cennetten neden avrulduydu. Yılan, tavuk suretindeydı. Onun, onun gelaletiyle cennete girmeye yol buldu şeytan filandı, böyle bütün şeylerle Türk cennete giren giriyor, içeriye girince o yine suratına bakındı.
Adem Aleyhisselam'ı devredemiyor ama Havva annemiz kadın silsiye diye sanar, kul dağacından yemeyeceksin gibi Allah. Şu hul dağdı ya, buğday ağacı ediyorlar, hurma ağacı ediyorlar, o, hul dağacı. Biz yani kitapta Kuran-ı Kerim'de hul dağacı. Nasılsa bir neyi var? Buğday ağacı. Herkes, Şeytan öğretti dedi ki Allah sizi bu ağaçtan men etti ya, bunu yerseniz cennetten çıkmayacağını da onu olsun, yemesinler de cennetten çıktılar diye yersin dedi. Al hele şunu ye dedi. Onu Havva annemiz yedi, bilmez. Şimdi, şimdi hocasına geldi, dedi ki kurban olduğum Adem, şu adam dedi, o adam dedi ki vallahi billahi dedi. O adam dedi, şu insan hiç yemini duymadığı için Adem Aleyhisselam inanırdı. Dedi ki bu ağaçtan yeseniz ebedi cennetten kalacak bu dedi. Bu ağaçtan hürmetseniz onun meyvasından bizi cennetten çıkaracaklar dedi. Düşerse karışmam Suat Bey.
Peki, Adem Aleyhisselam diyor ki dört vakti yeti var bize, ölene kadar bulursun. Öyle ne kadar? Yani peygambere ulaştırır Muhammed Mustafa'ya o da evladının evladı, kocamanlar etrafına söylesin, inşallah neslim olur. Bu dört vasiyeti, kalemim olsa da keşke yattım. Yani dört vasiyeti Adem Aleyhisselam bize vasiyeti diyor. Nefsinizin hevasına uymayın. Bir, nefsinizin arzusuna uymayın. O kötü şeyleri az veren çünkü, bir. İkincisi, şüphelendiğiniz bir işi bıkmayın. O ilham meleklerinden gelir çünkü. Üç, üç. Bu şövere siz iş yapmayın. Bir iş yapacağız, zam yapacaksın, taş yapacaksın, bir tarla alacaksın, motoru alacaksın, çevreyi al, müşevvere etrafında nasıl olur? Alsan faydam olur mu? Mutsuz müşevvere yine de olursa olsun. Üç. Dördüncüsü, ailelerinizin sözünü tutmayın. Onların geri sözüne heyedir. Ben demiyorum kadınlar, peygamberimiz ta Adem aleyhisselam.
Belki birisi sormadan öteki birini daha ister. Sözün bükacı olsan seni yokluklara döker. Onun için eliyle kadın ziynete doymaz. Zinnete doymaz. Dil gördük diyecek çünkü günaha yetecek, onu uzun ister durur. Oraya gitmez. Şimdi bu vasiyeti Şip Aleyhisselam'a yapıyor. Buğday yediği zaman Adem Aleyhisselam karnına bir gürültü çıkıyor. Çok haram yedin mi karın tahammül etmedi. Annemizin de karnına bir şey girdi, kıvranıyorlar, cenneti alat bir kerpici altından, bir kerpici gümüşten toprakları geber cepten hiç tablet olacak yeri olmadığı için ya Rabbi üst sıkıştık dedi, elbiselerini Allah boy verdi. Anadan uyuyan oldu dediler. Ne oldu? Münahayy ettiniz, benim yeme dediğim ağaçtan, hurt ağacından yeriniz dedi siz dedi. Ben nasıl elin bahçesinden neden arzı toplardım üstünde şekerpardeymiş, ingendim de yedim yaş meyvanın da tadı, haramı olmaz ya, böyle derin mi kısra var?
Nasıl elin malını yaş meyvesi haramı helal iltifat ettiği için kübra varır. Sana yerse de haram değil yer, sonra da sahibine varır, hakkını helal ister. Eğer helallaşmayacak olur da kırk paralık bir armudunu yirmise kırk para, kırk kuruş diyelim, kırk para yedi yüz rekat cennet ile kılınmış, kabul olmuş namazla gevşilecek yarın ahirette. Yok namazın yoksa o kadar geleceksin, onun günahından o kadar yükleneceksin. İslam dini budur. Başta İslam dini müstahdin değildir, takva dindir ancak böyle tarif eder. Yenmi yerin zıkımını. Yenmi rüşveti. Yenmi üfmeyen deresi. Olsun diyemin zıkkım olur zıkkım. Haramdan sıklediğin kadar hiçbir şeyden titreme. O, 0 haramı yedikleri için darnın içleri büyürdür. Hemen hiçbir ağaca varıyorlar, yaprak vermiyor, hurma ağacına vardılar, Hurma ağacı yaprak verdi.
Üç tane Adem Aleyhisselam'a, beş tane de Havva Annemde büyük yapraklar, tabii Abdülaziz'in putbirlerini, arkalarını, kadın memelerini, beş sahip saçını örtüyor onu ona. Onu o gün çetin sarılırken erkeğe ört sarılır, gazına beş kitap sarılır. Anladınız mı? Her şey hikmetli, konuşulmuyor yalnız. Sığmıyor, ne edeyim hep getirdin bunları, ben sığdıramıyorum. Senden rica ediyorum da anca içip daha, ecenden sonra uzatıyorum. Ne yapayım, şaştım kaldım. Bizi ya Rabbi, bizi ya Rabbi, yere aç ya Rabbi dediler kendileri. Yendiler istedik çünkü tablet yapacak yer yok afdiler, dışarıya çıkacak. İnan kardeşim Adem Aleyhisselam üç yüz sene semaya bakmadan ağladı böyle. Üç yüz sene sonra af bulundular. Üç yüz sene semaya bakmadan ağladı, sana direk püf veriyorum dua için, Ya Rabbi dedi, dile oğlum, keşke ezan okunmaz ya yahu, tüh.
Dedi ki Adem Aleyhissalatü Vesselam efendim yere atıldılar oğlum üç, üç sene sonra dua et de kabul olmaz da ismi ismiyle yazılan Muhammed görmesine beni bağışla yap. Bu duayı nereden belledin ya Adem dedi. Arş'ta, hırsta, Leftta, Halemde, Cennette isim ile yazılı hatırıma geldi, ne kadar sevmese yanına almaz, onun hürmetine verir diyelim. Yalnız Arafat Dağı'na çıkın dedi, orada af olunur. Ne kadar güç geç varsa Arafat Dağı'na çıktın mı? Allah gidenlere tek tek etmeyenlere angarayı getsin, oraya çıktın mı? Affolundun mu ola, olunmadın mı dese günahı kebair sahibi. Affolunmadık, bir kerih kalmaz.