Konu hastalık olunca bu taziyelerde üstadımızın iki hadisi kutsi okuduğunu görüyordum çokça. Bunu çok aradım, bu hadis kutsi çok aradım. Birisini çıkarabiliyordum, o da galellahu Teala mellem yarda bir gadai, velem yass bir ala belai, Kim benim hükmüme razı olmazsa, kim benim verdiğim musibete sabretmezse, kim verdiğim nimete de şükretmezse benden başka yüz bin kere haşa Allah razı ve bu arada şunu da ifade buyuruyorlardı, Cenabı hak insanları halk buyurunca melekler diyorlar ki Ya Rabbi biz arzı da arzı da ölçüp biçiyoruz bu kadar insanı alması mümkün değil. Yani üst üste böyle omuzlarının üzerine basarak da yükselseler almaz. Halık'ımız buyuruyor ki ben onları nöbetle göndereceğim, bir kısmını getireceğim, bir kısmını götüreceğim.
Ya Rabbi onlar gözlerinin önünde ölümü görürler de nasıl yaşayabilirler deyince Halık-ı Zülcelal buyuruyor ki ben onların içine bir nefis vereceğim O diyecek ki bir gün ağlayacaklar, sızlayacaklar, ikinci gün, üçüncü gün artık herkes işine dağılsın diyecekler, unutup gidecekler diye çok güzel beyanlar da bulunurlardı Burada ikinci bir Hadis-i Kudsi'yi çok aradım Sonra Elimizde Camus Sahir var. Bu üç ciltte iki cilt birbirinin aynı. Çünkü dedem Rahmetullah Ali Hazretlerinin eserlerini çok takip etmek suretiyle hep kaybolunmuş. Hatta onu sevenlerden bir tanesi üstadımıza sıkıntı gelmesin diye kitaplarını ateşin içine atmış. Yani yüzlerce kitapları kaybolmuş dedem Rahmetullah Ali Hazretlerinin O camus sagirin ama çok güzel o Eski baskı fakat bir. Cilt var iki ile üç aynı bir gün açtım bakıyorum Hadis-i Kudsi hadis kitabına bakıyorum Cami-i Saira Aşağı kısımda İda diye bir ibare görüverdim.
Bir daha bakayım dedim. Üstadımızın okuduğu hadisi kutsi orada. Bir yitiği bulsam bu kadar sevilmezdim. Maddi olan bir nimeti kaybetsem de bulsam bu kadar sevilmezdim. O kadar sevindim ki o da galellavu Teala ive teveccühtü abden min abidi. Tabii sevindim bir de onun okuyuşu da anlatımı da müstesna oluyor Allah'ın dostlarının Çünkü seslerinde riya kibir diye bir şey yok. Es-Saizbillah yes adul kerimut tayyib bel amelu yerfauz Salih buyurulduğu gibi Kuran-ı Kerim'de Cenabı Hak onların amellerini kabul dergahına kabul buyuruyor, kabul dergahına ulaşıyor. Seslerinde de öyle yani seslerinde de gönüllere büyük bir tesir bırakıyor seslerinde. Mana vermeye gerek varsa diyeyim Cenabı Hak kullarından bir kuluna iltifatta ikramda ihsanda bulunmayı murad edince kullarımdan bir koluma eğer ikramda, ihsanda, iltifatta bulunacaksam musibeten fi bedeni, bedenine bir hastalık veririm.
Eğer bedene hasta olmazsa ev fi malih malında bir kesat, sıkıntı meydana gelir. Tabii sabreler bedenine olan hastalıktan, sonra malına gelen sıkıntıdan. Eğer malında da bir sıkıntı olmazsa ev fi veladihi yavrusuna bir dert, sıkıntı verir. Hatırladığım burada şu ayeti celileyi okurlardı. Yani bilmiyor mu kulunun ne yapacağını?
Kolunu kuluna, kuluna bildirmek için kendisini, kendisine bildirmek için imtihan ediyor diye evlat hususunda o Semera kelimesi geçiyor ya Bu Ayet-i Celileye Elmalullah Hamdi Yazır hocamız çok değişik manalar verir, o size ait o size ait, bilirsiniz artık işte oradaki mala mülke gelen sıkıntıları zekat olarak anlatır o Havh korkuyu Allah korkusu olarak anlatır Celle Celalühü onu görürsünüz tefsirlerde mevcut burada Semar kelimesini göz nuru evladı diye haber veriyordu Bir de şunu görüyordum ben Mürşidimizin bir gün mektebim yok dediğine bakmayın bunu niye söylemiş Ben de bilmiyorum hazin tefsirini okumuşsa Tarikatı Muhammediye'yi okumuşsa ilim ehillerinin içerisinde bulunması hayret ediyorum bir sözü var da bugün de o hatırıma geldi oradan gelir söz bizdedir arada tercümandır bu olsa olsa dedim bu Dehudünni ilim olur oradan gelir söz bizdedir arada tercümandır bu diye Neyse işte bedenine bir musibet veririm sabreder malına veririm sabreder evladına veririm sabreder sabrı Cemil'i de çok güzel anlatırlardı.
Sabri Cemil mesela musibet sahibi bir kimse onu ziyarete geliyorlar, işte taziyede bulunuyorlar. Onlar arasında seçilmeyecek kadar neşeli olan diye. Abdulkadir Efendi burada mıydı? Abdulkadir Efendi çok iyi bilecek. Medine'de Müslüman amca vardı, Misinli, onun evladı Abdül Gani bu hac yolunda irtihal etti irtihal etti Abdul Gani'nin cesedini yıkarken cesedini yıkarken öyle bir tebessümde bulunuyor ki diyor ki Abdul Gani benim sıramı aldın Abdul Gani Cenabıhakk'a benden daha evvel kavuştun diye Allah'ın veli kullarındandı. Sami Efendi Hazretleri buyururmuş ki kendini bilmeyen veli diye söylermiş. Bunu dedem iltihal ediyor. Üstadımız daha çok genç bir yaşta. Gelenlere ne diyormuş? Buyurmuşlar ki bir kimse Beytullah'a kavuşsa ona üzülür müsünüz yoksa sevinir misiniz? Babam Allah'ın cemaline kavuştu diyormuş. Bu Allah'ımızdan gelen bir lütuf, bir ihsan olsa gerek.
Festakbeleha bir sabrin Cemil'in güzel bir sabırla karşılarsa Cenabı Hak ona Efendimiz burada istihahyetü yevmel kıyame derken haya muamelesi eder diye buyururdu. Haya muamelesi eder diye çok bu kelimeleri kullanırken çok itinalı olduğunu da görüyordum işte ona ne bir mizan ne de bir defterini açar diye Velhamdülillahi Rabbil alemin El Fatiha