Oturmuş yola değil, emin eyle efendimiz böyle boynu bük, hazır da onlar radiyallahu anh efendimiz geçiyormuş. Geçerken, şurayı eli indan bir Kuran oku da dinleyeyim. Ya Ömer demiş, orada infak ayeti çokmuş. Onu okur da benim açlığımı anlar da karnımı doyurur mu deyin, sırf bunu olsun bura oku demiş. O da okumuş, o an anlayamamış hazreti, onları bilememiş, babuş gelmiş, vay, o kadar mı var, bilen verdi demiş. Hemen arkasında bir peygamberimiz gelmiş. Buraya niye oturuyorsunuz, herhalde atsınız, buyur bizim eve girelim demiş. Peygamberimiz evine götürmüş. Ekmek yok, yemek yok hiç, süt varmış. Süt can gelmiş. Şimdi geliyorlar, hasara da Ömer rast gelmiş, Vallahi ya Ömer, Kuran okumayı senden iyi okurdum. Oradan Kuran oku demekliğimdeki gayem, benim açlığımı anlasın, infak ayeti okusun diye okutmuştum. Lakin senden hayırlı bizzat gönderdi Allah bana, karnımı doyurdu.
Ekmek ne yoksa sırf süt yani, karnımı doyurdu elhamdülillah dedi. Ya Allah'a yemin ederim ki, yani imrandan, Kuran oku dediğinde ben aczliğini bildim. Okudum, okudun, lakin evde yiyecek hiçbir şeyimiz olmadığı için, Allah'a Allah'ı senden ayırdım, gittim ebe-i Nuriye'de, rumuzla benden yemek istedi ama yok ya Rabbi ne edeyim dedim böyle, ayrıldım, gittim diyor. Lakin senin karnını doyurmak, kızıl develeri sadaka vermekten daha hayırlı yedi bana ama, imkanım olmadı ki seni doyurayım, sahabeyi iken böyle vaat geçirirler hindi birinde haber verelim Allah şefaatlerine nasip etsin Allah ahirette şefaatleri nasip olsun ruhlar için bunların okunduğu kelime-i tevhide, tevhidimizi, muallim kıl kabul etti ya Rabbi.