Peygamberimiz buyurdular ki Muhammedun sabah. Katının burasını. Yırıtır'a, herhangi bir hayır parası, cami, köprü vesaire bir yere paran çıktı mı elinden, dövümden aldın mı? Sair eline almadan Allah'u Teala hazretleri kudret eline alır. Yani sen o eli görelen de hemen vermiş oraya ama o ikimizin arasında Allah'ın eli var. Allah elden lezzet değil mi efendim? Allah'ın kudret eli var diyor sana. Anla, kudret eli var Allah'ın. O ama ya vermiyor, o camiye vermiyor, o fakire vermiyor. İlki Allah'a veriyorum. Allah derdi öyle veriyor. Ey dinle çok kıymetli, alın kabul buyurur ve fetekelleme leh hamsi kelimatül, geç kelime söyler o sadaka, sahibine geç kelime söyler. Duymuyorum, kulağım sağdı. Ne yapayım? Bakiret kulağının kapalı. Yani Rabbimiz ne affeder bak, verilen sadaka şu biz, şu beş kelimeyi sahibine söyle. Ne der hocam? Hocam ne der Allah aşkına? Saraka söyler mi?
Söyler diyor Peygamberimiz. Söyler ya sen duyma, duyanlar duyar. Bir, Kıymacı güçcü müdür. Kıymacı güçcü müdür, bir yirmi bin beş yüz liraydı. Teyiz bereketken ben de büyüktüm bire yedi yüz, yedi yüz bin lira, yedi yüz bin lira bereket verdim, sevap verdim. Bu sadaka kendi söylüyor, senden güçlüydün bin yedi yüz bin liraydı, yedi yüz bin lira büyüttüm Ya Rabbi diye sahibine söyle. Ya biz yer diye mi zannediyoruz ki, istihsak veriyor da, çoğaldı yok zannediyor, vermediğin için azalıyor. Cemaatimiz böyle ileriye gelecekler, böyle çabalıyoruz diyorum, hazırım herhalde. Şöyle gelin bakayım bir gelin, gelin gelin gelin gelin gelin. Namaz olur diye korkuyorum. Acele konuşuyorum, rahat yaklaşıp geliyor. İyi dinle kulağını ias da birer birer yersin inşallah. Beş kelimeden birisi, ben azıdım, beni feyzi gereketle çoğalttım, sana kadar verdim çünkü benden, beni çoğalttım diyor.
İkincisi, saysa sayıca da azıdım. Sayım azdı, bin keziydi. Beni Allah'ın farzıyla çok az, bire yedi yüz vermekle, daha aşağıda ayeti gelecek, okurum inşallah o zaman. Yani böyle beni çoğalttın. Bir dane etini diyor, Allah misal getiriyor. Tek etini, tek buğdayı toprağa düşürdüm mü, yeşerdin mi bir şey çıkacak zannedersem, yedi tane vaşşak yaparım onu diyor Allah, yedi tane çoğaldırır. Toprağın içinden yedi tane dala ayrılır. Her dalda yüz, her başakta yüz tane tane olur, yedi yüz tane veririm daha naziyede veririm. Sen dinle, parlamıyorsun, kalbim yiyorsun yalan. Allah Allah bütün gün, gevrelerde sana guşman adın, para insana guşman olur. Mide dehliyken gündüz, kesetehi candır. Midem boş oldu mu hastalık gelmez, az gir. Az içersen hastalık gelmez insana. Biz hep çok yediğimizden içtiğimizden böyle olduk.
Onun için, paran da olmazsa yanın rahat olur, parası olanın çık dışarı ver, kapıyı ölçtüm, tabançı açını. Dökül yirmi bin lira, nereler yok diye kapıyı kalktın mı, Ankara'da çok gördüm, o gün dükkanın camları eğilip kırılmış, Yirmi bin liranın yerine elli bin liralık zarar attılar böyle kayaların eyle. Yani seherler bizden rahat değil, böyle golf ile yaşar yıllar. Ben seherde de oturdum. Allah, Allah iç düşmanlarından muhafaza etsin. Razı olsun. Şimdi ben sana dost doldum, ceketini meri'i verince yarın ahirette seni kurtaracağım diyor. O mal Allah'ın kudret eline geçince böyle diyor. Dinle kardeşim, dünyaca sarkolunmakla fani olacağım, dünyaya, çocuklara yemeye, içmeye, kadehlere, etilere, çekmeyerek vesaire, elbiseye, bu soldu bir daha al, bu soldu bir daha al diye ailenin, çocukların, kızların nazını çekemeğinde, üstü üstüne al diye şeyler, onlar fani olacak.
