Sadaka ve İnfakın İslami Anlamı ve Önemi kaydında Sultanü'l arif'in Merhum Bahmut Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu sırahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebe. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren…
Sultanü'l arif'in Merhum Bahmut Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu sırahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebe. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici. Kıymetli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünde inşallah sizlere yine Bakara Suresi tefsirinden bazı açıklamalar, bazı yorumlar aktarmaya çalışacağım. Mahmud Sami Ramazan'ı olup Gaddesallahü's-Sirahü'l-Aziz'in eserinden inşallah. Sadaka ile ilgili, infakla ilgili ayeti kerimeler vardı. Bundan önceki programımızda başlamıştık. İki yüz altmış birinci ayeti kerimeyi ve akabinde gelen iki yüz yetmiş dördüncü ayeti kerimeye kadar olan kısımların mealini ve bir kısmının açıklamasını zikretmiştim sizlere.
Kaldığımız yerden devam ediyoruz inşallah. Ey iman edenler, sadakalarınızı malını insanlara gösteriş için harcayan Allah'a ve ahiret gününe inanmayan bir kimse gibi başa kakmak ve incitmek suretiyle heder etmeyin. Burada riya başa kakmak ve eza etmek gibi hususların kafirlerin özellikleri olduğuna dair taviz vardır. Binaenaleyh müminlerin mutlaka bunlardan sakınmaları gerekmektedir. Ulemadan birinin şöyle dediği rivayet edilmektedir. Gösteriş yani riya ve başkalarına duyurmak için amel eden kimse sokağa çıkıp da kesesini çakıl taşlarıyla dolduran insanların bu adamın kesesi ne kadar da dolu dediği adama benzer. Halbuki kesesini çakıl taşlarıyla dolduran adamın insanların sözünden başka hiçbir menfaati yoktur. Zira onunla bir şey satın almak istese hiçbir şey vermezler.
Selefi Salih'in sadakalarını insanların gözünden o kadar gizlerlerdi ki bazıları vericisini kimse tanımasın diye ama bir fakir arardı. Bazıları sadakayı uyuyan fakirin elbisesine iliştirirdi. Bazıları da alması için fakirin geçeceği yola atardı, böylece riyadan kurtulurlardı. Bir hadisi şerifte Nebi-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz şöyle buyurdular, Sizin hakkınızda en çok korktuğum şey küçük şirktir. Ashab-ı Kiram dediler ki: Ya Rasulallah! Küçük şirk nedir? Rasulullah Efendimiz riyadır buyurdular ve devamlı Allah Teala kullarını amellerinin karşılıklarını vermek için topladığında şimdi gidin bakalım kendilerine mürayilik ettiğiniz kimselerin yanına bakın onların yanında bir mükafat görebilecek misiniz? Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem devamla Allah Teala kıyamet gününde kulların arasında hüküm etmek üzere tenezzüllen teşrif eder.
Bütün ümmetler hesapları görülmek üzere iki dizleri üstünde beklemektedirler. İlk çağrılacak olan Kuran'ı hıfzedenlerdir. Sonra Allah yolunda mücahede edenler sonra malı çok olanlardır. Allah Teala Kuran hafızına buyurur ki: Rasulüme inzal ettiğim kitabı sana ben öğretmedim mi? Evet ya Rabbi. Öyleyse öğrendiğinde ne yaptın? Geceler boyunca ve gündüzlerde durmaz okurdum. Allah ona yalan söylüyorsun der. Melekler de yalan söylüyorsun derler. Sonra Allahutaala bilakis sen filan ne güzel okuyor desinler diye okudun der. Sonra Allah yolunda savaşan çağırılır ve sorulur. Sen ne uğrunda savaştın? Ya Rabbi yolunda cihadı emrettin, ben de senin yolunda savaştım. Neticede bu yolda öldürüldüm. Hayır, yalan söylüyorsun der. Melekler de yalan söylüyorsun diye tekrar ederler. Allah-u Teala hayır, sen filan mücahit ne cesaretli ne kahraman adamdır desinler diye savaştın, bu da denildi.
Sadaka ve İnfakın İslami Anlamı ve Önemi ne anlatıyor?
