Sadaka Vermenin Manevi Bereketi ve İhlasın Önemi kaydında Peygamber Efendimiz buyuruyor, Allah'ın kimsesiz nasih için bir sadaka, bir zeka sahibinin elden çıktığı lazım, sahil eline olmadan evvel Allahu Teala Hazretleri kudret eline alıp kabul buyurur. O sahil ile yani zekatı sadakayı alan ile onun arasında bir el var, o el Allah'ın eli. Allah'ın kudret eli, elden münezzeh. Ben alırım bir kabul…
Peygamber Efendimiz buyuruyor, Allah'ın kimsesiz nasih için bir sadaka, bir zeka sahibinin elden çıktığı lazım, sahil eline olmadan evvel Allahu Teala Hazretleri kudret eline alıp kabul buyurur. O sahil ile yani zekatı sadakayı alan ile onun arasında bir el var, o el Allah'ın eli. Allah'ın kudret eli, elden münezzeh. Ben alırım bir kabul ederim. Ondan sonra zahir alır, arada görülmem lazım. Onun için görüyor musun kardeşim? Göründüğü için bu yüzden var. İnşallah ak yetiştirerek işlemem. Almadan Allah-u Teala Hazretleri kudret eline alıp tavır buyurur. Sahibine söyler. Ne söylerse lazım? Verdiğin para beş yüz lira dinidir lakin şeyin bereketçe dini büyüttüm. Bu birer yedi yüz misli, yedi yüz misli asiye verdim. Hem dünyevi hem uhrevi diyor Allah, beni çoğaltsın. Sayıca az mı? Sayıca yüz liraydı, beş yüz liraydı, bin liraydı. Beni Allah'ın farzıyla çoğalttın.
Allah'ın farzıyla bereketiyle oraya bereket yazdık o sadakayı vereceğim. İki, evvel de sana düşmanım. Çünkü zekatı verilmeyen an ahirette yılan olacak, dilini tutacak, sormaya başlayacak. Dirilmeyen zeka ateşten çivi vurup vücuduna çakılacağını, Beni verdim de evvel de sana pişman edin. Şimdi benim derdine boş ettin, seni muhafaza edeceğim. Aman Allah nasıl müjdeymiş, benim de hışmak gitti. Dört, dünyaya sarf etmekle hane olacaktım, dünyaya sarf etmekle hane olacaktım, mahvolup gideceğim. Allah'a zulmetmekle beni baki kırdın, seninle cennete beraber gireceğiz. Kabrin başında geleceğiz. Bir fakire elbise giydiğinizse bir hulle gibi olacak kabirden uyuyan kalktığın zaman onu giyeceksin. Şu Ramazan günde bir fakiri boylanıp da kabrinden bakınca az vaktin için biriyle cennet yemek olup gönlüne gelecek. Tabii şimdi diyemedim ki ben bu sene rahatsız veremedim ki.
Bildiği yirmi dedim kanaatimdu. Beş, elimde oldukça sen beni muhafaza edeceğim, kafa alacağın, ciddiyeceğimi, saklayacağın. Bundan sonra ben senin muhafızın derim, seni sadaka verdiğin için seni muhafaza edeceğim diye bu beş kelime ile sana çıldırıyorum veriliyor sadakaya. Devam et hocam. Yani yetsedece dar bir sadaka değilseniz yine zayi etmeyeceğim. Ya Rabbi bu çok az, cezre kadar ameli zayi etmemek ah. Ümmetim hakkında fi haklı ümmeti Allahu Teala'yı seveceğim. Allah şöyle buyurdu. Mü'l-alife, yuhemne ecrabim vebrakinim mümasaberu. Allah buyuruyor ki Habibim üzülme. Ümmetim için dolduğu zaman secdede vahşi dili takdim eder, hem getirmiş balkanı tevhit eder. Uların altından gördüğün dillenir, söylediği her şeye söz devamladım. Der ki ey meblağ, yüzüm tuttu sana, ya ilahi, hürmetim verdin bana, anasından doldum böyle diyordu. Bizi izliyordu, Muhammedimiz böyle.