Dünyaca sarf olurmakla fani olacağım. Allah'a devretle beni baki mal ettin. Yani çok sözlerle prenses okunurdu, konuşamıyorum. Çünkü insan anadan uğrayan doğar kalkacak kabrinden kalkar kana, karnı aç diye aç, yendi de anadan uğrayan. Ayşe Sıdd'a annemiz dedi ki ya Muhammed insan utanmayacak mı, utanmayacak mı? Kadın da anadan uğrayan olacak, erkek de anadan uğrayan olacak, herkeslerin üstünde el kadar gir diye olmayacak, utanmayacak mı ya? Korkusuyla kakan genini bilmeyecek ki. Tehlekten geçti, açıktan geçti, kaçıktan geçti. Dövlev olacak ki ya. Ayrıca herkes gencinin kim olduğunu bilmeyecek. Bak Saadet'e ya, köprüyü geçtim, işte Mehmet yanımdaydı. Süleyman Amca, babamın gergisiydi o. Dergisi idi. Elim anası varır. Bize çok gelirdi, köprüyü getireceğin o da arkamdan geldi, onu ondan halallaştık, ayrıldık. Dün diyor ki dua et diyor.
Dua ettim, Süleyman ismini unutmuşsun der, o olduğunu bir gün güzel halallaştık ki kim gücün Allah diyerek Allah'a kavuşacaktı. Görmüyor musun? Ölüm bu kadar yakın. Dün camide bizim ile beraberini, devıl, ömrün, toprağın peşinde. Yerine güveniyorsun da yani celpiyon zannen zannediyorsun kendini. Allah imanı da yazıyor ya. Dünya'ya ısrar olunmakla, kanuk olacaksın, Allah'a gelinlerle beni mahkum etsin. Misafir getiriyorum hatun da iftarı, fukaralarla açıyorsun değil mi? Dedi Münir bana, sen yapıyor musun da biz yapalım? Desyarını fukaranın evine göndermeli. Evet, yaptın demek rüya tarzı olur. Bugün, deliğini bileci diyemiyorum. Bir koleksiyon çeper komşumuza göndermiş diyorum da filan oğlu filan diyen veriyorsun. Rüya olur yazık diyor, ameli daha iyi olur diyor.
Ama şimdi gerilme tarlasında, o yediğin kahveltiler yok mu, Kadir'den çıktın mı Cennet Kıyametine tebfir olmuş, Kadir oraya gelecek. Kadir huriler getirmiş buyurun. Dünyalayana vakit karaya yedirtsiniri. Şimdi bunu ye, onu cemal-i afiyetle yiyorum. Dünyadayken ha, fakir fukaranın üstünü örtçüydü. Elbise almış da değdirmiş, gel yavrum, senin baban yok, ananı yok, çarşıya el getiriyorum, baştan ayağa donatıyorsun, hazır elbiseler var. Çocuk gülerek koyup varıp geliyor. Yarın çocuk elbisesi olsa bile, zeylül de diyeceğim diyorum, kabirden çıkar çıkmaz o elbiseyi cennet kullesine döndüreceğim, değdireceğim. Görüyor musun verdiğin azıcık bir şey ne oluyormuş? Ne olsun efendim, sen diyorum işte. Sen diyorum, ne diyorum? Dünyaya sarf olunmakla fani olup gelir gererim. Eskiyiüllah. Ama Allah'a vermekle, beni baki kıldım deyip ortalıkta söylüyor.
Daha söyle efendim, efendim, yeşil süsü, elinde oldukça sen benim, benim muhafızım idin, elinde para oldukça bağırıyorsun, içine koyuyorsun, yine korkuyorum yararlar diye, ya yine beni muhafazaya çalışırdım. Elinde olduğu müddetçe para, bundan sonra ben senin muhafızın oldun diyecek. Bundan sonra ben seni muhafaza edeceğim. Diyorum ya, Hashunu'l-emvaletin bir zekat dedim ya, zekatını çevirin kendinizi, başınıza, malınıza, yanınıza bir bela gelmesin diyorum ya, onun için hem camiye ver, hem gelen ama ya bir kendini kurtar. Yine ben yine devam ediyorum, hadis devamlı. Ve ruiye anadillahi minu ma'r radiyallahu Nazır olunca, gerisi Ya Rabbi, cümlem hakkında bıktılar. Hemen ya'mel libkale zerratin hayran yara. Hayırdan gelecek kadar yani elinde üzüm varmış, Aişe annemizin de bir sahil gelmiş. O üzümden bir tane kalmış, kendi yememiş, boş sahile vermiş.