Sadaka ve İnfakın İslami Anlamı ve Önemi kaydında Sultanü'l arif'in Merhum Bahmut Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu sırahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebe. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 6 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Yani ecrini aldın. Sonra malı çok olan getirilir. Allahutaala ona ben senin malını genişletip hiç kimseye muhtaç olmayacağın bir hale getirmedim mi? Evet ya Rabbi. Öyleyse verdiğim malla ne yaptın? Sıla-i rahim yaptım, bol bol tasadduk ettim. Hayır, yalan söylüyorsun der. Melekler de yalan söylüyorsun derler. Allahutaala devamlı sen bu tasaddukları filan adam ne kadar cömerttir desinler diye yaptın der. Sonra Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki işte bu üç zümre kıyamet gününde cehennemin ilk defa kendileri için kızdırılacağı kimselerdir. Ayetteki işaretler şunlardır sevgili dinleyiclerim. Yapılan işler muameleler, ilahi rızadan başka gayelerle olursa orada bir nevi haktan yüz çevirme var demektir. Haktan yüz çeviren insanın batıla yöneldiği muhakkaktır. Batıla yönelen insan da yapmış olduğu amellerdeki bütün haklarını iptal etmiştir.
Hak'tan sonra sapıklıktan başka ne vardır? Halbuki biz müminler Hak'tan yüz çevirip batıla yönelerek yapmış olduğumuz iyilikleri bozmaktan nehyedildik. Cenabı Allah şöyle buyurdu. Başka kakarak sadakalarınızın sevabını heder etmeyin. Yani yaptığın iyiliği fakirin başına kalktığın zaman haktan yüz çevirmişsin demektir. Zira iyilikten kastın eğer hakkı talep olsaydı fakirin başına kalkmazdın. Kaldı ki sen fakire yapmış olduğun iyiliğe rehin bağlı birisisin. Çünkü o fakir senin hakka vasıl olmana sebep olmuştur. Bu sebeple Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurmuştur. Eğer fakirler olmasaydı zenginler helak olurdu. Yani insanlara iyilik yapıp sonradan esnada bulunmak batıla yönelmek demekti. Çünkü haktan başka her şey batıldır. Binaenaleyh kim Allah için bir amel işlerde sonra onu başka bir gaye ile lekelerse amelini bozmuş demektir.
İşte aşk-ı ilahi ve hop bir Rahmani kulun kalbini ve bütün varlığını sardığı zaman mal da evlat da can da ortaklığı siler, temizler. Yani her şeyi Allah'ın olduğunu kul yakinen bilir ve verdiğini kendi mülkü değil Allah'ın mülkü olarak verir ve verdiğinden kendine bir pay çıkarmaz, ücret mukabilinde hizmet adamla yakışmaz. Efendisinin Kerim olduğuna kalbi mutmain olan şu işten ne ücret alacağım diye düşünmez ve bu gibi şeylerle uğraşmaz. Uğraşmadığı için de rızık ve bereket beraber gelir, üstelik rızaya erer. Ey Rabbimiz, senden başkalarından bir ümit etmekten bizleri kurtar. Bizi ancak seni arzulayanlardan kıl. Amin. Cenab-ı Allah şöyle buyurmuştur sevgili dinleyiciler. Allah'ın rızasını istemek ve ruhlarında da imanı kökleştirip takviye etmek için mallarını harcayanların hali de bir tepenin üzerinde bulunan güzel bir bahçenin haline benzer.
Yani cimrilik, mal sevgisi ve onu sımsıkı tutma ve harcamaktan sakınma gibi çirkinliklerin ortadan kalkması için nefsinin bir kısmını iman ve taat üste sabit kılmak istiyorlar demektir. Zira nefis fıtraten malı sever. Bedeni ibadetleri ağır görür. Ancak onu neye alıştırırsan ona alışır. Nefis çocuğa benzer. Onu serbest bırakırsan devamlı annesinin memesini emmek ister. Memeden kesersen kesilir. Nefsi kendi haline bıraktığın zaman kendine göre alışkanlıklar kazanır. Tembelliği, ciddiyetsizliği, cimriliği, malı hayır yollara ve imanın gereklerine sarf etmemeyi ihtiyat haline getirir. Onu mükellef tutar. Bedeni, mali ibadetlerin güçlükleriyle karşı karşıya bırakırsan o bunlara boyun eğer yaratılıştan gelen adetlerden kendini kurtarır. Peki nasıl oluyor da mal nefisten bir cüz kabul ediliyor?
Onu sarf etmek suretiyle itaat nefsin bir kısmının itaati ve nefsi iman semeresi üzerinde tespit etmek oluyor dersen cevaben derim ki şüphesiz ki nefis mala çok düşkün olduğundan dolayı sanki mal nefsin bir parçası gibi kabul edilir. Mal canın yongasıdır. Malını Allah için sarf eden kimse nefsinin bir kısmını iman üzerinde sabit kılmıştır. Malını ve canını veren insansa hepsini sabit kılmıştır. Akıllı insan Allah'a ihlasla kulluk eder ve daima gizli tağuttan kurtulmayı ümid eder. Bu gizli tağut gizli şirktir. Bundan kurtulmak ihlasa bağlıdır. Ali bin Ebi Talib'den rivayet edildiğine göre Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: Sadaka sahibinin elinden çıktığı zaman sailin eline varmadan beş kelime söyler. Az idim, beni çoğalttın. Küçük idim, büyüttün. Düşman idim, dost oldum. Fani idim, baki yaptın. Senin tarafından korunur idim, şimdi senin koruyucun oldum.
