Kıymetli dinleyicilerimiz, Mahmud Sami Ramazanoğlu Ashabı Kiram isimli eseriyle birlikteliğimiz devam ediyor. Bu bölümümüzde sizlere Hazreti Sa'd Bin Ebi Vakkas'ı anlatacağız inşallah. Müellif Buhari Sahihinin metninde Sa'd'ın Beni Zühre'den olduğunu ve Beni Zühre'nin de Resulullah'ın dayıları bulunduğunu kaydeder. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin valideyi muhteremeleri Hazreti Amine beni zühreden idi. Sa'd Bin Ebi Vakkas'ın asıl adı Malik Bin Vehb'dir. Nesebi Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin nesebiyle Kilab bin Mürre'de birleşir. Sa'd bin Nebi Vakkas Aşerei Mübeşşeredendir. İslam'a ilk girenlerin yedincisidir. İslam'da Allah yolunda ilk ok atan sa'tır. Farisül İslam denmekle meşhurdur. Irak ve İran üzerine hareket eden muazzam ordunun başkumandanı olarak pek büyük fütuhata mazhar olmuştur.
Aşere-i Mübeşşere içinde en son vefat eden Sa'd bin Ebi Vakkas'tır. Medine'de Bakü'ye defnolunmuştur. Sa'd Bin Ebi Vakkas'tan rivayete göre Müşarun ile Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Uhud günü beni taltif ve tebcil için babası ile anasını birlikte yad ederek babam anam sana feda olsun buyurdu demiştir. On yedi yaşında Müslüman olduğu rivayet edilmiştir. O sırada henüz namaz farz kılınmamıştı. İslam'a girmesine Ebu Bekir Radıyallahu Anh delalet etmiştir. Buhari Sa'd Bin Ebi Vakkas'tan ben Allah yolunda ok atmış olan Arap mücahitlerinin muhakkak birincisiyim dediğini rivayet etmiştir ki bu Sa'd Bin Ebi Vakkas için mühim bir menkıbedir. Bütün inkılaplarda ilk faaliyet sahibi namına tarihin kaydettiği yüksek bir şereftir.
Bu ilk okun nerede ve ne zaman atıldığına gelince, Medine-i Münevvere'ye hicretin birinci yılında Hazreti Peygamber Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem tarafından Ubeyde Bin Haris radiyallahu anh kumandasında muhacirlerden altmış kişilik bir süvari müfrezesi Rabi Vadisi'ne gönderilmişti. Bu mücahitler içinde Sa'd Bin Ebi Vakkas da vardı. Ebu Süfyan idaresinde Şam'dan gelmekte olan bir kervan vurulacaktı. Bu harp Müslümanları Daru diyarından uzaklaştıran Kureyş ile Müslümanların ilk teması idi. Resulullah efendimiz bu müfrezeye bayrak da vermişti ki bu da Müslümanların ilk bayrağı bulunuyordu. Ubeyde Ebu Süfyan ile karşılaştığında ilk oku Sa'd Bin Ebi Vakkas atmıştı ki bu İslam şeref ve şehametini ilan eden İslam harp ve cihadının ilk oku idi. Sa'd Bin Ebi Vakkas Hazretleri demiştir ki, Veda haccı yılı Mekke'de şiddetli hastalığımda Resulullah zaman zaman beni iade ve ziyaret ederdi.
Bir ziyaretinde ben ya Resulallah, bendeki hastalık görüyorsunuz ki şu müzmin hadde ermiştir. Ben servet sahibiyim. Kızımdan başka da bir varisim yoktur. Malımın üçte ikisini tasadduk edeyim mi diye sordum. Resulullah hayır tasadduk etme buyurdu. Ben yarısını tasadduk edeyim mi dedim. Rasulullah yine hayır, tasadduk etme diye cevap verdi ve sonra Rasulullah sözüne devam ederek şöyle buyurdu. Sülüsünü yani üçte birini tasadduk et kafidir. Sülüsü malında yani malının üçte biri de çoktur, büyüktür. Yani hayli yekün tutar. Ey saht, senin varislerini zengin bırakman muhtaç ve halka ellerini açar bir halde bırakmandan çok hayırlıdır. Ey Sa'd, Allah rızası için infak ettiğin her nafakadan şüphesiz meccur olursun, ecir görürsün. Hatta yemek yerken hayat yoldaşının ağzına verdiğin lokmadan bile meccur olursun, ecir alırsın.