Allah bunu da kabul eder mi ya Muhammed deyince bu ayet nazil olmuş. Zerreyi haber vereyim mi? Güneş daha doldu ya, şuraya halıya pat pat vurur da toz çıkarsa, böyle bir toz kıvranır ya eline aldın mı hiç toz görünmez ya, vurla dardan olsa yine zalim etmeyeceğim diyor Allah. Zayi etmeyeceğim, ceplerine yazacağım yani mükafatı verilecek. Düşman, cerrah bu işte. Allah biz de duymamış. Su işte şimdi bir daha buraya çıkmak size nasip olur mu ki? Yeter mıyım, bugüne gelir miyim ki? Bu sene diller indiriyor, diller çıkarıyor. Rahatsız duyduğumdan gece gelişinden koyuyorlar. Gelecek sene bir daha vaaz vermeye muvaffak olabilecek mi her türlü? Sen dinleme de gaflet ediyorsun bir daha eline getirecek mi bakalım? Ruhu matı neyi kaldıralım Allah aşkına? İşte ben dedim baştan ayağa hakkımı helal etsin, şimdi de bana helal edin. Allah sizden de razı olsun kardeşim.
Ümidim yok ki ya sen ya, ümidim yok. Sanki yapıyorum bunu. Ve ben Yağmur diskaleş ya da nazlı olunca, geldi ya Rabbi, Hulusi az bile dinlerseniz, yine verir ki Ya Rabbi, dinletme bu da artık bir de on verirsen ne olacak? Sen çok verirsin saman Ya Rabbi. Rabbim buyurdu ki herkes bir iyilikle gelirse ona on misli karşılık verir demiş. Yok Ya Rabbi. Bu çok az ümmetime on misli verme, sen deyip ağlatıyor artık. Sen geri böyle oruç tut da ağzı teptersin de, öteki yığınların arzunda, kamyonların içinde oruç yerken sen sürünle, Allah sana az versinken, onu git hatırıma getiriver. Muhakkak Allah çok verecek. Dur bakalım ne buyurdu. Peygamberimiz buyurdular diyor. Dinletin ki yine bu da az cazip. Allahu Zülcelal Hazretleri buyurdu ki Allah yolunda mallarını hacc edenlerin misali her başakta yüz tane bitiren yedi dallı diletinin haline benzer. Allah kendi misali diyor.
Yedi ahşaplı bir buğday verdim. Bire yedi yüz verilmiştir. Senin ümmetin bir sevap isterse, giderse ben yedi yüz yüze sevap verdim onlara. Anladın mı Hazreti? Allah, dilediği kimseler için daha da azdır. Allah'ın fazla keremi çok geniş, her şahsın niyetlerine çok iyi bilendir, mühiyetini iyi bilendir. Rüya için bir şey yapmayın. Gel görsün de aferin diyesim diye yapma diyor. Allah için yapacak. Böyle derdi derdi yedi yüz derdi şimdi ne diyor? Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, Ya Rabbi, ümmetin muhlislarına daha artır. Yedi yüzde ne var Ya Rabbi, sen çok büyüksün zamana. İyice anlayın az önce. Yedi yüzde ne var Ya Rabbi? Bire yüz, bire yedi yüz, bire yedi yüz milyarlar olur. Habibim. Ya Rabbi daha ziyade dilersen beni memnun eden, ben senin hadidin, araştırdı mı? Yani doldurum zaman, kullarım ağzına vurdum, dinlemin söylediği sözü önlem anladım. Ilahi dinlesin der kıl bana.
Anasından bir çılgın böyle diyordu. Muhammed Mustafa, demek hırs yaşına varsın, peygamber olsun da, azak hayır olsun. Olmaz. Bir de ümmetimi yakacaksın olursan, bir yerin dünyan gibi yanı Ya Rabbi. Yapma ben ümmetimi. Yapmam hadi. Yapma. Ümmetini yapmam. Cebrail Aleyhisselam geçen gün de demiştim, uykunun zamarı değil be, cennete girdik olduk. Tövbe yolu, açıl, açıl. Var, kurnazlar orada kapış yenir. Suda da barışık. Ya bunlar böyle yerleşince onlar da yesin oraya, sular boş yere. Bak bak bak böyle telifip geliyor. Hadi doğrusu olalım, ne olsun? Siz de tek genç, kalyonun gitse duymadım ya, yani vaazı tükeniyor. Bir diyor, size insan vaazı geçerken, söylemem, çok zor oluyor. Hoca korkuyor, kusurumuzun ey söylendiği öyle geliyor, kaç da yok biz. Hacılahman'a kadar camiye giremez oldum, bileğin ardında dururum, benim, benim tarlada geçirdiğim namazı neyim bir de insan yok.
Bakar diyor, zanmiyorum korkuyorum ben senden diyor. Yavrum, işte bizimki göğsüne oturmuş bir avuç. Elinde de makineli tuzak var. Şöyle kekliklerine de ötüyor ya görmüyor. Darama böyle, gırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırırır hırsızlık ettiğini ne bileyim yavrum, ben senin zinaya gittiğimi ne bileyim, kumar oynadığımı ne bileyim, ne bileyim ben senin sabaha gece yarısına kadar gözümü televizyonunda çürüttüğümü kulağınla dinlediğini, ne bileyim ömrünü boşa getirdiğini? Bunların hepsini alır bana devri, bana devri, bunu bana devri. Çal soydum, böyle şikayet evimize vardım mı gelir. Yakın akrabamızdan ben vardım mı benim kusurumu alnımın çatına çat giyiyor diyor.
