Sahabe İkramı ve İslamiyet'in Yayılışı kaydında Mahmud Sami Ramazanoğlu Hz. Ebubekir Sıddık isimli eseriyle birlikteliğimizin devam ettiği İhsan Mektebi programımızda tekrar sizlerle birlikteyiz hazretlerimizin. Hazreti Ali'nin Hazreti Ebubekir ve Hazreti Ömer hakkındaki hutbesiyle inşallah bugünkü bölümümüze başlıyoruz. Hilafet meselesinde Hazreti Ali ile en ziyade uğraşan Hazreti…
Mahmud Sami Ramazanoğlu Hz. Ebubekir Sıddık isimli eseriyle birlikteliğimizin devam ettiği İhsan Mektebi programımızda tekrar sizlerle birlikteyiz hazretlerimizin. Hazreti Ali'nin Hazreti Ebubekir ve Hazreti Ömer hakkındaki hutbesiyle inşallah bugünkü bölümümüze başlıyoruz. Hilafet meselesinde Hazreti Ali ile en ziyade uğraşan Hazreti Ömer Faruk, Hazreti Ali'nin en ziyade kadrini bilirdi. Hatta Hazreti Ömer bir gün Hazreti Ali'ye bir müşkil mesele sormuş, O da derhal cevap verince Hazreti Ömer, Hazreti Ali'nin bulunmadığı cemaat içinde bir meseleyi müşkiyle zuhurundan Allah Teala'ya sığınırım diye buyurmuştur. Hazreti Ali de Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemden sonra bu ümmetin en hayırlısı Ebu Bekir ve Ömer'dir derdi. İbn-i Asakir'in rivayetine göre Süveyd Bin Ukle demiş ki bir gün Şia'dan birkaç kişinin meclisine gittim. Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer aleyhinde söz söylüyorlardı.
Hemen Hz. Ali'nin yanına varıp ya Emir'l müminin senin ashabından birkaç kişinin yanına gittim. Hazreti Ebubekir ve Hazreti Ömer haklarında layık olmayan sözler söylüyorlardı. Onların alenen söyledikleri şeyler senin kalbinde muzmar olmasa onlar da buna cüret eylemez dedikte Hazreti Ali müteessir oldu. Gözleri dolu olduğu halde o iki büyük zat hakkında izhar-ı kin edenlere Allah lanet etsin diyerek kalktı, elimi tuttu, mescide gitti, minbere çıktı, oturdu ve gayet beliğ bir hutbe okudu. Nedir o kavmin halişanı ki Kureyş'in uluları ve Müsliminin babaları olan iki zatı lisan alıyorlar. Mümin, taki olanlar bu iki zatı severler. Bunlara ancak facir ve dini olanlar buğz ederler. İkisi de Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine sıdk ve vefa ile yağar ve hemdem oldular. Resulullah her ikisi kadar kimseyi sevmezdi ve onların re'yi kadar kimsenin re'ine itibar etmezdi.
Resulullah ikisinden de razı olduğu halde alemi ukbaya gitti ve ikisi de müminler kendilerinden razı oldukları halde dar-ı ukbaya gittiler. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin emriyle Ebubekir imam olup müminlere namaz kıldırdı ve Resul-i Ekrem'in irtihalinden müminler bittav ve rıza, kendi teslimiyet ve rızalarıyla Ebubekir'e bey'at eylediler. Beni Abdülmuttalip'den ona ibtida biat eyleyen bendim. Kendisi hilafeti istemezdi. Bizlerden birimizin bu yükü yüklenmesini arzu ederdi. Billahi bakilerin en hayırlısı ve merhametlisi velet kaası ve sinnen ve İslamen akdemi idi. Yaşça ve İslam'a girişçe en önde idi. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin siretinde idi. Ondan sonra Hazreti Ömer veliyyül emr olduğundan nasıl bazısı hoşnut ve bazısı nahoşnut oldular. Lakin nahoşnut olanlar da sonra hoşnut kaldılar.
O da Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin ve Hazreti Ebu Bekir'in ismini iktida eyledi. Tallahi o da Rahim idi. Mazluma nusrat ve merhamet eylerdi. Allah'ın emirlerinde kınayandan korkmaz ve çekinmezdi. Cenab-ı Hak onu sıdk ve hak üzere konuşmaya muvaffak etmişti. Zannederdin ki onun lisanı üzere bir melek nutke ediyor. Allahü Teala onun ismiyle İslam'ı aziz kıldı ve onunla münafıkların kulubuna, kalplerine havf ve haşyet, müminlerin kulubuna meyil ve muhabbet verdi. Onun gibi kimi bulabilirsiniz? Allahü Teala bu ikisinin mesleki üzere gitmeye bizleri muvaffak eylesin. Beni 7 ikisini de sevsin. Onlara buğz eden kimse bana buğz etmiş olur. Ben de o kimseden beri olurum. Agah olunuz ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemden sonra bu ümmetin en hayırlısı Ebubekir ve Ömer'dir. Bundan sonra onlara lisanı alan olursa müfteri cezasını icra ederim. Estağfurullah.