Bu az Ya Rabbi, Abdullah ibn-i Ömer Radıy'ya Resulullah şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir. Hemen ya ben ayetini okuyunca nasıl olunca dedim ki ya Rabbi ümmetim hakkında kız çık, az deyince Allah Celle Celalü merrateyni yani sabunları sebebiyle ecirleri dik bir gasp bulacak buyurdu. İki kast gelirim ya Habibim, senin ümmetiyim amelini bir kast vermem, iki kast vereyim, hayırlı mısın? Dur bakalım Peygamberimiz ne diyor: Hep ayetler ile iktivah dersin diyorum, görüyor musunuz ya Öyle yazdık. Resulullah bazen buyurdu yine dedi ki Ya Rabbi ümmet var bu da arttı, iki dakika ne var Ya Rabbi? Sen bileceksin ne olursun. Yazlarınca Rabbimiz buyurdu ki sonra şu ayet-i celile geldi, bunlara karşılık olarak verdikleri yine eski ki bir kecik kuruşa, bir kecik liraya, bir kecik on liraya, bir kecik yüz liraya, bir kecik bin liraya, on bin yirmi gün neyse.
Sadaka Vermenin Manevi Bereketi ve İhlasın Önemi ne anlatıyor?
Sadaka Vermenin Manevi Bereketi ve İhlasın Önemi kaydında Peygamber Efendimiz buyuruyor, Allah'ın kimsesiz nasih için bir sadaka, bir zeka sahibinin elden çıktığı lazım, sahil eline olmadan evvel Allahu Teala Hazretleri kudret eline alıp kabul buyurur. O sahil ile yani zekatı sadakayı alan ile onun arasında bir el var, o el Allah'ın eli. Allah'ın kudret eli, elden münezzeh. Ben alırım bir kabul…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 8 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bu da az Ya Rabbi, hangisi firavun vermen de az Ya Rabbi. Ne olacak firavun derdin mi? Kontacılık gaz olur, az Ya Rabbi. Yine Allah'ın Allahu Teala buyurdu Hep ayet, görüyor musunuz ya iyi dinleyin, peygamberimiz buyurdular, ümmetimiz için yine bu da al ya Rabbi diyelim. Yedi yüzde ne var bire yedi yüz vereyim diyor. Yedi yüz. Sen büyüksün. Gani yün anil alev yersin, buna az Ya Rabbi diyelim diyor. Allah Resulü'nün Celal Hazretleri buyurdu ki diyor, Allah yolunda mallarını harç gidenlerin misfi her başakta yüz tane bitiren yedi dallı bir etkinin haline benzer, misal ediyor. Verem bu onar, bir tohum atarsanız tarlaya bir böcek olur. Böcekten yedi tane sümbüle olur da Allah'ın tefsirine. Her sümbül eden, sümbüle dediğin dardan, yedi tane başşar olur. Maşak dediğin kelle memleketime göre konuşayım, yedi kelle olur. Her kelle yüz tane dene biter, yedi yüz olur. Bire yedi yüz verilmiştir.
Allah dilediği kimseler için daha da artırır. Habibim yelkanadır, Yetmez mi, dedi. Allah'ın fazla keremi çok geniş, her şahsın niyetlerini çok iyi bilendir, hilkesinin niiyetini çok iyi bilir, Samimiyet bir yürey yenir Allah'ın nimeti, farzı yenilen peygamberimiz dayanamaz. Niye dayanamıyor? Yetiyor, yeter Ya Rabbi. Ben de şuradan bak. Yok, dayanamıyorum Peygamberimiz. Ne verir bu Barış? Söz geliyor bize mi ümmetim hakkımda daha ziyade ver Ya Rabbi, evvelden diyordu. Şimdi diyor ki ümmetim hakkımda hakkında daha ziyade girmeni istiyorum Ya Rabbi deyince, bu hususlardan daha artır Ya Rabbi. Allah'ın şu ayeti kerimeyi izletmiştir.