Mekhul Eş Şami şöyle demiştir: Mümin bir sadaka verdiği zaman Allah Teala ondan razı olur. Cehennem şöyle seslenir: Ya Rabbi! Bana sana şükür secdesi için izin ver. Çünkü sen ümmet-i Muhammed'den birini benim azabımdan kurtardın. Zira ben ümmet-i Muhammed'den birine işkence etme konusunda Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den haya ediyorum. Fakat ne yapayım ki emre itaat gerek. Gelin eline mal geçmişse o malı Malikul mülkün yolunda infak etmeye baksın, şükretmeye koyulsun. Hiç kimsenin ricasını geri çevirmemeye gayret etsin. Hadisi şerifte buyurulmuştur ki Kim kendisine sığınanın ricasını kesip atarsa Allah da onun ricasını kesip atar. Ulemadan bazısı bu hadisi jedifi görünce ağlamışlar ve üstatlarına hadisin manasını sormaya gitmişler. O alim zat üstadına vardığında bir köpeğe eliyle ekmek yediriyormuş. Selam vermiş, selamını almış fakat her zamanki mutadı hilafına ayağa kalkmamış.
Köpek ekmeği bitirip karnını doyurduktan sonra kalkıp mülatafa etmiş. Ona iltifatta bulunmuş. Talebesi olan alim zata ikramda bulunmuş. Hemen özür dilemekle geç kalmayarak sen gelince ayağa kalkmadığımdan dolayı kusuruma bakma. Nebi-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin emrine imtisal ile meşguldüm. O kim kendisinden bir şey isteyerek sığınanın ricasını kesip atarsa Allah da Onun ricasını kesip atar buyurmuştur. Bu köpek de gelip benden ekmek istedi, ben de bu hadis-i şerife imtisal etmeye çalıştım demiş. Hadis-i şerifin tatbikini bu kadar güzel bir ahlakta müşahede eden alim zat suale ihtiyaç kalmadan müşkilini halleder ve üst ağzına kemali ihtiramla tam bir saygıyla huzurundan ayrılır. Şunu iyi bil ki uhrevi sevap ve cennetlerdeki derecelerin yükselmesi için infak eden, hayırlar ve taatler yapan kimseye nispetle hakkı ve onun rızasını talepteki ihlasın semeresi iki kattır.
Sevap için infak edenin hazzı yalnız cennet nimeti olacaktır. Halbuki hakkı talepte samimi olanın hazzı ise hakka kurbiyet, ona kavuşma nimeti, hiçbir gözün görmediğini, hiçbir kulağın duymadığını ve hiçbir beşerin kalbine gelmeyen şeyleri görmek. Bir cennet nimeti. Cenneti ve onun nimetini talep eden kimsenin nasibinden kat kat fazladır. Allah'ım, bizi bunlara ulaştır, amin. Kuş şehri demiştir ki Cenabı Allah bu ayetlerde muhlisi, samimi olanı, münafıkı, iki yüzlüyü, Allah yolunda malını harcayanı ve batıl yolda malını sarf edeni misallerle anlatmaktadır. Samimi ve malını Allah yolunda harcayanlara Allah daha iyisini verecek ve onları şerefli kılacaktır. Münafık olup da malını batıl yollarda harcayanların malı israf ve telef olacaktır. Münafıkların bütün gayretleri boşuna samimi olanlarınsa makbul olacaktır.
Mümin olup da samimi olanların amelleri gelişecek, münafıkların amelleri helak olacak ve zarar dilde olacaklardır. İşte samimi insanların misali bir ekin ekipte ekinin kökü gelişen, kuvvetlenen ve dalları yükselen, menfaati çok olan kimsedir. Münafıkların misali ise ticaretinde zarar eden, sermayesi çalınan, ticaret yaşı büyük olmasına rağmen ürünü az ve her cihetten meşakkate uğrayan insandır. Bunların ikisi birbirine hiç benzerler mi? Benzerlik bakımından birbirine yaklaşabilirler mi? O halde amellerde mutlaka samimi olmak lazım. Zira sevap esasa bağlıdır. Değerli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünü de burada bitirmek istiyorum. İnşallah bir sonraki bölümümüzde kaldığımız yerden Bakara Suresi tefsirine Mahmud Sami Ramazanoğlu Gaddisallahu Sirahü'l-Aziz'in eserinden devam edeceğiz.
Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kaddesallahü Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici.
Kaynak: Genel
Sadaka ve İnfakın İslami Anlamı ve Önemi | Mihmandar