Yine ben ya Resulallah, siz Medine'ye döneceksiniz de ben dostlarımdan geri mi kalacağım diye sordum. Rasulullah buyurdu ki hayır, sen bizden geri kalmazsın. Şayet burada kalır da ameli salih işlersen elbette onunla derecen artar, merteben yükselir. Sonra öyle zannediyorum ki sen uzun zaman yaşayacaksın. Hatta senden birtakım aksam müstefit olacak. Diğer birtakım aksam da zarar görecektir. Ya Rab, ashabımın Mekke'den Medine'ye dönüşünü tamamla. Onları ters izine döndürme. Haccadülveda'da buyrulan bu hadis-i sahih, Hicret-i Nebeviye'nin onuncu yılında varid olduğuna göre Sa'd Bin Ebi Vakkas, Hicret'in elli beşinci senesinde irtihaline nazaran bu Hadis-i Nebevi'den sonra Sa'd Hazretleri kırk beş yıl daha muammer olmuştur, yaşamıştır. Sa'ab bin Ebi Vakkas, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin güzide sahabilerinden biridir.
Müslüman olduğunda on yedi yaşında tüvana bir genç idi ve yüzünde tüy yoktu dediği oğlu Amir'den rivayet edilmiştir. Babası İbni Havle de Müslüman olmuştu. Buhari, Hazreti Sa'd'ın babası İbni Havle'nin hicret ettiğini, Bedir'de ve müteakip gazalarda bulunup Haccetü'l Veda'da vefat eylediğini zikretmiştir. Sa'd Bin Nebi Vakkas en namdar mücahitlerdendir. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizden evvel Medine'ye hicret etmişti. Allah rızası için ilk oku Hazreti Sa'd atmıştır. Sa'd ibn-i Müseyyeb, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in gaza meydanında, at ya Sa'd, babam anam sana feda olsun diyerek muttasıl ok verdiğini Sa'd'ın ağzından işittim, demiştir. Bütün gazalarda maiyyet-i seniyyeden ayrılmazdı.
Sa'd, Irak emanetine tayin olunduğunda birtakım kabailin irtidat ettiklerini görmüş ve bunların tevbe ile dini İslam'a rücu etmeleri için nasihat etmiş, bir kısmı tevbe edip naili eman olmuş ve bir kısmı da ısrar edip zarar görmüştü. Irak fütuhatının mukaddimetü'l-Ceyşi şüphesiz Hazreti Saht'tır. Küfe şehrini tesis eden, Irakiyye'den İranlıları sürüp çıkaran, Medayin, Faris illerini İslam camiasına ilhak eden bu bahadır kumandandır. Hazreti Ömer'in dilsuz şehadeti üzerine, halife intihabı için teşkil olunan Şura'ya dahildi. Sıffin ve Cemel vakalarında uzleti ihtiyar etmiştir, tercih etmiştir. Hazreti Ali, Sa'd Bin Ebi Vakkas'ın bu hareketine gıpta ederek demiştir ki, Sa'd ile İbni Ömer'in bitaraf hareketleri çok doğrudur. Bu uzlette günah var ise de herhalde o günah küçüktür. Sevap varsa o da şüphesiz çok büyüktür.