O kim değil ki, o kim değil ki Allah'ın Allah'a yüzeb salih nimeti bir surette yetmiş girenler, camilere girenler, köprülere girenler, imam sapıklara girenler, Kuran boşuna girenler, yetimlere verenler, buzlara verenler, ihtiyara verenler Allah onun vücuapatını kat kat artacak. Yani böyle yedi yüzüne değil kat kat kat kat kat arttılacak. Yedi yüz daha, yedi yüz daha, yedi yüz daha, yedi yüz daha. Kat kat arttırırım Habibim, seni seviyorum çünkü ispiyonsun. Vereceğim bugün Ramazan'ım son günleri. Fücafaatlarını vereceğim ondan tak tak tak vereceğim. Açıl bir aşkılar. Daha ziyadeyiz Ya Rabbi, sen çok büyüksün. Bunlar nasıl nazlı peygamberim? Bilemiyoruz, gadrimin-i salavatı şeriyyeye devam Allah Kuran'la cevap veriyor. Ne diyor? Peygamberimiz buyurdu Ya Rabbi ümmetin sadıklarına daha artır. Hüveden hebe galim, hebe gal, az ya Rabbi, az ya Rabbi diyordu.
Şimdi ümmetimin halislarına bana artır, senin hazinenden, çök verme Allah'ım. Vereyim, çök hazinemden bana artır, böyle rica ediyorum deyince daha artır dedim, Şu alet nazil oldu. Ancak ibadet ve taat, ibadet ediyor ve taat ediyor. Allah'a itaat ediyor, ibadet ediyor. Böyle samimi ihlası var, ihlası var. Nasıl dihlası var? Hayır, caiz ile düşünüyor. Ben sana bir şey yapmadım. Yani gönlün ihlasa var ki kasıtsız, yani hatırı yok yaptığı amelin. İl görsün döktüren dinleyen halis bunlar. Onlara daha kat asır ziyade ev Ya Rabbi, az oldu demiyor da ziyade bir ya Rabbi. Bunu İstanbul'da bizzat ziyaret ettik biz. Yüz on beş yaşındaydı Ali Haydar Efendi idi. Kırk yedide hacca kestiği genç yaşında babı İbrahim'den girdiğimde eski padişahların yaptığı kukmaların altında otururduk, daha paysal ne oraya bir şey yapmış değiliz.
Sapayla Nerdenin arasından Arafata yol giderdi gidenler büyüsün diye diyor. Sapayla Nerdenin bolluğu yolunun bir gecesi kadar yoğulu iki tarafı da çarşıydı. Öyle Safa'da Merve'de iflasa girer gelirdik. O zatın büyük bir zat olduğunu görünce yanına vardım, elini öptüm sordu, benim kime mensup olduğumu sordu. Ben de söyledim Barekallah maşallah, dedi derslerimi sordu. Ondan sonra on altı sene sonra İstanbul'da ziyarete varınca yüz on beş yaşında bu olayı hiç duymuyor, gözü de gözlüksız yazıyı okuyuyordu. Vih bir zatıydı Allah Şafatına nail etsin. Ziyaretine vardık seninle on on altı önce ne ilgili acaba görüşmüştür değer mi dedi. Allah Allah. Bilgisi de onların manevi diplerinde ismi okurmuş insana, ondan bilinirmiş. Allah hikmetlerinden ayırmasın. Ayette bak zatı hatırlayınca geldi, Ziyaretimiz beni ziyaretimiz razı oldu dedi. Allah sizden razı oldu inşallah dedi.
Neden yeter mi dedi, neden ne diyeyim dedi. Neden şu, nerem benim ziyarete gelmiyorsunuz diyorum de Cumhuriyet Beykan'ı, oraya millet akışıp gidiyorlar. Siz benim gibi bir ihtiyara geldiniz, haram yok ki para vereyim, Rütbe bakacak halim yok ki rütbe bakayım. Sırf Allah rızası için geldiğinden Allah razı oldu sizden. Çünkü amel artık sırf. Bir katappatmamışsınız. Şeytan, iyice anlatayım da, Ramazan'ın sonunda ihlaslı olalım. Şeytan, Allah'a şey ne etmedi, ne bir yeryüzünde bir para şiir kaldı ne semada. Lakin Adem'e secdey, secdeyayım, bunu zırza ip de bana secdeyayım deyince Adem sokaktan oldu, ben ateşten oldum, sen bilemiyorum Allah'ım deyince benimum oldu, metruk oldu. Sırf dergahımda kafir-i bir meh oldum, dedi. Allah kovdu. Beni kovuyor ya, dedi o kadar haberim var, yerine mükafat vermeyecek misin, dedi. Kokredi yok, cennet yok, muhterem dedi. Dünyyada ne gidersem onu vereyim.