Sahabe İkramı ve İslamiyet'in Yayılışı ne anlatıyor?
Sahabe İkramı ve İslamiyet'in Yayılışı kaydında Mahmud Sami Ramazanoğlu Hz. Ebubekir Sıddık isimli eseriyle birlikteliğimizin devam ettiği İhsan Mektebi programımızda tekrar sizlerle birlikteyiz hazretlerimizin. Hazreti Ali'nin Hazreti Ebubekir ve Hazreti Ömer hakkındaki hutbesiyle inşallah bugünkü bölümümüze başlıyoruz. Hilafet meselesinde Hazreti Ali ile en ziyade uğraşan Hazreti…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 6 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Evet, böyle dedi Hazreti Ali. İslamiyet zuhur ettiği günden beri her türlü husumetle karşılaşmış, İslamiyet'i söndürmek için türlü türlü sui kas tertip bulunmuştur. İlk evvel Müslümanlara işkence tatbikiyle onları tuttukları yoldan döndürmek istemişler. Fakat işkenceler Müslümanların imanı karşısında aciz kalmıştı. Müslümanlığa karşı kılıçlar çekilmiş fakat Müslümanlığın ezeli kudreti karşısında bütün kılıçlar kırılmıştı. Bütün maddi vasıtalar körelmiş, Müslümanlık hakkında hile desise ve suikast namına ne varsa yapılmıştı fakat bunların hepsi de akım kaldı ve Müslümanlık ihraz-ı zafer etti. Müslümanlığa karşı tecrübe olunmadık bir şey kalmıştı. O da sahte peygamberlik. Hazreti Ebubekir irtica ve irtidat hareketi karşısında on bir kıta askeri kuvvet hazırlayarak kumandanlarını da tayin eyledi.
Onlar da sahte peygamberlik iddia eden Tuleyha bin Huveylid üzerine Hazreti Halid bin Velid tayin olundu. Bunu mağlup ettikten sonra Malik bin Nuveyre'ye hareket edecekti. Sahte peygamberlik iddia eden Müseylime üzerine Ebu Cehil'in oğlu İkrime hareket edecekti. Yemen'de zamanı saadette irtidat eden ve katledilen Esvedü'l-Ansi'nin Bakıyetü's-Suyufu üzerine Muhacir Bin Ümeyye, Şam havalisine Halid Bin Said, Kuzağa havalisine Amr Bin As, Diba havalisine Huzeyfe Bin Mihsan, Mehne'ye Urfece bin Hersem'e, İkrime'yi takviye etmek ve Kuzaya yetişmek üzere Şurahbil bin Hasen'e, Beni Süleym ile Beni Hevazine Man bin Haciz, Tihame'ye Süveyd bin Makren ve Bahreyn ahalisi efendimizin hayatında Müslümanlığı kabul etmişlerdi ancak irtihal-i Nebevi üzerine bir kısmı irtidat etmişti.
Mürtedler Müslümanları muhasara ederek imha edecekleri sırada Hazreti Ebu Bekir'in bu havaliye gönderdiği Ala bin el-Hadrem'i Yemame Müslümanlarıyla birleşerek mürtedleri hezimete uğratmış, hatm da öldürülmüştü. Resul-i Ekrem efendimizin irtihalinden mukaddem önce nübüvvet iddiasında bulunan Tuleyha'ya karşı Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Dırahr bin Ezber'i göndermiş. Tuleyha mağlup olmuştu. Sonra da Tuleyha taraftarlarıyla ta Medine'ye kadar yürüdüklerinde üzerlerine tayin olunan Hazreti Halid bunları tarumar ederek Tuleyha firar etmişti. Milahere Esed ile Gatafanın İslamiyet'e girdiğini görerek onlara tebeyyiyet etmiş, Hazreti Ebu Bekir'in riyaseti zamanında Beni Tullep içinde de yaşadıktan sonra Hazreti Ömer zamanında iltica ederek Irak muharebelerinde yararlılıklar göstermiştir. Malik bin Nuveyre Arap kahinelerinden Secah namında bir kadına taraftar idi.