Eğer biliyorsan Allah bin türlü, bunu değil mi böyle insanlar titreli olan göbek açıyoruz ben. Ya, şimdi mevzumuza gelelim. Ben bir kendime mendilini arayayım. Ezan okundu, onu ben kendim biliyorum. Sıkıştırmamanın için ne kadar kolay tezse o kadar pis konuşacağım da yarın yetmiş yerinden bağlıysan gel, affolman istiyorsan yarın. Yetmiş yerinden bağlıysan gel, devamlı niye tüküremedim? Ne yapayım, müjde vereceğim onlar. Nereye geldik efendim? Şuraya gelmişiz. Bire yedi yüz deyince Peygamberimiz dedi ki ziyade, İddagatı ümmetime az olur. Az olur. Allahu Teala muhlislara, ameli ihlasla yapanlara daha artırırım gelip de şu ayeti kerime gelmiştir. O kimdir ki, o kim ki, Allah buyuruyor, onlar o bunları kim ki bize diyor, ne diyor?
Allah'a en güzel halis niyet ile halis niyet ile bir suratta gündüz vermiş, ceket vermiş, fıtırak vermiş, sadaka vermiş, Allah onun mükafatını kat kat arttırır, daha kat kat yedi yüz lira. Yedi yüzü, yedi yüz telle kat kat dilerim Kuluma büreceğine. Yarın makyajlar, oh ya Rabbi diyeceksin. Şimdi zor gelecek mi? Paraya üşüşacak da geldi oruç, böyle yazdım ya o ağzım kurudu, yumruk kalmadı. Bunların mükafatı çok yeyip güne söveceksin vallahi. İnşallah, inşallah. Ala Resulullah Sallallahü Teala'nın insene, Peygamberimiz daha vurmayın. Yani kalk, kalk diyor da, Peygamberimiz vurmayın. Ne için vurmayın? Bizi kurtarmanın için. Mahkemede, nurlu, mizan, çerez, Anlamadı hocam Kuran-ı Kerim'de. Tıpcesini seviyorum size. Ben sizi bir gün daha mahkum etmedim. Ya konuşur konuşur hep kulaklarınıza koydun ya Allah dışarı çıkarmasın. Allah nedaatlar versin inşallah.
Allah su kötü ahlaklarınızı iyiye tebdil etsin. Orucu kabul olanların tek işareti var ve orucu kabul olmuş kimsenin tek işareti var. Ne hoca o, Ramazan çıktıktan sonra namazını hiç geçirmiyor, eski kırdı, arkadaklarını bırakmış, yine Allah'ı zikreden, Allah'ı zikreden beş vakit namaz kılan kimselerin yanına yoldaş olduk mu orucu kabul olmuş. Yok, yine eski taht, eski hamam gibi olursa oruçcağız daha iyi olmuş Savarlının peygamberlerini eyle. E işaretini verdim sana, ne olursan göreceksin. Peygamberimiz buyurdular Ya Rabbi, ilmin'nin sadıklarına daha artır. Kalk kalkla ne olur Ya Rabbi kalk kalk olsa? Yine bir sayı var, sayı var. Yedi yüz lirinizi bire yedi yüz, yedi yüz kere, terre diyorum bak, patentlikçiler gelir, kaç milyon olur der, bilmem. Ben bilmem. Onlar da okumadım ben. Şimdi size birden halimi söyleyeyim. Bir gün medresem yok benim. Bir gün de yeni yazılan mektebim yok.
Bir günde bu albimin unvanı eski yazılardan da yazım yok. Yemini yetiştirmenin için bugüne kadar silabı elimden bırakmadım. Lütfen var diyen okurum, çocuklarımdan sorun. Yemeğe oturursan şu saf yerindeydi, şimdi gözüm oturduğu için bakamıyorum Hacı Nova, anaları evlenirim Hacı Nova. Allah'ın resuleten Hacı Tova koylanana kalan eteğini. Hikmetten çok daha hayırlı bu Hocasız nefis olur mu hoca? Olur yavrum, Allah versin mi olur? Ne diyor, babam seni okutmadı mı da? Herkes babam vefat etti. Bir gün kitabın, şu kitabın pencerenin önündeydi, okuyacağım babam da en büyük kocanın birisi babamın yanına geldi. Hasan'ı okuyor mu yoksa dedi. Yok efendim, bir şey lazım olur da ona baktım. Koca okurum dese, karartma,