Çocukları Amir Muhammed Mus'ab İbrahim kendisinden hadis rivayet etmişlerdir. Kendisinden Buhari ile Müslim müttefikan yüz on beş hadis rivayet etmişlerdir. Beş hadiste Buhari, sekiz hadiste Müslim infirat etmişlerdir. Bedir gazasında giydiği eski bir saf cübbeyi muhafaza etmiş ve onunla tekfin edilmesini vasiyet etmiştir. Medine'ye on mil mesafedeki köşkünde elli beş hicri yılında vefat etmiş, Medine'ye nakledilip Bakü Kabristanına defnedilmiştir, Radıyallahu An. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Hazretleri az önce ifade ettiğim Hadis-i Şerif'te kişinin refikasının ağzına lokma vermesini en latif veren ziyade meleki bir lisan ile tembih buyurmuşlardır. İşte Resul-i Ekrem Efendimiz belih bir vecize ile aile bağını sağlayan ve aile saadetini temin eden her nevi mülatafenin zevc ve zevce için vesileyi hayır ve sevap olduğunu talim buyurmuş oluyorlar.
Aile hayatında pek ziyade lütufkar ve son derece şefkatli olan Resul-i Ekrem Efendimiz bu vecizelerinde aile saadetinin her safhasını bütün esbab ve neticeleriyle ümmetine göstermiş bulunuyorlar. Bu hadis-i şerife nazaran kişi infakı üzerine vacip olan aile efradına infak ederken rızayı İlahiyi kastederse hem vacibi eda hem de infak ve tasadduk sevabına nail olmuş olur. Bu hadisin mantıkuna göre aile infakından dolayı Musab olmak ancak gurbet kastıyla hasıl olur. Binaenaleyh Cenabı Allah'ın rızası kast edilmezse vacip sakıt olursa da, fakat mecbur olamaz. Ameller ancak niyetlere göredir. Kadisiye Harbi'nde Sa'd Bin Ebi Vakkas yaralı olduğundan bizzat cenge girmeyip orduyu uzaktan kumanda etmişti.
Bu yüzden fetihten sonra Becile Kabilesinden bir şair, gördün mü ki Sa'd, Kadisiye kapısından ayrılmamış, yani muharebe mevkiinde bulunmamışken, Allahü Teala kendi dinini izhar edip İslam'ı Mansur kıldı. Birçok kadınlar dul kalmış oldukları halde harpten avdet ettik. Sa'd'ın zevcelerinden ise hiçbiri dul kalmadı demişti de Sa'd bunu işittiğinde, ya Rab, bu adamın elini ve dilini bizden keff eyle, diye dua buyurmuş, müteakiben o adamın ok zammından dili tutup ve kolu çolak olmuştu. Sahih-i Buhari de mezkurdur ki, Hazreti Sa'd, Kufe'de vali iken namazı iyi kıldırmıyor diye şikayet vaki olmuştu. Hazreti Emiri'l müminin, Ömer'ül Faruk dahi o şikayet üzerine Hazreti Sa'd'ı Medine-i Münevvere'ye getirip yerine Ammar bin Yasir'i Kufe valisi tayin etmişti.
Hazreti Faruk makam-ı hilafetinde Sa'd'a hitaben, ya EBA İshak, bunlar senin hakkında namazı iyi kıldırmıyor diyorlar buyurunca Hazreti Sa'd, vallahi ben onlara Resulullah'ın kıldırdıkları gibi namaz kıldırıyordum. Ondan asla noksan etmiyordum. Yatsı namazında iki evvelki rekatlarda kıyağımı uzatıp iki sonrakilerde hafif tutuyordum diye cevap verdi. Ömer, ya Ebu Isaac, sana olan zan da budur buyurdu. Sonra Hazreti Sa'd'ı tahkik memuruyla beraber Kufe'ye gönderdi. Giden memur Kufe ehlinden her kime sordu ise Hazreti Sa'd'ı sena eder buldu ve her kabilenin mescidine gidip tahkik eyledi. Vaktaki Beni Abs kabilesinin mescidine varıp orada da soruşturmaya başladı. Onların içinden Usame bin Katade nam kimse ayağa kalkıp madem ki ant verip sual soruyorsunuz, söyleyeyim.