Bu kadın Resul-i Ekrem efendimizin irtihalini müteakip nübüvvet iddiasında bulunmuştu. Malik bin Nevveyre, Hazreti Halid'in emriyle katlolunmuştu fakat Hazreti Halid'in ordusu Beni Temim arazisine girdiği zaman Malik bin Nuveyre nedamet etmiş, başındakiler dağılmış ve Müslümanlar dönmüşlerdi. Bu itibarla Malik bin Nuveyre'ye dokunmamak icap ederdi. Hazreti Ömer'in Halid'in kılıcından zulüm görüyorum demesine karşı Hazreti Ebu Bekir'in Halid vaziyeti ariz, amik düşündü, yalnız muhakemesinde hata eyledi tarzında cevap vermesi bunu gösterir. Hazreti Ebu Bekir, Hazreti Halid'in hata ettiğini kabul etmekle beraber bir hatanın bir kumandanını, azlini mucip olmayacağını söyledi. Bu hadiseler vuku bulur iken bunların asıl müsebbibi olan secah Yemame havalisine giderek Müseylime ile birleşti.
Müseylime de peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine hali hayatlarında bir mektup göndererek arzı yarı yarıya bölüşmelerini istemiş, Resul-i Ekrem efendimiz de arzın Allah'a ait olduğunu, onu kime isterse ona bahşedeceğini beyan buyurmuştu. Müseylime'ye karşı gönderilen İkrime acele ederek Müseylime'nin kuvvetleriyle dövüşmüş, fakat büyük bir fakihiyet karşısında kalarak bozulmuştu. Sonra Hazreti Halid Bin Velid de Müseylime'yi mübarezeye davet etmiş, Müseylime'nin davete icabet edememesi kendi taraftarlarına sahte peygamber olduğunu gösterdiğinden Müseylim'e şerefiniz namına harp ediniz demiş ve gerileye gerileye duvarlarla çevrili Hadiikaya, bahçeye girmiş, Halid'in askerleri Müseylim'e taraftarlarını kılıçtan geçirmişlerdi. Bu muharebede ashabtan birçokları şehit olmuştu.
Resul-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin irtihalinden bir iki ay sonra bütün irtica ve irtidat hareketleri şimşek sür'atiyle bastırılmış oldu. Bunlardan başka zekatını vermek istemeyen bir cemaat türemiş ise de Hazreti Ebu Bekir bunlarla da mücadeleye karar vermişti. Hatta Resul-i Ekrem Efendimiz sallallahu aleyhi ve selleme verilenlerden bana bir deveyuları eksik verseler kabul etmem demiş ve bunları da bastırmıştı. Sahih-i Buhari'nin rivayetine göre Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem irtihal edince Araplar içinde küfredenler ve zekat vermeyi kabul etmeyenler ortaya çıktığı zaman Hazreti Ömer, Hazreti Ebu bekre, Naz ile niçin muharebe ediyorsun? Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ben La ilahe illallah deyinceye kadar harp ile memurum. Onu diyen malını canını kurtarır. Ancak onun Allah ile hesabı başkadır buyuruyor, dedi.
Hazreti Ebu Bekir de cevaben salat ile zekatı birbirinden ayıranlarla vallahi harp ederim. Çünkü zekat malın hakkıdır. Bunlar Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem'e verdikleri dişi bir keçiyi bile vermekle imtina etseler, onun için onlarla harp ederim cevabını vermişti. Hazreti Ömer diyor ki, meğer Cenabı Hak, Hazreti Ebu Bekir'in göğsünü açmış, ona doğruyu göstermiş. Çünkü ben de doğrunun bu olduğunu sonradan anladım, bildim. Asrı saadette Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimize nazil olan Kuran-ı Kerim deri parçaları, taş parçaları, hurma yaprakları ve buna mümasil şeyler üzerine yazılmış olduğundan Hazreti Ebu Bekir'in devrini tezyin eden mefahirden övünülecek davranışlardan biri de Kuran-ı Azimüşşan'ın onun zamanında bir cilt halinde toplanmasıdır.
Zamanı saadeti Nebevi de Kuran-ı Kerim tamamıyla yazılı ve mahfuz olduğu halde tek bir cilt halinde cemi için vahyin inkıtaı lazımdı. Vahiy katibi Zeyd Bin Sabit der ki Hazreti Ebu Bekir Yemame'de Müseylime ile dövüşmüş, Müslümanlar içinde hafızların kesretle birçok hafızın şehit olduklarını ve başka sahnelerde hafızlar aynı hale uğrayacak olurlarsa Kuran'dan birçoğunun zayi olmasından endişe ederek Kuran'ın cemi için Hazreti Ömer'in tavsiyesi üzerine bana şu beyanatta bulunmuştu. Sen genç ve akıllı bir adamsın. Senin aleyhinde söylenecek bir söz yoktur. Resul-i Ekrem'e vahiy yazıyordun. Kuran'ı tetabu ederek topla. Ben de Resul-i Ekrem'in yapmadığı bir işi nasıl yapıyorsunuz dedim. Hazreti Ebu Bekir, vallahi bu bir hayırdır dedi. Bana dağı taşımayı teklif etseler bundan daha ağır olmazdı.