Hem verdiğin beni yaşat bir, dedi. Haydi yaşattın, dedi. Elbette ömründen şunu da seriyoruz, dünya benim için bir kıymeti yok. İki, dedi beni kullarım üzerinden musallat et, hem imanlı kullanayım, içine bir nefes vereyim, cehennemi latalep doldurayım, dedi. Salahiyet veriyorum sana, dedi. En son rabbim, en son rabbim. Böyle tahmine daldıktan sonra, neden böyle bana kalakimiyet verdim, kullanayım sağından gelirim vesvese veririm, solundan gelirim vesvese veririm, önümden gelirim vesvese veririm, Ardından gelirim, burada. Gurgur bir yerde orada pirinç, al, girin derim onlara. Ahirette o haksız hukuku unutturur, küfre getiririm onları. Cehennemi şöyle bozdururum. Cehennem der ki, helmim ve pir daha ziyade verir Ya Rabbi, diye cehennem çağırır. Amma muhlas kullarına, halis kullarına gücüm yetmez, dedi. Yani içinde ihlas olan kullarına gücüm yetmez, dedi. Kim o muhlis kullarım?
Sırf ne yaparsa, namaz kullansa, oruç tutarsa, hacederse, zekat verirse, bir adama yardım ederse, camiye, hayıra, hasenehfa para verirse gir bırdülüp vermez. Her yaptığını Allah'ın rızası için yaparsa buna ihlas gelmez. Bunlara gücüm yetmez, sefahattan varırım melekler beni yaklaştırmaz. O Şeyh Efendi, Ali Haydar Efendi var bir tür nur olsun, şefaati nasip olsun inşallah. Dedi ki, oğlum sizi günün içinde patır yoklardı. Mesele dedi iyice anlatayım dedi. Ben de size iyice anlamayayım. İnah-ı sahan keçi sağınız var mı Mehmet var? Dedi. Kullandığım yönü var dedik. Onun içine sonra kan karışırsa yine hakana kan gelirse sütün içine kan karışırsa yenir mi dedik, girmez dedik. Çünkü fıkıhlar kadned olduğu için kan yenmez dedik. Yenmez değil mi? Yenmez. Amelimizin içine şeytanın kanını batarsanız ameliniz kabul olmazdur. Bu adam oruç tutmuyor dilerlerse. Bu adam namaz kılıyorsa dilerlerse.
Bu adam ne güzel çok sadakatiye, camiye yardım etti diye hissetti birisi. Böyle patık batarsa birinci bat semaya vardı mı amel? Melekler tahhir ederler. Bunda şeytanın kanı var, reflesi var, yüzüne çakır amelinin malını yetmiyor, diyor Allah. Anladınız mı? Şimdi sonra bu vasiyetiyetim olsun son günlerim vardı. Hiçbir şu yaptığımızı Allah'ın rızası için yapalım. Oldu mu? Oldu yani. En kulatayı anlattım bu defa ocakta vefat etti, kabri nur olsun. Peygamberimiz buyuruyor ki son şeylerinden Peygamberimiz buyurdular, ya da ümmetinin sadıklarına yani filazunun sarsa Sure-i Celilinde ihlası oku da bak nasıl tarif ediyor Allah. İhlas çok bir il, ihlas dediğimiz sır yaklığıyla, her yardımla tüm yuttumlığıyla, her tuttuğumu riyakar olma Allah rıza için
Kaynak: Genel
Sadaka Vermenin Manevi Bereketi ve İhlasın… | Mihmandar