Sa'd askerle beraber çıkmaz ve ganaimi alesseviye taksim etmez ve murafatta bervec-i adl hükmetmez diye Sa'd'a üç töhmet isnat eyledi. Hazreti Sa'd bunu işitince müteessir olup ben de üç dua edeyim buyurdu ve ya Rab, senin bu kulun yalancı olup da riya ve süma olarak kıyam etmiş ise ömrünü uzun eyle, fakr u ihtiyacını da mümted eyle ve onu fitneye maruz kıl diye dua etti. Sa'd'ın duası makbul olmakla o adam, kaşları gözlerinin üzerine düşmüş bir halde ihtiyar oluncaya kadar yaşadı ve zaruret çekti ve Nisa'ya meftun olup yolda genç kızlara takılıp rüsva olurdu. Halini soranlara beni sadın duası tuttu diye cevap verirdi. Hazreti Ömer ahir ömürlerinde müşavun ileyhi Ashab-ı Şura'ya dahil edip, eğer intihap safta tekerrür ederse, yani onunla amel ediniz etmezse benden sonra halife olan zata vasiyet ederim ki Sa'd'ı memuriyetinde bulundursun.
Çünkü ben onu aczine yahut hıyanetini mebni azletmemiştim, buyurdu. Bu yüzden Hazreti Osman, Hazreti Sa'd'ı yine Kufe valisi nasip etmiştir. Hazreti Osman'ın şehadeti üzerine Sa'd azlini ihtiyar etmişti. Oğlu Ömer ile biraderzadesi Haşim bin Utbe bin Ebi Vakkas da Hazreti Sa'd'ın emirül müminin olmasını talep etmesini istemişlerse de Sa'd muvafakat etmeyip talibi selamet olmuştur. Sa'd'ın uzlet üzere olmasından Muaviye bin Ebi Süfyan, Abdullah bin Ömer ve Muhammed bin Mesleme Hazeratına tamah edip, değil mi Osman'ı, Osman'ın kanını talepte kendisine muin olmaları için kağıtlar yazmış ise de hepsinden ret cevabı almıştır. Hazreti Sa'd da nazben yazdığı cevapta mealen, ey Muaviye, sen onulmaz bir derde düşmüşsün ki onun devası yoktur. Beni bu babda Ebu'l Ha sen Ali dahi davet etse muvafakat etmem.
Sen Ali'nin bile nail olamayacağı şeyi mi emel ediyorsun ki onun bir günü senden hayyen ve meyyeten hayırlıdır, sen ona feda olmalısın demek istemişti. Uhud günü adaya bin ok atmıştır. Sa'd Bin Ebi Vakkas. Fahr-i Alem sallallahu teala aleyhi ve sellem onun hakkında ya Rab onun duasını müstecab kıl diye dua buyurmuş olduğundan Sa'd her kimin hakkında dua etse müstecab olurdu. Bu yüzden halk onun duasına tamah eder, bedduasından korkardı. Sa'd Bin Ebi Vakkas seksen yaşını mütecaviz olduğu halde, hicretin elli beşinci senesinde Medine-i Münevvere civarında akik mevkiindeki hanesinde irtihal edip Medine-i Münevvere'ye, Cennetü'l Bakiyye Kabristanı'na defnedilmiştir. Cenazelerini Mescid-i Nebevi'de o zamanki Medine Valisi Mervan kıldırmıştır.