Cenabı Hak Hazreti Ebu Bekir'le Hazreti Ömer'in aklını yatırdığı ve göğsünü ferahlandırdığı gibi benim de aklımı açtı ve gönlümü ferahlandırdı. Ben de Kuran'ı yazılı bulunduğu yaprak, dal, deri ve sahifelerden cem'e başladım. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem hazretlerine vahyolunan ve Resul-i Ekrem tarafından yazdırılan ve Ashab tarafından ezberlenen Kuran-ı Kerim şek ve şüpheden salim olarak altı ay zarfında cem olunmuştur. Hazreti Ebu Bekir'le Hazreti Ömer'in bu husustaki büyük hizmetine Medyuni şükranız radiyallahu anhuma. Roma ve İran Devleti ile Temas. Hazreti Ebu Bekir radıyallahu anh İslam birliğini süratle tesis etti. Bütün memleket onun etrafında toplandı. Resulü Ekrem efendimizin risaletiyle doğan nur maşrık ve mağribi aydınlatacak ve büyük bir inkılap vücuda getirecekti. Hazreti Ebu Bekir zamanında medeniyet aleminin en mühim iki devleti Roma ve İran idi.
Bu iki devlet asırlardan beri birbirleriyle mücadele ediyorlardı. İranlılar nereye gidiyorlarsa ateşkeselerini kuruyorlar ve herkese mecuziliği kabul ettirmeye çalışıyorlardı. İran şahı Hüsrev'in kıymetli ganimetlerini dokuz yüz altmış fil bin üç yüz deve bin at taşıyordu ve sarayın muhafızlarının da altı yüz atı vardı. On üç bin köle sarayın dahili hizmetiyle meşgul idi. Yer altında yüz hazine altın gümüş mücevherle dolmuştu. Sarayın duvarları kırk bin halı ile örtülmüş, sarayın tavanı da semayı andırmak için bin altın top ile tezyin edilmişti. O sıralarda Peygamber Efendimiz Sure-i Rum'un ilk ayetlerini tebliğ ediyordu. Romalılar arzın yakın bir yerinde mağlup oldular. Fakat onlar bu mağlubiyetten sonra birkaç sene zarfında galip geleceklerdir ve irade evvel ahir Allah'ındır. O gün müminler de Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir. Irak Hüsrev'i mağlup edince İran inhilal etmişti.
Irak Suriye'de bulunduğu sırada İslamiyet'in zuhurundan haberdar olmuş, Hirakl'in orduları kati zafere ihraç ederken Müslümanlar da Bedir harbini kazanarak müşriklerin başına müthiş ve kahir bir darbeyi indirmişlerdir. Hirakl Suriye'ye geldiği zaman Hudeybiye musalahası akdolunmuş ve Hazreti Peygamber dünya hükümdarlarına mektuplar göndermişti. Hicretin sekizinci senesinde Müslümanlar Suriye'nin bir kasabası olan Mute'de Hristiyan Araplarla harp etmişlerdi. Hicretin onuncu senesinde Tebuk seferi vuku bulmuştu. Nihayet Hazreti Ebubekir'in devrinde hem İran'a hem Bizans'a karşı ordular teçhiz ediliyor ve müthiş muharebelere girişiliyordu. Fakat asırlardan beri yaşamakta olan bu imparatorlukların Arabistan'da doğup etrafına intişar etmekte olan nuru İslamiyet ve inayeti hak ile bir avuç mücahidin karşısında yıkılmaları tarihin hiç şüphesiz harikulade bir hadisesidir.
Nuru İslamiyet intişar ettikçe Müslümanlığı kabul eden her millet derin ve asırlar süren bir uykudan uyanmıştı. Esirler onunla esaretten kurtulmuşlardı. Dalaletzedeler de onunla dalaletten sıyrılmışlardı. Şaşırmışlar da İslamiyet'le doğru yolu bulmuşlar, karanlıkta kalanlar onunla Nur'a erişmişlerdi. Kıymetli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımıza inşallah kaldığımız yerden devam edeceğiz. Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazreti Ebubekir Sıddık isimli eseriyle.
Kaynak: Genel
Sahabe İkramı ve İslamiyet'in Yayılışı | Mihmandar