Cenazesinin Mescid-i Şerife ithali Ezvac-ı Tahirat'ın da Hazreti Sa'd bin Ebi Vakkas'ın namazında bulunmaları Aişe Radıyallahu Anha'nın talebi üzerine olmuştur. Aşere-i Mübeşşere'den en son vefat eden zatı ali kadirdir. Yassı burunluğu ve iri endamlıymışler. Peyni ihtizarlarında abadan bir eski cübbesi varmış, onu getirip beni bunun içine tekvin edin. Zira Bedir Harbi'nde müşrikine ben bununla mülaki ve muharip olmuşumdur. Şimdiye kadar bunu bu iş için saklıyordum, demiştir, radiyallahu anh. Sa'd Bin Ebi Vakkas, Hazreti Ebu Bekir'in eliyle Müslüman olanlardandır. Sa'd Bin Ebi Vakkas'ın kelimeleri Aişe'den rivayet edilmiştir ki, Babamdan işittim. Diyordu ki Müslüman olmadan önce rüyamda gördüm. Bir karanlıktayım ve hiçbir şeyi göremiyorum. Birdenbire kamer görünüp bana ışık verdi.
Sonra buraya yakınlıkta beni geçenlere, yani Zeyd bin Harise, Ali bin Ebi Talib ve Ebubekir Sıddık'a bakardım. Resulullah efendimizin gizli gizli İslam'a davet ettiğini işittim. Nebiyy-i Muhterem'e şerb-i ecyad'da mülaki oldum. O ikindi namazını kıldıktan sonra dedim ki kime dua ediyorsun? Dedi ki Allah'tan başka ilah olmadığını, benim de Rasulullah olduğumu sen de bilirsin, şehadet edersin. Ben de hemen eşhedü enla ilahe illallah ve enneke Resulullah dedim. Sa'd vefat edinceye kadar Resulullah Efendimizden ayrılmadı. Resulullah, Sa'd'tan razı olduğu halde vefat etti. Sa'd'ın birçok güzel hususiyetleri vardır. Birincisi Allah yolunda ok atan Arapların ilgidir. İkincisi duası endAllah müstecabtır çünkü Nebi sallallahu aleyhi ve sellem onun hakkında Allah'ım sana dua ettiği zaman Sa'd'ın duasını müstecab kıl diye dua buyurmuşlardı.
Resulullah sallallahu teala aleyhi ve sellem Sa'd'ın okunun hedefine varması ve duasının kabul olması için şöyle dua etmişti. Allah'ım, Sa'd'ın okunu doğrult ve hedefine ulaştır ve duasını da kabul et. Üçüncüsü, Nebi sallallahu aleyhi ve sellemin ana ve babasını ceman sade feda ile iltifat buyurmasıdır. Nitekim Ali radıyallahu anh der ki, Resulullah Sa'd Bin Ebi Vakkas'tan başkası için anam babam sana feda olsun dememiştir. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem Uhud günü durmadan at ya Sa'd, babam anam sana feda olsun diyordu. Ve dördüncüsü Uhud gününde Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sağında ve solunda Cebrail ve Mikail'i görmüş olma hususiyetine sahiptir. Sa'd Bin Ebi Vakkas der ki Uhud günü Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in sağında ve solunda kıtalin en şiddetlisiyle mukabele edip Resulullah'ı müdafaa eden beyaz elbiseli iki racül gördüm. Bundan önce görmemiştim, sonra da görmedim.
Sa'd, Cebrail ve Mikail'i kastediyordu. Abdullah bin Ömer'den rivayet edilmiştir ki biz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in yanında bir gün oturuyorduk. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem, şimdi sizin üzerinize ehli cennetten bir zat doğacaktır der demez Sa'd bin Ebi Vakkas çıkıp geldi. Ertesi gün Nebi sallallahu aleyhi ve sellem yine böyle buyurdu. Yine Sa'd geldi. Sa'd radiyallahu anh, hicri elli beş senesinde on yedisi erkek, on yedisi kız olmak üzere otuz dört evladı olduğu halde vefat etti. Radıyallahu Anum. Değerli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünde sizlere Mahmut Sami Ramazanoğlu Kadısallahu Sirrahü'l Aziz'in Ashabı Kiram isimli eserinden Sa'd Bin Ebi Vakkas'ı aktardık. Bir sonraki bölümümüzde başka bir sahabi efendimizle tekrar buluşmak üzere Allah'a emanet olunuz.